Trabzonspor 1-3 Manisaspor

Hafta arasında Hakan Kutlu’yla yollarını ayırarak Hikmet Karaman’la taze bir başlangıca niyetlenen Manisaspor, bu kararının olumlu sonucunu çabucak gördü. Fiziken zayıf durumdaki Trabzonspor karşısına iyi motive olarak çıktılar ve çok ihtiyaçları olan üç puanı ligin en zor deplasmanlarından biri olan Avni Aker’den kapıp kaçtılar.

Şenol Güneş’in göreve gelişi sonrası 2010 yılında evinde maç kaybetmeyen Trabzonspor, bu maça geçtiğimiz pazartesi günü aldığı 6-1’lik görkemli galibiyetin kadrosunu değiştirmeden çıkmıştı. Sezon başında (Super Kupa, Fenerbahçe ve Liverpool maçları) iyi performans gösteren Ceyhun ve Alanzinho kenara çekilmiş, yeni transfer Jaja’yla birlikte sezonun ilk maç haftasındaki Ankaragücü deplasmanında oyunu çözen Umut Bulut takıma girmişti. Yattara’nın da Sivasspor karşısındaki etkileyici performansı onu vazgeçilmez kılıyordu. Jaja’nın sürekli geriye gelerek top alıp ‘’sahte dokuz numara’’ rolünde oynadığı asimetrik/klasik 4.4.2 korunmuştu. Umut’un ters kenarda üstlendiği uzak forvet rolüyle sahada üç iyi santrafor vardı ve bu tercihler, oyunu tamamen Yattara – Serkan kenarı üzerine yığıyordu.

Ligin en çok gol yiyen takımı Manisaspor’da ise Hikmet Karaman takımın yarısından fazlasını değiştirmişti. Geçen haftaya göre savunmada ve orta sahada üçer değişiklik vardı. Ömer, Dixon, Kalabane, Mehmet, Yiğit ve Simpson geçen haftadan farklı olarak Hikmet Karaman’ın ilk maçında ilk 11’de tercih ettiği isimler olmuşlardı. 4.2.3.1’de savunma önünü Yiğit – Mehmet ikilisiyle kapatırken, Makukula’nın arkasındaki üçlüden Simspon solda oynadı; Murat ve Isaac ise maç boyu yer değiştirdiler. Hücumda iken bir şekilde Makukula’yı bulmaya çalışan Manisaspor, diğer seçenek olarak Murat ve Simspon’ın taşıyacağı toplara güveniyordu. Henüz doğru dürüst birlikte oynamayan bu oyuncu grubundan bu maç için yüksek performans beklemek doğru değildi, zira öncelikle gümbür gümbür gelen Trabzonspor’u durdurmaları gerekiyordu. Bu noktada kilit eşleşme Serkan – Simpson idi.

Trabzonspor maça hızlı başladı. Sivasspor karşısında galibiyetin morali ve hafta arasındaki övgülerin getirdiği özgüvenle daha ilk dakikada kredisi kalmayan rakiplerinin üzerine çullandılar. Yattara üzerinden oyunu hızlandırarak rakip savunmayı zorladılar. Kazanılan kornerde Yattara ceza sahası önündeki Selçuk’u gördü. Manisaspor günlerinden bu yana benzer vuruşları yapan, geçen hafta da muhteşem bir gol atan Selçuk yine harika vurdu ve tabelayı değiştirdi. Henüz 8. Dakikada skor 1-0 olmuştu ve Trabzonspor’un iştahı bol gollü bir galibiyeti işaret ediyordu. İlk yarım saatte Selçuk İnan adeta oyunu domine etti. Colman daha derinde pozisyon aldı, Manisa orta sahası top Selçuk’ta iken çaresiz kaldı. Öyle yüksek bir özgüvenle hareketlerinde, paslarında başarı sağlıyordu ki tüm duran toplara da talip oldu. Onun şekillendirdiği ataklarda Trabzonspor defalarca ikinci gole yaklaştı. Jaja sürekli aradı, topu kolayca kale önüne getirdiler ama golü bulamadılar. Hele 27. Dakikada Teofilo’nun kale ağzından dışarı attığı top vardı ki, maçın en önemli kırılma anı buydu.

35. dakikadan sonra işler değişti. Trabzonspor oyunu iyice rölantiye aldı, rakip kaleye gitmekte dahi umarsız davrandılar. Bu dakikaya kadar Makukula’nın bir kontra pozisyonu hariç rakip kale önüne dahi gidemeyen Manisaspor, Murat Erdoğan’ın kornerleri kullanmak üzere sola geçmesiyle devre bitmeden iki gol buldu. Kötü kullandığı kornerleri karşılayan savunma topu yine sola gönderdi, önce Dixon’ın arka direk koşusu Makukula’ya, sonra da Murat’ın ortası Simspon’a golü getirdi. İlk yarım saatte adeta rakibinin üzerine çöken Trabzonspor son 10 dakika sanki kontak kapatmıştı. Manisa bu günahı affetmedi, soyunma odasına 1-2 önde girdiler.

İşler 10 dakikada değişmiş, piramit terse dönmüştü. Tehlikenin farkında olan Şenol Güneş devre başında Jaja – Alanzinho değişikliğiyle idman eksiği olan Jaja’yı yanına alarak oyunu hızlandırma yönünde hamle yaptı. Maçı çevirmek için fazla zaman yoktu, dakikalar ilerledikçe bu gerçek ortaya çıktı. İlk yarım saat sonunda tamamen oyundan düşen Yattara, 65’te yerini Burak’a bıraktı. Bu değişiklikten kısa süre sonra Makukula attığı muhteşem golle skoru 1-3’e getirdi. Dakikalar 70 olduğunda Trabzonspor’un pili bitmişti. Diri kalan, değişikliklerle direnci artırılan Manisaspor önce orta sahayı, sonra oyunu ele geçirdi. Top yapmaya başladılar. Şenol Güneş son çare olarak Ceyhun’u oyuna alıp yüksek toplar sonrasında rebound’larla rakibi sıkıştırmaya çalıştı, ama bir pozisyondan fazlasını üretemediler. Maç 1-3 bitti, Trabzonspor 10 ay sonra sahasında kaybetti.

Sonuç: Bazen kadroyu hocalar değil, galibiyetler ve mağlubiyetler belirler

Trabzonspor iç sahada hiç maç kaybetmediği dönemde aynı zamanda içeride – dışarıda hiçbir hedef maçı kaybetmedi. Takımın bu maçlara özel bir takım tertibi var ve adeta yenilmez konumdalar. Bursaspor, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş henüz bu takıma karşı çözüm üretemediler, kazanamadılar. Lakin diğer yandan hedef maçları kazanan Trabzonspor, aynı takım tertibiyle standart maçlarda yeterince başarılı olamıyor. Hedef maçların yıldızı Alanzinho reaktif oyunda çok etkili, fakat sezonun ilk maç haftasında görüldüğü üzere nispeten düşük profilli rakiplere karşı kalabalık içinde kayboluyor. Onun bu kalabalıktan çıkarılması gerekiyordu. İkincisi ise Teofilo muamması. Kolombiyalı oyunca yalnızca pivot oyunu oynayabilen vasat bir santrafor, ama aynı zamanda duracağı yeri iyi bilen bir son vuruşçu. Onun golleri sıraladığı dönemde bu konuya değinmiştim ve bu durumun Şenol Güneş’in dilemması olduğu söylemiştim. Hem Teofilo’yu oynatmak, hem onu etkin kılmak adına Umut’u oynatmak ve Alanzinho’nun etkisizliğine çözüm olarak bu yapı bulundu. Sivasspor karşısına çıkan takımın tüm tercihlerinin, geçmiş maçlardan gelen gerekçeleri vardı. Tıpkı geçmişte olduğu gibi, Manisa maçında da kazanma yolu takip edildi. Ama hocanın maç sonu itiraf ettiği gibi ortada bir hata vardı. Federasyonun da düşüncesizliğiyle 5 günde 2. Maçına çıkan bu 11, maçın ikinci devresinde zinde değildi. Rotasyon ihtiyacı vardı, fakat başka bir plan yapılmıştı. Tutmadı, Trabzonspor kaybetti. Kendine güveni yüksek oyuncular, psikolojik artıyı fiziksel yeterlilikle birleştiremeyince Trabzonspor’un kazanan oyun planı dağıldı.

Teofilo kötü bir maç oynadı, belki de bu maç onun takım içindeki rolünün gözden geçirilmesini gerekli kılacak. Umut – Jaja ileri ikilisi Trabzon için çok daha uygun olabilir. Trabzonspor halen çok iyi bir hedef maç takımı, ama şampiyonluk için fazlası gerekiyor. Ayrıca Engin Baytar’ın dönüşü hala dört gözle bekleniyor.

Manisaspor dibi görmüştü, Hakan Kutlu’dan kurtularak(!) sorunun büyük kısmını çözdüler. Hikmet Karaman ilk maçlarında kazanma geleneğini sürdürdü. İyi motive ettiği oyuncu grubu ilk yarım saat rakibe yenilse de oyundan kopmadı, maçı çevirdi. Ariza Makukula gollerine devam ediyor. Onun yedeği geçen sezon Gençlerbirliği’nin birinci santraforu Kahe olan bir takım Manisaspor; kadroları yabana atılmayacak kadar iyi. Ligde kalma hedefinden fazlasına niyetlenebilirler ki, Hikmet Karaman da maç sonunda benzer şeyler söyledi. Simspon ve Makukula’nın yeri garanti. Önemli olan geçen sezonu çok iyi geçiren Murat’ı etkin kılmak. Bu olduğu takdirde Manisa’nın hücum opsiyonları çoğalacaktır. Üzerlerindeki ölü toprağını bu galibiyetle attılar.

Fotograf: ntvmsnbc.com

Macyazilari.com: Trabzonspor 1-3 Manisaspor

Noat Samisa

19.09.2010

5 yorum:

Korkut Ali Ferah dedi ki...

Yorumunuzu merak ettiğim bir konu var..Makukula'nın gol kralı olarak tamamladıgı bir sezonun ardından ancak transferin son gününde bir takımla anlasabilmesini ve bu takımın da eski takımından her alanda daha kötü bir takım olması sizce de menajer başarısızlığı değil midir?Teşekkürler..Korkut Ali Ferah

Noat Samisa dedi ki...

Korkut Ali Ferah,

Menajerlik mesleğine pek vakıf olamadığımdan bilemiyorum. Olaya genel ticaret teammüleri yönünden bakarsak sanırım Benfica kulübü tok satıcı pozisyonu aldı, taliplerin fazlalığına güvendi. Fakat son gün baktılar ellerinde kalacak, oynatmayı da düşünmüyorlar; oyuncunun onay verdiği ilk teklifi parasını çok da fazla düşünmeden kabul ettiler.

futbol-ex dedi ki...

mantıklı menejerlik oyunlarında bende genelde öyle yaparım:)
h.karaman içinse yine aynı şey geçerli kısa hedeflerin hocası. 2 yıl üst üste bir takım çalıştırdığını ben hatırlamıyorum. bizim hocalarımız artık şu mental sorunlarını çözmeliler. biraz aynaya bakmalılar ve kendilerine doğruyu örnek almalılar (A.Avcı,E.Sağlam gibi)

TA dedi ki...

ideal 11 şöyle olabilirdi.4-2-3-1

--------onur---------

serkan--giray-egemen--cale(ferhat)

----------ceyhun--serçuk---------

--alanzinho------colman------jaja

---------------teofilo--------

colmanın son maçtaki pozisyonunda olması onun efektifliğini çok azaltıyor.direk sonuca etki edebilen bir oyuncu colman.ara paslarını biliyoruz.defansın önünde oynaması hem defansif yönden takımı olumsuz etkiliyor hemde ofansif yönden efektifliğini düşürüyor.

alanzinhonun sağda kanatta oynaması özellikle serkanla birlikte çok faydalı olur kanımca.malum modern futbolda yetenekli oyuncular daha geniş alan bulabilmek için kanatlara açılıyorlar.vede ters ayaklı olabiliyor.dimaria-robben-ribery-messi gibi.ayrıca alanzinho kanattan içeriye girebilecek yetenekte bir oyuncu robben gibi.serkanın bindirmesi durumunda da serkana iyi paslar verebilir sağ kanatta.alanzinhonun geniş alanlara ihtiyacı var ve bunun içinde sağ kanat ideal bir yer olabilir.

jaja sol kanatta uzak forvet olabilir.son maçtada gördük ki hızlı şekilde sıfıra inip orta yapabiliyor.hem kanat hem forvet olarak kullanılabilir bence jaja.jajayıda orta saha kalabalığından kurtarmak lazım.bunun içinde en ideal yer sol açık poziyonu.

defans dörtlüsünün önündeki ideal 2 li bence ceyhun-selçuk inandır.rotasyon harici değişmemesi gerekir.alternatifi barış ataşdır.
colmanın bu ikilinin önünde oynaması verimliliğini artıracaktır.

son manisa maçında gördük ki takımda görev karmaşası var.benzer özellikte oyuncuların aynı anda sahada olması bunun nedenidir.sadece yetenekli oyuncuları sahaya sürüp bir düzen oluşturulamıyor.

umuttan sol kanat oyuncusu olmaz.villa gibi sol açıkta topu alıp içeriye dripling yapacak yetenekte değil.umut teofilonun alternatifi olur bence.

trabzonda dikkati çeken bir unsurda ciddiyetsiz rahat bir takım olması.ilginçtir 1-0 dan sonra sanki skor 2-0 yada 3-0 gibi çok rahat oynuyorlardı.girilen pozisyonları kolay harcadılar.pas atıp arkadaşına asist yapacakken gereksiz şutlar attılar.ilginç.bu ciddiyetsizliğin ve yanlış dizilişin bir faturası oldu.belkide bu dizilişle alınan mağlubiyet hayırlı olmuştur.

TA dedi ki...

jaja ya alman milli takımındaki podolski görevi vermek en mantıklısı olsa gerek.