Yobo ve Insua: Ne Olabilir?

Fenerbahçe ve Galatasaray'ın Premier League'den transfer ettiği savunmacılar transfer gündemine aniden düştüler ve imzaları çabucak attılar. Her ikisi de kiralık. Kulüpleri için değeri olan, fakat düzenli forma bulamayacak olmaları nedeniyle oyuncu-kulüp iletişimindeki iyi niyet sayesinde kısa süre hava değişimine gönderildiler.Roy Hodgson'ın Fulham'dan ayrılarak Liverpool'un başına geçmesiyle dört sol bek hızlıca yer değiştirdi. Hoca'nın has adamı Konchesky'nin yolu Anfield'a, yerini doldurmak üzere Carlos Salcido'nun yolu Craven Cottage'a, Emiliano Insua'nın yolu ise İstanbul'a düştü ve Fabio Aurelio boşta gezerken Liverpool'a geri döndü. Tüm bu trafiğin sebebi Hodgson'ın futbol fikri. Gittiği yeri de geldiği yeri de başkalarını da etkiledi. Son gün Carlton Cole'ü alarak tam da Hodgson'ın Fulham'ını kopya ediyorlardı, fakat Babel ve Lucas yan çizdiler. Meireles ve Poulsen'le bir dönüşüm gerçekleşti, Insua'nın gidişi de bunun bir diğer halkası olabilir. Konchesky geriden top çıkaracak, uzun oynayacak. Zamora indirecek. Gera, Dempsey ve Davies onun boşalttığı alanlara girecekti. Aynısını Liverpool'a uyarlamak için eksik olan Zamora. Şu an elde N'gog var ve Torres, Hodgson'ın Gera'sından fazlası olabilir. Emiliano Insua üzerine yatırım yapılan bir oyuncuydu, gelişim sürecini tamamlayamadan Liverpool'un sol bekinde tek alternatif olarak kalması kötü geçen sezonda onu biraz yaralamış olmalı.

Insua bir beke göre topla yapabildikleri ''fazla'' olan bir oyuncu. Oyun temposu maç içinde dalgalanmalar yaşasa da bindirmeleri, pas becerisi, oyun görüşü ve isabetli kenar ortalarıyla yeteneğini kısa sürede belli edebilen biri. Çalım ya da verkaç sonrası topu Baros'un tam kafasına indireceği günler pek uzak değil, fakat bundan evvel bilinmesi gerekenler var. Arjantinli sol bek henüz gelişmekte olan bir oyuncu. Topsuz oyunda büyük eksikleri var ve fiziği epey zayıf. İkili mücadelelerde etkili kenar adamlarına karşı eziliyor, elinde yalnızca çabukluğu var. Ters kademede çok sık sorun yaşıyor, kısa boyu nedeniyle arka direğe gelen yüksek toplarda sıkıntılı. Geçen sezon Liverpool pek çok kötü maç oynadı, rakipler Liverpool kalesi önüne kolay geldiler ve bu ortamda Insua'nın eksikleri sık sık göze battı. Liverpool'un kötü futbolunun tüy diktiği maçlardan 3-1'lik Fulham maçında ilk iki golde bariz hataları var, transferi duyduğumda ilk aklıma gelen bu maç olmuştu mesela. Kendi kalesine yaklaştıkça sıradanlaşıyor, fakat oyunun büyük bölümünü rakip yarı sahada oynayabilen bir takım için şimdiden çok iyi bir dış bek. Galatasaray'ın yakın zamanda Hakan Balta'nın aşırı formsuzluğu nedeniyle yaşadığı ters kademe ve ilk toplar sorunsallarına Insua net bir çözüm önerisi değil. Geçen yıl bu zamanlara dönme imkanımız olsa ''Frank Rijkaard'ın Galatasaray'ının'' güçlü silahlarından birinin Insua olacağından bahsedebilirdik, fakat gelinen noktada işler değişti.

Misimovic transferiyle geçen sezon Elano ve Arda'nın forvet arkasında denendiği 4-2-1-3 geri dönecek gibi görünüyor. Barcelona projesinden, bugünün Barcelona'sından farklı olan bu şablon henüz çok taze ve bugünün kazananları olan trend 4-3-3 ile 4-2-3-1'in bileşimine dikkat çekmek, rolleri farklı olan oyuncuları imlemek adına bu şekilde ifade edilmesi gerekiyor. (Henüz başarılı olamamış olan bu yeni şablonun forvet arkası oyuncusunun ikinci forvet rolü yok, bu yönüyle 4.2.3.1'den ayrılıyor. Fakat çift merkez orta saha ile aynı şablona sıkı sıkıya bağlanıyor.)

Rijkaard, Barcelona'daki ilk aylarında Ronaldinho'yu bu şekilde (Misimovic'i muhtemelen kullanacağı gibi ) kullanmıştı, fakat temelde orta sahadaki yetersizlik (hem pozisyon bilgisi, hem top tekniği) nedeniyle istediği sonucu elde edememişti. Cocu, Xavi ve Davids'in birlikte oluşturduğu (trend) üçlü orta saha pek çok parçanın doğruyu bulmasına imkan tanımıştı. Ardından bu takım Messi ve Iniesta eklemeleri ve Guardiola etkisiyle büyüdü ve dünya futbolunun zirvesine ulaştı. Lorik Cana bu açıdan bakılırsa Rijkaard'ın Davids'i olabilir. Ancak mikro-Cocu olabilecek yeterlilikte olan Barış, MTopal, MSarp ve Ayhan dörtlüsünden biri de bu sayede kendilerini bulabilirler. Pek tabii bu genel, orta vadeli bir değerlendirme. Misimovic'ten esas beklenen, bu karmaşık ortamda acilen fark yaratması ve Rijkaard'a hareket alanı açmasıdır. Son tahlilde Insua iyi bir transferdir, fakat onun sol bekteki başarısı tamamen takımla alakalı. Rakip kaleye organize şekilde gidemeyen bir Galatasaray'da kolayca kulübe oyuncusuna dönüşebilir. Ya da tam tersi, üstün toplu oyun becerisiyle büyük fark yaratabilir.
Fenerbahçe'nin yeni transferi Joseph Yobo İngiltere Ligi takipçilerinin yıllardır izlediği, amiyane tabirle ''ciğerini bildiği'' bir oyuncu. David Moyes'in Everton'da yaptığı ilk transferdi, Alan Stubbs-David Weir ikilisine alternatif olsun diye transfer edilmişti. Geldiği gibi gitti, 8 yıldır forma giydiği Everton'dan ayrılmasına da Distin-Jagielka ikilisinin alternatifi haline dönüşmesi sebep oldu. Tam bir tempolu oyun stoperidir, Ada'nın futboluna tam uyum sağlamıştır. Çabuk, ilk hamle başarısı yüksek, kaleyi kaleden uzakta savunan ve topu taca atmaktan asla çekinmeyen lider bir oyuncu. Bu açıdan Aykut Kocaman'ın kafasındaki hücum merkezli 4.3.3 ve pas ağırlıklı oyun fikrine entegre yay biçimli çizgi savunmaya uygun bir oyuncu. Teorik olarak bakıldığında Fenerbahçe doğru teşhisle doğru çözümü bulmuş görünüyor; fakat daha iyisi olabilirdi.

Son hafta, son gün şartlarında çok iyi bir transfer olan Yobo, kaleye yaklaştığında yaptığı fantastik hatalarla sık sık futbol-komedi programlarının, kliplerinin malzemesi olan bir oyuncu. Bazen konsantrasyon kaybı nedeniyle alakasız yerde pozisyon aldığı, bazen sağ ayağıyla karşılamaya çalıştığı topun sol ayağına çarparak rakip santraforun önüne düştüğü görülürdü. Kötü gününde olduğu maçlarda çekilmez bir oyuncu olabilir, özellikle kardeşi kaçırıldıktan ve geçirdiği ağır sakatlıklardan sonra bu tip maçlarının sayısı arttı. Dört sezon evvel ligdeki maçların tümünde 90 dakika oynayarak kariyer zirvesini yapmış, daha büyük bütçeli kulüplerin kadrajına girmişti. Geçtiğimiz sezon sonuna doğru ayrılmak istediği söylentileri çıktı, adı son olarak West Ham ve Celtic'le anıldı. Sanırım kafasında herhangi bir başka plan olmadan buraya oynamaya, oynadığı oyundan keyif almaya geliyor. İngiltere'de kazandığından fazlasına sahip olacak olması da ekstrası.

Everton'ın en çok forma giyen yabancı oyuncusu olan Yobo gerektiğinde sağ bek ve hedef maçlarda ön stoper rolüyle orta sahada da oynayabiliyor, fakat Fenerbahçe kariyerinde stoperden başka mevkide kullanılacağını sanmıyorum. Yüksek hava hakimiyeti, tek hamle başarısı ve çabukluğu onu özel kılan, Titus Bramble gibi Premier League'in talep göre oyuncularından yapan, ama bazı liglerde öncelik kabul edilmeyen nitelikleri. Toplu oyunda asgari yeterlilikleri sağlıyor ve arka tarafı yöneterek saha içi hiyerarşiye katkıda bulunuyor. Fenerbahçe'nin bu sezon yalnızca yerel şampiyonalara yoğunlaşacağı düşünürse büyük arıza çıkaracağı maçların sayısını epey sınırlı kalması yüksel ihtimal.

Bilica'dan çok daha iyi bir oyuncu olması yönüyle artıları fazla, fakat daha net, daha dengeli bir stoper alınabilirdi. Aykut Kocaman'ın esnek trend 4.3.3 fikrine geçtiğimiz sezon bir bakıma atıf yapmış, Alex'li 4.2.3.1'in kazanma yolunu bozmadan yapılacak değişime dair fikrimi beyan etmiştim. Geçen sezon iç oyuncusu karakterli Topuz ve Özer bu sezonun takımında (Alex'li bir günde) kenarlarda oynamayacaklar. Ters ayaklı kenar adamı Stoch ve uzak forvet nitelikli Dia kullanılması muhtemel iki şablonu da idealleştiriyor. Fakat ön tarafta dört yabancı kullanıldığında arka tarafta sıkıntı yaşanıyor. Bu noktada birinci tercih, Özer'in sağ kenarda pas alış-verişine ve içe kat ederek alan kullanımına katkıda bulunması ve Gökhan Gönül'ün (ya da Okan'ın) dış bek olarak uzak forvet eksikliğini farklı bir yöntemle doldurması olabilir. Şu noktada görülüyor ki Yobo-Lugano ikilisinin sezon boyu bozulmaması hayırlıdır, ki zaten iki oyuncu da ritmini bulduğunda sık sakatlanmıyorlar. Niang'ın her iki oyun şablonunun da ideal oyuncusu olmaması ideali ıskalatıyor, fakat Niang'ın asgari yeterlilikleri ve ekstraları takımı geçen yıldan bir adım öne çıkaracak kadar iyi. Alex ise bir sorun değil, aksine her zaman çözümün merkezindedir. Başka bir çözüm bulunduysa eğer, tıpkı ''Alex neden Avrupa kulüplerinde oynamıyor?'' klişe sorusuna verilen ''onlar farklı oynuyorlar'' cevabı gibi, gerçekten farklı olan bulunmalı. Doğru cevap ise güzel ya da iyi yargısını barındıran değil, uygulandığında kazandıran olacaktır.

Noat Samisa

01.09.2010

25 yorum:

Fotballmanager10 dedi ki...

daha iyisi olabilirdi derken aklınızdaki isimleri merak ettim.Son gün transferine göre oldukça başarılı bir isim bence yobo.lugano-bilica ikilisinide yaşadığımız yavaşlık problemini de çözecek olması yönünden de kaliteli bir transfer.

kendine iyi bak dedi ki...

degerlendirmen icin tesekkur ederim bilmediklerimizi anlatmıssın. ilk bolumun son paragrafında barıs, m topal, m sarp, ayhan demissin; m topal'ı fazla yazmıssın galiba:)

Falagar dedi ki...

Defansif yetersizlikleri kimi zaman kanadının 'Wayne Bridge Otobanı'na'dönüşmesine neden olsa da bence de çok iyi transferdir.Satın alma opsiyonun olması da gayet güzel.Ancak takımda öyle kaotik bir yapı var ki tandeme Vidic-Ferdinand ikilisini koysan o bile kar etmeyecek gibi geliyor(tabi bunda Sarp-Ayhan-Barış orta sahasının yetersizliği önemli faktör)açıkcası.

Bir de bilgine güvenimin sonsuzluğundan(EPL bazında daha çok)o hiç sevmediğin kıyaslamalaro alabilir miyim?

İsmail-İnsua ve Yobo-Lugano gibi oyunculardan hangileri sence daha iyidir?

geloraptor dedi ki...

"Ancak mikro-Cocu olabilecek yeterlilikte olan Barış, MTopal, MSarp ve Ayhan dörtlüsünden biri" derken topal'ın valencia'ya gittiğini unuttun mu yoksa orada tutunamaz devre arası döner mi demeye getiriyorsun satırarasında. =)

ometeci dedi ki...

"Ancak mikro-Cocu olabilecek yeterlilikte olan Barış, MTopal, MSarp ve Ayhan dörtlüsünden biri de bu sayede kendilerini bulabilirler"

ne oldu topal valencia'dan geri mi döndü?

otti dedi ki...

güzel inceleme yalnız şu daha iyisi alınabilirdi kısmına takıldım ben. transferin son günü gelmis anılan oyuncu sall, bikey gibi oyuncularsa yobo çok iyi transfer. daha iyisi bu saatte alınamazdı.
inceleme için teşekküreler.

Quaresma7 dedi ki...

Yobo'yu bilmeyen yok zaten, bir kez daha hatırlamış olduk o komik enstantaneleri. :)

Eline sağlık, zevkle okudum şahsen..

- Ufak bir hata Mehmet Topal'ın alternatifler arasına yazılmış olması.. -

onur dedi ki...

Yabancı sayısı sıkıntısı bir tarafa,elde tek santroforlu sistemle uyuşmayan,ancak 2 forvetli dizilişte etkinlik gösterebilecegi iddaa edilen Guiza var birde. Ben Aykut hocanın Niang la birlikte onuda deneyeceğini düşünüyorum.her ne kadar mental olarak eksilerde olsada fiziken hazır bir guiza dia nın pozisyonunda,farklı bır rolde oyun karakteri olarak uzak forvette etkili olabilir,her ne kadar çizgide süratli olmasada iyi top yaptığını düşünüyorum okçunun. Milli maçlarda (hoş ben 3 milli maçını falan izledim tv den,izlenimim hatalı olabilir).
Bence fenerbahçedeki asıl problem gökhan gönül. Asıl etkinliği önündeki adamın içe kat etmesiyle bulduğu boş alandan toplu-topsuz çıkışları olan ve bunu avrupai standartlarda yapan bir adam varken elde, önüne çizgide oynayan ve takımı öne taşıyan bir adam değilde dediğiniz gibi özer tipinde içe gömülen bir adam olmalı. Hatta takımın sağdaki hücum opsiyonları gökhan üzerinden sekillendirilmeli,heleki elde aynı tipte alternatifi bulunmuşken.
Birde stoper,bek,forvet vs herşey tamamda,takımın orta göbeginde baroni yönünde çok zayıf kalıyor,orada bir mesafe ve hız problemi olacak ileri çıkişlarda sanki. Kaldıki ben baroni ilk geldiinde özelikle orta ve uzun mesafeli paslarda iyi olduğunu düşünmüştüm adamın oyununa bakınca. Yanılmışım saniyorumki, oyunun her iki yönündede çok zayıf kalıyor emrenin yanında sanki.

xearoson dedi ki...

Yobo Emre'nin Newcastle'da oynarken kavga ettiği futbolcu değil miydi?Hani ırkçı söylemlerde falan bulundu falan dedilerdi.Aynı takımda oynayacak olmaları enteresan olucak.

baldur dedi ki...

fenerbahçe ile 4-3-3'ün ne alakası var allah aşkına. alex varken 4-4-1-1 ya da diğer adıyla 4-5-1. alex yokken de klasik 4-4-2 oynattı aykut kocaman. yıllardır da takım şablonu 4-5-1'tir. şu 4-3-3 fetişizmden ne zaman kurtulacak insanlar merak ediyorum.

Noat Samisa dedi ki...

Mehmet Topal konusunda bir unutkanlık yok, isteyerek yazdım. Geçtiğimiz aylarda

http://noatsamisa.blogspot.com/2010/05/topal-elano-topal.html

şu yazıyı yazmış, Galatasaray'daki orta saha sorunun en baştan çözülmesi gerektiğinden bahsetmiştim. Geç kalındı, şu anda kaos noktasına gelindiyse bunun sebebi transfer önceliklerinin yanlış belirlenmesi.

Diğer konu,

Yazının Yobo'ya ilişkin bölümünün ikinci paragrafının başı ''Son hafta, son gün şartlarında çok iyi bir transfer olan Yobo...'' şeklinde başlıyor. Buna dair soru soran arkadaşlar sanıyorum nu kısmı okumadıklar. Öncesinde geçen ''daha iyisi olabilirdi'' kısmı tıpkı Mehmet Topal'daki durum gibi Fenerbahçe'nin stoper eksiğinin geçmişe dayandığına dikkat çekiyor. Geçen sezon Lugano ve Bilica'dan biri sakat ya da cezalıyken takım büyük sorunlar yaşadı. Stoper transferinin belki Dia ve Stoch'tan önce değerlendirilerek daha uzun vadeli bir çözümle sonuca bağlanması gerekiyordu.

Yorumlarda dikkat çekilen bu iki konu umarım böylelikle daha iyi anlaşılmıştır.

Noat Samisa dedi ki...

Falagar,

Evet, Insua ile İsmail arasında benzerlikler var. İkisi de kendi kalesi önünde sorunlar yaşıyor ve ikisi de çok yetenekli. Insua Liverpool tercübesiyle birkaç adım önde. Yobo ve Lugano'da kalite kıyası yapmak zor. Lugano EPL'nin tercihedeceği bir stoper değil, fakat Fenerbahçe için ideal olduğunu defalarca ispatladı.


Onur,

Bu ''uzak forvet'' çevirisini daha sık kullandığını görüyorum, bu sevindirici bir gelişme. :) Guiza'dan ben ümidi kestim, galiba kendisi de futbolda ümidi kesti. Sağ kenarda ya da ikinci forvet olarak oynaması normal şartlarda ihtimal dahilinde tabii.

Gökhan Gönül konusunda en güzel örnek Deivid'le uyumu. Dia da bu işi yapabilir, fakat oyunun ağırlığı stoch üzerinde olmalı. Aksi halde Özer iyi tercih.

Fenerbahçe Cristian yerine yerli bir merkez orta saha tercih edebilirdi. Emre pek çok açıdan asgariyi aşan bir oyuncu.


Xearason,

Evet, Emre vaktiyle Yobo'ya bakarak bir şeyler mırıldanmış, ama Yobo bunları duymamıştı. Emre'ye daha yakın olan Lescott ve Howard üzerine yürümüşler, dava da buradan alevlenmişti. Buradan bir hikaye çıkar elbet, imzada birileri sorar herhalde.


Baldur,

Ben neden 4.3.3'ü debepleriyle yazabilirim. Barcelona'nın sistemi, şablonu değil bu, geçmişi 60 yıllık bir diziliş. Klasik 4.4.2 ise Trabzons deplasmanında denendi, ben bir daha düşünüleceğini sanmıyorum. Belki maç içerisinde.

varol döken dedi ki...

oyuncu alırken bir taraftar olarak önce fonetiğe bakarım...

örnek:
yapma bilica, yapma bilica!

yapma yobo yapma yobo!

sonuç:

yobo iyi transfer...

Noat Samisa dedi ki...

Varol Döken,

Yobo kelimesi Korece'de ''darling'' yerine geçiyor, benim de aklıma hep bu gelir. Biraz sakat yani, dikkatli kullanmak lazım.

:)

Santiago dedi ki...

Yobo kelimesi Korece'de ''darling'' yerine mi geçiyor bi Kore takımıyla oynarsak yandık yada onlar yandılar karsı takımın defansında bi hayli zenci ve ismi Darling olan oyuncu var kesin gelmezler 18e :))))

Noat Samisa dedi ki...

Santiago,

İngilizce çeviri yapılırken yerine darling konuluyor, biz sevgilim ya da tatlım diyebiliriz. Yani samimi bir hitap, arkadaşlar arasında kullanılmıyor. Gerçi Joseph Yobo'nun bundan haberi olduğunu sanmıyorum ama, olsun. :)

Ortega dedi ki...

Tribünden, "I love you, Yobo" diye bağırılsa sorun çıkmaz di mi? :)

Rıdvan dedi ki...

Premier Lig'i son 2.5 yılı sıkı olmak üzere takip ediyorum. TV'de yayınlanan her maçı izlemeye çalışıyorum. Eğer Türkiye'de yaşıyorsanız Everton'ın maçlarını ancak 4 büyüklerle oynadığında ya da Pazartesi oynadığında filan görüyorsunuz. Pazar oynadıkları maçlar da eğer Pazar izin gününüzse sırf Everton'ı izleyim diye öğlen 3, 4 civarında televizyon başına kurulmazsanız, o da zor.

E ne kaldı geriye? Sürekli takip edilebilen maç raporları ve yorumlar. Bunlarla bir oyuncu değerlendirmesi yapılabilir mi? Yapılabilir fakat ne kadar sağlıklı olduğu tartışılır.

2 Eylül tarihli Fanatik gazetesinde İngiltere muhabiri Edip Adanır'ın Yobo değerlendirmesi var, bence transferi merak edenler bulup buluşturup okusun. Edip Adanır'ın Premier Lig bilgisini de kendisinin yazılarını ve haberlerini takip edenler bilir.

Noat Samisa dedi ki...

Rıdvan,

Peki, kabul edelim ki benim Premier League merakım sanal; burada sahte bir dünya kurmuş durumdayım. Ben sahte olduğunu ima etmedim, diyebilirsiniz, fakat ben bunu uygun buluyorum.

Lakin, her şeyden önemlisi Edip Adanır'ın maalesef biraz ders çalışması gerek:

''Joseph Yobo’nun, Everton’da oynayamamasınnı nedeni, onun mevkinde Lescott’un bulunmasıydı.''

demiş. Lescott bir yılı aşkın süredir Man City'nin oyuncusu.

Ben ne üzere değerlendirme yaptığımı ispatlamak zorunda değilim, fakat şunu söyleyeyim ki son 8 yılda Yobo'nun en az 20 maçını 90 dakika izlemişimdir. Ben buraya, yani duvara bir yazı asıyorum. Bunu alır, sonradan gördükleriniz üzerine değerlendirirsiniz. Yanlış bulursanız belirtir ya da tercihen samimiyetine inanmadığınız bu sayfayı bir daha adres çubuğuna yazmazsınız.

Rıdvan dedi ki...

Blogu Beşiktaşlı bir arkadaşım söylemişti, Premier Lig hakkında da değerlendirmelerin bulunduğunu söyleyip. Ben sahte olduğunu ima etmedim. Muhtemelen İngiltere'den transfer olduğu için bir şeyler yazmanız gerektiğini hissettiniz. Ama sürekli izlenebilen bir oyuncu olmadığından bunu yapmamanız daha doğru olurdu.

Edip Adanır'ın yazısındaki Lescott hatası bir editör hatası olabilir. Eğer Adanır yaptıysa da anlık bir yanlışıdır. Yoksa Edip Adanır'a dersine iyi çalışmamış demek benim size yapmamaya çalıştığım saygısızlığın büyük bir örneğidir. Arsenal kombinesi olan, İngiltere'de yaşayan bir futbol sevdalısından bahsediyoruz.

Kötü bir niyet taşımadım yorumu yazarken, küçük düşürme çabam da olmadı, olsaydı şimdi yazacaklarımı o zaman yazardım. "Edip Adanır dersine çalışması gerek"ten haraketle gidelim. Mesaj tek yoruma sığmadığından diğer parçada yollayacağım devamını.

Rıdvan dedi ki...

1- Yobo'nun birkaç komik hatasıyla atılan golü izleyip hakkında yorumlar okuyup, "kale önünde fantastik hatalar yapıyor" demek asıl komik olandır.

2- Ne yazık ki kendi bilgilerinizden ziyade araştırmaya odaklı yazdığınız belli. İngiliz sitelinde Yobo'nun kiralık geldiği haberlerinde hep Jagielka ile Distin'in partnerliğinden bahsediliyor. Siz de bunu yazmışsınız. Yazında tek kelime HEITINGA göremedim. Lescott geçen sezon başında gitti. O halde Yobo'nun Distin ile oynaması gerekmez miydi? Ama Yobo'dan fazla maça çıkan bir Heitinga vardı ve onu kesen o oldu. Jagielka sezonun çok büyük bölümünü sakat geçirdi ve bu sezon iyileşince ilk 11'e girdi. Ama bu yazıda Heitinga nerede?

3- Titus Bramble ile Yobo'yu aynı cümlede kullanmak Can Arat ile Lugano'yu kıyaslamak gibidir. Zaten yazıda Bramble gibi olan nitelikleri gibi kelimeler gördüğümde şaşkınlıktan 2 defa okuma ihtiyacı hissettim. Bramble, Steve Bruce yönetiminde Wigan'da biraz futbolcuya benzeyen ama kariyeri "ayaklı bomba" bir defans oyuncusu olmakla geçen birisi. Böyle birisinin oyun içi hatalarını Yobo'ya benzetmek, dersine iyi çalışmamaktır.

4- Ben samimiyetsiz dememiştim, samimiyetinize inanmıyorum da dememiştim. Eleştiri almak hoşa gitmez bazı bünyelerde, anlıyorum. Bundan sonra bu adres çubuğunu tekrar yazacağım çünkü farklı görüşler okumayı severim ama Yobo yazısı gibiler olduğu sürece yazmayacağıma emin de olabilirsiniz.

Noat Samisa dedi ki...

Rıdvan,

Önce şunu bir kenara koyalım. Siz, eleştiri yapmıyorsunuz. Mesnetsiz bir iddia ortaya koyuyorsunuz. Bu iddia da benim oyuncuyu izlemediğim, başkalarının yazdığı yazılar ya da videolar üzerine bu yazıyı yazdığım ve bu sebepten yazıdaki bilgilerin öznel ve kaydadeğer olmaktan uzak olduğu yönünde. Ben de buna karşın yukarıda söylediklerimiz söylüyorum, Edip Adanır'ın yazılarını daha önce çok kez benzer hatalar gördüğüm için okumuyorum.

Gerisini maddeleyelim:

1- Geçen sezon 1-6'lık Arsenal maçını buyrun izleyin. 3-0'lık Man Utd maçını izleyin. Fakat bunların geniş videolarını ve klibini bulamazsınız. Yobo'nun genel algısı için olmadı bana atfetttiğiniz şeyi yapın, bir gezin yabancı kaynakları. Bense bu genel algının doğru olmadığını, Yobo'nun kendine has bir özellikleri olan yetkin stoper olduğunu anlatmaya çalıştım.

2- Heitinga adı görmemenizin sebebi, David Moyes'in Heitinga'nın uygun bir stoper olmadığını her fırsatta dillendirmesidir. Dünya Kupası zamanı Moyes'in Times'ta bir köşesi vardı ve Hollanda analizinde bundan uzunca bahsetmişti. Şimdi Times'ı internetten okumak paralı olduğundan linkini veremiyorum maalesef. Bu sezonun ilk üç maçına bakarsanız, Wolves maçında Heitinga orta sahada oynamıştır. Stoperde ise Distin ve Jagielka vardı. Diğer maçlarda da Heitinga yedektir, geçen sezon stoperde oynamasının sebebi stoperlerin uzun süreli sakatlıklarıdır. Sezonun ilk yarısında Yobo da sakattı bir dönem ve Heitinga-Neill savunma tandemiyle bile oynadılar. Sonra Phil Neville da stoper oldu, Distin de sakattı bir süre. Yoksa Moyes zaten Heitinga'yı stoper olarak transfer etmedi. Eğer maç istatistiklerine bakarsak konuşsaydım, bu yazıda Heitinga'dan bahsederdim.

Sezon içerisinde takip etmenizi öneririm, Jagielka-Distin ikilisi hazırsa oynayacaklar, Rodwell ve Heitinga da onları yedekleyecektir.

3- Bu sizin düşünceniz. Titus Bramble her daim talep görmüştür, Premier League'in tutulan stoperlerinden biri olmuştur. Ben Yobo = Bramble demedim, sadece Yobo'nun kaleye yaklaştığında yaptığı hataların çok olmasının onun değerinden çok fazla bir şey götürmediğini anlatmaya çalıştım.

4- Yukarıda buna cevap verdim.

Ben diyorum ki, ben bu adamı izledim. Ha, bu hiç önemli değil normal şartlarda. Ben buraya bir yazı asarım, yolu düşen geçerken bakar. Bir şeyler kazanıyorsa tekrar gelir, bu basitçe işleyen bildik bir süreçtir.

Sizin fikriniz ise blog yazarının ''Beşiktaşlı'' etiketi üzerine ''Yobo'ya sallıyor'' sanrısı üzerine maalesef. Halbuki ben bu yazıyı okuduğumda Yobo'ya övgü ve transfer önceliğinin yanlış belirlenmesine bir eleştiri götüyorum. Siz bana şu yanlıştır, diyebilirsiniz; fakat intihal ya da derleme derseniz alacağınız karşılık bu olur.

Rıdvan dedi ki...

Bir oyuncunun Arsenal ve Manchester United'a karşı oynadığı maçlarla ilgili değerlendirme yapmak doğru mu sizce? Fernando Torres fit durumda çıktığı HER Manchester United maçında Vidic'i sahanın en rezil oyuncusu konumuna düşürüyor. O halde o maçlara bakarak diyelim Vidic kötü bir defans diye ??

Heitinga eksiğinizi başka örneklerle kapatmaya çalışmışsınız. Ama benim yazımda Heitinga iyi stoperdir diye bir söz yok, ki iyi bir defans da olabilir, ama ben böyle bir şey yazmadım. Dedim ki geçtiğimiz sezon Yobo'nun az oynamasına sebep olan isimlerden biridir. Heitinga'nın ne tam bir orta saha ne de tam bir defans olması, sizin yazınızdaki Heitinga eksiğini gidermez.

"Sezon içerisinde takip etmenizi öneririm, Jagielka-Distin ikilisi hazırsa oynayacaklar, Rodwell ve Heitinga da onları yedekleyecektir."
demişsiniz.

Üzülerek yine aynı hatayı yaptığınızı görüyorum. İşte Yobo'nun Fenerbahçe'ye kiralandığı haberini veren İngiliz sitelerindeki ifade:
"Phil Jagielka and Sylvain Distin are Everton's first choice centre-backs, while John Heitinga and Jack Rodwell are also able to play in that position. "

Ne yazık ki yine okuduğunuzla yorum yapmışsınız. Şimdi diyebilirsiniz ki 'e bunu görmek için ne gerek var okumaya'. Umarım demezsiniz. Çünkü o zaman durum daha vahimdir. Jack Rodwell bildiğin, saf orta sahadır. Orta saha. Heitinga mı stoperde oynatmaya daha uygun oyuncudur yoksa Rodwell mi sorusuna verilecek cevap hiç düşünmeden Hollandalı oyuncu olur. Hatta ben Rodwell'in o bölgede oynayamayacağını düşünüyorum. Ha sonuçta Carrick'in de mecburen stoper oynadığını gördük geçtiğimiz sezon. Koyarsan adam oynar orada. Ama önemli olan orada oynatman gereken birisi olup, olmadığı. Rodwell de asla değildir. Ben haberdeki ifadeyi de doğru bulmuyorum, sizin bunu olduğu gibi benimsemeniz de üzücü.

Blogun ahengini ve keyifleri eğer bozuyorsam bozmamak için daha fazla mesaj yazmayacaktım ama son cümlenizden sonra yazma gereği hissettim. Başka bir mesaj yazmayacağım.

İyi bloglar.

Rıdvan dedi ki...

Üzülerek yine aynı hatayı yaptığınızı görüyorum. İşte Yobo'nun Fenerbahçe'ye kiralandığı haberini veren İngiliz sitelerindeki ifade:
"Phil Jagielka and Sylvain Distin are Everton's first choice centre-backs, while John Heitinga and Jack Rodwell are also able to play in that position. "

Ne yazık ki yine okuduğunuzla yorum yapmışsınız. Şimdi diyebilirsiniz ki 'e bunu görmek için ne gerek var okumaya'. Umarım demezsiniz. Çünkü o zaman durum daha vahimdir. Jack Rodwell bildiğin, saf orta sahadır. Orta saha. Heitinga mı stoperde oynatmaya daha uygun oyuncudur yoksa Rodwell mi sorusuna verilecek cevap hiç düşünmeden Hollandalı oyuncu olur. Hatta ben Rodwell'in o bölgede oynayamayacağını düşünüyorum. Ha sonuçta Carrick'in de mecburen stoper oynadığını gördük geçtiğimiz sezon. Koyarsan adam oynar orada. Ama önemli olan orada oynatman gereken birisi olup, olmadığı. Rodwell de asla değildir. Ben haberdeki ifadeyi de doğru bulmuyorum, sizin bunu olduğu gibi benimsemeniz de üzücü.

Blogun ahengini ve keyifleri eğer bozuyorsam bozmamak için daha fazla mesaj yazmayacaktım ama son cümlenizden sonra yazma gereği hissettim. Başka bir mesaj yazmayacağım. İsterseniz bu mesajı onaylamayabilirsiniz, ben zaten başkası görsün diye değil size yazdım bunları.

Noat Samisa dedi ki...

Rıdvan,

Ben bu muhabbetten sıkıldım.

Yazın google'a yine, bir Jack Rodwell röportajı bulup okuyun. Sonra da David Moyes'in Jack Rodwell üzerine sözlerini okuyun. Ondan sonra bana yine şurdan burdan cümle çarpıp, derleyip yazı yazıyor dersiniz.

Jack Rodwell orta saha oğlu orta saha falan değildir. Hatta son maçta ileri üçlünün solunda oynadı. Adam bunu kendisi söylüyor ve sizin alıntı yaptığınız cümlenin yazarı da mutlaka bunu biliyor. (Buna dair de bir cümle bulursunuz sanıyorum, İngiliz basınında geçen.)

Jack Rodwell versatil bir oyuncudur ve en sevdiği mevki, stoperdir. Bahsetiğim röportajlarda ''hocam şu anda beni orta sahada oynatıyor ama yakın zamanda bu takımın düzenli stoperi olacağım'' cümlesini göreceksiniz. İdeal bir orta saha oyuncusu olmasında ve orta sahadaki performanslarından bağımsız olarak bizzat kendisi ve hocası bunu söylüyor.

Maalesef Heitinga'yı da Rodwell'i de bilmeden, izlemeden beni ''Yobo'yu izlememekle'' suçluyorsunuz. Sağ kenarda arama butonu var. Suçlamadan önce orayı kullanabilirdiniz. Acaba bu adam Rodwell'le ilgili daha önce ne demiş, diye bakabilirsiniz mesela. Sonra konu iyi niyet'e gelirdi.