Galatasaray 1-2 Beşiktaş

Cadı kazanından Beşiktaş çıktı. Ali Sami Yen'deki son derbi, Beşiktaş'ın Mecidiyeköy'de oynanan derbilerdeki ikinci galibiyetiyle sona erdi. Erken golün şekillendirdiği oyunda Galatasaray zorlasa da Beşiktaş'a yetişemedi; rakibinin, üzerine basarak yükselişine engel olamadı.

Galatasaray'ın hocası Hagi, alternatifli mevkilerde seçim yapmak zorundaydı. Hücumcu bek Insua'nın yerine Hakan, bir başka hücumcu bek Sabri'nin yerine de Ali Turan tercih edilmişti. Savunma hattındaki oyuncuların tamamı stoper karakterliydi, Sabri ise üçlü orta sahada sağ iç görevini almıştı. Çizgiyi Elano kontrol ediyor, 4-5-1 görünümlü dizilişte ters kenarda Kewell ve en ileride Pino yer alıyordu.

Beşiktaş tarafında ise Schuster'in Fatih Tekke kararı, Bobo'nun yokluğuna rağmen yine olumsuz olmuştu. Maç kadrosuna Ali Kuçik alınırken, sahip olunan nadir alternatiflerden biri olan Onur'un da sakatlanmasıyla yalnızca Üzülmez - İsmail arasında seçim yapma imkanı kalmıştı. İsmail tercih edildi, önüne Holosko konuldu. Uzun zaman sonra -eldeki imkan dahilinde- oyuncuların ideale yakın pozisyonlarda görevlendirildiği bir 4-3-3 kurgulanmıştı.
Sağ - Sol Kavgası ve Erken Gol

Galatasaray'ın sağında Sabri ve Elano'nun etkinlik ihtimaline karşı İsmail'in defansif zaafı vardı. Öteki kale önünde ise Holosko ve İsmail'in hücum gücüne karşılık stoper bek Ali Turan duruyordu. Eşleşmelerde güçlü yanlar ve zaaflar birbirini çekmişti adeta, pek çok ilginç eşleşme vardı. Galatasaray'ın güçlü sağı, ters kenara konulmuş uzak forvet Kewell'la birlikte ana silahtı. Beşiktaş'ta ise sürekli içe kaçarak oynayan Tabata'nın ayağı maç boyu taç çizgisine değmediğinden sağ kenar birincil hücum planları içerisinde yer almıyordu ve Ernst'in de katılımıyla Beşiktaş da oyunu aynı kenara (kendi solu, rakibin sağı) yıktı. İlk devrenin çok büyük bir bölümü burada oynandı, pozisyonlar sıklıkla bu bölgede başladı ya da sonuca yaklaştı.

İki takımın da orta sahadan ötesine gidemediği ilk beş dakikada Holosko, Ali Turan'a üç kez faul yapmıştı. (Bunun bir anlamı varsa eğer Holosko'nun dersine çalıştığını, hata kovaladığını işaret edebilir) Kendi kullandığı taç atışında hevesle atak yapan Ali Turan, Aurelio'nun kazandığı topu çabucak Ernst'e geçirmesiyle Holosko'nun arkasında kaldı. Geç kaldı, kötü bir hamle yaptı ve kazanılan penaltıda Guti'nin golü Beşiktaş'ı öne geçirdi.

Dalgakıran Aurelio

Erken gelen gol, Beşiktaş'ın kontrollü başladığı oyunda topu rakibe bırakmasını zorunlu kıldı. Ön alanda presle karşılaşmayan Galatasaray, iyi kapanan Beşiktaş merkezini fazla zorlamadan bu direnci etkisiz kılacak şekilde topu sık sık sağ kenara yönlendirdi. İsmail'in ve sol stoper Ersan'ın hatalarıyla çok kez alan buldular, bunları gol vuruşuna getirmeyi de birçok kez başardılar. Baskı yiyen Beşiktaş savunma dörtlüsü, kanat oyuncusundan bozma bekler Hilbert ve İsmail'le birlikte sakar stoper Toraman'a eklenen kötü günündeki Ersan bileşimiyle kabus görmeye başladı.

Kazanılan toplar öndeki üçlünün hiçliğinde kayboluyor, gerisin geriye atak olarak dönüyordu. Bu anlarda sık sık Aurelio çıktı sahneye. Kah savunma-orta saha arasındaki kritik bölgede önemli bir bağlantı pasını kesti, kah stoperlerin arasında girerek golü engelleyen müdaheleyi yaptı. Çift haneli sayıda top kazanmış olmalı, bunun yanı sıra ilk yarıda takımı atağa çıkara üç adet net kayarak müdahale yaptı.

2004 yılında Real Madrid'de sportif direktörlük yapan Arrigo Sacchi'nin sözleri bize bu konuda yardımcı olabilir: ''Herhangi bir proje yoktu, işimiz vasıfları doğru kullanmak üzerineydi. Biliyorduk ki Zidane, Raul ve Figo geri dönmezler, bu yüzden savunma dörtlüsünün önüne savunma yapabilecek birini koyduk. (...) Aslında benim futbolumda oyun kurucu, topa sahip olan oyuncudur ve Makelele bu işi yapamaz. Zaten yapabilmek için de bir fikri yok. O, topu geri kazanmada ustalaşmış (özelleşmiş) biri.''

Değiştirelim. Elde savunma nitelikleri zayıf, biri sarı kart almış iki bek var. Sallantıdaki iki stoper, ileri üçlü bolca top eziyor ve maçın büyük bölümünü kendi ceza sahası önünde geçiren bir takım. Sonuç olarak Marco Aurelio savunma önündeki ön stoper işini mükemmel yaptı. Hücuma çıkışlarda ve kazanılan toplarda ise pas yüzdesinin yüksekliğine kendisine verilen ön stoper görevini, takım arkadaşlarının pek çok hatasını tolere ederek layığıyla yerine getirdi. Maçın kazanılmasındaki aslan payı onun iyi oyununa ait. İlk yarı üç gol çıkaran kaleci Cenk'le birlikte maçın yıldızıydı.
İkinci Devre Gel-Git'leri

Kayseri'den sonra Ali Sami Yen'de de ıslıklanan Ali Turan ikinci devreyi kenardan izlemek zorunda kaldı. Mehmet Batdal en uca hedef santrafor olarak konuldu, Pino'nun sağa geçmesiyle Elano ve Sabri birer kademe geri itildiler. Kötu durumdaki Beşiktaş stoperlerinin üzerine salınan Mehmet, hava toplarında beklenen etkinliği sağlayamadı. Biraz toparlamış görünen Ersan birçok pozisyonda Mehmet'e top vermedi, kendisi alamıyorsa da faul yaptı. İlk yarı işleyen Galatasaray sağı, ilk yarı orada oynayan tüm oyuncuların görevlerinin değişmesiyle yavaşladı. Pino - İsmail kapışmasında ikili mücadeleleri sürekli İsmail kazandı. İlk yarı en uçta sürekli kenarlara dalış yaparak oyunu hızlandıran, eşleşme problemleri yaratan Pino, ikinci yarı iyiyden iyiye etkisizleşti. Pino'yu sınırlaması ve Elano'nun oyundan çıkmasıyla önündeki tehdit azalan İsmail, son yarım saat çok kez hücuma katılma fırsatı buldu.

Hagi'nin Barış - Servet değişikliği biraz erken alınmış bir risk olabilir. Cana'nın stopere geçmesi ve Ayhan'ın sürekli atak oynama gayreti, Galatasaray savunma önündeki direncini çok zayıflattı. Bu dakikadan sonra Guti sık sık Cana'nın ilk yarı bulunduğu yerlerde görünmeye başladı ve akabinde Schuster'den son darbe geldi. Necip - Tabata değişikliğiyle Guti'yi orta üçlünün önüne koyup, Nobre'yi sağa çekti ve Porto deplasmanındaki santraforsuz takıma geçiş yaptı.

Bu defansif hamle sonucunu verdi. Galatasaray'ın etkinliği daha da sınırlanırken, Beşiktaş rakip kalede daha sık görünmeye başladı. Eşleştiği rakipler sınırlanınca hücuma çıkma cesareti bulan İsmail, 79. dakikada bir top taşıdı. Kewell'ın takibi bırakmasıyla rahatladı, topu Guti'ye çıkardı . Rahat bir yerde topla bulaşan Guti, uzak kenardan içeri koşu yapan Nobre'nin kafasına bir pas gönderdi. Skor 2-0'a geldi ve Galatasaray'ın dirayeti tümden kayboldu.

Son 15 dakika, Galatasaray'ın kısa zaman önce gelen Baros hamlesiyle birlikte çaresiz görünen hücum girişimleriyle geçti. Sağ kenara geçen Nobre golden önce edindiği yeni rolüne çok çabuk ısınıp sağ bekin bölgesinde birkaç kritik müdahale yaptı. Kontra ataklar ise oyuna son dakikalarda dahil olan Ali Kuçik'in üzerine kalmıştı. Mehmet Batdal ortaladı, Kewell kafayı vurdu ve Cenk skoru tayin etti.

Sonuç: Erken Gol=3 puan

Beşiktaş bundan evvel 1-0 öne geçtiği beş lig maçını kazanmış, Galatasaray ise 0-1 yenik duruma düştüğü tüm lig maçlarını kazanamamıştı. Sürpriz olmadı, erken gol maçı şekillendirdi. Golsüz giden maç iki tarafa da yakındı, maç sonuna kadar gol atılamaması da normal sonuç sayılırdı; fakat sonucu ayrıntılar belirledi. Baskın görünen Galatasaray, hücumdaki zayıflığına rağmen rakibin hatalarıyla pozisyon bulsa da gol atamadıkça kazanma eşiğine yaklaşamadı. Arda ve Baros hazır şekilde geri dönmeden Hagi'nin fark yaratma şansı çok az.

Beşiktaş erken gelen gol sonrası maç boyu savunmayı derinde kurdu. Bunun bir parça istemli yapılmış olduğunu varsayabiliriz, lakin ileri üçlünün top kaybetme konusundaki müsrifliği, pres zayıflığı, Ernst ve Guti'nin temposuzluklarıyla birlikte rakibin gol arayışı ana etkenler olmalı. Takım bir ara öyle bir baskı yedi ki, stoperler kafalarını yerden kaldırma imkanı bulamadılar. Eksikler ortaya zorunlu bir takım çıkarmıştı, erken gol de ortaya gidişatı belli bir maç çıkardı. Galatasaray'ın zayıf hücum aktivitesi, Beşiktaş'ın standart altı direncini aşmaya yetmedi ve 2-0'ı getiren kontra ataklarla birlikte uzun süre sonra -şartlar göz önünde bulundurulursa- iyi bir galibiyet alındı.

Bernd Schuster'in yarattığı ''60'lar futbolu'' polemiğinin Beşiktaş'a ve ülke futboluna dönük hiçbir işe yarar yanı yoktu. Bu sözün tefsirini yaparken ''sert oynanıyor, yere yatılıyor, çirkeflik yapılıyor'' diyenler oldu. 60'larda takımların yere yattığını sanmıyorum. Sertlikse bugün alası var. Hatta dönemin La Liga şampiyonu takımı Atletic Bilbao'nun stoperi kasap Goikoetxea, Schuster ve Maradona'yı sakatladığında yıl 80'di ve medeniyetin insanlık tarihi boyunca, yıllar geçtikçe daha iyiye hizmet ettiğini sanmıyorum. Rakipler üzerine söylenen bu sözü Erhan Güven'lere bağlamak zaten yersizdi; öyleyse elde hocanın daha önce şikayet ettiği ''defansif oyun'' kalıyordu. Evet, ülkemizde birtakım farklar var. Doğrular ve yanlışlar var; fakat bunları düzeltecek kişinin Schuster olması imkansız. Aynı şekilde Schuster'den futbol fikrini tümden yenilemesini beklemek ve istemek de anlamsızdı.

Schuster'in bu sayfada eleştirildiği noktalar belli, tekrar etmeyeceğim. Maçtan önce Feyyaz Uçar da ''Schuster bence küçük şeylere dikkat etmiyor.'' dedi. Evet, aynen böyle. Küçük şeyler. Bugün skoru belirleyen Ali Turan zaafı gibi, duran toplar gibi, Kasımpaşa'nın aşırı şekilde maceracı oynadığı gibi, Toraman ve İsmail'in alternatif mevkileri gibi, Erhan Güven kangreni gibi... daha onlarca şey. Skoru getirecek olan, her takımın sahip olduğu küçük zaaflar ve bunlara göre küçük değişimlere uğrayan, ilgi çekici ve skor alıcı farklılıklar gösteren bir oyun görmek istiyorum. Savunma nerede kurulursa kurulsun, oyun merkezi nerede olursa olsun ayrıntılara değer veren bir takım oyunu gerekli. 2000'lerin oyunu böyle oynanıyor çünkü. Bunun gerçekleşmesi, takımın sahaya ve tabelaya ederini tam olarak koymasını sağlayacaktır:

- Şimdiki hedefiniz nedir?
- Önümüzdeki maçı kazanmak.
- Peki ya uzun vadede?
- Bir sonraki maçı kazanmak.

Werder Bremen'in yıllardır antrenörlüğünü yapan Thomas Schaaf'ın sakatlıklar kaynaklı büyük bir skor krizine giren takımının durumuna yönelik hafta içinde sorulan sorulara verdiği cevaplar yukarıda. Aslında gayet basit...

Noat Samisa

29.11.2010

12 yorum:

tearkan dedi ki...

Cenk'in oynadığı futboldan mı bahsetmek lazım, yoksa izlerken ağzımı açık bırakan Nietzche alıntısından mı bilemedim. Gerçekten şimdi tarif etmekte zorlandığım bir mutluluk duydum. 'Kazandık mutluyuz yada önümüzdeki maçlara bakçaz' lara o kadar alışmışız ki. İnsan böyle şeyleri görünce mutlu oluyor gerçekten.

Son okuduğunuz kitap neydi? sorusuna Körleşme yanıtını veren Metin Tekin etkisi yarattı bende bir an.

Metin Tekin demişken..

hep efsane olmaktan bahsedilir ya... efsane, yıllar aşıp yüzyıl öteye geçebilmektir. bir çocuktur sizi o yıllar öncesine götüren ya da efsaneleştiren. biz nasıl baba hakkı'yı merak edip onu araştırıp, neredeyse ellerimizle dokunduysak, yıllar sonra bir çocuğun bizi aklına düşürüp araştırmasıdır. biz, o efsane içinde olan şanslı insanlarız. yoksa efsane olmak ne haddimize. tek efsane vardır o da beşiktaş'tır...

Övünç dedi ki...

30 metrede oynarken bile bu kadar hata yapan stoperlerimiz olması içler acısı bir durum,dünyada her stoper hata yapar ama bu kadar düzenli hata yaparlarken Türk rotasyonunda oldukları için bu adamlara dokunulamaması çok kötü.Aynı pozisyonda İbrahim Toraman 2 tane asist yaptı.Sakar demişsin hafife kaçmışsın bence ...

Dediğin gibi Aurelio %100 maçın adamıydı,onun mükemmel performansına rağmen 4-5 tane net pozisyon yedik.Çoğu bireysel hatadan ve yine söylediğin gibi Ernst'teki inanılmaz düşüşten,Guti'yi tempolu kullanmaya çalışmak zaten pek doğru değil zira ayakları yavaşlamış durumda.Umarım bu tempo sorunu yorgunlukla filan alakalıdır ama Ernst sanki takımdan ümidini kesmiş ,isteksiz gibi .

Quaresma-Bobo-Hilbert ön üçlüsü ile bu tarz derinde savunma işe yarayabilir gibi görünüyor.Bir bakıma sistemi 4-2-3-1'e çevirmek daha makul zira Guti gidemiyor.Adamın aklı yapmak istiyor ama ayaklar direniyor maalesef.Bu sebeple bu adama dripling yaptırmadan mümkün olduğunca tek pasta fişi çekme görevi verilmeli , Fb'deki Alex gibi kaleye daha yakın oynamalı.En azından faul alıyor.Birde derinde pozisyon aldığında aşırı güvenle attığı yanlamasına paslar çok büyük tehlike oluyor.Yani böylesine harika futbol zekasına sahip bir adamdan maksimum faydalanmak zorundayız ama geriden top çıkaramadığımız için adamı derinde kullanmak zorunda kalıyoruz.Dedikodular doğruysa Manuel Fernandes alınmış.Bence bu Guti'yi öne çekmek için çok yerinde bir hamle olur ama takım düzeni bundan nasıl etkilenir bilemiyorum.Ernst yada Aurelio'dan biri kesilmez ise bugünki forvetsiz sistem mi denenir yoksa sadece rotasyona mı girer sen ne düşünüyorsun ? Bir de yabancı bir sağ bek alınması Bobo veya Hilbert'in %100 yedek olması ve yabancı stoperlerimizin komple kaput olması anlamına gelecek sanırım zira rotasyon olayının bizi açmadığı ortada .

zenn dedi ki...

merhaba Noat Samisa..
sonucunu GS'ın belirlediği bir maç oldu. BJK önceki maçlardan farklı değildi. aynı taktik, aynı diziliş, aynı sorunlar..

Necip'in oyuna girişi sonrası oluşan 4-3-1-2 ve oyuncu yerleşimi maç başındaki 4-3-3'ten daha anlamlı görünüyor.

İsmail daha önceki maçlardan farklı olarak ilk kez ciddi/konsantre göründü, hatalar yapmasına rağmen. daha önceki savruk/maceracı görüntüsüyle bek olması mümkün görünmüyordu (hala kenar forvet/kanat olarak denenmesi gerektiğini düşünmeme rağmen).

Cenk yine oldukça iyiydi. umarım son dakikadaki hatasını kendisi gibi herkes (özellikle Schuster) unutur ve sabıka kaydına geçmez. maç sonunda söylediği söz ("unutan iyileşir") Hakan Arıkan ile farkını gösteren çok önemli bir gösterge gibi geldi bana. Hakan'ın yaptığı her hata sonrakinin de hazırlayıcısı oluyor. Hakan'a taraftarın her zaman kuşkulu bakmasının sebebinin de her maçta bakışlarında görülen bu tedirginlik olduğunu düşünüyorum.

Noat Samisa dedi ki...

Tearkan,

Cenk bir birey, onun kendini geliştirme çabasını takdir etmek herhangi bir başka bireye yönelik takdirden fazlası olmamalı, ama futbolcu olan iş değişiyor elbette. Ivan Ergic'ler istisnadır, futbol genelde çocuklarına kitap alamayan, okumaya da zaman bulamayan işçi babaların oyunuydu. Keynes sonrası biraz değişti bu tabii, futbola da yansıdır ama nice büyük futbolcu da pek okumazdı. Herhangi bir insana gerektiği kadar gerekli bu, umalım ki kişiliği, entelektüel fikirleriyle birlikte futbolu da büyüsün.


Övünç,

Toraman'ın vasat bir stoper olamadığını dört yıldır sürekli söylesek de cengaverliği kredisini sürekli yeniliyor. Dün saçmaladı adeta, onun vasat üstü, hatta iyi bir sağ bek olduğunu düşünürken hoca hiç bunu düşünmedi. Diğer yandan Kewell konusu da bizim Toraman'a benzer. Dün özellikle savunma görevinde çok ama çok kötüydü, ama yine de takdir edildi. Böyle oyuncular azdır ama her takımda bulunur.

Manuel Fernandes olursa Ernst, Guti, Aurelio ve Necip'in rotasyonuna katılır gibi görünüyor. Stoper de oynayabiliyor gerçi, fakat bundan da önemlisi takımın daha öncül ihtiyaçları var. Sağ bek işini yerli birini bularak çözemezsek Hilbert'ten memnunum, yabancı transfer istemem.


Zenn,

Necip sonrası düzeni maç başında ortaya koymak, Kasımpaşa karşısında 85 dakika berbat bir oyuna mal olmuştu. Skoru elde ettikten sonra iyi plan ya da Porto gibi deplasmanlarda.

Evet, Hakan ve Cenk arasında böyle psikolojik bir fark olabilir. Cenk ilk kez büyük bir hata yaptı ama, bundan sonrasını da izlemek gerek.

zenn dedi ki...

Noat

4-3-1-2 önerim; orta üçlü Aurelio-Ernst-Necip'in önünde Guti şeklinde. Kasımpaşa maçında diziliş 4-3-1-2, oyuncular/pozisyonlar farklıydı.

borasahin dedi ki...

Ovunc Noat'a sormussun gerci ama izninle ben de cevaplayayim :)

Hilbert sagbek olarak su an icin yeterli. Toraman ve Ekrem gorece olarak kimi oyunculara karsi daha basarili olabilirler ama ortalamasini alirsak Hilbert onde diyebilirim. Mesela Ekrem Pino ya da Simao Sabrosa gibi oyunculari daha iyi savunabilir ya da Toraman Kewell'a karsi hamlelerinde daha basarili olabilir ama hucumda etkisiz kalsa da Hilbert'in sundugu oyunu genisletme imkanini sunmazlar. Ornegin Ekrem Kewell'a karsi oynasaydi fizik farkindan dolayi zorlanabilirdi, Toraman uzaktan savunmak zorunda kaldigi Simao'ya karsi Hilbert'den daha iyi olmazdi, hatta kotu bile olabilirdi. O yuzden ortalama olarak Hilbert bence daha onde. Sagbek transferine gelmeden once cozulmesi gereken baska problemler var. Ekrem dondugunde Schuster'in sagbeki ona verecegini tahmin ediyorum. Bakalim ondan sonrasi ne olacak!

Savunmayi derinde kurmus bir takim icin Q7-Bobo-Hilbert > savunmayi ileride kuran takimin on uclusu: Q7-Bobo-Hilbert. Yine de savunmayi derinde de kursaniz Hilbert'in skor ozelligi oldugunu sanmiyorum. Ayaklari cok zayif, mesafe arttikca hizlaniyor, dar alanda onu farkli kilan bir cabuklugu yok, sut atma teknigi iyi degil, topa nasil vurmasi gerektigini bilmiyor, cok kalin aliyor, dolayisiyla ortalari kotu, hatta sadece bazi pozisyonlarda duzgun cikiyor, bakiniz Nobre'nin sayilmayan kafa golu! Topu ne zaman iyi kesecegini seyrederken hissediyorum ama formulu ver dersen simdilik veremeyecegim :)

Ozetle Hilbert on alan icin vasat bir oyuncu. Genel anlamda silik kalacagini dusunuyorum. Holosko bir turlu formunu yakalayamadi, zaten Q7 ve Bobo'yla beraber oynarsa tamamlayici olabilir ama onu da kac dakika oynadi hatirlamiyorum.

En sevdigim seylerden biri verimsiz futbolcunun mevkisini degistirmektir :) Yillar once Ertugrul savunmaci olsa daha iyi olur diye dusunur ve iddia ederdim, sagolsun Toshack bizi duymustu(!), bence Ertugrul o donem ki Hakan Sukur'u sifirlayan ilk oyuncudur. Simdi de belki sen bilmiyorsun ama benim Nobre'den defansif forvet yaratma teorim var :) Bence su an takimdaki en ideal sag uzak forvet Nobre. Bek savunmasi yapabilir, kendi beki ileri ciktiginda onun yerini alabilir, savunma yapmasini biliyor, sert, git gel yapabilecek temposu var, pas yapabilen bir orta saha karakteri var diyebiliriz, hava toplarinda etkili olabilir, ceza sahasina kosu yapar, golcu kimliginden dolayi(!) tersten gelen ataklarda buyuk ihtimal kendisinden daha az fizikli bekler onu marke edeceginden stoperlerin kucaginda olmasina nazaran daha etkili olabilir, kamikaze dalislari vardir kendisinin. Ideal oldugunu iddia etmiyorum ama Nobre'den ancak defansif olarak faydalanilabilir, o da hantalligindan dolayi ancak sag serit uzerinde bir bolgedir.

2 milyon avro verilen orta forvet Nobre kufur gibi birseydir, bu sekilde oynamak icin fizigi yetmiyor, 80'ler ve 90'lar basinda TR'de olsaydi ise yarayabilirdi!

Diger bir teorim de Ismail Koybasi'dan acaba bir ic orta saha oyuncusu cikar mi, dikkat kanat oyuncusu degil, o pozisyon icin hucum anlaminda yetersiz, ancak rakibin beki cok tehlikeli ise defansif anlamda is gorebilir! Alan bilgisini goremedigimiz icin henuz birsey diyemiyorum ama bazi ozellikleri o bolge icin oldukca uygun gorunuyor.

borasahin dedi ki...

Orta sahaya gelirsek... Noat ve Cartalete'ye ozenip gecmis yazilarimi toparladigim bir blog hesabi actim, Cumartesi de biraz canim sikildi, mactan once ne olabilir diye biraz dusuneyim dedim -> http://borasahin.blogspot.com/2010/11/gs-bjk-mac-oncesi.html

Tam olarak ayni sekilde cerayan etmedi tabii ki :) Ama Schuster'in Ismail tercihi, Guti'nin pozisyon alisi ve genel orta saha formati cok da uzak sayilmaz.

Bir heat map cikarsalar Guti'nin ikinci yari 75'teki buyuk capli degisiklige kadar Aurelio ve Ernst'den net olarak onde pozisyon aldigi gorulecektir diye dusunuyorum hatta Aurelio ve Ernst'i double pivot olarak nitelendirmek bile mumkun. Takim surekli savunma yapmak durumunda kaldiginda orta saha 2-1 seklinde kaliyor. Boyle olmak istemelerinden dolayi degil de Guti'nin savunma konusundaki zaafiyetinden dolayi diyelim. Cana'nin kucagina iste bu noktada girmeye basladi ve o cikinca da rahatladi. Mesela top kontrolu surekli bizde olsaydi Baris Cana yerine daha dogru bir tercih olabilirdi. Ilk yari icin ayni seyi ikinci yari kadar kadar net bir sekilde soyleyebilir miyiz bilmiyorum, bence ilk yarida klasik kurgu vardi. Aurelio topu alip gobekte kendisine yanasan Guti'yi bulmaya calisiyor, Guti soldan one firlayan Ernst, Tabata, Holosko, Nobre gibi pas opsiyonlarina bakiyor, top kaptirilirsa Ernst cok uzakta kalmadiysa 3'lu bir hat, kaldiysa Aurelio ve Guti ikili olarak kaliyor ve bence takimin en vulnerable oldugu anda iste bu nokta. Surekli savunmada kalindiginda Guti'nin ilk yarida da onde kaldigi pozisyonlar oldu. Ernst savunmaya donunce Guti genelde ileri cikiyor. 2-1'i animsatan bir duzenek olusuyor. Bize gectiginde kimi zaman geriye donup top istiyor. Cana'nin varliginda Guti'nin Aurelio'dan kimi zaman top istemesi bence dogru bir hareket, sonucta oralar Cana'nin cok comfortable oldugu alanlar degil gibime geliyor. Cana stoperlerin hemen onunde oynamayi seviyor, en azindan kisa anlardan bana oyle geldi :)

Nereye varmak istiyorsunuz derseniz, oyun kurgusu gorundugu kadar 1-2 gibi degil gibi, gerci macina gore degisiyor. 2-1 konusunda sizlerle ayni fikirdeyim fakat Guti ile Alex benzeri bir uygulama zor gorunuyor, Guti degisik bir oyuncu, gencken de onu bir kaliba sigdirmak zordu. Xavi gibi degil, Iniesta gibi de degil. Benim hatirladigim Redondo'nun yedegi olarak ise baslamisti. Savunmanin hemen onunde oynardi, bence en ideali gencken yaninda bir tackler ile oynadigi zaman diye dusunuyorum fakat Real de bile Makalele varken yaninda Helguera oynardi. Bir sezon forvet bile oynadi diye hatirliyorum. Guti bence cok ozellesmis bir oyuncu degil.

Manual Fernandes transferine gelirsek birinci derecede elzem mi tartisilir! Gorunen sikinti Bobo ve Q7'yi tamamlayacak ucuncu oyuncuda. Hatta dorduncusunu de almalari lazim. Bunlardan bir tanesi orta sahada oynayabilirse cok iyi olur. Bir de Bobo'yu yedekleyecek birini aldilar mi devre arasi alim islemi icin yeterliden de ote!

Noat Samisa dedi ki...

Bora,

Orta sahadaki kurgunun 1-2 olduğunu ben çok anlattım, ama buna da Ernst'in görevi ve yetileri nispeten defansif, Guti'ninki de tam tersi şerhini koydum. Bu tür homojen olmayan bloklar her yerde var ve defalarca Guti'nin optimumunun sağ iç olduğuna değinmiş olmalıyım. Ama son birkaç maçtır oyunun devamında Ernst ve Aurelio yakılaşıyorlar, Guti'nin geri dönüşleri azalıyor; daha öne atılıyor. Bu esnekliktir, bu tür rötuşları yapmadığı için eleştiriyordum zaten Schuster'i.

Baklava'da 10 numara Guti olsun diyorduk, bir de 4-2-3-1 fikri vardı, orada da Guti ikinci forvet olmayacaktı.

Manuel Fernandes transferine ben henüz anlam yükleyebilmiş değilim, bekliyorum.

Blog hayırlı olsun bu arada. :)

Övünç dedi ki...

Guti'nin asıl mevkisi kesinlikle Xavi ile aynı.Kendisi salt bir midfield playmaker.Hatta son Barca maçında ,Real'in Guti gibi oyunu yönlendirecek bir adama ne kadar ihtiyacı olduğunu da gördük.Gerçi o fantastik futbola bir çözüm üretemezdi ama Real hücuma çıkmakta bu kadar aciz olmazdı heralde.

Biz Guti'yi Xavi gibi kullanmak istiyoruz ama elimizde ne Iniesta var ,ne Messi,ne Alves ne Pique var.Bu adamların 1 e 1 aynısı zaten kimsede yok ama en azından Türkiye standartları için bu adamların yeterliliğini sağlasın.Yani şu koşullarda şu kadro içinde Xavi'yi aynı pozisyona koy bence Guti'den 1 gram fazlasını veremez.Dolayısıyla varsayımsal olarak konuşuyor olsamda Guti'den maksimum verimi o pozisyonda alamadığımızı düşünüyorum hem çok yoruluyor hemde top kaybı sayısı artıyor.Zira Schuster'de aynı şeyi düşünüyor tahminimce ve Guti'yi Real'de 2. forvet gibi kullandığı (yanlış hatılamıyosam 7-0'lık Valldolid maçı, Guti'nin efsane maçında Schuster baştaydı) şekilde kullanmak istiyor.Bunun içinde defanstan ön alana topu taşımak adına top tekniği iyi,hızlı pasları olan,topla çıkabilen Fernandes'i ortadaki 3'lüye çekecek.

Hilbert'in teknik kapasitesi gerçekten düşük ama pozisyon bilgisi savunmadaki diğer adamlara göre o kadar yüksek ki genel itibariyle savunmamın dengesini bozan oyuncu gibi görünsede o anda doğru pozisyon alan tek adam oluyor .Zira hücuma çıkışlarda ekstra katkı da veriyor.İleride denenmesini istememin sebebide tamamiyle aynı.Galatasaray maçında çok net hatırlıyorum hem Holosko'nun hem Tabata'nın çıkılan hızlı hücumlarda doğru koşuları yapamadığını.Pozisyon bilgileri düşük çünkü.Ama Hilbert yakaladığı pozisyonların %90'ını olumlu kullanamasada o genişliği sağlıyor en azından.Doğru koşuyu yapıyor.Evet adamda belki yetenek yok ama futbol zekası olduğu kesin.

borasahin dedi ki...

Tesekkurler, bekleriz, cok sik update edemeyebilirim ama belki ilgini ceken birseyler cikar :)

Guti'nin Aurelio ve Ernst'den bir adim otede pozisyon almasinin hala genel manada en ideali oldugunu dusunuyorum. Defanstan ilk toplar Aurelio ve Ernst uzerinden cikar, Guti de onlara bir pas mesafesinde uzak olursa tehlikeli bolgelere top atma sansi daha yuksek olur. Tabii ileride 3 tane cok etkisiz eleman olunca bunun ne gibi bir marjinal faydasi olur kestirmek biraz zor!

Guti'nin optimumu Ernst ve Necip'le dusunuldugunde sag ic olabilir ama sol ici de kendi adina ayni sekilde oynayabilecegini dusunuyorum, yanilmiyorsam Real'de de sola yakin oynardi, en azindan oynadigi donemler cok siktir.

Manuel Fernandes transferinden benim anladigim, savunmada 1 yabanci kullanilmasi planlaniyor seklinde, o da iyilesince Sivok olur diye tahmin ediyorum. Orta alan ve forvette 5 yabanci dusunuluyor olsa gerek. 3 yabanci orta saha dusunuluyor olabilir: Ernst, Fernandes, Guti. Bu durumda forvette tamamlayici Turk kim olacak bilmiyorum, Nobre? On alandaki sorun ve yerli kalitesi ortadayken niye boyle birsey yapmayi dusundu, ilginc! Once ileriyi cozup, sonra orta saha yeterli mi diye baksa daha dogru olurdu gibime geliyor.

Bir de elde mevcut gencler var, Onur gibi, Necip gibi; once bunlarin futbollarini biraz gelistirmeyi dusunmeli, surekli hazir oyuncularla calismak nereye kadar! O zaman niye basari yok diye elestirilmesi sonuna kadar haklidir! Ayrica TR'de savunma oyuncusu pek cikmadigini birilerinin soylemesi lazim, 2 tane iyi bulsan opup basina koyman lazim! Bence TR'de en rahat bulunabilecek oyuncu grubu orta saha ve degisik winger turleri, bunlar uzerine bir planlama yapmak daha dogru olurdu; yani 1 yabanci kullanmayi dusunecegin yer olsa olsa orta saha olur, 3 yabanci da once savunmaya gider, sonra on alan gelir.

Siyah8 dedi ki...

Çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim sadece Guti'nin oynaması gereken pozisyonla ilgili yorum yapmak istiyorum. Birçok kişi Guti'nin forvet arkası şeklinde bir mevkide oynaması gerektiğini söylüyor. Katılmıyorum bu görüşe, Guti yaşı dolayısıyla ve fizik gücü açısından epey zayıf. Bu nedenle Guti'yi ön liberodan direk baskı görebileceği bir yere atmak Guti'nin pas yüzdesini epey düşürüyor. Schuster'in de bunu çok iyi bildiğini düşünüyorum ki onu defansif şiddetle karşılaşmasını minimuma indirgemek için ortasahaya daha yakın oynatıyor.

Yoksa hepimiz isteriz Guti'yi dövmesinler, boğazına dirsek atmasınlar, son Galatasaray maçındaki gibi adrese teslim paslar atsın biz de bol gol görüp mutlu olalım :)

Dipnot: Schaaf'ın röportajından alıntıya bayıldım. Teşekkür ederim :)

borasahin dedi ki...

Ovunc, Siyah8;

Hilbert'le ilgili katildigim ve katilmadigim noktalar var. Defansif olarak zaten ayni gorusteyiz, pozisyon savunmasi gayet iyi, ama hamlelerinde sorun var. Onde oynamaya gelirsek, boylesine bir pozisyonda oynayan oyuncunun skor yapmasi lazim. %90 verimsizse zaten niye oynatilsin ki? Gol atamazsan ne anlami kalir? Orta sahadan zaten skor gelmiyor, bu durumda ihale ondeki oyunculara kaliyor. Q7 ve Bobo disinda da su ana kadar verim alinamadi.

Tabata'yi isin icine katmamak lazim, onune degil ayagina top isteyen bir oyuncu, ondan topsuz bir kosu beklemek hayalcilik olur. Holosko onune atilmasini bekler ama ondan da dedigin gibi dogru kosular gelmedi, bunda cogunlukla fazla savunmaya gelmesinin etkili oldugunu dusunuyorum; cunku Holosko bilmedigimiz oyuncu degil. Mesela Gencler macinda Hursutve Orhan'li sag kanat daha cok calisiyordu, defansif kaldi; Necip oyuna girince bizim takima gore saga gecti ve bir tane kosusu oldu. GS macinda bence Ali Turan'i cok takip etmesine gerek yoktu, biraz daha onde pozisyon alabilirdi. Hilbert'le karsilastirma yapmak su an icin ne kadar dogru bilemiyorum. Hilbert bir bek olarak sonuc alamasa da onundeki alani cok iyi kullaniyor ama o alani gorebiliyorsun, buna bakarak hucum anlaminda da dogru kosular beklemek ne kadar gercekci bilemiyorum. Konya macinda Hakan karsisinda zor durumlara dustu mesela. Yani birseye bakarak baska birsey hakkinda yorum yapmak benzeseler de farkli gibi gorunuyor. Tabii yine de sans verilebilir, hatta verilsin ki biz de sonucunu gorelim :)

Fernandes, Guti ve Xavi hadisesine gelirsek; orta sahayi kuvvetlendirmek bir tercihtir ama yabanci sorunsali ve genel Turk futbolcu karakteristigi de ortada, bence nester once on tarafa vurulmali, fakat Schuster'in isine karisacak halimiz yok, bizden daha iyi bildigi kesin, sonuclarina bakariz; ikincisi eldeki degerleri o kadar kolay cop yapmamak lazim; ucuncusu mevcut oyuncular benim isime yaramiyorun yerine onlari gelistirmek lazimdir, ozellikle de genc olanlari. Xavi'nin zamaninda Guardiola'nin pozisyonunda oynadigini hatirliyorum. Guti de oyun kurucu sayilabilir fakat Xavi ile ayni tipte oyuncular degiller. Arsenal'in bir orta saha ikilisi vardi Viera-Edu diye, oradaki Edu rolu bence Guti icin bicilmis kaftandi, en iyi tanimlayan pozisyon diye dusunuyorum. Xavi cok mobil, daha hereketli, daha cabuk ve surekli oyunun icinde kalan bir oyuncu. Guti gencken de hicbir zaman Xavi gibi olmadi. Xavi sahayi dikine bolsek sagda daha iyi gibi gorunse de solda da kolay kolay top kaybetmiyor, ayni seyi Guti icin kolay kolay soyleyebilir miyiz bilemiyorum. Guti'nin Iniesta ile benzesen yanlari da var, eskiden vardi en azindan, Xavi'ye gore daha direk bir tarzi olmasindan dolayi...

Siyah8'e kismen katiliyorum ama o zaman oncelikle nester vurman gereken yer orta saha degil on alan! Guti ve Aurelio on tarafta kalmisken kaybedilen bir top dusun, anormal bir durum degil, bu durumda Guti savunma yapmak durumunda kalacak, oyle degil mi?

Guti'nin forvet karakteri var, Schuster Madrid'i calistirmadan once Ronaldo'lu donemlerde forvet oynadigini ve bayagi bir gol attigini hatirliyorum, 10'un uzerinde olmasi lazim. Bence ikili orta sahanin onu daha uygun gibi gorunuyor kimi zaman bir adim otesinde oynar, kimi zaman biraz daha forvete yaklasir, rakip oyuncuya gore takilir, zaten Guti bunlari sezebilecek kadar zeki bir oyuncu :)