Rapid Wien 1-2 Beşiktaş

Beşiktaş testlerden bir bir geçmeye devam ediyor. Rakibin gücü ve stadyum atmosferi toplamı itibariyle ortalama sayılabilecek bir Avrupa deplasmanından daha üç puan alındı. Viktoria Plzen deplasmanında yaşananların salt taktiksel sebeplerden kaynaklandığını İBBSpor maçında bir kez daha test eden Bernd Schuster, bu hayırlı mağlubiyet sonrası hem bir daha benzer takımı sahaya sürmedi, hem de Aurelio'yu kazandı. Futbol fikrini saha içine yansıtırken doğru seçimler yapıldıkça Beşiktaş'ın puanları artıyor, özgüveni büyüyor.

Bugün ilk yarıda aklıma zaman zaman Metalist Kharkiv deplasmanı geldi. İki sezon öncesi Beşiktaş, rakibin kendi yarı sahasının ortalarında kurduğu savunma hattını aşamamış, Sivok'un olmadığı bir günde geri dörtlüde topla münsabet becerisi yüksek bir tane adam olmayınca rakip kaleye gitmekte dahi sorun yaşamıştı. Rapid Wien ilk 10 dakika Beşiktaş'ı salladı. Önde kurdukları savunma hattıyla alan daralttılar, bir bölüm Beşiktaş'ın topla oynamasına izin vermeyip oyunu Beşiktaş kalesi önüne kadar taşıdılar. İlk çeyrek saat sonunda Quaresma'nın taşıdığı toplar baskıyı kırdı, oyunu dengeledi. Direkten dönen top gol olsa çok daha umulmadık bir şey olacak ve baskı altındaki Beşiktaş, tek bir oyuncu üzerinden ürettiği golle bir Avrupa deplasmanında öne geçecekti. İlk yarım saat sonuna, Quaresma'dan sonraya kadar oyun dengede gitti. Rapid Wien takımı Beşiktaş'ı kalesinden uzak tutmak istiyor, pas kanallarını kapatıyorlardı. Holosko'nun oyuna girişi Beşiktaş'a farklı ve maça çok daha uygun bir gol opsiyonu getiriyordu: Savunma arkasına dikine ya da çapraz koşular.
Aslında henüz maç başında, oyunun devamında Tabata-Holosko değişikliğiyle kolayca fark yaratılabileceğini düşünüyordum. Tabata yine maç boyu tüm özverisini sahaya koydu, asistini yaptı; fakat onun ne sağ kenardaki, ne de forvet arkasındaki oyunu (bugün ikisinin ortasıydı) hücumda yeterli değil. Holosko için elde iki veri vardı: Guti sahadaydı ve Guti'leşen Ernst aynı oyunu oynamaya devam ediyordu. Fakat 51. dakikada artık şaşırmadığım sahneler yaşandı. Toraman önce ofsaytı bozdu, sonra Veli Kavlak'tan içe çalım yedi. Harika gol vuruşu sonrası tabela 1-0'ı yazıyordu. Golden sonra Beşiktaş orta sahası biraz daha ciddileşti. Guti'nin pek çoşkulu oynamadığı bu maçta Fabian Ernst çok daha fazla sorumluluk alarak oynamaya başladı. Soldan Holosko'yu kaçırdı, faul şüphesi olan pozisyonu asistan hakem oynattı ve Holosko'nun golüyle skor eşitlendi. Sonrasında yine Holosko'nun yakaladığı iki net pozisyon, Beşiktaş orta sahasının maça ağırlığını koyması sayesinde geldi. Kenardan savunmayı daha derine çekecek hamle gelmeden, orta sahadaki 4 v 3 değerlendirildi ve kolay pas kanalları oluşturularak Rapid Wien'in çizgi savunması arkasına ulaşıldı. Holosko iki pozisyonda aşırı bencil davranınca ufak çapta bir kriz oluştu, ama çok geçmeden benzer bir pozisyonda Bobo farkını sahaya koydu. İyi oynadığı bu maçı da golle tamamladı. Kalan bölümde aklıda kalanlar Toraman'ın savunma yapamayışı, Hilbert'in sağ bekteki ekstra oyunu, Üzülmez'in bitmek bilmeyen geri pasları, Hakan'ın müthiş kombine kurtarışı ve Fabian Ernst kaldı.

Bu maç, Beşiktaş'a kendi oyununu kabul ettirecek muhtemel rakiplere karşı iyi bir test oldu. Beşiktaş'ın savunmayı derinde kurmayan takımlara karşı çok daha az pasla sonuca gidebileceği bir B planı var. Bu planın merkezindeki oyuncu, şimdilerde çok kötü durumda olsa da iki yıl önceki çifte şampiyonlukta çok büyük payı olan Filip Holosko. Şu haliyle ve üç maçta bir oynatılsa dahi sezon sonunda 10 gole ulaşabilir. İyi bir Holosko ne zaman gelecek bilemiyorum, ama olur da geri dönerse bambaşka şeyler olacağı kesin. Bugün işin emek tarafında da çok başarılıydı, sık sık sol beke yardım getirdi.

Takımın bir süredir en büyük sorunu, Quaresma'nın ters kanadına oyun planını tamamlayacak uzak forvetin halen bulunamaması. Özellikle TSL'de Holosko ve Nihat artık denenmiyor bile. Bu görevde tek verim alınan adam olan Hilbert'in de sağ bekteki sorunu büyük ölçüde çözmesiyle birbirini destekleyen çözüm yolları belirdi. Bugün Quaresma net olarak solda oynadı; esas fark Tabata'nın sürekli içe kaçan, zaten kenar adamını, uzak forveti oynayamayacak olan oyun tarzıydı. Onun içe kaçışları Hilbert'e koşu kulvarı açtı ve takım Ankaragücü ve Antalyaspor maçlarından farklı olarak 4.3.3 ile baklava orta saha arası bir düzende bu maçı oynadı. Rapid Wien benzeri takımlar Türkiye'de yok, Schuster de maç sonrası buna değindi. Takımın kazanma yolu belli, bunun dışına çıkılmadan günlük çözümler üretiliyor. İlk yarının belli bir bölümündeki krizden çıkış, takımın oyun fikrinin baskı altında da kendini göstermesi artı puan yazılır.

Pazar günü bugüne kadarki en ciddi test olarak gördüğüm maç var. Şenol Güneş geldiğinden bu yana (yeni yılda) Bursaspor, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'a karşı bir tek maç dahi kaybetmemiş, bu ligin en iyi hedef maç takımı olan Trabzonspor, Beşiktaş'ın proaktif futboluna karşı antitez niteliğinde bir oyun oynayabilir. Quaresma'nın yokluğu takımın hücum gücünü sınırlayacak elbette, ama mazeret değil. Bugüne kadar Quaresma değil, sıklıkla takım kazandı; Pazar günü de bunu bekliyorum. Avni Aker'de görünenler sonrası Schuster'in Beşiktaş'ını çok daha somut değerlendirebiliriz.

Geri dönüşle alınmış bir Europa League deplasman galibiyeti... Harika. Bir de Trabzonspor maçı sonrası Fabian Ernst'e 5 gün izin verilsin.

Rapid Wien 1-2 Beşiktaş
Noat Samisa

01.10.2010

13 yorum:

SirEvo dedi ki...

Trabzon'un hali kötü, çıkış yolu arıyorlar. Önemli bir deplasman. Sanırım geçen sene de yenilmemiştik, daha da kötü kadroyla. Gerçi 7-8 adam birden defans yapıp epey pozisyon vermiş ama kaleyi gole kapatmıştık. Bu defans kurgusuyla ne olur bilemiyorum.

Bu maçtan aklımda kalan tek isim ise Hilbert oldu. Bence geldiğinden beri en iyi oyununu oynadı. Hem defansı iyi yaptı, hem de atağa iyi çıktı. Yabancı sıkıntı olmayacaksa (Zapo/Ferrari, Hilbert, Ernst, Guti, Tabata, Bobo [Holosko oynayacak dersen Nobre'yi koyar bu sefer forvete, o da ayrı bir sıkıntı tabii, bu kadar formda bir Bobo varken]) TS maçında yine orada oynatılabilir diye düşünmekteyim ben. Sen ne dersin bilmem...

Noat Samisa dedi ki...

SirEvo,

Trabzonspor'da kötü olan saha içi değil, yine garip olaylar var. Hocaya güvenip azıcık sükut etseler her şey bambaşka olacak. Adeta kendi kendilerini mağlup ediyorlar.

Geçen seneki maçtan tamamen ayrı, bambaşka bir maç izleyeceğiz. Quaresma'nın yokluğunda ben Hilbert'i ön alanda göreceğimizi düşünüyorum. Toraman'ın stoperdeki varlığı da saatli bombayla eşdeğer. Ya da bir Nihat sürprizi gelebilir yine. Quaresma'sızlık yine baklavayı getirebilir.

Bobo-Nihat forvet ikilisi, arkası Guti; onun arkasında güçlü üçlüye hayır demem. Savunma tandemi Zapo-Ferro olur, Hilbert de sağ bek oynayabilir bu halde.

gökhan dedi ki...

toraman golde yediği çalımın aynısını 5 dakika sonra yine yedi ama neyseki golle sonuçlanmadı. sonra biz kötü stoper deyince kızıyorlar. 1 değil 2 değil, yıllardır aynı hikaye.

schusterin bekte ofansif katkısı olan oyuncu istediği aşikar. toramanı stoperde ne kadar eleştirsekte bana göre bekte çok iyidir. aslında tekniği ve hücuma katılışlarıda abartıldığı kadar alt seviyede değil. ah bi maç denese schuster ve görse. şimdiye kadar hiç düşünmüyordu ama fener maçı ve bu maçtan sonra düşünebilir. hatta trabzon maçı ideal olur.

o değilde herşey fazla olumlu. biz alışkın değiliz bunlara, kötü birşeyler olacak, hissediyorum :)

Bellamy. dedi ki...

Trabzon maçı da önemli ama bu maç Schuster'in Beşiktaş'ını anlatmak için yeterli bence baya baya. Rakip şu ana kadar Fener dahil oynadığımız en iyi takımdı. Ağlıyorlar ya sürekli kötü kura çektiğimiz için elendik diye, Rapid gelseydi de Gs ve Fb'yi elerdi.

Nobre-Bobo ikilisi çıkar bence Trabzon maçına Tabata destekli. Stoper yokluğunda Trabzon'u zorlarız çift forvetle.

http://one-minute-later.blogspot.com/2010/09/rapid-wien-besiktas.html

Ekrem M.Sc dedi ki...

Ic saha deplasman farketmiyor, Besiktas topa hukmediyor. Gecen senelere oranla hatta Lucescu'nun Besiktas'ina gore bile onemli bir gelisme bu... Trabzon deplasmaninda da topa sahip olup oyunu yonlendiren, kendi oyununu kabul ettiren taraf Besiktas olursa, bu takim "olmus" diyecegim.

ceyhun dedi ki...

fatih tekke'nin tabata görevinde denenmesi ne kadar zorlama olur? dar alanda en azından tabata kadar iyidir bildiğimiz o eski fatih tekke...

helldoradotcom dedi ki...

Dun gecenin en onemli gostergesi Toraman'in ve Hilbert'in nelere kadir oldugudur. Oynanan sistemin en onemli elemani bence Guti'dir. Orta saha gecilir gecilmez iki yan pas sonrasi hizli ve dikine bir arapasla rakibin orta sahasini en iyi gecebilen o'dur. Tabata ve Ernst de arada sirada bu goreve soyunsalar da Guti'ye gore pas hatasi yuzdeleri cok yuksek. Defans ve ortasaha hucuma cikarken topu Guti'yle bulusturamadigi anda bocalamaya ve garip geri paslari yapmaya basliyor. Bu acidan Necip'in Guti'den ogrenmesi gereken cok sey var. Umarim onun varligi Necip'e bu yonde olumlu katki yapar. TS macinin daha zor olmasi Rapid'den daha iyi takim olmasindan cok daha defansif bir sistemle oynamasindan olacaktir.

fitneci dedi ki...

trabzon'un defansta ciddi sıkıntıları var. beşiktaş'ı baskı altına almak için olur da defansı ilerde kurarlarsa holosko'nun günü olabilir. holosko'nun da bu şekil parlayabilecek sezonda 3-4 maçı olur zaten, fazla değil.

Ben Aurelio'nun defansa bu kadar girmesini beğenmiyorum. bu aurelio'nun değil schuster'in tercihi ama özellikle kanat beklerin hücuma çok katılmadığı durumlarda ne gereği var? ilk yarı üzülmez ve hilbert baya çıktığı için bu sıkıntı olarak yansımadı takıma ama 2. yarının başı tam bir felaketti.

Övünç dedi ki...

Geçmiş yazılardaki konuşmamızda Ernst'in rolünün değiştiğini konuşmuştuk.Görünen o ki bir taş daha yerine oturdu ve Ernst'e biçilen rol netleşti.Ernst'e belki de kariyeri boyunca kullanmadığı yeteneklerini 31 yaşındayken kullandırabiliyor olmamız Schalke veya Werder kadar ofansif opsiyonlarımız olmamasından yada onların Ernst'ten beklentilerinin farklı olup oyuncunun meziyetlerinin farkında olmamasından.O görevi biçtiğimiz Delgado ve Tabata olmayınca zaman zaman gösterdiği hücum yeteneklerini ERnst'ten sürekli göstermesini istedik ve işe yaradı ama bu tempoda sezonu çıkarabilmesi kolay olmayacaktır .

Bir noktada yine Noat'tan ayrılıyorum.Takımda hala bir tedirginlik var.Maç sonu oynamak konusunda eskiye oranla %100 iyiyiz ama hala savunma yapmamız gereken o 5 dakikalık kritik periyotta savunma yapamıyor,bütün maç hakim olduğumuz topu rakibe veriyor,o anda savunma çizgimizin çok derinde olması sebebiyle mutlaka ofsaytı bozuyor ve pozisyon yiyoruz.Rakip maçı çevirecek o pozisyonu (bknz Antalya-Deniz Barış-Rapid Wien adını hatırlayadım uzun forvet) net pozisyonlardan faydalamadı.Gerçi bu noktaya gelene kadar Schuster'in hesabı farkı arttırmak ve rakibin direncini son 5 dakikadan önce kırmak ama gol atamadığımız, o direnci kıramadığımız maçlar için bir çözüm üretmesi şart.Zapo'yu alıp defansı 5 ler ,liberoya dönüp ofsayttan mı vazgeçer bilemem ama Nobre'yi alıp topu ileride tutmaya çalışmak işe yaramıyor.

varol döken dedi ki...

holosko pas ver!

Pamukk dedi ki...

ernst'e bi izin de benden. pazartesiden itibaren gitsin. milli maç arasından sonraki maça 1gün önce gelsin.

ozan dedi ki...

iyi oynadık ama biraz da rapid wien teknik direktörü maçı bize hediye etti sanki. ya bizi hiç seyretmemiş ya da pas oyununu engellemek için savunmayı öne çıkardı ne yaptığını anlamadım ben. atılan ara pasları da sayamadım:)

emireri dedi ki...

necip-aurelio-guti-ernst orta sahası, önlerinde rapid maçı sonrası holosko bobo ikilisi yer alacaktır gibi geliyor. defansın hilbert-toraman-zapo-üzülmez hattından oluşması yüksek ihtimal.. tabataya ise kulübe yolu gözükür, ilerleyen dakikalarda bir ihtimal guti ile değişir. sahaya sürülmesi muhtemel olan kadro bu olsa gerek. böylece trabzonsporun ortasahadaki direnci kırılabilir. trabzon ilk haftalarda geçmiş yıllarda yapmadığı birşeyi çok iyi yapıyordu, kalabalık ve dirençli ortasahası ile rakibini fizik olarak bitiriyor ve genelde orta alana hükmediyordu ama ilk liverpool maçı ile gelen güven kaybı ve sonrasında yaşanan bunalım garip bir şekilde takımın oynunu olumsuz etkiledi. yaklaşık 8 senedir trabzonda yaşıyorum, takımlarına ilk defa bu kadar sahip çıktıklarını görüyorum. şenol güneşi kendi evlatları gibi görmelerinin bunda etkisi büyük. iyide başladılar ama sonu yine gelmeyecek gibi..

her siyah beyaz renklere gönül veren taraftar gibi benimde bu maçtan 3 puan beklentim var. schusterin beşiktaşı quaresmanın sahadaki varlığıyla beraber inanılmaz bir özgüvenle oynuyordu. "takım" 'ı gerçek anlamda test edebilmek için çok önemli bir sınav olacak.