Azerbaycan 1-0 Türkiye
Türkiye milli futbol takımı, mutlak galibiyet amacıyla gittiği Bakü'de heves kırıcı bir mağlubiyet aldı. Kalite ve tecrübe farkı skoru kolayca belirleyecek iken kaçan fırsatlar maçın seyrini değiştirdi ve bir duran top golü 3 puanı Azerbaycan'a getirdi.Guus Hiddink'in 4-3-3 düzeninde sahaya sürdüğü 11'de Almanya deplasmanında maça başlayan kadrodan 5 farklı oyuncu yer aldı. Ayrıca Hamit ve Özer'in mevkileriyle birlikte saha içindeki görevleri değişmişti. Yalnızca kaleci Volkan, Servet, Gökhan ve Emre aynı mevki ve bir önceki maça yakın görevlendirme ile sahaya çıktılar. Aurelio'nun boşluğu Selçuk'la doldurulurken, Arda'nın yokluğunda orta saha karakterli kenar adamımız Hamit merkeze geçmiş, Arda'nın yokluğu Özer'le tolere edilmeye çalışılmıştı. Ters kenarda ise Tuncay vardı, ileri uçta da bu maça uygun santrafor Semih tercih edilmişti.
Berti Vogts'un takımında ise ileride Vagif Dzhavadov tek başınaydı. Arkada sabit dörtlü, önünde daimi değişken üçlü ve kenarlarda rakip bekleri kovalama asli misyonuna sahip forvet karakterli kenar adamları yer aldı; 4-5-1 ile oynadılar. Dirençli şekilde alan kapatıp, önde kazandıkları topları uzun oynayarak rakip kaleye inmeyi amaçlıyorlardı. Bu hızlı çıkışlarda üretken olamasalar dahi her düşük seviye takımın güçlü rakibine karşı yapmaya çalıştığı gibi nefeslenmek, nabız molası vermek ve imkan oldukça golü aramak adına duran top kovalıyorlar, düşük kapasitelerinin rakiple eşitlendiği kornerleri ya da diğer yan topları zorluyorlardı.
Coşkulu Azerbaycan, Tedirgin Türkiyeİlk çeyrek saat geçilirken Türkiye rakip kaleye ulaşmak bir yana, topu oyuna sokmakta zorlanıyordu. Oyun rakip yarı alana taşınamadığından çok adamla hücum edilemiyordu ve kenarlardaki yetersizlik oyunun sürekli ortaya yığılmasına ve hatları arası çok yakın olan Azeri'lerin beklerimiz çıkamadıkça oyunumuzu bozmalarına sebep oluyordu. Gücü ne olursa olsun ev sahibi takımlardan maç başında böylesi bir direnç görmek sürpriz değildir, fakat Azeri'ler bunu bir adım öteye taşıdı. Garip şekilde önde ve atıl halde yakalanan savunma hattımız, arkasına Dzhavadov'u kaçırdı. Maç boyu 9 kişiyle topun arkasına geçen Azerbaycan'ın tek santraforuna karşı çizgi halinde kalmak hataydı, sonradan Toraman sürekli bu oyuncuya yakın oynadı.
Semih Devrede
Maçtaki ilk önemli pozisyonumuz Semih'in duvar olup topu ve takımı, rakip savunma - rakip orta saha hatları arasına sokarak alan yaratması sonucu gerçekleşti. Öncesinde yine Hamit şutu ve sonrasında geri itilen rakip savunmanın arkasına demarke vaziyetteki Gökhan'ı kaçırarak iki kez daha gole yaklaştık. Bu açıdan bakıldığında eğer İsmail oynabilecek durumda idiyse, ters kenara Hakan Balta tercihi manasız görünüyor. Ek bir hücum opsiyonumuz daha olabilirdi. Bu bölümde net gollük ataklarda sonucu alamadık ve çok da tehlikeli olmayan bir Azerbaycan kontrasında Servet pek ihtiyatlı davranmadı, rakibe korner fırsatı verdik. Asansör yaptılar, Emre uyudu ve Sadigov'un golüyle skor 1-0 oldu.
Sürprizsiz Kanatlar
Türkiye - Belçika maç yazısında ''4-3-3'ün Semih'li varyasyonları takımın ideali olabilir. Şu kadro yapısında forvet arkası oynayacak bir oyuncuya sahip değiliz. Bu rol daha önce orta saha oyuncusu orijinli Emre'ye yüklendi, bugün Tuncay denendi; ama hiçbiri şablonu 4.2.3.1'e yakınsayarak oyun planını idealleştirecek oyuncular değiller. Mesut Özil'in önemini, değerini bir kez daha anlamak için ulusal takımın açmazlarına bakmak gerek.'' demiştim. Aynı fikrimi bugün de koruyorum. Arda'nın olmadığı, oyun tarzına ve düzeyine yakın ikinci bir kenar adamına sahip olmadığımız bu günde skor gelmedikçe (ilk yarıda Selçuk ve Hamit'in şutları, Semih'in duvar aksiyonları, Emre'nin savunma arkası pası; hepsi merkezden) oyun ortaya sıkışacaktı. Semih bu açıdan bugün için mutlak doğru tercihti ve faydalı da oldu. Fakat Azerbaycan skoru aldı ve direncini üst seviyeye çıkardı. Artık daha az pas ve tecih hatası yapmak ve topu mümkün oldukça kenarlara dağıtmak gerekti.
Özer ve Tuncay'dan oluşan kenarlar, teorik olarak İspanya'nın DK 2010'daki kazanma yoluyla eşleştirilebilir. Özer de tıpkı Iniesta gibi en verimli olduğu yer üçlü orta sahanın kenarları olan bir oyuncu, Tuncay ise David Villa misali orijini forvet olup, ters kenardan arka direğe gollük toplar gelmediği halde top taşıyarak ve derin toplarda dikine koşular yaparak uzak forvet'i oynayan oyuncuydu. Özer sürekli içe kaçarken, Tuncay kanadını forse etmeye çalıştı. Yine teorik olarak Türkiye topa hükmedecekti, fakat gollük pozisyon sayısının (İspanya'nın pratikte gösterdiği gibi) oyun sete-set giderken fazla olması mümkün görünmüyordu. Gol gelmedikçe oyunun seyri çok değişmeyecekti, üstelik Azerbaycan gol attı. Ne yazık ki teoride kalan ve böyle kalmaya devam edecek olan bu düzen, aslında İspanya'nın ya da benzeri üst düzey takımlardan kopya edilmiş değil, Arda'nın yokluğunu telafi etmek üzere yapılmış bir hamleydi.
Hamit'in orta sahaya çekilmesi de yine Arda'nın yokluğuyla ve Semih'in varlığıyla ilişkili olmalı. Oyunun kanatlardan genişletilemediği bu maçta rakibin göbekteki kalabalığı ve direnci arttıkça oyun elimizden kaçtı.
Nihat, Sercan ve Halil'le 4-2-4
Hiddink, ikinci yarıya Nihat-Özer değişikliğiyle başladı. Orta sahadaki dördüncü oyuncu gibi oynayan Özer'i daha hareketli Nihat'la değiştirdi. Sonradan Sercan'ı da ekledi ve artık sahada kullanılabilir alan kalmadı. Maçın geri kalanında kendi oyunumuzu inkar edip, rakibin hatasını kovalamaya başladık. Halil'le birlikte işlemeyen plandan tamamen vazgeçerek rakibi hataya zorlamaya yönelik sahte bir baskı kurma hevesinde olduk, yeterli olmadı. Hamit ve Emre'nin taşıdığı, yükselttiği toplar ile gole yaklaşmaya çalıştık. Rakip çok az hata yaptı, savaştı, skoru artıracak pozisyonları da buldu ve sonunda 3 puanı aldı.
Sonuç: Arda Turan ile Wayne Rooney Benzerliği
İlk yarıda kolayca koparılabilecek olan bir maç, son vuruşlardaki etkisizlik sonrası kaybedildi. Türkiye ulusal takımının özellikle ikinci yarı verdiği görüntü çok kötüydü. Çaresiz bir takım vardı sahada ve rakibe diş geçirmekten uzaktı. Kanatların çalışmaması ya da daha net tabirle ''Arda'sızlık'', ikinci devre maçı çevirecek bir B planı bulunmasını epey zora soktu. Arda'nın ulusal takımımız için önemi, Man Utd'ın geçen sezonun son haftalarında Rooney yokken iki cephede birden havlu atmasıyla ve birkaç haftadır özel hayatında sorunlar yaşayan Rooney'nin formsuzluğunda United'ın yaşadığı gol sıkıntısıyla eşleştirebilir.
Azerbaycan karşısında sol bekte Hakan Balta'nın tercih edilmesi ve Arda'nın yokluğunda bir başka benzer özellikli kenar adamının kadroda olmaması başlıca soru işaretleri olarak görünüyor. Yine de 20-40 arası takımın bu maç için uygun setler üzerinden ürettiği pozisyonların gol olması halinde bu geçiş sürecine dahil (Arda'sızlık kaynaklı) maçı kayıpsız atlatmak mümkün olabilirdi.
Eldeki malzemeden her zaman en iyisini çıkaran adam Hiddink, bu maçla Rusya günlerine selam çaktı. Euro 2008 Elemeleri'nde Hırvatistan ve İngiltere'yle birlikte ölüm grubunda olan Rusya'nın ilk 2 maç sonunda 2 puanı vardı. Sonra İngiltere'den deplasmanda 3 yediler. Sahalarında İngiltere'yi mağlup ettikten sonra İsrail'e kaybedip, son iki maça umutları kırık girdiler. Ama sonucu güzel oldu, Rusya bu turnuvada yarı final oynadı. Şunu kabul edelim ki dünyada bir başka eşi olmayan Guus Hiddink dahi bir noktadan sonrasını garanti edemiyor. Bunun en iyi örneği de DK 2010 play-off'larında Rusya'nın yaşadıklarıdır. İlk maç çok iyi giderken son bölümde yenen goller ve ikinci maç Kerzhakov'un gördüğü saçma kırmızı kart bileti Slovenya'nın almasını sağlamıştı. Biz de Almanya'nın üstüne çıkma hayalini geçtiğimiz hafta sonu Berlin'de bırakıp gerçekle yüzleştik. Turnuvaya gidersek eğer, bunun play-off oynayarak gerçekleşeceği kesin sayılır. Bugün gruplar bitmiş olsa ve biz 2. sırada olsak Trapattoni'nin İrlanda'sı, son DK katılımcısı Slovenya, muhteşem bir jenerasyon sahibi Hırvatistan, İngiltere, Çek Cumhuriyeti, Hırvatistan, Portekiz ve ''Çek bir Belarus''tan biriyle iki maç oynayacağız. Planlamacıya değil, kazanan'a ihtiyacımız olacak; zira elimizdeki futbolcu yığınından ortaya şüphesiz bir takım çıkmıyor. Hiddink'in oyuncu seçimi ve kadro oluşturma kriterleri çok daha amaca yönelik ve değerli.
Fatih Terim döneminde ilk 2 yılın sonunda aday kadroya 106 oyuncu çağırılmış, sonraki dönemle birlikte bu sayı 150'yi açmıştı. Beş yıl içinde kadrosundan 150 futbolcu geçen bir futbol takımıydık, sözde yapılanıyorduk. Sonra baktık ki aşağısı, yukarısının çok altında. Hiddink geldi, her gittiği yerde eldekine kendi yolunu öğreterek kazanan adama muhtaç olduk. Arkasını da federasyon planlıyor, Ersun Yanal'ın görev tanımı bu. Ne kadar iyi ve koordineli gidiyor, bu tartışılır; ama Hiddink'in eleştirisi yalnızca kaybettiğinde başlar. Bugün de tam olarak bunun günü.
Bugünkü kadroyla turnuvaya gidecek kadro farklı olabilir ve 6 ay sonra pek çok şey daha iyi olacaktır, umutluyum.
Noat Samisa
14.10.2010
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
►
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
-
▼
2010
(299)
-
▼
Ekim
(17)
- Barcelona'nın Yeni Numarası?
- Kayserispor 1-0 Beşiktaş
- Fenerbahçe 0-0 Galatasaray
- Beşiktaş 1-3 Porto
- Man Utd 1-0 Bursaspor
- Yeni Mehmet Topuz
- Beşiktaş 2-3 Manisaspor
- Frederic Antonetti
- Azerbaycan 1-0 Türkiye
- Almanya 3-0 Türkiye
- Almanya - Türkiye
- Yepyeni Sunderland
- Rafael Van der Vaart
- Dempsey - Green
- Roberto Di Matteo
- Trabzonspor 1-0 Beşiktaş
- Rapid Wien 1-2 Beşiktaş
-
▼
Ekim
(17)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
12 Fikir, Tenkit, Yorum:
Olay bence hiddink'in dogrulari veya yanlislari degildir. Olay milli takimin bir turlu oturtulamamis sistemidir. Ne oynadigi belli olmayan, yillardir bir kaos futboluyla, doldurusla, gazla oynayan bir milli takimimiz var. 90'larin sonu ve 2000'lerin basindaki altin cagimizi yasadigimiz donemlerden sonra uzerine bir tek civi dahi cakilmadigini goruyoruz. Ki 2005'teki 17 yas alti takimin perudaki basarisindan sonra, o cekirdek kadroyu ve hocasinin su anda milli takimimizin degisilmezleri olmasi gerekirken, o kadrodaki bir nuri sahini elimizden kacmasin mantigi ile bir ozel macta oynatiyor, ve 6 sene onu unutup elimizdeki en degerli futbolcu sakatlaninca ona kurtarici olarak sariliyoruz. Tum amac belli gunu kurtarmak... Bu yuzden hiddink tercihi gunu kurtaracak bir hoca mantalitesinde oldugu icin dogru olabilir, ama uzun vadede yine elde sifir olacagindan kimsenin kuskusu olmamali. Bir mesut, bir muller iki sene evvel halen genc takimlarda gerekli seviyelerden gecip A takima hazirlanirken, bizim genclerimiz maalesef bu sekilde yetismiyor.
Uzun lafin kisasi her macin elbetteki ayri bir taktigi yada dizilisi olacaktair. Hatta mac icinde de birden fazla taktik kullanimi olacaktir. Ama tum bu taktiklerin basari oraninin artmasi icin, hep birlikte oynamaya alsimis, dinamik, basariya ac olan oyuncular topluluguna sahip olmalisiniz. Bence -yine 2005 ornegi verecegim,- her jenerasyonun hocasi kendi jenerasyonu ile birlikte a takima kadar cikmalidir. Yani su an milli takm hocamiz Abdullah Avci olmaliydi, ondan 4 sene sonra bir alttanngelen hoca kimse o olmali... Tamamen koordineli bir calisma ile en gencinden en yaslisina kadar tum oyuncularin ayni mantalite ve sistemde oynadigi, ulke sartlarina en uygun olan taktiklerin benimsendigi sistemlerle bezenmis bir milli takim. Bu bir utopya midir? Bizim gibi sosyo-ekonomik olarak seviyesi halen belli bir refaha ulasmamis ulkeler icin bir utopya diyebiliriz. Ozellikle altyapimiz hic saglam olmadigi icin avrupada yetisen iyi oyunculari - yetistirme bedeli vermeksizin- koparmasini cok seviyoruz. Sonra da sen Turkoglusun, battal gazinin torunusun gibi soylemlerle insanlari kandirmayi cok seviyoruz... Halbuki agac yasken egilir misali bu oyunculari kendi ulkemizde yetistirmeyi bir becerebilsek, iste o zaman dogru yapilanmanin ilk adimini atmis oluruz diye dusunuyorum...
Uzun lafin kisasi 2: biz gunu kurtarmaya devam edelim, nasil olsa bu turnuvaya ya gidim farki ile gidecek yada gidemeyecegiz, sonra belki Mourinho'yu getirir bir-iki mac sonra Bu mourinho da hoca mi yae? diye serzenislerde bulunuruz... Tanri futbolmuzun sonunu hayir etsin...
ellerinize sağlık. spor basınından sonra ilaç gibi geliyorsunuz. maç dışı problemlerimize dair şöyle bir şeyler : http://4numara.blogspot.com/2010/10/minareye-klf.html
bank asyadan bir milli takım toplasak gene de azerbaycanı yenmemiz gerekirdi. muhtemelen de yenerdik. lig kalitesine göre değerlendirirsek ancak oralarda azerbaycan.
ama yine de hiddink sol kanadı balta-özerle çalışmamaya mahkum etmeseydi oyunu açma imkanımız olabilirdi. özerin en verimli olduğu yer demişsin. ben şahsen özerin herhangi bir yerde verimli olduğunu henüz görmedim.
bu kadar yanlış üstüste gelince başarısızlık süpriz olmuyor.
peki forvet arkası oyuncu rolünde nuri şahin başarılı olamaz mıydı? sanki sırf almanay ile oynadığımız için oynattı nuriyi o maçta gibi geliyor bana. hiddink (ya da oğuz) kadroyu istediği gibi seçebilir ama ligin ya da takımlarının formda oyuncularını dahil etmemek hata değil mi, gökdeniz nihat kadar da mı etkili olamzadı? selçuk şahin olsa kadroya kesin girerdi; peki mehmet topal hiç mi haketmiyor formayı? sorular çoğaldıkça insanın umudu kırılıyor :) gerçek rakiplerimiz berabere kalmşıken bi galibiyet çok iyi olacaktı, nasip diyelim :D
http://footballent.blogspot.com/2010/10/gorunen-koy-klavuz-istemez.html
mehmet yıldızı bu milli takımda banko oynatırdım.volkan şen ve ibrahim üzülmezide banko 11 e koyardım.
cacık olmaz bu milli takımdan olmasında zaten inşallah.gs ve fb ye oyuncu hazırlama ve onlaırn sakat fitbolcularına maç temposu yakalama işlevi vermekten öteye geçmeyen takıma ben milli takım demem hiç desteklemem.bunların alayı fatih terim tedrisatındna geçmiş topçular.maçtan sonra emrenin milli takımı bırakabilirim açıklması bile tamamen düzmece ve ilgiyi yenilgiden çok başka yerlere çekme çabasının bir tezahürüdür.terimden gelen akıl ile bu işleri çok çok iyi bilirler onlar ki kompedanları hakan şükürdür.ki milli takımı da içerden yöneten ve futnolculara yenilin ulan hiddink gitsin diyen emrini verende bizzet hakan şükürdür kanımca.hiddink gidene dek te bu milli takım herkese yenilir.hiddink gider milli takımın başına da hakan şükür gelir.o kadar.
bu milli takımdan bir cacık olmaz ama eğitici(kurucu) bir teknik adam gelirse çok güzel şeyler olabilir.
kulüp takımlarada lazım eğitici teknik adam.biz genelde tahtaya yazan teknik adamları tercih ediyoruz maalesef.rijkaard,hiddink,delbosqe,aragones gibi.
oysa skibbe lucescu gibi eğitici hocalar geldiğinde türk futbolunda nasıl pozitif değişimler olduğunu görebiliyoruz.
birde elde bunlar var deniliyor milli takım kadrosu için.yuh. doğru dürüst maç izlemeyen hiddink nasıl elde bunlar var denilebiliyor.çok yetenekli oyuncular var süper ligde.misal yıllardır mehmet yıldız görmezden gelindi.gençlerde var.kayserispordan mehmet eren hasan ali kasımpaşadan şahin aygüneş.birçok yetenekli oyuncular var.alamanya yapılanmaya gitti löw ile.radikal değişiklikler yaptılar.biz ise hala aynı kadro ile yola devam ediyoruz.selçuk inan'ı bile 11'e koyamıyoruz.
yine maalesef aynı hataya düştük ve markaya (hiddink) yatırım yaptık.hatalardan ders almıyoruz.
eğitici ve kurucu bir hoca ile milli takımın gençleşmiş jenerasyonla futbol olarak yukarılara çıkacağını düşünüyorum.bu hiddinkle bir cacık olmaz tabi.bunlar hazırcı hocalar.hoca süper lig maçlarını bile izlemeye tenezzül etmiyor.bu hocadan bir atılım beklenebilir mi?emekli ikramiyesi için gelmiş çok muhtemel.hedefi yok.bunlardan medet umuyoruz enteresan.bizde çalışan emek sarfeden öğreten ama karizması her nedense düşük olan skibbe ve luceye değer vermiyoruz.enteresan.bunlar ortaya birşey kokuyorlar.türk oyuncusu yeteneksiz ve aptal değildir.eğer doğru eğitimci hocalar ile neler yapılabildiğini göstermiştir avrupa futboluna.son 10 yıla bakalım öyle türk futbolu yerlerdemi?dünya ve avrupa şampiyonasında yarı final.birde çeyrek final.olay doğru teknik adam tercihinde yatıyor.lucenin ş.liginde neler yaptığını biliyoruz.skibbenin avrupa kupalarında deplasmanlarda futbol dersi verdiğinide çabuk unuttuk.ziconun ş.ligi çeyrek finali.doğru eğitici hocalarla.hiddink ile bir cacık olmaz tabi.
ümit aktan abimiz çok güzel yazmış.
''Şimdi 6 ay rahat...
Mart ayına kadar Maldivlerde golf oynayabilir.''
http://www.sporyazarlari.com/FFutbol/futbol-genel/umit-aktan/13-10-2010/hiddink-sen-bizim-her-seyimizsin/276119.aspx
Selam,
Yazılarını beğeniyle takip eden bir okur olarak, biraz geç olsa da bir sorum olacak. Bu maç sırasında bize "iyi yorumcu" diye yutturulmaya çalışılan Rıdvan, "Artık Avrupa'da duran toplarda adam adama savunma yapan takım yok gibi. Ulusal düzeyde de bir biz kaldık." gibisinden içi boş olduğunun sesinin titrekliğinden ve tereddütlü konuşmasından dahi anlaşılabilecek yorumlarda bulundu.
Bu konuda görüşlerini merak ediyorum ben senin. Örneklerle çürütürsen memnun olurum. :))
AFO,
Selamlar.
Rıdvan Dilmen pek çok parametre değerlendirildiğinde bu ülke futbolunun 1 numaraları futbol yorumcusudur. Ben de kendisinin her maç yazısını okumaya gayret ediyorum, içerisinde pek çok güzel anektod olabiliyor. Bizim ülkenin futbolunda taktik damar çok kuvvetli olmadığından, genellikle hiyerarşi ve duygusallık geçerli olduğundan Rıdvan Dilmen öne çıkıyor, bir bakıma futbol ortamına en iyi Rıdvan Dilmen uyuyor; saha içine bakışıyla da muadillerine fark attığını düşünüyorum.
Duran toplar konusunda ise maalesef bilgi eksikliği var. Söylediği şeyler kulaktan dolma. DK 2010'da yalnızca 6 takım duran topları alan savunmasıyla karşılıyordu. Bizim ligimizde ise yalnızca 4 takım var. Alan savunması kolay bir şey değil, ayrıca her yediği gol eleştirilir. Net bir çözüm de değil yani, yalnızca yollardan biri.
Abi eyvallah da hangi takımlar, şu 6 takım dediğin, onu da söylesen de daha net konuşabilsek?
Afo,
Tüm turnuva maçlarında Nijerya, İsviçre, İngiltere ve Almanya. Kısmen ABD ve Sırbistan.
Alan-adam karışık yapanlar çoktu, mesela şampiyon İspanya. Ama ağırlık halen adam adama savunmadadır. Misal bugün Real Madrid tüm kornerleri adam adama savundu, keza Milan.
Bizim ligimizde ise Fenerbahçe, Manisaspor, Trabzonspor ve kısmen Kayserispor alan savunması yapıyorlar. (Daha detaylıca izlemediğim bazı takımlar olduğundan tam sahih bilgi olmayabilir, sayı artabilir.)
Yorum Gönder