Schuster'den 4.3.1.2 - A Planı Olur Mu?

''Antrenörlüğümün ilk yıllarında her zaman için 4-4-2 oynatmak istiyordum. Fakat Juventus'tayken bu fikrim değişti. Zidane'a sahiptim ve Zidane, onu sağa ya da sola koymamı istemiyor, merkezde kalmak istediğini söylüyordu. (...) Kazanan şablon yoktur, 4-4-2 ya da 4-3-1-2 oynayabilirsiniz. Önemli olan, oyuncularınızın yetilerinin ve karakteristik özelliklerinin farkında olarak onları en doğru dizilişte oynatmaktır.''

Yukarıdaki sözlerin sahibi Chelsea'nin İtalyan hocası Carlo Ancelotti. Onunla ilgili bilinenlerden en popülerleri Milan'la yaşadığı başarılar, Chelsea şampiyonluğu, saha kenarındaki poker oyuncusu tavırları ve 4-3-1-2 şablonu olmalı. Yelpazeyi biraz daha genişletmek gerekirse, Arrigo Sacchi'nin futbolcusu olmasının yanı sıra, Sacchi'nin de öğrencisi olduğu Coverciano'daki (İtalya Ulusal Futbol Merkezi) eğitimini, ''Futbolun Geleceği: Daha Fazla Dinamizm'' başlıklı bir makale yazarak 1997 yılında tamamlamış biri. Şimdilerde İngiltere'de görev yapan Mancini ve Capello da aynı merkezde, benzer eğitim sürecinden geçtiler, keza Rafael Benitez de bu okulun öğrencilerinden biriydi. Okulun ve 90 sonrası yeni dönem mezunların tümünde Sacchi ve (veya) Zeman etkisi belirgindir. Ancelotti'nin kenar yönetim kariyerinin başlangıcında değiştirilemez 4-4-2 fikri de Sacchi'den mirastı, fakat Ancelotti'nin Chelsea'si Nisan ayından bu yana artık 4-3-3 oynuyor. Futbol fikrini bir kez daha elindeki malzemeye göre revize eden Ancelotti, Beşiktaş'ın Antalyaspor karşısında oynadığı oyunu açıklama ve anlamlandırmada bize yardımcı olabilir.

Öncelikle bir noktayı atlamamak gerek. Yukarıdaki sözler futbol oyununu ve antrenörlüğün gereklerini anlatmada yeterli değil. Ancelotti şu zamanda kadar (kariyerinin ilk yılları hariç) yüksek bütçeli ve yarıştığı şampiyonanın kadroca en güçlüsü olan ya da en güçlüsü olmaya meyilli takımlarda çalıştı. Onun takımları hep korkulan, skor için aktif olması gereken oldular. Fakat her takımın Ancelotti'nin futbol fikriyle yükselmesine imkan yok. Özellikle başarısızlık sonrası göreve getirilmiş hocalarda ''eldeki malzemeyi doğru kullanma'' düşüncesinin önemi artarken, daha geniş zamanı olan kulüplerde ''doğru yola uyacak malzemeyi oluşturma'' safhasını az kayıpla atlatma anlayışı geçerli olabilir. İçinde bulunulan ortam ve rakipler de mutlaka sahip olunan futbol fikrini uygulamaya koyma safhasında dikkate alınır. Diğer yandan rakibiniz sizden daha güçlüyse ve kendi A planını size kabul ettiriyorsa, kazanmak için başka bir yol bulmak zorundasınız. Aksi halde ''çaresiz kaybeden'' olabilirsiniz; mesela geçen yılki Barcelona - Arsenal eşleşmesinde olduğu gibi. Altyapıdan, yıllar boyu birlikte oynama sinerjisinden güç alan iki proaktif takım karşılaştı, güçlü olan diğerini ezip geçti.

Buradan hareketle Beşiktaş'ın bu sezon, geçen sezonlarda hiç olmadığı kadar güçlü bir kadroya sahip olduğunun altını çizmek gerek. Kadronun güçlü olduğu kadar dengeli oluşu (özellikle Aurelio transferi sonrası) belirlenecek rasyonel hedeflere gidiş yolundaki istikrar beklentisinin dayanağı. İyileştirilmesi gereken birtakım noktalar ve savunma hattındaki zayıflık düşündürücü olsa da bugüne dek Bernd Schuster yönetiminde oynanan 13 resmi maçta 10 galibiyet, 2 beraberlik, 1 yenilgi alınması, ileriye yönelik heyecanın yaslandığı duvar oldu ve bu maçların tamamında %55 topla oynama barajına ulaşıldı. Aşağıdaki tablo resmi netleştirebilir:
Viktor Maslov Böyle İstedi

Futbol, en sade haliyle alan yaratmaya, boş alanı kullanmaya ve alan kapatmaya dayalı bir oyun. Alan kavramı cansız ve sınırsız olduğundan oyundaki olasılıklar sonsuz. Avantajlar ve dezavantajlar birbirinin çocuğu, ürünü. Oyuna bu şekilde bakıldığında cesaretle sahaya konulan herhangi bir fikrin ya da kararın sahip olduğu birtakım avantajların beraberinde dezavantajlar getirmesi bu eşyanın tabiatıdır. Beşiktaş elindeki güçlü kadroyla, ayağına aldığı her topta gollük aksiyon yaratma potansiyeline sahip olan ve rakibin ikili-üçlü sıkıştırmalarla önlem aldığı Quaresma'yla, hep en uygun adamı ve en boş noktayı gören Guti'yle birlikte bu sezon baskın oyun oynama gayretinde. Oyunun merkezini ileri taşıyan takım, savunmayı hücumun bir parçası olarak görüyor. Şu vakte kadar bu fikir, doğru oyuncu tercihleriyle desteklendiğinde hep başarılı oldu. Geçen sezonun mirası üzerinden devam eden Schuster, İnönü'deki son iki lig maçında farklı bir şey denedi. Bu denemenin devamı olur mu, sonucu ne olabilir; biraz buna bakalım.

Şuradan kaynakla bir kısa tarih yolculuğu yapmak istiyorum. Viktor Maslov, topa sahip olmaya dayalı oyun ve ön alanda pres fikirlerini ilk olarak sahaya koyan futbol adamı olarak ''modern futbolun atası'' kabul edilir. Pres faaliyeti, normalden çok daha fazla enerji ve güç gerektirdiğinden Maslov'un futbolcuları aynı zamanda üstdüzey sporcular olmak zorundaydılar. Onunla birlikte idman metodları ve futbolcuların yaşam tarzları değişti. Aynı dönemde DK 1966'nın şampiyonu olan İngiltere ulusal takımı, ''wingless wonders'' lakabıyla kanatsız, baklava orta sahalı 4.4.2 oynarak şampiyon olmuştu. Maslov, bu dizilişte küçük değişikliklere giderek pres ve topa sahip olma fikrini şablonla birleştirip kendi sistemini yarattı. Savunma önündeki oyuncuya ''dalgakıran'' adını verdi. Forvet arkasındaki, yani rakip savunma hattı ile rakip orta saha arasında oynayan serbest oyuncuya ise diğer herkesin prese katılması gerekliliği suretiyle sahip olduğu defansif görevlere atfen ve biraz da dönemin siyasi konjonktüründen esinlenerek ''demokrasinin tüm haklarını elinde bulunduran kişi'' etiketini yapıştırdı. Bugün aynı şablonun uygulayıcıları Felix Magath ve Thomas Schaaf'ın idman metodları ve Ancelotti'nin mezuniyet makalesi, Maslov'un o günkü düşüncelerini destekliyor. Magath'ın orta sahayı sağlam kapatma yönündeki sözleriyle Maslov'un ''dalgakıran oyuncu'' nitemelesi de benzer. Ve yine Magath'ın, oyunda Maslov'la benzer bir hız artışı sağlayan Rinus Michels'in ''hayvan bakıcısı'' lakabına yaklaştığı ağırlık topu idmanları bu şablonun uygulanışına yönelik önemli ipuçları: Dinamizm, pres, topa sahip olma, oyunu kontrol etme ve daha fazla güç.
Beşiktaş'ın Ankaragücü karşısında ve Antalyaspor maçının yaklaşık 70 dakikasında uyguladığı 4-3-1-2'nin topa daha çok sahip olma, oyunu kontrol etme fikrine hizmet ettiği geçmişten gelen bir gerçek. Fakat bu şablonun günümüzdeki zirve uygulayıcısı olan Ancelotti'nin bu yazının başında geçen sözlerini de Beşiktaş özelinde dikkate almak gerekiyor.

Avantaj - Dezavantaj ve Tez - Antitez

Birincisi, bu fikrin uygulandığı ilk maçın Quaresma'sız, ikincinin Guti'siz oluşu. Antalyaspor karşılaşmasında Quaresma'nın ikinci forvet görevine rağmen, etkili olduğu yerlerin hep kenarlarda olmasının altı çizilmeli. Aldırdığı iki sarı kart, yaptığı gollük orta ve trivela şutu, onun en iyi olduğu ''4.3.3'ün kenar adamı'' anlarında geldi. Cartalete Blog'da bu haftaki maç yazısında vurgulanan birkaç nokta da önemli. Keza benzer konu şurada da tartışılmıştı. Benim o günkü düşüncem, Quaresma üzerinden giden bir takımda 4.3.3'ten başkasının düşünülemeyeceği yönündeydi. Fakat bugün, Quaresma'sızlığa ve Guti'sizliğe alternatif bulma planları yapılıyor. Benim düşüncem, Guti ve Quaresma'nın fit olduğu bir günde takımın ideali yine 4.3.3 üzerinden oluşturulacaktır. Baklava orta saha ya da 4-3-1-2'nin uygulama alanı ise, içerideki maçlar olmaya devam edebilir. Top rakibe verilmediğinden, (Ankaragücü ve Antalyaspor maçlarında olduğu gibi) rakibin gücü de dikkate alınarak çok daha kalabalık hücum imkanı veren bu şablon uygulanabilir ve sonuç alınabilir.

Dezavantajlarına gelirsek, yine tarihe bakmak gerekebilir. Maslov'un sözkonusu şablonu, ilerleyen zamanda üçlü savunmanın sarkık oyuncusu tarafından mağlup edildi. Bekler kenar adamlarıyla karşılandı ve 94 DK'ya kadar ''dalgakıran'' oyuncu zirve futbol sahnesinden çekildi. Carlos Alberto Perreira, dönemin trendi üçlü savunmanın liberosunu öne alarak görev tanımı yenilenen yeni dalgakıran oyuncusunu yarattı ve biz adına ''önlibero'' dedik. Bir takımın bir tek önliberosu olabilirdi ve bu fikir de zamanla değişti. Önlibero'lar azaldı, hatta zirve futbolda bir dönem yok oldu. Fakat futbolun kendi helal dairesindeki gezintisi ve sınırsız icatlar alanı vasfı sürüyor. Bu sezon Barcelona yeni bir trendi radikal biçimde uyguluyor. Savunma dışına çıkarılan libero, artık savunma içerisinde konumlandırılarak oradan oyuna katılıyor. Kenarlarda çift oyuncu bulunduran tempolu takımlar, topa daha çok sahip olduklarında, kendi oyunlarını rakibe kabul ettirdiklerinde 4.3.1.2'nin kalabalık ön alan oyuncu grubu atıl alanlarda kalıyor ve kenarlarda oluşan 2'ye karşı 1 durumu mağlubiyeti getiriyor. Bu noktada çift santraforun ölümü süreci bize yardımcı olabilir.

Hilbert - Ernst ve Bobo

Antalyaspor maçındaki ilk gol, içerisinde yukarıda bahsi geçenleri barındırıyor.

Ortaya kümelenmiş Beşiktaş orta sahası, içe çekilerek Antalyasporlu'ları birbirine yaklaştırıyor. Necati'nin sol kenardaki savunma görevinde geç kalması dolayısıyla Hilbert'in önünde oluşan boşluk yaklaşık 25 metre. Hilbert bu alanı kullanıyor.



İkinci karede Bobo, Hilbert'i karşılamaya giden sol bekin boşlattığı alan doğru bir koşu yaparak sol stoper Deniz ile sağ stoper Radeljic'in arasını açıyor. Boşalan bu bölgeye giren Ernst'e güzel bir Hilbert pası geliyor ve Ernst, bu iş için kendisine uygun imkanı veren Bobo'yu nefis bir pasla ödüllendiriyor.


Sonuç

Quaresma'nın varlığı, kenar adamı kullanılmayan bir oyuna sıcak bakmayı zor kılıyor. Son maçta ikinci forvet rolünde oyuna hiçbir katkısının olmayışı önemli bir referans noktası. Quaresma'nın olmadığı günlerde ise B planı olarak en uygunu Ankaragücü maçındaki düzen olabilir. Zira CSKA Sofya maçında Hilbert'ten Quaresma olmasını beklemek sonuç vermemişti.

Ancelotti bir süredir Chelsea'ye 4.3.3 oynatıyor. Bunun birincil sebebi EPL'nin oyun temposuna uygun bir forvet arkası bulamaması oldu. İkincisi ise Inter tarafından CL'nin dışına itilmelerinin imzası olan şablonun defoları kaynaklı olmasıydı. Nitekim 2005 CL Finali'nde çift santrafor - forvet arkasıyla 3-0 öne geçtiği maçı, ikinci yarı Gerrard'ın sağ beke geçişi sonrası kenarlarda yaşanan eşleşme sorunları ana sebebiyle kaybetmesinin ardından 2007 CL Finali'ne yine başarılı bir uygulayıcısı olduğu 4.3.2.1 ile çıkmıştı. İç oyuncuları kenarlara yardım ediyor, önlerindeki ikili ise onların boşlattığı alanı koruyorlardı. O gün yine topa hükmederek ve aynı zamanda rakibe alan vermeyerek kazandılar.

Kenarların oyunun hızını ve genişliğini ayarlayan birer oyuncuyla kontrol edilmesi, defansif açıdan zaaflar oluşturuyor. Pas trafiği daha güçlü bir rakiple karşılaşıldığında (mesela Porto) geri itilen takım, kendi silahlarıyla vuruluyor. Güçlü bir 4.3.3 veya 4.2.3.1 çok rahatlıkla içerisinde çift santrafor barındıran bu düzeni, oluşan büyük zaaflardan yararlanarak mağlup edebilir. Beşiktaş henüz zayıf savunma hattını savunma yapmaya zorlayan bir takımla oynamadı. Porto maçı bu zaafın da en önemli testi olacak.

Özetle, özel bir takım ve idman programı isteyen bu şablonun takımın B planı olarak kalmasında fayda var. Maç içinde geçişler yapılabilir, yine Quaresma ve Guti'ye alternatif olarak kullanılabilir. Fakat hedef maçlarda uygulanabilirliği sınırlı. Yakın zamanda oynanan Werder Bremen - Tottenham maçının hikayesi bu konuda en çarpıcı örneklerden biri.

Geçen sezon bu şablonla harikalar yaratan, rakibi kim olursa olsun her maç oyunu domine etme gayretinde olan Kasımpaşa'nın bugün ligin dibince oluşunun incelenmesi ve bazı çıkarımların Beşiktaş'a yansıtılması gerekebilir. Bu da akşamki maçtan sonraya kalsın.

Beşiktaş 2-1 Antalyaspor
Noat Samisa

27.09.2010

28 yorum:

Gökhan dedi ki...

yine mükemmel bir yazı... çok teşekkürler.

R-J dedi ki...

Schuster is a great coach, he has experience and it is sure that he will do a great job in with Besiktas
Regards,
transfersaqueneutral.blogspot.com
(a blog about sport transfers)

Bellamy. dedi ki...

fbahçe maçı sonrası ilk yorumda yazmıştım, hocanın Nihat, Holosko, Hilbert 3lüsünü aktive etmesi için Tabata'yı kullanması gerekebilir diye. Schuster çok akıllı bir adam, problemi Tabata'yı kanata değil de forvetlerin arkasına atarak çözdü.

Bu sistem oynanırsa temel sorun yardımcı forvetin kanat presine giderken nokta santraforun sabit kalması bence. Bir kanadın çıkışı 2. forvetle kapatılırken diğer taraftan takım esnemek zorunda kalabiliyor.

Aslında Guti'yi etkin kullanmak için bu taktiği ön planları arasına alabilir Schuster, arka 7li aynı kalır, Guti Quaresma ve Bobo'yu kaçıracak topları atıp trequartesta göreviyle golle de sık sık buluşabilir.

Seçenekler kaliteli ve bol olunca izlemesi ve problem çözmesi zevkli bir takım oldu Beşiktaş. Bir de şu Holosko ve Nihat kendine gelse.

Noat Samisa dedi ki...

Bellamy,

Evet, Tabata'nın kendisinden menkul bir gelişim olmasa da bahsedilen üçlünün kullanımına oranla bu yapı daha iyi sonuç verdi.

Standart maçlarda, özellikle de iç sahada bu oyun planının kullanımında bence de sakınca yok, fakat bunun takımın başarı yolu olmasını, başta hedef maçlar olmak üzere uygun görmüyorum.

Nihat ve Holosko'nun toparlanması takımı 1 seviye daha yukarı çeker.

ozan dedi ki...

bunca çözümlemeye çok sığ bir yorum olacak ama, antalyaspor da bugünkü kasımpaşa gibi büyük, küçük demeden açık oynayan bir takım, biz oyunu rakip sahaya yıkıp kapanmayacak takımı kapatarak kendimizi tıkamıyor muyuz? eleştiri olarak söylemiyorum ben memnunum bu oyundan ama rakibi üstümüze çekip daha basit goller atabiliriz diye düşünüyorum.

TA dedi ki...

beşiktaş 4-1-4-1 oynamaya çalışıyor.lakin öndeki 4 lünün sağ kanat oyuncusu sorunu var sanırım.

defansın önündeki 1 aurelio.

onun önünde ernst ve guti varlar.solunda querasma.sağ taraf için ideal bir isim şu anda yok.nihat formsuz.

ilerideki 5 li değişsede duruma göre değişmeyen şey tek ön liberolu sistem.

Noat Samisa dedi ki...

Ozan,

Bu savunmacılarla kalemizin önüne kümelendiğimiz her an gol yeme olasılığımız yüksek. Birincisi bu. İkincisi ise proaktif oyun, eldeki imkanlar dahilinde en iyisi. Önemli olan bu oyunu oynayabilecek kadroya sahip olmak, bu anlayışın sadece fikir düzeyinde kalmaması.

Kasımpaşa geçen sene uygun kadroyla ve uygun idman metodlarıyla ligin en çekici futbol oynayan takımıydı. Skor da aldılar. Fakat bu akşam tüm maç hücum ediyor görünüp, 6 gol yediler.

Kadroyla futbol fikri uyuşmalı, aslında tüm mesele kabaca bu. :)

TA dedi ki...

@ozan

futbolda tek doğru yoktur.her teknik adamın bir yoğurt yiğişi vardır.schuster getafede de real madridde de aynı hücumcu yapıda oynuyordu.olumlu ve olumsuz olarak taraftara heyecan veren bir takım yaratıyor.

ayrıca küçük diye bildiğimiz takımların 0-0 a razı sahaya çıktıklarını biliyoruz.haliyle fazla gelmek istemeyen rakibe baskı yapmakta fayda vardır.baskı yapmak içinde defansın orta sahaya çıkması gerekir.yalnız baskı yapacak oyuncularında dinamik olmasında fayda var.schuster bazı maçlarda özellikle ilk maçlarda yanlış oyuncu tercihleri yapmıştır bence.son maçta ise doğru dinamik oyuncularla baskı uyguladı.

TA dedi ki...

yılmaz vuralın ersan martini oynatmasını hiç anlayamadım.pas oyunununda çok sırıtan bir oyuncu tipi.ersan martin ile kasımpaşa futbolunu yanyana getiremiyorum.hele gökhan güleç varken ersan martinin ilk 11 başlaması çok saçma.

lacivert dedi ki...

4-3-1-2 gutisizliğe değil queresmasızlığa bir alternatif olabilir. tabata forvet arkası olarak çok yetersiz. zaten oyun tabata çıktıktan sonra çözüldü. hatta gutiyle 4-3-1-2 oldukça etkin bir sistem olacaktır gutinin özelliklerinden dolayı.
gutisiz aurelio(fink)-ernst-necip ile 4-3-3 e devam etmeliyiz bence. iki tempolu bekimiz varken kanat aksiyonlarına girmekte sıkıntı yaşamayız (hilbert-ibo). orta sahayı böyle kurarsak beklerin hücuma katılması defansif açıdan da sorun oluşturmayacaktır. barcelonanın daha kazma ama daha uzun hali oluruz.

Övünç dedi ki...

Gerçekten çok ileri bir futbol kültürüne sahipsiniz yani Sergen'i , Mustafa Doğan'a bizleri mahkum eden spor kanallarına bir kez daha sitemlerimizi yolluyoruz sayenizde.

Bir alttaki başlıkta Aurelio ve Ernst'in taktik dizilişteki derinliğinden bahsetmiştim.Bu bağlamda bizim sistemimizin yine belirttiğiniz gibi Chelsea(Milan) 4-3-3'ünden farklı olduğunu bir nevi 4-1-2-1-2 yada 4-1-2-2-1'e döndüğünü belirtmiştim.Bunda Aurelio'nun dinamizm olarak eskiden uzak oluşu,Necip'in zaten sezon başı testlerinde fizik kondüsyon bakımından sondan 2. oluşu etkilidir yada Schuster'in stoperlere güvenmeyişi veya ekstra bir emniyet sübabı ile beklerini daha fazla hücuma sokma isteği.Fakat bu düşünce orta sahadaki pas trafiğini direkt olarak etkiliyor. Uzun süredir en büyük hastalıklarımızdan olan hücuma çıkarken top kaptırma hastalığımızdan kurtulmuş görünüyoruz ama Aurelio efektif olarak oyuna hücumda katıldığında ki (sıkışan oyuncuya opsiyon yaratması bile yeterli) ileride daha efektif çoğalıp görünen kısırlığımızı aşabiliriz gibi.Defansın önünde yada arasında beklemektense Sağdan sola atılan uzun toplar yerine oyunun yönünü değiştirmek için bir c istasyonu olarak görev alabilir Aurelio.

Bugüne kadar attığımız gollerin çoğu forvete atılan ara pası veya duran top organizasyonunudan geliyor.Antitez olarak ortaya koyduğunuz Libero sisteminin tarihe karışması işimize geliyor.Sezon başından beri savunduğum Guti-Ernst-Necip aynı anda sahada olduğu hiçbir maçı BJK'nın kaybetmeyeceği yönündeydi.Burda tercihin 4-3-3 yada 4-2-3-1 yada 4-3-1-2 olması büyük oranda fark yaratmaz gibi geliyor bana.Hepsinde aynı derecede etkili olabilir hücum sıkıştığında alternatiflere yönelebilir sadece dikine yer değiştirme değil aynı zamanda şablon değişikliği ile de rakibi şaşırtabiliriz.

Noat Samisa dedi ki...

Lacivert,

Üç maçtır Bobo-Nobre ikilisi bir arada sahada olduğunda, son bölümde aldığımız riskle skoru alıyoruz. Böyle 5 puan oldu.

Guti döndüğünde ve Quaresma sahada olduğunda, ben 4.3.3'ten başka şablonun optimum olduğunu düşünmüyorum.

Bir de Barcelona adını anmaz isek Beşiktaş tartışmalarından, zannımca daha iyi olacak. :)


Övünç,

Büyük kısmına katılıyorum. Özellikle iç sahadaki standart maçlarda şablon çok önemli değil, yeter ki orta saha ve ön taraftaki oyuncı tercihlerine dikkat edilsin. Fakat fark, mesele TS maçı gibi hedef maçlarda ortaya çıkacak. Oraya A planıyla gitmek önemli.

Övünç dedi ki...

Önde kullanılacak oyuncu derken Nobre'yimi yoksa ofansif orta saha olarak kullanılmak istenen Tabata ve Nihat'ımı kastettiniz bilemiyorum.

Bence ofansif orta saha olarak tercih edilen Nihat ve Tabata'nın hücum zenginliğini sağlayacak kadar top tutamaması , pas trafiğinde hatalı tercihler yapmaları görünenen baskın ama kısır futbolun en önemli sorumlusu.Rakipler Guti'nin geride top almasını kolay kolay engelleyemez ama 3. bölgeye geçiş miktarı azalıp uzun topa dönüldüğünde atılan isabetsiz paslar sonucu o esnada beklerde çıkmış olduğu için kontra toplar yiyoruz.Bunu %100 çözmek tabi ki imkansız ama her rakibimizinde bu zaaftan faydalanamayacak kadar zayıf olmadığıda ortada.

Bu bağlamda ilerideki 3 oyuncumuzun illa simetrik bir diziliş göstermesi gerekmiyor keza bunu Antalya maçında gördük.Tabata çizgiden içe katederken Q7 çizgide kaldı daha çok ve asimetrik , 4-1-2-1-2ye dönebilen, bir 4-3-3 oynadık.Şimdi bu şablonda Tabata'nın yerine Guti'yi koyup Fatih Terim'in Hagi'yi zaman zaman kullandığı kanat+sol iç oyun kurucu gibi değerlendirip , onu aslında ne kadar harika bir box to box oyuncusu olduğunu gösteren yaratıcı Ernst ve potansiyelli Necip'i yine Box to box olarak kullansak , ileri 5 li olarak Guti-Q7-Bobo-Ernst-Necip olsa nasıl bir şey olurun cevabı A planımız olur mu dersiniz ?

Noat Samisa dedi ki...

Övünç,

Şu box-to-box tabiri çok yanlış kullanılıyor. Sadece sizin için söylemiyorum bunu. Bu oyuncu tipi, yalnızca klasik 4-4-2'de bulunur. Forvetle stoperler arası başka oyuncu yoktur, bu sebepten box-to-box adlandırılması yapılır ve bu oyunculara British model orta saha demek de mümkün. İngiltere'de bolca bulunurlar, diğer ülkelerde bu oyunculardan bulmak zordur.

Bizde Aurelio rakip ceza sahasına, Guti de bizim ceza sahamıza gelmiyorlar. Ernst'in de görev tanımı sık sık değişiyor.

Son bölüm için şunu söyleyebilirim. A planımız klasik 4-4-2 olduğunda Vikingur maçları hariç 1 mağlubiyet, 1 beraberlik aldık. Hem A planı, hem de B planı asgari yeterliliklere haiz.

fitneci dedi ki...

Guti ve kanat? hiç sanmıyorum. bizim kanattan beklentimiz rakip kanat defansının zaafiyetlerinden veya bu zaafiyeti gidermeye gelen stoperin boşalttığı alandan en uygun şekilde faydalanmak olmalı. Guti'nin görevi topu 1) bu işi yapacak kanat oyuncusuna taşımak 2) bu işi yapan kanat oyuncusundan topu almak 3) kanat organizasyonları dışındaki göbek girişimlerinin beyni olmak. Ayrıca Necip Beşiktaş'ın A planına girmek için biraz daha çalışmalı derim.

Övünç dedi ki...

Guti net kanat olmayacak zaten forvet arkasına kayacak ama sol tarafa yada Quaresma'ya göre ters kanatta içe yakın asimetrik olarak var olacak.Zaten kanatlara gelip stoperlerini uyutan Bobo ile ve hatta 3 arapası atabilen adamla 3.bölgeye gelip Guti'nin uzun top atma hastalığını yenebiliriz.Zira özellikle yorulduğu dönem bu topların çoğu isabetsiz oluyor ve etkisiz bölgede top alıyor.Guti'den Pirlo yaratmak yerine onu Guti olarak kullanmak daha mantıklı olmaz mı?

Box to Box demek zaten kelime anlamı olarak ceza sahaları arasında gidip gelen manasında kullanılıyor.Bu bağlamda bizim oyun sistemimizin mantığında tekrar box önüne gelmek olmadığı için tabir dediğin gibi biraz havada kalıyor.

julian-kerem dedi ki...

Noat, ben de Ovunc'un soyledigi denensin istiyorum. Schuster'in denemeleri devam ediyor. Hilbert sagbek denemesi bence basarili oldu. Hatalar yapti, cok efektif degildi, rakip de defansif olarak cok zorlamadi - ama birinci gol oncesi Ernst'e attigi son derece basit gorunen pas, Ekrem ve Delinho'nun kariyerleri boyunca atamadigi bir pas. Ve gole direk etkisi oldu.

Bu durumda Hilbert'le ofansif bir sagbek kazanmis olabiliriz. Bu durumda sagonde oynayan oyuncunun uzak forvet olmasina ihtiyac kalmayabilir. Holosko veya Nihat kendini toplayana kadar bu sistem icerisinde Besiktas asimetrik bir 4-3-3 oynayabilir. Arkada iki stoper, ve derinde pozisyon alan Aurelio. Sagbek Hilbert, solbek Ismail. Necip sagic, Ernst solic. Tek forvet Bobo. Quaresma degismeli kanat oyuncusu, Guti de onun olmadigi kanata yaklasan ama biraz daha iceride pozisyon alan forvet arkasi.

Takim defans yerlesimine gectiginde Necip sagonu, Guti onun yerini alabilir, boylece Guti'ye kanat savunmasi hamalligi yaptirilmaz - Necip de ortada ekstra kosular yaparak alan bosaltmamis olur.

Iki potensiyel problem goruyorum bu sistemde: (1) gol atacak adam sayisi azaliyor, ayrica Ernst ve Necip'in reflekslerine bagli olarak ilerde cogalma problemi de yasayabiliriz. Bunu onlemek icin Ernst, Necip, Hilbert, Ismail ve Guti'nin her birinin 3-5 gol atmasi gerekir sezon boyunca. (2) Topu Guti'ye gecirme problemi yasar miyiz? Eger Aurelio ve Necip oyuna girebilirse ve Ernst ile ic paslarini yapabilirse bu problem yasanmaz ve Guti en etkili oldugu yerde bulusur topla.

Bu arada, senin Ferrari'yi oynadigimiz oyuna gore yetersiz buldugunu biliyorum. Ama eger Aurelio'yu boyle derinde kullanacaksa Besiktas, Ferrari hic problem yasamaz. Cunku Ferrari'nin derdi arkaya atilacak topta degil. Alan bilgisi yeterli. Ama eger rakip stoperlerle ic oyunculari arasina adam sokabilirse Ferrari birden fazla hamleyi ustuste yapamiyor. Gerci ben o konuda Sivok ve Zapo'ya da cok guvenmiyorum. Aurelio orayi kapatiyor. Nitekim Fenerbahce macinda oralari seven Alex hic gorunmedi. Aurelio ciktiktan sonra Selcuk orayi biraz kullandi.

Son olarak da Onur'un 3 dakika bile olsa oynamis olmasini cok onemli buluyorum. Demek ki Schuster'in aklinda Onur var. Bu sene 5-10 mac rotasyona girse bile kabulum. Necip gecen sene ayni durumdaydi. Onumuzdeki sene iki tane Turk orta saha oyuncumuz olursa Ernst/Guti/Aurelio sonrasi icin de bir planimiz olacak.

Cem

Noat Samisa dedi ki...

Julian-Kerem,

Öneri anladığım kadarıyla A planı ile B planı arası bir düzen. Olabilir elbette. Guti daha etkin kullanılır vs. Fakat ısrarla vurguladığım iki konu var.

Birincisi bunun hedef maç düzeni olamayacağı. İkincisi ise Quaresma'nın bu rolden pek memnun olmayacağı.

Ben daha çok olan-biten üzerine konuşmak istiyorum. Geleceğe dönük asgari gerekliliklerde herkes aşağı yukarı hemfikir, orta saha konusuyla ilgili fikir birliği bir şekilde oluşmuş durumda mesela. Bundan sonrası biraz da maç-maç değerlendirmeye kalıyor.

Perşembe orta karar zorlukta bir Avrupa deplasmanına ilk kez çıkacağız. Sonra da ligin en iyi hedef maç takımının sahasına gidiyoruz. Çok daha net konuşabiliriz bu iki maçın ardından.

shelbyl dedi ki...

Aurelio - Ernst - Necip uclusunun bu sekilde dizilmisinin temel bir sorunu var. Aurelio'nun sabit capa olarak kullanilmasi fikrinden gidilecekse (bunun Aurelio'nun formsuzlugundan fiziginden ote bir sey oldugunu var sayiyorum), orada Ernst ve Necip fazla oluyor.

Aurelio'nun mevkisini A planinda dolduracak olan adam Ernst. Ernst ya da Necip'in yerini dolduracak adam ise Guti. A planindan B'ye gecince, dizilis olarak optimuma ulasiyoruz ama gene de kalibre farkliligi kaliyor elde.

Guti'sizlikten urettigimiz carenin, gene Guti'yle optimuma ulasacak olmasi da su an icin bir sikismislik yaratiyor.

Onumuzdeki Trabzonspor ve Porto maclari daha saglam fikir verecektir muhakkak. Lakin elimizde bir Fenerbahce maci ornegi de var neticede. Orada da maca (yogun aksilik yasanan 20 dakika haricinde) hukmetmistik. Hem de Kadikoy'de.

Sonuc: Guti candir.

bora dedi ki...

Julian-Kerem,

Ben de cok benzer dusunuyorum; tabii takim bunu oynayabilir mi emin degilim ama denenmesi taraftariyim. Ozellikle Hilbert'in bek performansindan sonra biraz daha umitliyim de diyebilirim. Bence bu duzenin isleyebilmesi icin oyuna genislik katan iki tane iyi bek olmali ve hatta tercihen ikisinin ama azami bir tanesinin o kanadi gerektiginde hem defansif hem de ofansif olarak tek basina goturebilmesi lazim. Mesela Shaktar'dan Srna tarzi bir oyuncu diyelim, sene sonu sozlesmesi bitiyormus, ilgililere duyurulur. Boyle bir oyuncu olsa isler daha kolaylasirdi ama Hilbert'in performansi da umit verici. Bir Srna olamaz ama en azindan gercek bir bekle degistirilene kadar bu isin onunu acabilir. Diger kritik oyuncular Ernst ve Necip. Yalniz Necip'in sol icte sag ice gore daha iyi performans verdigini dusunuyorum. Ernst de oyle. Bu biraz can sikici. Optimumunu bulmak lazim.

Bence bu oyuncu grubu ile 4.3.3'teki Q7'nin ters kanadinda yasanan sorunlari goreceli olarak azaltmak mumkun olabilir. Mac icerisinde Necip'i sol one cekebiliriz mesela...

Yine ayni oyuncu grubu ile mac icerisinde baklava orta sahaya donmek mumkun olabilir. Guti ve Necip yer degismeli olarak oynayabilirler.

Noat,

Q7 cekincene gorece olarak katiliyorum. Q7 degismeli kanat oyuncusu rolunde olacak, ayrica ortaya gelme ozgurlugune de sahip. Fener macinda oyun sikistiginda zaman zaman orta bolgelere geldigi oldu. Surekli olarak ikinci forvet gibi olmayacagindan dolayi buyuk bir sorun olmaz gibime geliyor.

Hedef mac cekinceni tam anlamadim. Ilk olarak hedef macta denenmemesi taraftari misin? Yoksa hedef macta hicbir sekilde kullanilmamasi lazim mi demek istiyorsun?

Noat Samisa dedi ki...

Shelbyl,

Bana kalırsa B planının ortaya çıkış gerekçesi Holosko ve Nihat'ın verimsizliği. İkincisi de sağ bekteki sorun. Schuster bu noktaya bir süreç ile geldi. DK 2010'daki İspanya milli takımı gibi. Del Bosque o kanatsız, Villa'nın sol kanatta oynadığı takımı bir yerinden uydurmadı. Kazanma yolunun çok dışına çıkmadan, yeni bir ol çizmeden ABD ve İsviçre mağlubiyetlerine sebep olan ''atıl alan varlığını nasıl çözerim'' diye düşündü ve denedi. Sonucunu görerek devam etti, topu hep kontrol etti, tüm maçları domine etti ve sonucunda yalnızca 8 gol atarak şampiyon oldu.

Bir yerden avantaj sağlanmaya çalışırken diğer yandan hep feragat edilir. Biz de şu anda Quaresma'nın etkinliğini azaltıyoruz. Evet, Viyana ve Trabzon deplasmanı sonrası topu bize vermeme ihtimali olan Porto maçı, en ciddi üç sınavımız. Her üçünde de sorular farklı. Zamanı gelince bu üç maçtan bize harika tartışma konuları çıkacaktır. :)


Bora,

Quaresma'nın Antalyaspor karşısında etkin olduğu yerler kanatlar. Zaten Schuster istediği kadar sen ikinci forvet ol, desin; Quaresma fırsatını bulduğu ilk anda kanada kaçacaktır. Bu denemeyi de başarıyla yaptıktan sonra kendince ruhsatı alır, saha kenarından telkin gelmedikçe bunu oynar. Adamın 10 yılı aşkın geçmişi böyle.

Hedef maç konusunu yazıda daha detaylıca anlattım. Bugün zirve futbolda baklava orta sahayla hedef maç kazanmak çok çok zor.

julian-kerem dedi ki...

Noat,

Ben asimetrik 4-3-3 derken zaten onerdigim sistemde Quaresma'yi tamamen kanatta dusunmustum. Ikinci forvet olarak oynamasina gerek yok. Zaten o yuzden gol atacak oyuncu sayisi azaliyor, Necip ve Ernst'in gol atmasina ihtiyac var demistim.

Sen Quaresma mutsuz olur yazdiginda karsi kanatta forvet olmadigi icin mutsuz olur diye dusundun zannettim. Ama bizim zaten efektif uzak forvetimiz yok su anda. Hilbert'in attigi bir gol disinda bir sey uretmedik o yolla. Mesela GS'de gecen sene Keita'nin arka direge gonderdigi Kewell golleri/sutlari gibi pozisyonlarimiz yok su ana kadar. Holosko futbolu hatirlayana kadar da olmasi mumkun gozukmuyor.

Benim onerdigim sistem baklava orta saha degil. Guti'yi 4-3-3 sisteminde sagonde kullanan bir sistem. Ama Guti'den cizgiye inmesi filan beklenmiyor, o is Hilbert'e birakilmis. Sagon mudaafasi da Necip'e. Ama Quaresma cizgiye inerse Guti'nin ters kanatta arka direge kosu yapmasini beklerim. Ceza sahasi onune ise Ernst ve Necip gelecek.

Tabii ki hucum zenginliginin saglanmasi icin beklerin ileri hem cok hem de efektif cikmasi lazim. O yuzden Hilbert ve Ismail dedim. Bu da defansif olarak sirayet edebilir takima. Ama hem orta sahada bir kisi fazla oynuyor gibiyiz, hem de derinde Aurelio'yu birakiyoruz. O kadar risk de almak zorundayiz. Ben bir gormek isterim bu sistemi. Aksine hedef maclarda daha bile iyi calisabilir. En kotusu Necip cikar, Guti geriye cekilir, ileriye Nihat/Holosko/Nobre eklenir, takim A planina doner.

Cem

Noat Samisa dedi ki...

Cem,

4.3.3 oynuyor isek, o uzak forveti mutlaka bulmamız lazım. Fakat şu an en büyük sorunumuz bu. Keita-Kewell örneği çok doğru. Bu sebepten baklava yapıyor hoca, bu yüzden başka türlü denemeler oluyor, bu yüzden herkes farklı bir şey öneriyor.

Bu hallolduğu takdirde majör sorunumuz kalmıyor gibi bir şey. Guti sanırım kariyeri boyunca sağ önde oynamadı. Açıkçası ben hayal dahi edemiyorum, ama öneri sonuçta ve olmaz olmaz yok.

fitneci dedi ki...

beyler yapmayın, guti'yi göbekten ne kadar uzaklaştırırsanız faydasını bir o kadar azaltırsınız. İlk önce kim nerede max. faydayı sağlıyorsa onları yerleştirecek, sonra gerisine bakacaksın. Sağ içte guti deneneceğine bence bu sezon şimdiye kadar en azından 1 kez ekrem'i sağda denemeliydik. Son vuruşları başarısız olsa da 1)nihat'tan hızlı 2) holosko'dan teknik(evet bu holosko için çok acı verici bir gerçek :D) Ekrem'in daha önce oynamadığı yer değil bu pozisyon.

Fener maçından önce bu maçın taktiği 4-4-1-1 demiş, Guti'ye Guti'lik yer açmıştım. İsmail'i sol açıkta q7'yi sağ açıkta kullanalım demiştim. bu önerimdeki esas sebep fenerin kanat gücüydü ki kanatları güçlü takımlara karşı deplasmanlarda bu gene düşünülebilir.

TA dedi ki...

kardeş 4-3-1-2 ne zaman oynamış beşiktaş.böyle garip dizilişleri nasıl üretiyorsun enteresan:)acaba bana bir foto gösterip bak burada takım 4-3-1-2 dizilmiş göstersende bizde bilelim.ama ben sana gösteririm 4-1-4-1 i . bakınız 2.foto:)



kardeş modern zamanlarda modern futbolda böyle garip dizilişler olmaz.hele schuster gibi ispanyada başarılı olmuş bir teknik adamın butür garip uygulamalar yapacağını zannetmiyorum.yapmazda.

birde dizilişlerde dikkat etmen gereken en önemli şey hücum aksiyonuna katılan oyuncuların nerede konumlandığı.yani oyuncu profillerine bakıp böyle diziliyor denilmez.misal ernst ile aurelio son maçta aynı ''3'' lü arasında gösterilmez.burda rakamları ayıran en önemli şey hücum organizayonuna katılıyor mu?ve nerede katılıyor!
modern zamanlarda beklerin hücuma katılımı ile rakamların anlamı yok olmaya başlamıştır.anlamı olan tek şey hücum organizasyonunda mı yoksa defans organizasyonunda mı oyuncuların sahada olmaları.(yada önceliği nedir?)

bence schuster başından beri aynı sistemle oynuyor.ama bu sistemi farklı oyuncularla deniyor.sistemin değiştiği falan yok.gutinin işini ernst yapıyor.enrstin işinin necip.diziliş aynı.isimler farklı.rotasyon yapıyor yani schuster.deneme de denilebilir. diziliş değiştirmiyor.

senin yanıldığın şey sanırım oyuncu profillerine bakıp sistemin değiştiğini zannetmek.

schuster de belli bir kalıbı olan teknik adamlardan.getafede ve real madridde bunu göstermiştir.real madridle çıktığı maçlarda 11 lere bakıp bunu anlayabiliriz.

Noat Samisa dedi ki...

TA,

Şu sayıların önemi kalmadığı ve şablonların nasıl belirleneceği konusu 1960'larda aynı argümanlarla savunuluyordu Türk basınında.

Bu, tıpkı Ortaçağ'daki ''dünya düzdür'' hikayesine benziyor. Futbolda dizilişlerin önemi hiçbir zaman bitmedi, bitmeyecektir.

Bundan sonrasını tartışmaya değer bulmuyorum. 4-3-1-2'yi modern zamanların hocalarından Ancelotti'ye sorabiliriz.

TA dedi ki...

anelkayı sol kanatta yada sağ kanatta, solomon kolou yu yine kanatlarda görüyoruz.hatta drogba bile kanatlara açılıyor.orta sahaya geliyor.

çelside genelde aurelio'nun görevini obi mikel yapıyor.

modern futbolda bence en önemli özellik hücumcuların kanatlara kaymasıdır.bunun nedeni ise o göbekteki kalabalığı açmak.yada bu kalabalıktan kurtulup efektif hale gelmek.(açılan boşluğa süpriz orta saha oyuncusu sokmak-mouloda-essien gibi)

modern zamanlarda futbolda neden kanat açıkları ve kanat bekleri ön plana çıkmaya başladılar.maicon-a.cole alves,marcelo vs. messi robben ribery arda vs .çok sayabiliriz.has forvet david villa bile kanatlara geliyor.haliyle schuster gibi bir hocanın q7 yi forvet oynatması düşünülemez.ha maç içerisinde kısa zamanlarda forvet pozisyonu alabilir orası ayrı.

q7 nasıl efektif oluyor maçlarda.soldan alıp ya sıfıra inip sağ ayağının dışıyla orta yapıyor yada sıfıra inmekten vazgeçip sağ ayağının içiyle ortalar yapıyor.misal bobonun kaçırdığı kafa vuruşu.harika ortayı soldan q7 yaptı.

biz hala ortaçağda yaşıyoruz futbol konusunda.çünkü futbol en fazla rakamlarla tartışılan yer türkiyedir herhalde.yada şöyle diyebiliriz.rakamların ifade ettiği anlam tam olarak anlaşılmıyor.misal inter barca maçlarında 4-1-4-1 oynadı.o 1 cambiasso.birşeyi ifade ediyor.ama alanı değil! görevi açıklıyor.çünkü oyun durağan oynanmıyor.aurelio 1 olarak görmekte fayda var.aurelioyu ernst ile neciple birlikte yorumlamak doğru olmaz.

son olarak futbolda dizilişler maç içerisinde durağan değildir.futbolda gerçek olan tek şey alan boşaltmaktır.misal almanya milli takımında mesut özil kanatlara geliyor.4-2-3-1 in neresine koymak gerekir mesutu?kanatlara gelip efektif mi oluyor.bazen olsada asıl yaptığı şey rakibi bulunduğu yere çekmek.karşı alanı boşaltmak.
yani anlayacağın dizilişler durağan değildir.modern futbolda bilinmesi gereken kanatların önemidir.

kanatların çalışıyorsa sorunlar en aza iner.bursanın CL de yerlerde sürünmesinin nedenide kanatların tek taraflı çalışması.oysa geçen sene ozan ipek ve volkan şen ile çok iyi çalışıyordu kanatlar.
bu sene nedendir bilinmez ergiçi oynattığı için ozan ipekten yeterince faydalanamadılar.koy göbeğe hüseyin-svensoon ikilisini.önlerinede batalla.o zaman ozan ipekin efektifliği nasıl çoğalıyor.bu şekilde bursa 2-2-6 (0-4-6) ile daha efektif set kanat hücumu yapabilirdi.ama ergicin varlığı tek kanatlı çalışmasına neden oluyor takım defansının aksamaması için.
kıssadan hisse.bursa CL maçlarında kanatları kullanamadığı için(tek kanatlı) oldukça sıradan bir takım görüntüsü vermiştir bursaspor.ertuğrul sağlamda da maalesef akıl tutulması var.oysa takımında mükemmel olmasada iyi kanat bekleri ve açıkları var.wederson-ozan ipek ile ali tandoğan-volkan şen ikilileri.ergiç yerine daha defansif oyuncu koyup kanat beklerini ileri çıkarmak daha mantıklı değil mi?ergiçle batalla yı aynı anda 11e koymak barca taklidi olsa gerek.zaten bunun da faturasını 2 CL maçında gördüler.

ertuğrul sağlamın uluslararası teknik adamlığa terfi edeceğini sanmıyorum.

4-3-1-2 bundan 10 sene öncesinde kalmış bir sistemdir.schusterin böyle oynatmadığını görüyoruz zaten.bunu uygulayan terimli galatasaraydı.sadece kupa 2 !de başarılı oldu.ş.liginde ise birşey üretemedi bu sistem.

fitneci dedi ki...

TA, senin bu mantığınla klasik 4-4-2'nin "2"si kanada inemez, orta kesemez, top almak için derine gelmez, deplase olmaz.

beşiktaş'ın oynadığı taktik 4-3-1-2'den ziyade 4-1-2-1-2 idi tam olarak. Q7'nin görevini "etkili orta yaptığı nokta"dan değil, topu genelde nerede aldığından anlarsın daha çok. yoksa bobo da orta yapıyo, guti de ernst de...

Bazen sahaya dizilişler için de hakikaten çok kafa karıştırıcı şeyler olabiliyor maçta, misal bundan 2-3 maç önce (hangi maçtı?) necip'in sol çizgide oynadığını iddia ettiğim bir maçta (ki çizgiyle arasında genelde 2-3 metre oluyodu) noat necip'i sol iç guti'yi sağ iç göstermişti ki bence bu yanlıştı. tek tük anlaşmazlıklar tabiki çıkar ama dizilişler durağan değilse bile oyuncuların pozisyon almalarından, toplu topsuz hareketlerinden diziliş az çok bellidir.