Harry ''Basit'' Redknapp

Tottenham dün bir başka geri dönüş daha yaparak Liverpool'u mağlup etti. Hafta arasında grogi vaziyetteki Werder Bremen'i kolayca mağlup ederek ilk kez katıldıkları Şampiyonlar Ligi'nde üst tura çıkmayı garantilediler. Geçtiğimiz hafta sonu da yıllardır kazanamadıklar Big Four deplasmanından kendileri için en önemlisi olan Ashburton Grove'dan muhteşem bir geri dönüşle üç puan çıkarmayı başarmışlardı.

Gareth Bale herkesin dilinde, savunma hattı onca sakata rağmen dirayetli durabiliyor ve Rafael van der Vaart sayesinde bu sezon başka bir şey oynayabiliyorlar. Geçen yıla göre çok daha esnek, daha tahmin edilemez, daha güçlü oldular. Elde iyi bir kadro var ve sahip olunan pek çok kilit oyuncu, sakatlanmadığı sürece uzun zaman formda kalabiliyor. Bolton mağlubiyeti gibi arada kazalar yaşansa da Spurs, geçen sezon olduğu gibi bu yıl da istikrarlı gidişini sezon sonuna kadar sürdürecek gibi görünüyor. Bunu sağlayan farklılığı da takımın menajeri Harry Redknapp açıklıyor:

''Dizilişler, taktikler ve sistemler hakkında her zaman için tartışabilirsiniz, fakat benim için futbol esasen futbolcularla alakalıdır. 4-4-2, 4-2-3-1, 4-3-3 ya da her neyse, sayıların oyunu benim fikrimce güzel bir oyun değil. Futbolun % 10'u diziliş, %90'ı oyunculardır. Eğer iyi futbolculara sahipseniz ve onlar işlerini iyi yaparlarsa, siz her ne yapmalarını isterseniz büyük ölçüde yerine getireceklerdir.''

Takımın kilit oyuncusu Rafael van der Vaart da akabinde:

''Burada Real Madrid'de olduğu gibi taktikler hakkında uzun ve sıkıcı konuşmalar yok. Gerçi soyunma odamızda bir taktik tahtası var, ama Harry (Redknapp) herhangi bir şey yazmıyor.''

diyerek hocasını onaylıyor. İngiltere futbol tarihinin en başarılı menajerlerinden, özel adam Brian Clough da vaktiyle - İngiltere'nin Euro 2000'den elenmesi sonrası ''Maçı oyuncular kaybeder, taktik değil. Taktikler hakkında ortalıkta çok fazla palavra dönüyor, bunu yapanlar anca domino oyununu nasıl kazanacaklarını bilirler.'' demişti.

Bir başka radikal örnek, Liverpool'un efsane hocası Bill Shankly. Oyun üzerine söylediği ve devamında ''doğru oyuncuyu, doğru poziyonda oynatmak'' olarak açıkladığı oyun fikrini ''Futbol, topu kontrol ederek pas vermeye ve pas alabilecek uygun konuma gelerek pas almaya dayanan basit bir oyundur. Aşırı derecede basit.'' sözleriyle özetlemişti.

Bir de bizden örnek verelim. Galatasaray'a şampiyonluk kazandıran ilk yerli hoca olan Baba Gündüz Kılıç, 66 Dünya Kupası öncesi çıktığı futbol dünya turu dönüşü izlenimlerini gazetedeki köşesine yazmaya başlamış ve serinin ilk yazısına ''Kimileri sistem meselesinin bazı bilgiç görünmeyi sever, reklam düşkünü futbol adamlarıyla, futbol kritiklerinin ellerinde, dillerinde dejenere olduğunu adeta kasden muğlak ve anlaşılması zor hale düşürüldüğünü iddia ederek bu gibilerin tıpkı kendilerine önem verilmesi için din konusunu komplike hallere sokan din adamlarına benzediklerini söylüyor.'' cümlesiyle başlamıştı. Bunu yazdığında yıl 1965'ti ve Gündüz Kılıç, oyunun evrimini tamamladığını, bundan sonra tek önemli olanın futbolcuların kendilerini geliştirmelerinde olduğunu söylüyordu. Hoca yanıldı elbette, fakat onun görüşleri bugün hale çok sesli şekilde dillendiriliyor ve dayanak olarak (Cruyff ve Lineker'in sözlerini çarpıtanlar da yok değil) Redknapp, Clough ve Shankly gibiler gösteriliyor.

Basitçe Benitez, Mourinho, Chapman, Sacchi, Perreira, Bilardo, Maslov, Michels, Cruyff, Bielsa ve daha pek çokları gibi Redknapp'in görüşlerini paylaşmayan onlarca yetkin hocanın sözlerini karşıt görüş olarak ortaya koyabiliriz. Fakat esasen, burada önemli olan iki nokta var. Birincisi, Redknapp'in kullandığı metodlar yalnızca yollardan biri. Bir kural değil, tıpkı diğer hocaların aykırı uygulamaları gibi ancak ve ancak doktrin olabilir. İkincisi ise Clough'ın da şikayet ettiği taktik palavralar, zira Harry Redknapp hiçbir maçta olan-biteni ve rakibi göz önünde bulundurmuyor değil. Yakın zamanda Young Boys deplasmanındaki maçı nasıl döndürdüğü ve geçtiğimiz hafta Arsenal deplasmanında ikinci devreye çıkarken yaptığı hamlelerin kendi ağzından açıklaması güzel iki örnek:

''Devre arasında Rafa'yı (van der Vaart) sağa aldım ve Jermain'i (Defoe) ileri koyarak öndeki ikiliyi çiftledim. İlk yarı iki kanatla oynuyorduk, önde bir adamımız ve arkasında Rafa vardı; ama rakibimiz topu kazandığında bizi merkezde sayıca azınlıkta bırakmıştı. İkinci yarı bunu sınırlamak, lehimize çevirmek zorundaydık.''

Arsenal maçının ikinci yarısı, Defoe'nin temposuyla birlikte prese katkı yapmasıyla Bale - van der Vaart ikilisinin sürekli içe kaçarak yakın oyunuyla - duran topların da büyük katkısıyla Tottenham'a döndü. Sezon başındaki Young Boys maçında da kanatların merkezden çok uzak oynaması ana sebebiyle orta sahada dağılmışlar, 3-0 geriye düşmüşlerdi. Oyunun devamında Assou-Ekotto'nun yerine Kranjcar orta sahayı üçlemiş, Tottenham'a Şampiyonlar Ligi'nin kapısı açılmıştı.

Bir yüzde vermek anlatımı vurucu kılması yönüyle önemli olabilir. Antrenörler neyin doğru, neyin yanlış olduğunun elbet farkında. Burada esas mesele, başta dizilişler olmak üzere birtakım taktik ögelerin gereklilik ya da olması gereken olduğuna yönelik medyadaki yorumlardır. Özellikle Türkiye'de (ve İngiltere'de) bir maçın taktik yönü o kadar boş, o kadar anlamsız ve bilgisizce konuşuluyor ki insanlar bunların tümden birbirinin zıttı ya da başarı formülü olduğunu düşünüyorlar. Asla böyle bir şey yok, olmadı.

Antrenörlük bir meslek ve bu mesleğin birtakım asgari gereklilikleri var. Harry Redknapp bunlara fazlasıyla haiz. Bunun üzerine eklediği tecrübelerini bir anafikir doğrultusunda yönlendiriyor ve oyuncularına serbestlik tanıyarak pek çok İngiliz Hoca gibi Ada'ya has bir kazanma yolu çiziyor. Bir başkası, Marcelo Bielsa denenmemişi yaparak takımını güçlü kılmaya çalışıyor. Diğeri bambaşka bir yol izliyor, fakat amaç ortak: Kazanmak.

Hocaların kazanma yolunda kullanacakları aracı seçtikleri gibi biz de oyuna bakıştaki temeli seçmekte özgürüz. Futbol, basın-yayın kuruluşları için oynanan bir oyun değil. Taktik farklılıkları pek önemsiyor görünmeyen Redknapp'ten bile daha az biliyor olsak da sorun değil ve Harry Redknapp, bu zamanın en iyi hocalarından biri.

Tottenham 2-1 Liverpool
Noat Samisa

29.11.2010

12 yorum:

Dogan dedi ki...

Harika bir yazi daha yuregine saglik NOSMSA. FENERHOTSPUR

zenn dedi ki...

haftalık maç yorumlarının ötesinde, futbolun esas meselelerinden biri üzerine oldukça güzel bir yazı. yazılarını bir süredir takip ediyor son zamanlarda da yorumlar ekliyorum. bu yazı, futbol üzerine bu ülkede oldukça az olan, takip edilmeye değer kişilerden (profesyonel ya da amatör) biri olduğunu belirtmem için iyi bir fırsat. eline, aklına sağlık..

basının ya da seyircinin yorumlarında dizilişin/taktik anlayışın gereğinden fazla yer alması aslında koşulların oluşturduğu bir durum. buzdağının görebildiğimiz yüzü bu. antrenmandaki, soyunma odasındaki ilişkiler, oyuncuların psikolojileri/morali, teknik direktörün taktik, motivasyon konuşmaları gibi dışardakilerın bilemeyeceği bir çok değişken var.

bazen gerçekten bir diziliş fetişi durumu yaşanıyor. dizilişlerin taktik anlayışın sadece bir parçası olduğu gözardı ediliyor. 4-3-3 oynayan iki takımın taktik anlayışı, biri 4-2-3-1 biri 4-4-2 oynayan iki takımdan çok daha farklı olabilir. teknik direktörleri sinirlendiren ve bu sayıları içeren soru ya da yorumlara karşı ters cevaplar vermesine ya da açıklamalar yapmasına neden olan da çokça bu durum aslında..

özel durumlarda (genelikle dünya kupası, şampiyonlar ligi gibi üst düzey maçlarda) bir maçın gelişiminde, teknik direktörün, taktiğin, dizilişin rolü sıfıra kadar düşebilir. oyuncuların hırsı, inatçılığı, arzusu, yeteneği sonucu belirler. yine de durum "iyi futbol iyi futbolcularla oynanır" anlayışının ötesinde.

taktik; en azından oyuncu/pozisyon eşleştirmesinden başlayan ve en fazlasıyla da oyuncunun/takımın morali, kazanma arzusu, karakteri, yeteneğiyle sınırlanan yelpazede bir yerde.

alper dedi ki...

o kadroyla liverpool gibi sıradan bir takımı kendi sahanda 90+2 de attığın gol ile yenebilmen için gerçekten basit düşünmen gerekiyor..:)) maxi 45 de atıverseydi golü taktik düşünmediği için eleştirilirdi sanırım 60 ların futbolunu oynattığı için.

Sade dedi ki...

Baba Gündüz Kılıç örneği çok şık olmuş...

kısa ve öz: bakış açısına göre değişir taktiğin konuşulup konuşulmamasının yararı ;)

sampi dedi ki...

Eklemek istedigim nokta taktigin oynayan oyunculara gore esnemesidir. Ornegin 4-4-2'yi kenarlarda Krankjar + Modric'le oynamakla Lennon ve Bale ile oynamak arasinda daglar kadar fark vardir. Veya ayni diziliste Iniesta solda oynarken dogal olarak ice kacar, Di Maria son cizgiye iner.

Tottenham'da orta saha oyunculari cok degisik kombinasyonlar sunabiliyor ve hepsinin bazal gereklilikleri yerine getirebilme ozelligi var. Mesela Modric klasik 10 numara teknigine fiziksel direnc ekliyor, veya bozucu olarak oynayan Palacios/Huddlestone'un teknigi yeterli + uzaktan sutlari var.

Harry Hoca'yi en cok bu esnek kadroyu planlamasinda ve herkesten rotasyonda faydalanabilmesinden dolayi tebrik etmek gerek. VdV eklemesi mesela Crouch'un ederini uce katladi cunku indirilen topu sezme yetenegi olan adam eklenmesi top indirilmesini degerli kildi.

Hoca'nin bir de oyuncu gelisimine katki saglayabilmesi gibi bir artisi var. Kendisine katma deger Harry demistim zamaninda, arkasindayim.

Onlu arkali hucumcu bek de sahane bir kombinasyon, Ekotto + Bale hem kanat tikayabiliyor, hem top surebiliyor, hem de top dagitabiliyorlar. Ingiliz milli takiminda Baines + Cole ikilisini gormek istedigimi DK oncesi soylemistim, denenmeye deger. Benzerini Uzulmez/Koybasi da alt seviyede yapabilir.

sampi dedi ki...

@ Alper

Emirates'ta 2-0'dan mac al, hafta ici ilk kez katildigin CL'de tur atla, sonra da Torres'i yen. Yenerken zorlandi diye de senden laf yesin. Harry Hoca'ya sesleniyorum: "Sizin isiniz de zor vallaaa."

Noat Samisa dedi ki...

Sampi,

Taktik bunların toplamıdır zaten, 4-4-2 ise sadece diziliştir. Bir adım üstü, kalıp oyuncuların bulunduğu şablon olur. Sistemler yalnızca koskoca bir puzzle'ın yapılmış kısımları, bölük pörçük. Kendi başlarına çokça anlamsız ama bir takım orta sahada iki, diğeri üç oyuncu bulunduruyorsa bunu anmadan maçtan bahsetmek benim için imkansız.

Şunu anlatmaya çalıştım ben esasen. Harry Redknapp de başarılı bir hoca, sahanın her metrekaresini hesaplayarak iş yapan Sacchi de çok başarılıydı, Pulis de başarılı ve Wenger de büyük hoca. Bunlar nasıl bir yol seçiyorlarsa, yani asgari şartları sağlayıp kendi stillerinde ağırlık verdikleri şeyi seçiyorlarsa - kimi insan yönetimi, kimi taktik, kimi başka bir şey - biz de futbola bakışımızı seçmekte özgürüz.

Menotti 82'den beri kupa alamamıştır, 20 yıl çalışmıştır ama sözleri hala pek çok insan için kanun hükmündedir. Futbola tam olarak Menotti'nin gözünde bakıyorsak doğrusu bu. Ben de pek çok sözünü kullanırım kendisinin, ama futbol fikri epey demode kalmıştır artık; bu sebepten oyunun oynanış biçimine yönelik pek çok sözü anlamsız bugün. Ya da Redknapp'ın yazıdğım sözleri bana çok makul gelmez. Ama Sacchi'yle ki bunun da sebebi belli ya da Benitez'le çokça uyuşuyorum. Herkesin bu tip farkları olabilir, ama bu oyunun içerisinde taktik her zaman vardır. Oyun bunlar demektir zaten, buna karşı çıkılmasına razı değilim.

Redknapp konusunda ise tümüyle katılıyorum.

sampi dedi ki...

Yanlis anlasilma olmasin, taktik yoktur demeye calismadim. Zaten Harry Hoca'yi bu kadar esnek bir takim kurabildigi icin iyi bir taktisyen olarak goruyorum.

Barca'nin dunku 3-7-0 manzumesi hakkinda bir yazi yazarsan onu da guzel bir tartisabiliriz. Benim elim analitik analize gitmedi.

Noat Samisa dedi ki...

Maçtan evvel maçı yazmayı planlıyordum, fakat 5-0'lık skor pek çok şeyi anlamsızlaştırdı. Barcelona uygun ortamı bulunca -sanırım- futbol tarihinin en özel maçını oynadı.

Hücumda görülen 3-7-0, Messi'nin inanılmaz sahte dokuz rolü, Di Maria-Alves savaşı, high-line, Busquets'in inanılmaz oyunu, paslar, koşular... onlarca üzerinde durulacak şey var; ama Barcelona o kadar dominattı ki benim algımda dahi bunları anlamsızlaştırdı. Elde kalan:

...kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas...

bu. :)

Tabii ''Barcelona ne güzel, basit oynuyor oyunu'' diyenlerin bunun yolunu da anlatmaları lazım. Yoksa hayatı da basitleştiririm: Uyuyorum, uyanıyorum, uğraşıyorum, uyuyorum. :)

Konuşmak lazım yine de ama şimdi yazmak gelmiyor içimden. Onun yerine şunu önereyim:

http://noatsamisa.blogspot.com/2010/10/barcelonann-yeni-numaras.html

Üçlü savunmanın radikal hali var burada, ama görüneni de anlamlandırıyor. Herkes Mourinho'ya sallıyor ya, bugün Barcelona'nın 5-0 kazanmasını sağlayan, savunmanı üçlü hale getiren, Mascherano ve Villa'yı aldıran ve Messi'yi sahte 9 yapan da Mourinho; çünkü o Barcelona'yı yendi ve değişime, gelişime zorladı.

Hep böyle olmuştur. Mourinho'nun yarattığı canavardı bir bakıma dünkü Barcelona. Geçen seneden çok daha güçlü.

sampi dedi ki...

3'lu savunmayi da ikiye ayirmak lazim burada.

1. derecede uygulanan iki bekin ileri cikip onliberonun geriye sarkmasi, bu Maxwell oynarken daha cok kullaniliyor.

2. sekilde uygulanmasi tek kanat ciktiginda (genelde sag kanattan Alves) sol bekin kayarak savunmayi uclemesi. Dun daha cok bu uygulandi, Busquets geriye yaslanmadan oyunun icinde kaldi. Banzema/Mesut'un Busquets'i kapamamasi Barca'ya orta sahada fazla bir opsiyon sundu.

Barca'yi yenmek icin artik 1920'lere gidip 11'e 11 adam markaji vermek falan lazim. Obur turlu o kadar akiskanlar ki bazi bolgelerde fazlalik yaratip alakasiz bolgelerde fazladan iki defans oyuncusu bekleterek rakip savunmayi verimsizlestiriyorlar (Messi'nin saga acilip stoperleri 2'ye 0 birakmasi gibi).

shadowturk dedi ki...

yorumların hepsini tam okuyamadım ama benimde fikrim oyuncunun verimini sahada nerde durduğu ve tahtaya çizilen rakamsal takikler belirler bence.e sonuçta robinho'dan solbek ronaldinho'dan sağ bek olmaz herhalde, veya inatla sol açık oynamak isteyen arda'nın diğer bölgelerde aynı performansla oynamadığı gibi.

Noat Samisa dedi ki...

Jonathan Wilson dün aynı konuyu yazdı. Aynı argümanlara ve aynı sonuçlara ek olarak çok güzel Brian Clough - Peter Taylor alıntıları var. Tavsiye olur:

http://www.guardian.co.uk/sport/blog/2010/dec/01/the-question-harry-redknapp-tactically?showallcomments=true#comment-fold

Futbol gazeteciliği/yorumculuğu bana göre budur. Ne olması gerektiğini değil, ne olduğunu açıklamaya çalışmak.