Trabzonspor 1-0 Beşiktaş

Bernd Schuster maç sonunda ''Zor bir hafta geçirdik. Bu karşılaşmayı iyi bitirmek istiyorduk. Bunun için de fırsatımız oldu ama maalesef bu fırsatları değerlendiremedik. Trabzonspor gol atmayı başardı, biz başaramadık.'' dedi. Dinamo Kiev'in efsane teknik direktörü Valeri Lobanovski ise ''Gol atarak maç kazanamazsınız, kazandığınız maçlarda gol atabilirsiniz.'' demişti. Schuster'in oyuna bakışı Lobanovski'ye karşı çok daha yalın ve her ortama uyumlu, fakat ikinci söz çok daha bilgece ve doğru. Beşiktaş dün akşam bir maç kaybetti, Schuster'le geçen yaklaşık üç aydaki en sert uyarıyı aldı. Skora bakıldığında ise bu maç için 1 puan imkanı vardı, mümkün olmadı. Trabzonspor ve Şenol Güneş ise 10 aydır sürdürdükleri ''hedef maç'' serisini devam ettirerek önemli bir galibiyet aldı.

Trabzonspor'un muammaları Jaja transferiyle bitmek bir yana, çoğaldı. Teofilo'nun yetersizliği, Umut'un Toulouse'a transferi sürecinde yaşananlar, Şenol Güneş - Sadri Şener ilişkisi ve iç karışıklıklar derken art arda 5 puan kaybedildi. Hedef maç başarısı ile standart maçlar arasındaki kazanma yolu farklılığı, oyuncuların form durumu dalgalanamalarıyla kesişince saha içinde birtakım zaaflar baş gösterdi. Dünki kadroda iki sürpriz vardı. Biri Glowacki ve Giray'ın yokluğunda Ceyhun'a tercih edilen Mustafa Yumlu, diğeri ise stoperde tercih edilmediği bu günde kenarda oturan Ceyhun'a karşılık Burak'ın sahaya sürülmesiydi. Selçuk savunma önünü kapttı, Colman'la yakın oynadılar. Engin ise bu ikiliden biraz daha önde, geriden çıkan ikinci toplarda alan bulduğunda oyunu hızlandıran adam rolündeydi, tıpkı geçtiğimiz Mayıs ayındaki Türkiye Kupası Finali'nde olduğu gibi.
Beşiktaş'ta ise Quaresma'nın yokluğu sorunu, Viyana'da kazandıran ön tarafın Bobo yerine Nobre farkıyla aynen sahaya konulmasıyla tolere edilmeye çalışıldı. Daha önce Quaresma'sızlığın çözümü baklava orta saha - çift forvet olmuştu, fakat ön alanda pres uygulamayan bir takımın hedef maçta baklava orta saha kullanması intihara eşdeğer olabilirdi. Holosko sola konulmuştu, Tabata ise sağ kenarda sürekli içe kaçarak oynuyordu. Aurelio'nun derinde pozisyon alan, daha çok ön stopere yaklaşan rolü ise son üç maçta olduğu gibi yine Ernst'i öne atarak orta sahaya netlik kazandırılmasına hizmet ediyordu. Yine savunma hattı önde kuruluyor, yine çift dış bek kullanılıyordu ve geçmiş maçlardaki aynı oyun sahaya konulmaya çalışıyordu. Fakat bu kez olmadı, Beşiktaş rakibine diş geçiremedi. Trabzonspor'un oyunu, Beşiktaş'ı çaptan düşürdü.
Maç başında oyun sık sık durdu. Bolca top kaybı, bolca taç ve bolca faul vardı. Beşiktaş yine oyununu dikte etmeye çalışıyor, fakat orta sahayı öne çekecek olan paslarda Nobre ve Holosko şaşırtıcı işler yapmıyorlardı. Orta üçlünün pas trafiğine yalnızca Tabata katılıyor, derinde bekleyen Trabzonspor savunma hattına karşı derin paslar kullanılamıyordu. Trabzonspor önde kazandığı toplarda Engin Baytar'ı kullanıyordu ve onun Teofilo'ya attığı iki önemli pastan biri yanlış bayrakla geçersiz sayılıyor, diğeri ise kaleci Hakan'ın başarılı müdahalesiyle asist yazılma şanısı son anda kaybediyordu. Bir de Colman'ın pasıyla savunma arkasına sarkan Engin'in Yattara'ya gol pası vardı, yine Hakan başarılıydı. Bu üç pozisyonda da ortak özellik, Beşiktaş oyunu sağa doğru genişletmeye çalışırken topun Trabzon'a geçmesiydi. Üç kez sol iç koridordan atak yapan Trabzonspor'un planları ilk 20 dakika itibariyle gayet başarılı şekilde işliyordu.

Tabata - Hilbert Birlikteliği

Beşiktaş'ın ilk yarı topu gol bölgesine ulaştırabildiği yalnızca iki yol vardı. Biri duran toplar, diğeri ise Hilbert'in sağ kenardan taşıdığı toplardı. CSKA Sofya maçında bir gerçeğin farkına varmıştık. Hilbert'ten Quaresma olması istendiğinden dar alanda istenileni vermekten yoksundu. Antalyaspor maçı ve Viyana deplasmanında ise geriden oyuna katılımının, bulduğu daha fazla boş alan imkanı sayesinde takıma faydalı olduğunu gördük. Sağ bekteki performansı, Quaresma'nın sahada olduğu bir günde uzak forvet performansının önüne geçmişti ve biz gibi Schuster de bunu deneyerek görmüş, sonuç sayesinde ikna olmuştu. Hilbert'e kullanılabilir alanları sıklıkla Tabata açıyor, Brezilyalı'nın oyun tarzı Zico'nun Fenerbahçe'sinin Deivid'ini andırıyordu. Aşağıda Roberto Hilbert'in ilk yarı yaptığı sağ kenar bindirmelerinin gelişiminin şematik örneklemesi görülebilir:
gif animator
Farkı yaratan faktörlerden birincisi Tabata'nın oyun tarzı. İkincil önemi Hilbert'in aslen kanat oyuncusu olması alıyor. Guti ise atıl alanı ve topsuz adamı oyuna dahil eden kişi. Ters tarafta sorun olan ise Burak'ın zayıf pozisyon bilgisi. Özverisine rağmen yetersiz oyunu. Fakat Beşiktaş burada skor üretemedi. Rakip yarı alanda oyunu genişletecek, hızlandıracak boşlukları başka bulunamıyordu ve hücumlar sağa yığılmışı. Hilbert ceza sahası sağ kenarına geldiğinde ise Nobre ve Holosko sıklıkla alakasız yerlerde oluyor, tek seçenek yine Tabata kalıyordu. Buradan bir pozisyon üretilebildi, hatta Beşiktaş'ın maç boyu oyunun akışı içerisinde yakaladığı tek pozisyon (Onur'un acayip hatasıyla yakalanan beraberlik fırsatını takımın etkinliğinden saymıyorum) da buydu. Tabata'nın şutunu Onur önledi ve Tabata'nın kullandığı serbest vuruşta Nobre'nin top yerine kendisini gol yapmasıyla devre bitti.

Ceyhun ve Daha Fazla Dinamizm

İkinci devre başında Şenol Güneş'ten maçı kazandıran hamle geldi. Etkisiz Yattara'nın yerine Ceyhun oyuna dahil oldu. Savunma önüne geçti, Colman biraz öne itildi. Engin'in sol kenara geçmesiyle Beşiktaş'ın Hilbert üzerinden ürettiği aksiyonlar da sıfırlandı. Hilbert'in çıkış yaptığı alan kapatılınca Tabata'nın oyun tarzı avantaj değil, zaaf olmaya başladı. Beşiktaş oyunu mecburen tek taraflı oynamaya, her topu Holosko'ya ulaştırmaya başladı. Holosko topu tutamadı, İsmail hücumlara maç boyu katılamadı. Serkan Balcı'nın işi bu halde pek de zor olmadı. Holosko sıklıkla topu sağ ayağına alma safhasını aşamadan topu kaybetti. Mustafa Yumlu'nun golünden önce de topu kaptıran Holosko'ydu. Burak faulü aldı ve senaryo tıpkı Şanlıurfa'daki TK Finali gibi ilerledi. Selçuk'un kullandığı serbest vuruşta gol geldi, bu sezon ilk kez TSL'de görev yapan Mustafa Yumlu net bir kafa vuruşuyla skoru 1-0'a getirdi. Sonrasında yine Holosko'nun kaptırdığı toplar, hızlı çıkan Trabzonspor, Beşiktaş orta sahasının faulleri, duran toplarda yaşanan tehlikeler ve kontra ataklarla geçti. Önce Guti, sonra da Ernst oyundan düştü ve ters sırayla oyundan alındılar.

Ceyhun, Selçuk ve Colman'dan oluşan, Engin'le desteklenen Trabzonspor orta sahası, Aurelio, Ernst ve Guti'den oluşan topla güçlü Beşiktaş orta sahasını adeta ıskartaya çıkardı. Bunda Beşiktaş'ın yoğun maç temposunun etkisi var elbette, fakat Trabzonspor'un hedef maçlarda sahaya koyduğu bu yapının 10 aydır mağlup edilememesi, esas farkın konunun Trabzonspor tarafında yaratıldığını işaret ediyor. Selçuk ve Colman ikilisi bu ligin toplu oyunda en güçlü orta saha ikilisi. Ceyhun'un bu ikiliye verdiği destekle ön alanda kazanılan toplarda ilk paslar sürekli boş alana ve doğru oyuncuya gönderiliyor. Dün bu ilk pasların ardından topu alanların paylaşım duygusu ve efektifliğinde sorun vardı, bu da son dakikalarda maçın skorunun galibiyetten beraberliğe dönmesi riskini getirdi. Kazanılmış bir maçta skorun berabera bitmesi bugün için ve ilerisi için psikolojik yönden kötü olabilirdi.

Son Bölüm ve Yetersizlik

Maçın Bobo oyuna girdikten sonraki bölümü Beşiktaş'a katkı yapamadı, oyunu daha çok 2-0'a yaklaştırdı. Orta sahada mağlup olunan bir günde son 4 maçın 3'ünde skora yönünde sonuç veren son bölümde Nobre - Bobo ikilisi tercihi, bu kez ters tepti. Nobre'nin maç boyu etkin alanlarda topla buluşarak takımı rakip kale önüne taşıyamaması, topu aldığında da etkin kullanamaması ve arkadan gelenlerin (Hilbert) katkı yaptığı anlarda da sürekli alakasız yerlerde olması Guti'nin dünkü etkisizliğini açıklıyor. Trabzonspor savunmasının derinlikli oyunu ve Holosko'nun formsuzluğu, Tabata'nın yetersiz yaratıcılığıyla birleşince Beşiktaş hücumda her açıdan çok kötü ve kısır bir maç oynadı. Son anlarda gelen beraberlik fırsatı ise Beşiktaş tarafından değil, Trabzonspor tarafında geleceğe taşınmalı ve üzerine düşünülmeli. Şenol Güneş'in maç sonu açıklamaları zaten tümüyle bu konu üzerineydi.

Sonuç: ''Korkmamalı. Sadece anlamaya çalışmalı.''

Trabzonspor'da Teofilo'nun kırmızı kartı hayırlı olabilir. Bunun anlamı Umut'un takıma dönüşü ve Teo'nun destek forvet olarak düşünülmesi olabilir. Engin Baytar'ın dönüşü takımı bir gömlek yukarı taşıyor ve standart maçlarda skor alınmasına yönelik önemli bir seçenek oluşturuyor. Bugüne kadar sıfır gören Burak Yılmaz'dan bile verim alan Şenol Güneş'in böylesi kritik maçta Mustafa Yumlu'yu oynatması sürpriz değil. Kendi tarzını yaratan adam olarak oyunun bir şekilde Mustafa Yumlu'nun golüyle şekillenmesi de çok şaşırtıcı değildi.

Beşiktaş'ın kendi oyununu oynayamadığı bir günde netliğe değil, sertliğe ve dinamizme ihtiyacı vardı. Bu da Aurelio yerine Necip tercihini maç sonunda bir sonuç olarak ortaya koymayı gerekli kılıyor. Beşiktaş'ın bu tip maçlarda daha bozucu olmaya ve A planını maç içinde revize edebilmeye ihtiyacı var. Benzeri durumlar geçmiş maçlarda görülmüştü, fakat bu kez son bölümde santraforu çiftlemekten fazlasına ihtiyacı vardı, yani skor ihtiyacına cevap verecek bir nicelik artışından fazlası gerekiyordu. Onur Bayramoğlu'nun sahada kaldığı sürede yaptığı tüm hareketlerin olumlu ve heyecan verici olması dün akşamın Beşiktaş adına en sevindirici gelişmesi olarak sayılabilir.

Bernd Schuster yine deneme - yanılma ile öğrendi, çünkü kendisine yardımcı olan bir yerli akıl yok. Olduğu düşünülen kişi ise tribünde oturuyor, aşağıda olsa pek bir şey değişmediğini bu karardan da anlayabiliyoruz. Süreci bir kez daha baştan hatırlamak lazım. Takımın Delgado - Ernst orta sahasıyla oynayabileceği düşüncesinin berbat geçen Viktoria Plzen deplasmanı sonrası dahi vurgulanması, buna karşın bu ülkede yıllardır futbol oynayan bizlerin ''Fink kalsın'' eylemleri. Sonrasında Aurelio transferi ve Fink'in takımda kalması. Öncesinde Necati'nin transfer edilmesine yönelik öneriler ve Fatih Tekke transferi. Stoper transferi denemesi, son günde başarısızlık, Ferrari'nin Trabzon'a götürülmemesi ve Yıldırım Demirören tarafından dillendirilen devre arası stoper transferi konusu. Bugün de Schuster'in yeniden karşısında çıkan Nobre, Tabata ve Holosko ile Şenol Güneş gerçeği. Her şey olması gerektiği gibi gidiyor. Kadro içinde çözümü olmayan en önemli konu, formsuzluklara bağlı olarak oyun planını optimuma ulaştıracak uzak forvetin bulunamaması. Bunun orta saha için yaşandığını düşünsenize, ne durumda olunurdu?

Bernd Schuster'le yerel şartların fikriyatı uyuştuğunda aradaki gerçek fark ortaya çıkabilir. Eldeki malzeme birkaç mevki hariç esnek, gösterilen çaba ve sahip olunan umutlar bu sayede beyhude değil. Takımın önceliği, futbol fikrinden öte doğru oyuncu seçimleridir. Fikirler önemli olsa da uygulama yolu daha önemli. Bu hususta ise öncelikle ''Yetiş ya Fatih Tekke'' diyoruz ki Nobre artık tribüne çıksın. İkinci konu ise Tabata, Nihat ve Holosko'nun toplamından henüz kaydadeğer bir şey çıkmaması, verim alınamaması. Sağ bek sorunu Hilbert ile şimdilik çözüldü, fakat takım etkin olmak için hala Bobo ve arkasında sağlam bir orta saha kurgusuna ihtiyaç duyuyor.

Kötü bir hakeme rağmen iyi bir maç oldu. Milli maç arası iki takıma da -özellikle Beşiktaş'a- mutlaka olumlu yansıyacaktır.

Noat Samisa

04.10.2010

26 yorum:

yigit dedi ki...

umarım fatih tekke trabzon dönemindekinin %70 ini koyabilir sahaya.

stalker dedi ki...

dayının 4-3-1-2'yi aurelio-ernst-necip ve guti-q7-bobo ile denemesini bekliyorum hala. guti ortada iç pozisyonunda çok faydalı tamam, oyunu açan paslar ondan çıkıyor sıklıkla, geriye gelip takımı rahatlatıyor filan ama etkinliğini tam yansıtamıyor bu rolde.

ernst ve necip gibi dinamik ve oyunu bilen adamların önüne konulan hazreti gutili şablon dünkü maç gibi üst düzey maçların anahtarı olabilir. zaten şu maç temposu sürerse, guti'yi yedek bırakmaktansa, onu daha diri tutacak, nispeten yormayacak bir role sokacaktır kanımca dayı.

Sportmen dedi ki...

Harika bir yazı tebrikler..

highhopes dedi ki...

Bu yerli akıl kim olabilir?

gebcıty dedi ki...

yine, yeni, yeniden yazı ve grafikler müthiş elinize sağlık. ancak maç pazartesi olsa ilk yarıda daha efektif bir beşiktaş seyredebilir, girilen pozisyon sayısı artabilir hatta avantajlı skor elde edilebilirdi. sadece 1gün. yorgunluğun 2. yarı beşiktaş orta sahasını çökerteceğini bilen şenol güneş iyi planlama ile maça çıkmış. aldatmaca bir yattara başlangıcı ve 2. yarı darbenin vurulması. ayrıca berbat bir hakemde skora yansıdı kanımca.

beşiktaş'ın hiçbirşey kaybetmediği gibi bence trabzonda çok şey kazanmadı. çünkü şenol hocaya rağmen trabzon yine geriye gidecektir. neden? çünkü sizinde dediğiniz gibi hedef maçlar iyi planlanıyor ancak muammalar ilerisi için ümitsiz bakılmasına neden oluyor. bu maç da trabzonun iyi gözükmesinin 1 numaralı sebebi rapid maçında quaresma'nın sakatlığı ve holoskonun bencilliği sebebiyle yorulan ernst ve guti'dir. 1 günlük fazla dinlenme bu maçın gidişatını bence değiştirecekti.

Noat Samisa dedi ki...

Yiğit,

Yarısı da makbüldür. Oyun tarzı olarak uygunluğu ve vasat oyunu dahi Bobo'nun yedeklendiği günlerde bizi kanser olmaktan kurtarırken takımı da gole yaklaştıracaktır.


Stalker,

Dayı standart maçlarda bir şekilde yolunu bulacak. Baklava yada 4-3-1-2 fikrinin çıkış noktası Quaresma'nın ters kenarına üç seçenekten bir tane uzak forvet bulamamız olmuştu, fakat ben dün akşamki problemimizi daha büyük görüyorum.

A planımız henüz yeterli olgunlukta değil. Deneme-yanılma ile kazanmaya devam edeceğiz ve devre arası gerekirse 5 milyon şu ihtiyacımız olan uzak forvete, 5 milyon da stopere verelim; -hazır 75 milyonluk kredi de gelmişken- şu sezonu, şu yatırımı pas geçmeyelim, derim. Bu sene başarı gelirse seneye zaten takımın önü açık, kulübü ise bilemiyoruz tabii.


Sportmen,

Teşekkürler.


Highhopes,

Metin Tekin olabilir. Kendisi vizyon sahibi, ulusal takımdan tecrübeli ve girişken biri. Olmadığı, bu şekilde devam ettiğimiz takdirde de hoca deneme-yanılmaya sene sonunda her şeyi öğrenecektir.

Noat Samisa dedi ki...

Gebcity,

Bu bir varsayım olabilir ancak. Ayrıca bu hafta milli maç haftası, Avrupa'da, hatta dünyada neredeyse tüm ligler pazartesiye maç koymadı.

Engin Baytar'ın takıma girişi Şenol Güneş'in en önemli silahı olabilir standart maçlarda. Umut'un takıma girişi ve Jaja'yla da ayrıca bir yeni tertip oluşabilir. Biraz sükunete ihtiyaç var.

Ekrem M.Sc dedi ki...

Yine Phd seviyesinde guzel bir analiz olmus :),tesekkurler. Yanilmiyorsam, Besiktas %51 topla oynama oraniyla bu sezon ilk kez %55 barajinin altinda kaldi. Macin anahtari topa sahip olmak, kontrolu elde tutmakti. Besiktas Pazar gunu bunlari basaramadi, direksiyonu Trabzon'a verdi ve kaybetti. Bu mac gosterdi ki, bu takimin daha gidecek cok yolu var. Ben de bir an once Fatih Tekke'nin kadroya girmesini bekliyorum...

Kalten dedi ki...

Sağ bek Hilbert hem bir çözüm, hem de yeni bir sorunu ortaya çıkardı.

Sağ bek yabancı olacak ise 5 Türk'ü nasıl yerleştireceğiz?

Şu anda sağlam oldukları zaman kesilmesi rotasyonda bile yasak olan adamlar:
Q7
Ernst
Guti

Bunlara bir de Bobo, sağ beke Hilbert ve de tek yabancı stoperi ekledik mi 6 yabancıyı buluyoruz. Bu durumda ileri kanatlardan ve stoperlerden biri de Türk olmak zorunda üstelik.

Stoper Toraman'ın tehlikeli olduğu konusunda seninle hemfikiriz. Sağ bek Toraman ise takımın hücum gücünü Hilbert kadar yükseltemiyor. Bu durumda çift yabancı stoper ile sağ bek Toraman mı olmalı, yoksa Toraman stoper ve Hilbert sağ bek mi?

Noat Samisa dedi ki...

Ekrem M.Sc,

Ben teşekkür ederim.

Evet, bu sezon ilk kez %55 barajına ulaşılamadı. Sanırım 30-45. dakikalar arası hariç maç içinde de %55'in üzerine çıkılan bölüm yoktu. Her açıdan kötü bir maç oynadı takım.


Kalten,

Aslında çözüm olmuyor Hilbert. Hala ters kenarda uzak forvet oynayacak adamı bulamadık, üstelik bu işi en iyi yapabilen adamımızı da sağ bekteki kara deliğe yamadık.

Dünkü yapıda Bobo'yla Nobre değişir, Tabata'yla da Onur değişince yabancı meselesini hallederiz. En basit çözüm bu. Onur'un kısa performansı, bana Tabata'dan daha faydalı olabileceği izlenimini verdi.

Bence Toraman sağ bek olmalı, ama hoca bunu hiç denemedi. Rıdvan takıma girer ise Toraman kulübeye geçer. Devre arası da Tabata artı Holosko artı biraz paraya belki Sercan'ı alıp, uzak forvet sorununu kökten çözeriz. Geriye de bir yabancı stoper, mis gibi takım olur işte. :)

Kalten dedi ki...

Onur'un kısa performansının etkileyici olması gibi ben de Ersan'ın kısa performansından çok ümitlenmiştim, "Zapo'yu keser" de dedim ama hoca bir daha forma vermedi oyuncuya..

Hakikaten şu anda Tabata + Holosko + 1-2 milyona Sercan çok net olur ama Bursa buna ne der bilmem.. Belki az bulurlarsa bir de Fink'i bedelsiz kiralarız :)

Ben sistem değişmiş olsa da Ferrari'nin olmadığı bir Beşiktaş'ı hayal edemiyorum, yerine düşünülen Ze Castro'nun Deportivo'sunun bu hafta R. Madrid'den 6 gol yemesi ve bu gollerden birini Ze Castro'nun köşeye yuvarlaması da alternatifleri zayıflatıyor hem :)

Bu maç özelinde konuşursak, bence Q7-Bobo (11'de oynamama nedeni bu ise)-Ferrari-F. Tekke-Sivok-Rıdvan-Rüştü-Ekrem gibi oyuncuların (ki bunların en az 7'si sağlam olsa ilk 11 çıkardı bence) sakat olduğu bir Beşiktaş'ın Trabzon deplasmanında iyi oynayacağından ümitli idiysek bu Schuster'in bize aşıladığı güvenin sonucudur bence.

Tandemin yedek oyunculardan kurulu, kanatların birinin forvet, diğerinin oyun kurucu, sağ bekin aslen kanat oyuncusu, forvetin ön libero ve kalecinin psikolojik problemleri olduğu bir takım çıktı Avni Aker'de sahaya sonuçta :)

tearkan dedi ki...

Ben de Guti'nin ön tarafta, Q7 be Boboyla beraber denenmesi taraftarıyım. Bir de Fink vardı noldu?

Ernst'in yerine bu maçta oynayabilirdi. Ernst de dinlenmiş olurdu en azından. Perşembe-pazar iki zorlu maç sonrasında yaşlı orta sahamızın aksadığını, yaşlı kadromuzun handikabını gördük bence. Bu nedenle elimizdeki kadoryu mümkün olduğunca kullanmalıyız. Bu adamın parasını ödüyoruz ve en azından devre arasına kadar bizimle. Geçen senenin en fazla oynamış yabancısı, üstelik teknik direktörle aynı milletten, neden unutuldu anlamak güç.

Bu gibi maçlarda özellikle de Q7nin yokluğunda baklava orta sahayı denemek lazım. Bunun için de Fink kenarda kalmamalı.

Ayrıca herkes söylemiş; ama ben de söylemezsem de bu yazıya haksızlık olur. Eline sağlık. 'Fazla' bir yazı olmuş.

Noat Samisa dedi ki...

Kalten,

İyi de abicim, sahaya 11 kişiden fazla çıkamıyoruz. Ne yaptın sen? :)

Deportivo dibi buldu, bir de Real Madrid kayışı kopardı bu hafta. Olur öyle şeyler, Ze Castro bu maçta rakip savunmada olsa sırıtmazdı, o kadar diyeyim.

Ben biraz şüpheci ve kadro olarak optimuma ulaşma heveslisiyim. Sonrası kendiliğinden gelecektir, çünkü Schuster böyle biri. Kadroda sorun olur ise işler karışabilir, benim hayranı olduğum hocalar gibi değil. Quaresma'yı, Bobo'yu, Sivok'u, Rıdvan'ı doğrudan bu takıma soktuğumuzda bu takım baya baya çok iyi takım. Schuster de bu takım için ideal, geçmişi sağlam bir hoca. Oyunun oynanma şeklini bilen bir büyük futbolcu. Devre arasına kadar asgari yeterlilikler gözetilsin, deneme yanılma ile bir noktaya ulaşılır elbet.

Noat Samisa dedi ki...

Tearkan,

O konuda hocanın bir tutarsızlığı ya da bizim henüz bilemediğimiz, sorulmazsa da öğrenemeyeceğimiz bir düşüncesi var. Bobo gibi takımın olmazsa olmazı bir oyuncuya rotasyon olurken, Ernst'e olmaması garip mesela. Fink konusunda katılıyorum, Aurelio'yla değiştirilirek Ernst'in de Necip'le rotasyonuna imkan verebilirdi.

Baklava orta saha çözümü, yukarıda da bahsettiğim gibi şu ters kenar adamını bulamamaktan kaynaklanıyor. Pazar günü Bobo ve Quaresma da yoktu, ön tarafın hali içler acısıydı. Biraz daha esnekliğe ve hocanın belki başka şeyler denemesine ya da yerli akıldan yararlanmasında fayda var. Tabii önce şu kritik sakatlar iyleşip, kadro genişliğine katkıda bulunmalılar. Başta F Tekke.

Teşekkürler.

alioner dedi ki...

merhaba ya uzak forveti su veli kavlak deniz naki gibi gurbetçi futbolcular dolduramazmı ..ikisininde iyi olduğu hep soyleniyor..veliyi gorduk zaten naki yi fazla izlemedim ama suan genç diyebilecegimz hemde çok buyuk takımlarda oynamayan turk pasaportlu uzak forvet oynayabilecek oyuncular var.ha şunu da unutmamak gerek siz bursaspor un yerinde olsaydiniz ocak ayinda ne kadar para verseler bile satar mıydiniz şampıyonluktaki rakibinize sercanı gerçekçi yaklaşım degil bence..gurbetçilerden genç ve istikbal vadeden uzak forvetlere yonelsek daha iyi olur..hiç biri nihat veya holsko kadar kotu oynamaz o mevkide..veli aslında mukemmel olur gibime geliyor ayrica sizin izlediginiz var mı boyle bir oyuncu bu naki ile veli hakkında ki goruşleriniz neler..birde aslında tam aradigimiz adam podolski degilmi uzak forvette

alioner dedi ki...

soylemeyi unuttum cidden mukemmel bir yazı olmuş

Asphalt Monkey dedi ki...

4 günde Viyana - Trabzon deplasmanlarinda ayni orta saha oyunculariyla yüksek tempoda iki mac cikarinca, bir de macin gereksiz bir sertlik ve hakem müsamahasiyla baslamasi orta sahayi erken kaybetmemizde rol oynadi. Yan hakemin ofsayt kararlarindaki hatasi ve Trabzonspor'un forvet hattinin da gereginden fazla egoist olmasi maci uzun bir süre kafa kafaya götürmemizi sagladi. Diger maclarda maglup duruma düstügümüz zamanlarda dahi hic kaybetmedigimiz bu maci kazaniriz güveni bu macta mac berabere giderken dahi yoktu cünkü orta sahamiz maci coktan kaybetmis hep rakibe sahasinda kabul ettirdigimiz oyunu kendi sahamizda kabul etmeye baslamistik. Aslinda Rapid maci sonrasi Schuster'den Necip'li bir 11 ve Yusuf Simsek yerine Fink'li bir 18 süprizi beklerdik.

Senol Günes'e de ayrica tebrikler. Özellikle mac sonu Lig Tv'ye verdigi röportaj süperdi.

Övünç dedi ki...

Şimdiye kadar topu bize veren yada bizim sökesöke aldığımız takımlarla oynadık.Orta sahada bir planı olan dinamik bir takıma karşı en önemli avantajımızı direkt olarak kaybettik.Umarım bunun sebebi yorgunluk ile Trabzon'un aşırı konsantrasyonunun birleşimidir demek istiyorum ama öyle değil gibi.

Bu düşündürten sebeplerin en önde gelen 2si Nobre'nin ve Holosko'nun topu 3 saniyeden fazla ayaklarında tutamamaları ve şimdiye kadar geniş alanda rahat rahat 3 hamlede top istobu yapıp, 180 derece dönebilen orta saha oyuncularımızın %75inin aslında first Touch denen topu kontrol ederkenki ilk hareketlerinin son derece başarısız olması ve arkasındaki pres yapan adamdan faul bile alamadan topu her daim kaybetmeleri.Özellikle Tabata bu konuda o kadar yetersiz ki bu adam teknik olması beklenen bir 10 numara olmasına rağmen en zayıf teknikli orta saha oyuncusu takımda.Tabi tek neden bu değil pasın şiddetinide ayarlayamamalarının etkisi var.


Demem o ki BJK pas yapıyor ama bu paslar tek top değil hep kontrol edilerek sağa sola veriliyor.Buda tempoyu düşürüyor.Barca seviyesinde top çevirmelerini beklemiyoruz tabi ama oyuncuların artık daha hızlı yer değiştirip daha seri pas yapması gerek özellikle pres altındayken ama takım bunun için pek yeterli değil gibi.Tek hedef maçla bu tesbiti yapmak bir ayağını havada bırakıyor umarım bu maça özgü birşeydir.

Öte yandan hedef maçları kaybedip küçük maçları kazanarak dediğin gibi devre arasını ilk 3 içinde bulursak 1-2 takviye ve Delgado-Uğur İnceman-Serdar Özkan tarzı Nobre-Tabata-Erhan Güven'den 2. bir temizlikle kurtulursak epey toparlanırız gibi geliyor bana.En azından artık bu tarz abuk sabuk transferler yapılmayacak olması bile Schuster ile 5 senelik sözleşme yapmaya yeter :)

Noat Samisa dedi ki...

Aliöner,

Veli'yi perşembe günü hep birlikte izledik. Bir ikinci forvetten çok kenar adamı özellikleri olduğunu düşünüyorum. Transferi halinde Quaresma'ya alternatif olabilir gibi, uzak forvet değil. Deniz Naki ise çok daha farklı özellikleri olan, özel bir oyuncu; fakat onu St. Pauli'den koparmak çok zor.

Sercan konusunda hevesli olmamın sebebi, Ertuğrul Sağlam'ın Sercan'la arasında bir soğukluk varmış gibi davranması. Gözden çıkarılabilir, futbolcu gitmek isterse ayak direyeceklerini sanmıyorum.

Aradığımız uzak forvet, daha doğrusu bu rolün dünyadaki 1 numaralı oyuncusu aynen Lukas Podolski'dir.

Teşekkürler.


Asphalt Monkey,

Güzel bir noktaya temas ettiniz. Bu maçın hiçbir anında takımın maçı kazanabileceğini düşünmedim, kadrolar açıklandıktan sonra karamsarlık kendiliğinden oluşmuştu zaten. Oyunun devamında da fark eden bir şey olmadı. Tıpkı Fenerbahçe maçının ilk 70 dakikası gibi.


Övünç,

Tabata final pasları noktasında sıfıra yakın bir oyuncu. Ayrıca topu iki kez dürtmeden kontrol edemeyişine ben artık takılmıyorum, alıştım. Takımın pas trafiğine katkıda bulunuyor, mücadele ediyor; ama fazlası yok. Sağ kenarın işini de yapamıyor, tek önemli faydası sağ bek Hilbert'i oyuna sokma konusunda oldu diyebilirim.

Bugüne kadar Schuster'in aklındaki oyunu büyük ölçüde sahaya koyabilmiştik, fakat eğer bu proaktif oyun rakip tarafından bozuluyorsa, gününe göre farklı şeyler denemek gerekir. Oyuncuların yeterli olup olmadığını sorgulamak, bana göre hiçbir zaman doğru değil. Bu çok daha uzun vadeli hedeflere yönelik bir çıkarım olabilir, mesela şampiyonluk şansı gibi.

Schuster ömür boyu kalsa keşke, bu yönetim gidene ya da baştakiler bu dünyadan göçene kadar beraber olabilir. Bizim bu farkımız var düşünce bazında, fakat futbolun gerçeği başarısız olanın değişmesidir. Aksi halde devinimin sürmesi imkansız.

lacivert dedi ki...

hilbertin iyi oyununda tabatanın etkisi yok bence. neden burak-cale ikilisinin defansif yetersizliği. kısa süre de olsa holosko o kanatta denenseydi rahat pozisyon üretebilirdik. hem de holosko serkandan kurtulmuş olurdu. holoskonun kötü oyununda da serkanın çok etkisi var.
guti ve tabatanın aynı anda sahada olması fizik gücümüzü düşürüyor. ve ilk kez orta sahada topu isteyen bir rakiple karşılaşınca ortasaha çöktü. alternatif sistemlerle ilgili postta yorumladığımız gibi queresmanın yokluğunda gutili ve tabatasız bir 4-3-1-2 denenmeliydi. aurelio-necip-ernst aynı anda sahada olmalıydı.
teknik direktörümüz gerekli dersleri çıkarmıştır mutlaka. ama tecrübe en pahalı öğrenme yöntemidir. şimdiden 8 puan kaybettik. schuster bütün yanlış sistemleri deneyene kadar ligde ve avrupada hedeflerimizden uzaklaşabiliriz.

WiLdHoney dedi ki...

Öncelikle, herkesin söylediği gibi analiz muhteşem olmuş ellerine sağlık Noat Samisa.
Yorumlardan anladığım kadarıyla mağlubiyeti hep bir sebebe bağlama ihtiyacı hissediyoruz sanki, fakat buna pek gerek olduğunu düşünmüyorum. Maç başlamadan önce bu maçı kaybetmenin kısa vadedede değil ama uzun vadede bize faydası kesinlikle olacaktır, üzeri örtülen yada gözardı edilen eksiklikler konusunu konuşmak ve halletmek anlamında elbette, ayrıca herkesin dediği gibi 1. Nokta: sakatlıklardan gelecek oyuncular (Rıdvan ve Tekke) bu takıma direk katkı sağlayabilecek kapasitede oyuncular ve Shuster'in istediğini yapabilecek teknik kapasiteye sahipler. 2. Nokta : Kısa süre içerisinde 2 zor deplasmana giden bu takım ve her ikisinde de geriye düşmesine rağmen birincisinde maçı çeviren ikincisinde ise bariz bir yorgunlukla oyundan düşmesine(hakeminde desteği göz ardı edilemez!) rağmen genede oyunda tutunmaya çaba gösteren bir takım vardı karşımızda, geçen seneyi yada son 5 sezonu düşününce 3 ayda katedilen yol az buz bir yol değildir. Bu sene sonuç ne olur bilemem ama bu standart korunarak 2yada 3 doğru takviye ile bu takımın iskeleti çok çok iyi işler yapabilecek kapasitede olacaktır. Yıllar sonra rahat maç izlememize sebep olan tüm teknik ekibe ve katkısı olan herkese selam olsun...
Sonuç itibariyle hep galip gelemeyiz, geçen senelerde hep mücadele eden ama galibiyet için boyu kısa gelen bir takımdık, artık çok hızlı bir dönüşümle teknik gücüde yüksek ve topa-maça-rakibe hükmeden bir takımız.

Noat Samisa dedi ki...

Lacivert,

Ben bu maçta Holosko ve Nobre'yle baklava oynamanın oyunu 1-0 yerine 3-0'a yaklaştıracağını düşünüyorum, fakat varsayım tabii. Daha önce bu yapıyı benzer bir rakibe karşı test etmediğimizden ne söylesek varsayım kalıyor; o yüzden hocanın fikri doğrultusunda olan-biteni açıklamaya ve sorunları tespit etmeye çalışmak, kendi fikrimizi bu doğrultuda oluşturmak daha doğru bana göre. Burada hocaya telkinde bulunmuyoruz, haddimize değildir. Yalnızca henüz bizim bildiğimiz, ama hocanın bilmediği şeyler var takıma ve lige, ülkeye dair. Buradaki uyuşmazlığa dikkat çekmeye çalışıyorum. Zamanla taşlar yerine oturacaktır elbette, çünkü kadro genişliği ve kalitesi bu imkanı veriyor.


Wildhoney,

Bana göre her galibiyetin ve mağlubiyetin saha içi sebepleri vardır. Bunlar gün gelir çok ince bir ayrıntıdan çıkabilir, bazen ise kör göze parmaktır. Ama ben muğlak kısımlardansa akla ve mantığa uyan taraf üzerine düşünmeyi doğru buluyorum. Fakat tercih tabii, herkes böyle düşünmeyebilir.

Teşekkürler.

lacivert dedi ki...

bence sistemi belirlemesi gereken guti ya da bobonun yokluğu değil queresmanın yokluğu. elimizdeki tek kanat oyuncusu o. o olmadan kanatsız bir 4-3-3 oynuyoruz. ben şahsen nihat ve holoskodan umutluydum kanat forvet olarak. ikisi de yetersiz kaldı.
bu maçta ilk defa orta sahayı rakibe teslim ettik. topla oynama yüzdemiz çok düştü. porto maçı da benzer geçecek. 4lü ortasahayla en azından topu daha rahat kazanırız. hücumda yetersiz kalsak bile maç 3-0 a değil 0-0 a yaklaşır. mustafa denizliden kalan en büyük miras maçları 0-0 bitirebilme yeteneğimiz. ondan sonra sadece queresma değişti. e o da sakatsa fener-trabzon-porto gibi maçlarda böyle bir kadroyla oynayabiliriz diye düşünüyorum.
aslında bütün mesele tabatayı kesmek yani. tabi guti düzelmezse onun yerine oynayabilir. mecburen.
hocaya telkinde bulunamayız zaten. burayı okuduğunu sanmıyorum. ama keşke türk hocalar okusa. senden çok faydalanabilirlerdi. bu tarz blogları okudukça yıllarca yorumcu diye ne kadar kalitesiz insanları yutturduklarını daha iyi anlıyorum.

TA dedi ki...

konu dışı.

salih kardeş son bursa-ibb maçını izledin mi? volkan şen son 10 dakika sağ açıkta oynadı ve mükemmeldi.harika işler yaptı.bence volkan şen'in sağ açıkta oynaması efektifliğini çok artıracaktır.

birde ozak ipek konusu var.o da çok klas bir oyuncu ama bu yıl efektif olamadı.onunda sağ açıkta denenmesinde fayda olabilir.real madrid sol ayaklı dimaria yı sağ açık ve forvet pozisyonunda oynatıyor.sağ ayaklı ronaldoyu ise sol tarafta kullanıyor.genelde takımlarda bir ters ayaklı açık olur ama realde iki kanatta ters ayak.ilginç.
bursasporda böyle güzel denemeler yapabilir aslında.volkan şende çok pozitif geri dönüş aldı ertuğrul sağlam.ozan ipekte ne olur bilinmez.ama dimaria stiline çok benzettiğim için ozan ipektede umutluyum aslında.

Noat Samisa dedi ki...

TA,

Hayır, izleyemedim. O sıralarda Vize-Saray arası bir yerlerde açık arazideydim.

Volkan Şen sanırım Bursaspor'daki son 1.5 yılda sağ kenardan başka yerde oynamadı. Keza Ozan da solda. Her ikisi de geçen sezonun ilk yarısı bugünle benzer seyretmedilerine rağmen ikinci yarı patlama yaptılar. Bayrağı daha yükseğe taşıyamadıkları kesin, ama bence her ikisi de epeydir doğru yerde oynuyorlar. Ters ayaklı kenar adamı olmaya uygun olmadıklarını düşünüyorum, zira şut tehditi yok. Bu ikili çok iyi bir uzak forvet-kenar adamı kombinaysonu oluşturarak geçen sene toplamda 15 lig golünü aşmışlardı.

TA dedi ki...

salih kardeş düzelteyim. volkan ibb maçında son 10 dakika sol açık oynadı.inanılmaz işler yapmıştı.ozan ipekte sağ tarafta denenebilir.(bence mutlaka denenmeli)

volkan şeni şöyle özetleyebilirim son 10 dakikayı.villanın dünya kupasındaki iyi oynadığı maçlarda rakibin sağ tarafını perişan ettiği soldan aktığı dikine ve rakibin üzerine gittiği pozisyonların bir benzerini volkan şen yapmıştı son 10 dakika.

izleseydin bu çocuğun ideal yeri burasıdır derdin kanımca.