Gençlerbirliği 0-2 Beşiktaş

Mağlubiyet serisinden Porto deplasmanında görünen ışıkla çıkan Beşiktaş, kabus gibi geçen iki maçın ardından Ankara'da uyanmayı başardı. Hoca değişikliği sonrası toparlanan Gençlerbirliği ise düşme hattından kurtuluşu tescillemek üzere bolca sakatının olduğu bir günde ekstra puan için sahaya çıkmıştı, gol arayışları sürekli olsa da ağları bulmayı başaramadılar.

Gençlerbirliği'nde geçen haftaya göre iki değişiklik vardı. Sakat olan Zec ve Aykut'un yerine savunma tandeminde Mahmut Boz, en uçta ise Yeni Zelanda'lı santrafor Smeltz tercih edilmişti. Ralf Zumdick'in takımı toplam beşli orta saha ve bir merkez forvet barındırıyordu, fakat kenar adamları Serkan ve Hurşut'un rolleri birbirinden farklıydı. Savunma önünde oynayan Jedinak ile Cem Can sürekli yakın oynuyorlar, Oktay ise özellikle sağa genişletilen ataklarda sol iç bölgesinden ileriyi destekliyordu.

Beşiktaş'ta ise geçen haftaya göre
sakat Nihat ve Bobo'nun yokluğunda ileri üçlüye Quaresma ve Tabata ve eklemeleri yapılmıştı. Savunma dörtlüsünde Hilbert ve Üzülmez formalarını geri almışlar, orta üçlü aynen korunmuştu. Schuster'in 4-3-3'ü geçmişte sık sık esnemiş, baklava orta sahalı düzene geçilmiş, fakat sonunda iki şablonun melezleştirildiği bir yapıda karar kılınmıştı. Bugün ise daha da başka bir şey uygulandı.
Ricardo Quaresma: Sahte 9 Numara

Sahte 9 numara terimi, biraz kafa karıştırıcı olabilir. En geniş anlamıyla, ''kenarlara açılan, geri gelip sırtı dönük top alan ve bunu yaparken rakip stoperin yerini boşaltmasını sağlayarak alan açan, eşleşme problemleri yaratan merkez forvet'' diyebiliriz. İdeal bir santrafor zaten bu özelliğe sahiptir ve bu etiket aslen iki farklı oyuncu tipine yapışır. Biri, 4-4-2 ile 4-2-3-1'i melezleştiren çift forvetli takımlarda (Örn: Muller-Olic, Jaja-Umut) rakip kaleye daha uzakta pozisyon alan ikinci forvet oyuncusudur, diğeri ise en uçta oynatılan kanat oyuncuları (Örn: Messi, Ronaldo) ya da 10 numaralar (Örn: Totti, Honda) için kullanılır.

Beşiktaş'ta son iki maç başında ne bir santrafor, ne de bir sahte dokuz numara vardı. Bugün ise esas düzene dönülmüştü, fakat takımın birinci santraforu Bobo sakattı. Elde henüz birkaç idmana çıkabilmiş olan Nobre ve sezon başındaki İBBSpor maçında da bu rolde görevlendirilmiş olan Holosko vardı. Bernd Schuster farklı bir tercih yaptı, Quaresma'yı rakip stoperlerin kucağına koydu; ona Bobo'nun rolünü verdi. Ekstrası hareketlilik ve pres gücü oldu.

Maçın ilk çeyrek saatlik diliminde Beşiktaş bolca pas yaptı. Önde kurduğu savunma hattı düşen topları topladı, Guti'nin sürekli merkeze kaçan Tabata ve hareketli Quaresma'ya pasları atakları şekillendirdi. Quaresma, en uçta kendi meziyetlerine uygun topu oynadı ve sürekli kenarlara kaçtı. Stoperlerin markajından çıktığı her pozisyonda etkili oldu. Onun boşalttığı yere kenar adamları Tabata ve Holosko sürekli dalışlar yaptılar, fakat bunların yalnızca bir-iki tanesi etkili pozisyon oldu. Bu bölümde Quaresma'nın taşıdığı toplarda pek çok duran top kazanıldı, Tabata birinde ağları bulmaya yaklaştı. Kornerler ise duran topa alan savunması uygulayan rakibe göre değerlendirildi, tamamı paslaşılarak kullanıldı.

Penaltı pozisyonunda da Quaresma geri gelmiş, gol bölgesine Tabata ve Holosko koşu yapmıştı. Hakem Abdullah Yılmaz hafif sayılabilecek itmede penaltı noktasını gösterdi ve Guti'nin golüyle devrenin son dakikasında skor 0-1 oldu.
Orta Sahalar Savaşı

Beşiktaş'ın maç başındaki baskısını kıran Gençlerbirliği, rakibinin üçüncü bölgeye geçiremediği ya da ön alanda kaybettiği toplarda sürekli savunma arkasındaki atıl alanı hedefledi. Beşiktaş'ın yarı saha ortalarında kurduğu çizgi savunmayı sık sık yokladılar, fakat hiçbirinde ofsayttan kaçamadılar. Oyundaki görüntü, özellikle ilk yarım saat sonrasında orta sahadaki savaşın galibinin Gençlerbirliği olduğunu işaret ediyordu. Özellikle Oktay Delibalta pek çok top kazandı, bu topları ön alana taşıyarak atakları olgunlaştırdı. Hurşut'u kullanmak adına sağa genişletilen ataklarda ise Üzülmez'in Ersan yardımlı savunması iyi iş çıkardı.

İkinci yarı ise başka bir şey oldu. Schuster'in bu sezon ilk kez yaptığı bir başka şey daha görüldü. Bunun teyidini maç sonunda bizzat hoca şu şekilde yaptı: ''İkinci yarıda rakibi oynatıp kontra ataklarla çıkmak istedik, bunu da başardık. Uzaktan çekilen 1–2 şut haricinde pozisyon vermedik.''

Beşiktaş savunma hattı kendi ceza sahasına yaklaştı, merkezde Ernst-Aurelio birlikteliği kuruldu. Holosko ve Tabata orta ikiliye yaklaşarak Beşiktaş'ın bu sezon ilk kez defansif 4-4-1-1 gibi görünmesini sağladılar. Her ikisi pek çok pozisyonda kale çizgisine yakın noktalarda rakip bekleri kovaladılar, hatta Tabata bir gol önledi. Gençlerbirliği skor dezavantajının etkisiyle Beşiktaş'ın üstüne geldi, aynı zamanda tuzağa düşmemeye çalıştı. Schuster'in umudu pasör Guti - sprinter Quaresma birlikteliğine kenardan katılacak olan Holosko'ydu, ama bildiğimiz Holosko aynen devam edince bu katkı için epey beklemek gerekti.

Aşırı Derin Aurelio?

Bu konuyu daha önce çok kez gündeme getirmiştim. Hakkında olumlu fikirlerim olan Aurelio'nun rolü, Beşiktaş'ın oyununa esneklik katıyordu ve aynı zamanda Ernst'in daha önde kullanılmasını sağlayarak takımın hücum çeşitliliğine ve dengesine hizmet ediyordu. Fakat dün akşam başka bir şey oldu. Takım ilk kez rakibe göre, tuzaklı çift dörtlü hat kurdu ve Aurelio'nun oyun tarzı sorun yarattı. Jedinak ve Serkan'ın şutlarını en öne koyarak, Aurelio takım baskı yerken çok kez savunma içine girdi. Bu da rakibe şut imkanları verdi, alan yarattı.

Necip hamlesi geç kaldı, zira Beşiktaş orta sahası Guti'nin önde pozisyon aldığı ikinci devrede önü ile arkası arası mesafesi çok açık, rakip orta sahanın bu ölümcük alana hakim olduğu, zorda oynayan bir yapıya bürünmüştü. Necip sol öne, Hurşut-Orhan ikilisine önlem olarak sahaya konuldu; ardından Quaresma'nın arkasına Nobre yerleşti. Gol öncesi Quaresma'ya pası da dahil üç-dört önemli hamle yapan, top çalan, iki hat arası bağlantıyı kuran Nobre son bölümde takıma önemli katkı yaptı. Gençlerbirliği'nin son bölümdeki baskısından ve kazandığı bolca duran toptan sonuç çıkmadı.

Son kertede ikinci devre boyunca beklenen pas ve beklenen koşu Quaresma - Hilbert ikilisinden geldi. Pas maçtaki en güzel hareketti, Hilbert de harika koşusunu çok iyi bitirdi ve skoru tayin etti.

Sonuç: Yaş Ortalaması 30'ün Üzerinde Olan Takım: Kazanmalı

Bugün iç açıcı olmayan bir oyunla 2-0'lık bir galibiyet alındı. Geçmiş birçok maçtan fark belli, takım bu kez kazanmayı başardı. Buna oynadı, hocası bu yönde gerçek bir çaba sarfetti. Gerçi katil oyun planında çok başarılı olunduğu söylenemez. Skor gelmeyebilirdi, takım maçı kazanamayabilirdi ama benim Schuster'den öncelikli beklentilerimden biri budur. Biraz özveri isterken, hem rakibi hem de koşulları biraz olsun oyuna dair fikirlerine dahil etmesini istiyordum. Bugün bütün kornerlerin paslaşılarak kullanılması rakipler konusunda bir ışık yaktı, ikinci yarının planı da koşullara yönelik yapılmıştı. Öyle bir koşuldu ki bugünkü, belki de takım için sezonun finaliydi.

Her maç böyle geçecek, bu tip planlar mutlaka uygulanacak diye bir şey yok elbette; ama takımın hem dizilişinin, hem oyun merkezinin, hem anlayışının, hem gol planının, hem de savunma tarzının esneyebildiğini TSL'de de görmek beni memnun etti. Bunun takımın oyun planıyla daha da bütünleşerek devam etmesini umuyorum. Sakatların büyük kısmı düzeldi, takım A planıyla kendini taşıyabilecek duruma yaklaştı. Fakat maç-maç yapılacak küçük rötuşlar, önem verilen ayrıntılar işleri kolaylaştıracaktır. Aksi halde bundan önce ne konuşuyorsak, aynılarını tekrar etmek zorunda kalacağız. Umarım tekrar etmek zorunda kalmayız.

Takım perşembe akşamı, sorunu belirsizliğe götüren bir oyunla sahaya zayıf kadrosuyla çıkan bir alt lig takımına mağlup olmuştu. Herkesin kredi kazanması ve hocaya yeni bir hareket alanı açılması (medya baskısı değil mevzu, daha çok psikolojik) için dün akşam ne olursa olsun kazanmak gerekiyordu. Takım bunu başardı ve kafayı bir kez daha aydınlığa uzattı. Mikro boyuttaki galibiyet iyimserliği budur, fakat ben geniş çerçevedeki görüntüyü de fazlasıyla önemsiyorum. Bugün sahaya çıkan takımın yaş ortalaması 30'un üzerindeydi. Kaç tanesini devre arası ve sezon sonu yenileyebilirsiniz? Beşiktaş'ın 3-4 yıl içinde yepyeni bir iskelete ihtiyacı olacak, bunu ideale yakın şekilde gerçekleştirebilecek para ve vizyon var mı? Bence yok ve bu takım, yani eldeki mevcut kadro bu yıl başarılı olmalı. Zira bu yıl hiçbir şey kazanmayan bir takım, önümüzdeki sezona neredeyse hiçbir şey taşıyamayacak.

Tabata'nın oyunu özellikle ikinci yarı çok nadir olduğu şekilde olumluydu. Holosko'nun takıma faydalı olacağı maç ne zaman bilmiyorum ama, ben iyiden iyiye Quaresma - Bobo - Hilbert hücum üçlüsünde ısrar etmeye başladım. Erhan'ın sağ beke geçişi sonrası kısa sürede Hilbert'in yaptığı muhteşem uzak forvet koşusu, bana sezon başındaki 2-0 'lık Helsinki maçını hatırlattı. Holosko, Nihat ve Tabata'nun kabızlığında takıma hücumcu değil, sağ bek aramak daha mantıklı görünüyor.

Noat Samisa

15.11.2010

9 yorum:

BJK4EVER dedi ki...

Acaba sezon basindan beri kacinci degisik hucum uclumuz oldu bu? Artik belirli bir standart oturtulmali bence. Senin dedigin Q7-Bobo-Hilbert uclusu olabilir, ama sagbekte Ekrem olmadigi surece sikinti olacak. Ama bir gercek var ki, Holosko ve Tabata artik oynamamali ilk 11'de, cunku hicbir katkilari yok artik.
Bence en ideali Q7-Bobo-Hilbert ve kulubeden Holosko, Tabata ve Yusuf/Nihat'in gelmesi.

Bu mactaki sevindirici olay ise 2. yarida gomulup pozisyon vermememiz uzaktan sutlar disinda, cok olumlu. Kim ne derse desin, her mac 90 dakika cikmis bir defans ile oynayamayiz, yarin obur gun UEFA'da ilerki turlara da cikacagiz, bu da goz onunde bulundurulmali.

zenn dedi ki...

merhaba Noat Samisa..

dediğin gibi Schuster ileri üçlüde farklı dizilişler deniyor. ama bence ana problem orta saha yapısında. Schuster'in kafasındaki ideal diziliş Aurelio-Ernst-Guti üçlüsü. Aurelio kağıt üzerinde orta sahada görünse de oynadığı maçların tamamında (kendi inisiyatifiyle ya da Schuster'in görevlendirmesiyle) ön stoper/3. stoper pozisyonunda. Guti'nin kondisyonu problemi de dikkate alındığında takımın orta sahası kırılganlaşıyor ve rakip takım orta saha kontrolünü kolaylıkla ele geçirebiliyor. defans-ofans bağlantısı kopuyor, takımın boyu uzuyor. Guti 45 dakikalık bir oyuncu görüntüsü vermeye başlıyor ve beklenen verim de alınamıyor.

Schuster'in belki de orta sahada Ernst-Necip ikilisini kullanıp Aurelio'dan vazgeçmesi ya da Guti'yi ileri üçlüde (derin forvet olarak) denemesi gerekir.

Hilbert konusunda da aynı fikirdeyim. bugünkü oyunuyla tekrar sağ forvet rolüne göz kırptı. sağ bek arayışı daha mantıklı olacaktır.

Noat Samisa dedi ki...

BJK4EVER,

Evet, ileri üçlüde kalite artışı sağlar isek, yani Holosko, Nihat, Tabata'ya bağımlılığı aşarsak işler büyük ölçüde rayına girebilir.

İlla ki savunmayı geri çekmek ya da öne atmak değil, maça kafa yormayı önemsiyorum. Kazanmak en önemli şeydir, bu güzel.


Zenn,

Guti konusunda can sıkan detaylar arttı, fakat dönemsel bir problem de olabilir. Kasımpaşa maçının son dakikalarında yürüyemez haldeydi, hala o yükü atamamış olabilir. Biraz daha bekleme taraftarıyım ve Necip'e daha fazla ihtiyacımız var.

Övünç dedi ki...

Çok enteresan bir şekilde bizim takıma karşı kolay önlem alınabiliyor.Söylem rakip çok iyi mücadele etti yönünde ama bu tam anlamıyla bir yanılgı.Ne hikmetse bu rakiplerin çok iyi mücadele etmesi hep bize denk geliyor.

G.Antep Belediye olsun,Kasımpaşa hatta son G.Birliği maçının 25-90 arası olsun bence bu durumda bir terslik vardı zira bunu doğuran ana unsur rakibin iyi mücadele etmesinden çok bizim beklenen kalitenin çok uzağında kalmamız bana göre.Yani Beşiktaş bugün futbolda tarihe karışmış adam adama markajla çok kolay durdurulabiliyor oluşunda bir sorun var bence.

Birde dediğin mevzu Aurelio'nun derinde pozisyon almasına bu maçta nlam veremediğim bir şekilde Ernst'te eklendi.Yani orta sahada adeta kaleye vurulması için çok kızdığımız savunma arkasına atılan topların atılması için davetiye çıkartılıyor resmen.Necip'e ihtiyaç vardı ama sadece sol tarafı kapatmak iin değil gerektiğinde Aurelio'nun yerini doldurması içinde vardı.Biz 3. bölgede o topun atılmasını engellemediğimiz sürece kaybetmeye mahkumuz zira bu seferlik Smeltz gibi potansiyelsiz bir adam varken bile yanlış bayrak kalkan 3 tane pozisyon verdik .Modern futbolda böyle bir şeye yer yok ...

zenn dedi ki...

aynı fikirdeyim Övünç..
ilk dönemdeki rakipler şimdikilerden daha zayıf değillerdi. fakat şu andaki orta saha yapımız (Necip'siz) rakibi sindirip oyunu kontrol edemiyor. oyunu kontrol ettiğimiz dönemin sona ermesi Necip'in yerine Aurelio'nun tercih edilmesiyle kesişiyor gibi geliyor bana.

şu andaki oyun anlayışında (orta sahada baskı yapamıyorken) bu ofsayt taktiği de kazanç-kayıp açısından hiç mantıklı değil. dediğin gibi birkaç cm farkla kalkan 3-4 ofsayt bayrağı vardı. ki ofsayt konusunda bana göre 20-30 cm hakem hatası payı her zaman vardır. ilk dönem bu riskin sonucu hücum üretkenliği/pozisyon kazancı vardı ama şu an yok. Noat Samisa'nın son yazılarında belirttiği gibi tamamen melez bir oyun var artık sahada :)

Schuster'li takımın karnesine gün itibariyle baktığımda kazanç hanesinde Schuster'in taktik denemeler yapıp takımın ve oyuncuların yapısını tanıması dışında net bir şey var mı bilmiyorum. ilk dönemdeki kazanımların önemli bir bölümü (sonrasında ısrar edilmediği için) kaybedilmiş gibi görünüyor. umutsuz değilim ama eskisi kadar iyimser de değilim. puan durumunu da hiç önemsemiyorum aslında (gelecek sene Avrupa Kupalarına katılamama dışında). beklentim sadece güzel oyun, işleyen bir sistem. ama şampiyonluk yarışından kopulursa genel baskılar gelişime izin vermeyecektir maalesef.

bora dedi ki...

Firsat bulmusken konu hakkinda yorum yapayim, bu arada herkesin kurban bayramini kutlarim :)

Ovunc ve Zenn genel manada sizlere katiliyorum.

Bir sorun oldugu kesin. Pas yapiyor gorunuyoruz, ama ortada dogru duzgun pozisyon yok. Soylenenlerin aksine sezon basinda cok pozisyon buluyorduk gibi bir izlenimim yok ama en azindan yeterli derecede de yakaliyorduk, boyle bir durum yoktu ve bunu yaparken ayni zamanda rakibi biraz daha siki bir baski altinda tutuyorduk, en azindan bana oyle geliyor.

Schuster'in "gol atamiyoruz" yorumuna bir noktada katiliyorum, Gencler macindaki en temel sorunlardan biri Holosko ve Tabata'nin yetersizligiydi, bence Tabata onceki maclarindan daha iyi veya kotu bir performans sergilemedi, asagi yukari her zaman ayni oyunu oynamaya calisiyor, kimi zaman rakipler daha kotu gorunmesine neden oluyor, kimi zaman biraz daha az kotu, isin ozu kotu gorunme derecesi degisiyor :( Holosko'ya gelirsek Uzulmez'in kanadinda, Hursut ve Orhan, daha cok savunma agirligi oldugundan dolayi kontraataklarda etkili olamadi, saga gecince aslinda bir pozisyon yakaladi ve Q7'ye vermek yerine sutlamisti, hatta sonrasinda Q7 kale diregini tekmeledi :) Bu oyuncularla ilgili olarak hatirladigim en onemli sey: Holosko'nun ilk yarinin ortalarinda Orhan'a yaptigi guzel kademe, Tabata'nin ikinci yaridaki kademesi; yani...

Bobo'nun katilimi ile durum biraz daha iyilesme gosterecektir, bir de Q7'nin ters kanadini bulabilirsek, skor yapmak konusunda sorunlari bir nebze asabilecegiz diye dusunuyorum. Q7'nin dunku sahte dokuz rolu Bobo'dan daha enerjikti, aslinda Holosko ve Tabata yerine Bobo'dan daha hareketli olmak kaydiyla iki tane kadro oyuncusu olsa zaman zaman o da denenebilir.

Noat, bu arada su sahte dokuz konusunda bizim onceki maclarla ilgili yaptigin yorumlara iliskin farkli belirtecler kullanman noktasinda sana katiliyorum ama bunlarin tercihen o sekilde bir oyun kurgulunmasindan ziyade farkliligin oyuncu karakterleri uzerinden sekillendigini gorusu bende agir basiyor.

Valla gidiyor, burada ikiye ayirayim :)

bora dedi ki...

Yalniz Bobo ve muhtemel 1, 2 oyuncunun katiliminda dahi sikintilarin TR ligi olcusunde kulliyen sona erecegini sanmiyorum. Bence orta saha kurgusunda bir yanlislik, sorun, verimsizlik, tahmin edilebilir oyun vs. adina her ne diyorsaniz birsey ya da birseyler var.

Benim gorebildigim kadariyla orta sahada iki tane sac ayagi var, savunmanin onundeki birinci oyuncu ve Guti. Ilk yaridaki ve gecmis maclardaki kurgudan bahsediyorum. Aurelio / Ernst savunmanin onunde topu aliyor, hemen Guti'yi ariyor, bulursa Guti uzerinden topu ileri tasimaya calisiyoruz, bu sirada orta sahanin 3. oyuncusu surekli olarak sol bolgeden one veya ortaya dogru gelerek pozisyon alip pas opsiyonu olusturmaya calisiyor. Maclari stattan takip edemiyorum, bantlari da yok, ustten goruntusu de yok, stattan seyredenler bence bunu daha net olarak gozlemlemis olmalilar, Noat sanirim maclari tribunden takip ediyorsun? Bu pozisyonlarin analiz edilmesi bence sikintiyi ortaya cikaracaktir, butun takimlar buna rahat bir sekilde onlem aliyorlar, iste burada Schuster'in "bire birde adam eksiltemiyoruz" lafi devreye giriyor. Kolay kaptirilan toplar, pres eksikligi ile birlesip kontraya donusuyor. Zaten takimin orta sahasinin yas ortalamasi belli, zaman ilerledikce tempolari dusuyor, iste burada devreye savunma ve kaleci giriyor, onlarin performansi macin sonucuna iliskin olarak kritik bir onem arz etmeye basliyor. Ayrica Guti-Ernst-Aurelio yumusuk bir uclu, Trabzon gibi sert bir takim bunun avantajindan faydalandi.

Guti'nin boyle bir oyun temposu yok, zaten sunu acikca kabul etmek lazim ki Guti Real Madrid'in Semih'iydi. Benim hatirladigim kadariyla gecen sene surekli 60'larda filan girer, oyunun rengini degistirmeye calisirdi, ozellikle de Real gerideyken B planinin agababasiydi, oncesindeki senelerde de yine benzerdi. Real'in son 3 SL kupasinda da bildigim kadariyla hicbir zaman ilk 11 oyuncusu olmadi.

Ucuncu oyuncu, Ernst ya da Necip, bu tip bir oyun kurgusunun gerektirdigi kalibrede degiller. Mesela Gencler macinda Ernst cok etkisiz gorundu, bence gunluk performasi da yeterli degildi, (ilk yaridan bahsediyorum) fakat bundan daha onemlisi cok atil kaliyor, oyuna kosmak disinda bir katkisi yok, ayni sey Ernst Aurelio'nun gorevini aldiginda Necip icin de gecerli. Daha fazla sey yapabilmeleri lazim, mesela Necip'in Buca macindaki dalislari etkileyiciydi. Bence 3. oyuncu bu duzenekte konu mankeni kaliyor.

Dikkat ettiyseniz ilk yaridaki en onemli pozisyon Guti'nin pasinda Q7'nin kaleciden donen sutunda Tabata'nin tamamlayamadigi toptu, burada Guti'nin pozisyonuna dikkat edin.

Arkasi gelecek :)

bora dedi ki...

Yine su savunmayi nereye kuracagiz meselesine geleyim! Surekli onde kuralim veya geriye cekelim fetisistlerini anlamis degilim, bugun dunyada bu isi surekli onde tutarak yapabilen kac tane takim var merak ediyorum, siki takip eden arkadaslar bizleri bir aydinlatsinlar lutfen! Eger set oyunu oynayacaksiniz, kesik kesik degil belirli bir periyot diyelim, tabii ki savunmayi yeteneklerinize bagli olarak one cikaracaksiniz ama bizim gibi yas ortalamasi 30 ve pres konusunda zaafiyeti olan bir takimin 90 dakika ve her mac bu sekilde oynayabilecegini sanmiyorum. Ozellikle guc dengesinin kendi lehine oldugu maclarda bu sekilde baslar, skoru alinca duruma gore biraz daha geri cekilir ve kontra toplar kovalar, bundan daha dogal birsey olamaz, o yuzden Schuster'in Gencler macinin ikinci yarisinda yaptigi bence dogruydu. Q7 ve Guti Gencler orta sahasini ve ozellikle Jedinak'i yeterince kapatamadilar, ama sana katiliyorum, maci seyrederken bende de Aurelio'nun fazla derinde kaldigi gibi bir hissiyat olustu. Degisiklikler de dogruydu, belki daha once bile yapilabilirdi. Ozetle bu takim "ben sadece kendi oyunuma bakarim" diyerek ligi domine edecek bir kapasiteye sahip degil, teknik direktorunun yardimina ihtiyaci var.

Bence Guti-Aurelio-Ernst veya Ernst-Guti-Necip'ten olusan ve daha onceki post'larda bahsettigime benzer bir sekilde hareket eden bu orta saha kurgusu ligin tumu icin ise yaramayabilir. Sadece bununla devam edilecekse Q7'nin ters kanadina mutlaka cozum bulunmali, hatta 3 hareketli oyuncu ile oynamak icin 2. bir oyuncu daha bulunmali.

Bence daha farkli cozumler de gelistirmek gerekiyor. Onde oldugumuz maclarda, kontraatak kovalamak icin Gencler macinin ikinci yarisi bunlardan bir tanesi olabilir, bu durumda bence Necip, Ernst sanki daha verimli olur gibi, ozellikle Necip'in tackle basarisi etkileyici, Aurelio bu konuda eski gucunde degil.

Diger bir alternatif benim hep uzerinde durdugum Sivas maci benzeri bir yapilanma. Ernst - Necip ikilisi, Ernst derinde pas opsiyonu olusturuyor, Guti onde pozisyon aliyor ve belirli set'ler uzerinden Guti topla bulusturuluyor, Necip - Ernst'den agirlik Necip'te olmak uzere surekli on tarafi sirayla forse ettigimiz bir orta saha kurgusu dusunulebilir. Guti'nin daha geride pozisyon almasi rakibin on alanda yaptigi baskiya da hizmet ediyor. Guti'yi daha tehlikeli bolgelerde kullanmak daha sonuc alici olabilir.

Hakan dedi ki...

eline sağlık abi.