Taxi for Benitez

Kasım ayı başında White Hart Line tribünleri keyifle bağırıyordu: Taxi for Maicon! Taç atmak için topu isteyen Maicon'a nanik yapıyorlar, skorun keyfini çıkarıyorlardı. Gruptaki ilk maçın son bölümünde Javier Zanetti'yi sol kanada paspas yapan, geride bırakmak üzere olduğumuz yılın en formda oyuncusu Gareth Bale bu kez Maicon'la eşleşmişti ve maç boyu Brezilya'nın üzerinden tren gibi geçti. Inter'in İspanyol hocası Benitez 3-1 biten maçtan sonra ''Eğer Ferrari'niz varsa ve ben bir Volvo'ya sahipsem, beni geçersiniz. Volvo iyi bir araba, zira o bizim sponsorumuz. Ama Ferrari daha hızlı.'' demişti. Geniş ve düz bir yol için bu önerme doğru, fakat ya sokak arasında?

Rafael Benitez (henüz resmen onaylanmasa da) artık Inter'in hocası değil. Güçlü sözleşmesi süreci uzattı, ama sürpriz ihtimali yok gibi görünüyor. Yazının başında bahsedilen Tottenham maçları onun Inter'de yaşadığı sorunların özeti gibiydi adeta: Yüksek tempoya direnemeyen, savunamayan bir takım.

Inter'in Scudetto, Copa İtalia ve CL Şampiyonluğu'yla bitirdiği rüya sezonun ardından başarı garantisi Jose Mourinho'nun yerine gelen Rafael Benitez'den yeni sezona dair beklentiler şu şekilde sıralandı: Öncelikle Supercoppa Italiana, UEFA Super Kupa; sonra Club World Cup Şampiyonluğu. CL'de geçen sezona yaklaşılmalı. Scudetto olmazsa olmaz zaten, eh işte bir de araya Copa Italia sıkışırsa fena olmazdı! Elde zaten üç kupa kazanmış bir takım ve kadro vardı, dolayısıyla kimse yetersizlikten bahsedemezdi. Eğer yeni bir şeyler aranıyorsa, eldeki genç oyuncuların yaşlı kadroya yavaş yavaş karıştırılması gereği yerine getirilebilirdi. Mourinho geçen sezon transfere 80 milyon avro harcamıştı, Benitez'e tek kuruş sarfetme izni verilmedi.

Boş geçen transfer sezonuna ek olarak Dünya Kupası'yla birlikte geçtiğimiz sezon 60 maç ve üzerinde oynayan oyuncular art arda sakatlandı. Julio Cesar, Milito, Maicon, Samuel, Cordoba, Motta kısa sayılamayacak sürelerde sakatlıklar yaşadılar. Yakın zamanda Cambiasso stoper oynamak zorunda kaldı. Geçen sezonun aslarından yalnızca dört oyuncu (Zanetti, Sneijder, Eto'o ve Lucio) tüm maçların dörtte üçünde oynayabildi. Sakatlıkların, oyuncuların üzerine binen aşırı yükle birlikte değişen idman programıyla da yakın alakası vardı. Geçen yıl Inter'in kondisyonerliğini yapan Rui Faria bir dönem çift hanelere ulaşan sakatlar listesine yönelik ''Oyuncular sıkılacak portakal değildir. Onların da bazı özel hasletleri ve alışkanlıkları var. Inter çok iyi idman tesislerine ve muhteşem bir sağlık ekibine sahip. Oyuncular aynı, doktorlar aynı; İtalyan futbolu her zamanki gibi. Değişen tek bir şey var, o da belli.'' demişti.

Jose Mourinho'yla sezon içi idmanların %90'ında topla oynayan Inter oyuncuları, Benitez'le birlikte idmanların önemli bir kısmını spor salonunda geçirmeye başladı. Onun idmanlarının standart ya da standart üzeri metodlardan farkını Liverpool'daki ilk günlerinde Danny Murphy anlatmaya çalışmıştı: ''Her şey başka. İdmanlar sonrası kaslarımızı sanki daha önce hiç kullanmamış ve bundan sonra da kullanamayacakmışız gibi hissediyoruz.'' İspanyol Hoca bu idman metodunu elbette futbolculara işkence etmek için değil, bir amaç doğrultusunda benimsemişti. Belirleyici olan şuydu ki Coverciano'da eğitim görmüş ender yabancılardan biri olan Rafael Benitez, sıklıkla söylediği ve sürekli sahada gösterdiği gibi Arrigo Sacchi'nin mürididir.

Şimdilerde Coverciano'nun başında olan Sacchi'nin futbolunun üç ana ögesi vardır: Pres, önde yerleşen takım ve evrensellik. Bu üç ögeyi de Benitez'in takımlarında görmek mümkündür, fakat uygulaması çağdaş şekilde (4-2-3-1) yapılır. Mourinho ise Inter'deyken, özellikle iç sahada savunmayla orta sahayı geride (kendi ceza sahasına daha yakın şekilde) yakın konuşlandırıp, savunmacı-hücumcu şekilde bölünen bir oyun oynatıyordu. Rakibe geride top yapma imkanı veriyor, oyunu bölümlere ayırarak kısa süren baskılar oluşturup kalan zamanda katil futbol oynatıyor; tek ya da iki farklı standart iç saha galibiyetleri alıyordu. Inter'in savunmacılarına baktığımızda hepsi teke tekte çok iyi, havadan üstün ve iyi son hamle oyuncularıydı. Mourinho'nun bukalemun futbol fikri, bu takıma uygun olanı ortaya koymuş ve hücumcuları parlatmıştı. Benitez ise Valencia ve Liverpool günlerinde hep daimi bir idealin peşinde olmuş, fakat hedef maçlarda sihir yapmayı da başarmıştı.

Üçüncü bölgeden başlayarak daimi pres ve bunun ihtiyacı olan yüksek tempo Benitez'in takımlarının imzasıdır. Bugünün futbolunda artan tempoyla birlikte bu etkin presi tüm maça yaymak imkansız olsa da Benitez'in takımları etkin alan kapatma becerisiyle çok güçlü takım savunmasını sahip olurlar. Fakat (tıpkı 2005 CL Finali'nin ilk yarısında olduğu gibi) üçüncü ve ikinci bölgede topa baskıda sorun yaşanırsa, alan daraltmak üzere orta sahaya yaklaşan savunma hattının arkasındaki atıl alan, rakip için kolayca gole dönüşebilirdi. Tottenham maçlarında Gareth Bale'ın yaptığı da buydu. Zira muhteşem oynadığı iki Inter maçının arasında EPL takımlarınca dar alanda durdurulmuştu.

Bu fikri değişim, kadroyla uyuşmadı. Hele ki sakatlar sonrası elde kalan yetersizlerle hiç uyuşmadı. Pres yeterli olmayınca, takımın önde pozisyon alması (high-line) zaafa dönüştü. Oyuncular idman metodlarına, sonuç alamayan sahadaki oyuna karşı reaksiyon gösterdiler. Benitez, oyununa uygun atletik genç oyuncuları kullanmaya çalıştı; ama sıklıkla savunmadaki değil, ön bölgedeki defansif zaaftan söz etti. Geçtiğimiz günlerde kazanılan Dünya Şampiyonluğu sonrası Benitez ''Ya bana devre arası 5 futbolcu alın ya da beni kovun'' dedi. Kendi futbolunu oynatabilmek için Kuyt'lara, Riera'lara, Arbeloa'lara ihtiyacı vardı.

Evrensel (çok yönlülük idealine göre) futbolculardan Dirk Kuyt ne forvet, ne kanat adamı; ama muhteşem bir pres gücü sahibi ve golcü. Riera dar alanda sıradan sayılabilir, ama daimi arka direk koşuları yapıyor ve sürekli geri dönüş yetilerine sahip. Arbeloa asla bir Maicon değil; ama biraz stoper, sürekli hücuma gidip gelen, taksiye ihtiyaç duymayacak bir sağ bekti. Bütünden parçaya giden anlayış, sahadaki oyuncuların karekteristik özelliklerini tamamen diğerlerinin ihtiyaçları üzerinden belirliyordu. Aynı zamanda genç ve atlet oyunculardı bunlar. Yüksek tempoda oynayabiliyorlardı. Pres iyi olursa, önde basmak avantaja dönüşüyor ve sürekli önde kazanılan toplarla sürekli atak halinde bir takım hedefleniyordu. Fakat ana ögelerden biri çalışmazsa, tüm sistem çöker.

Tüm bunlar Benitez özelinde gerçek, fakat mevcut durumu her hoca değişiminden sonra yaşanacak olan geçiş süreci olarak değerlendirmek de mümkün. Rafa Benitez, Mourinho sonrası Inter için seçilebilecek en iyi, en yüksek potansiyelli hocaydı. Lakin aynı başarılı sürecin bambaşka bir futbol fikri ve onun etrafında şekillenen yan etkenler ile tekrarlanması, eldeki malzeme aynı iken kolay değil. Nitekim Inter henüz hiçbir şey kaybetmiş değil. Benitez şu vakte kadar müzeye 2 kupa daha koydu, birini kaçırdı. CL'de yola devam ediliyor ve ligde eksik maçlar tamamlandığında Milan'a yaklaşmak zor değil. Tüm bunlardan da önemlisi, Inter doymuş bir kulüp. Sabırsız olmak için hiçbir nedenleri yok ve Benitez haricinde kim olursa olsun, daha iyisini vaad edemez.

Son 6 yılda CL Şampiyonluğu, UEFA Kupası, iki kez Kulüplerarası Dünya Şampiyonluğu kazanan Rafael Benitez'in de futbola dair fikirlerinin global futbol ortamında ne kadar işler olduğunu bir kez daha ispatlamasına gerek yok. Rafa bu zamanın, trend futbolun hit hocalarından biri ve Jose Mourinho'yu en çok mağlup eden adam. Kabul, onun futbol fikrinin uygulanması ve uzunca süre (Alex Ferguson ya da Fabio Capello misali) aynı kulüpte ya da farklı kulüplerde art arda, sürekli başarılı olması kolay değil. Ama çok da zor değil; nitekim yalnızca ''bana uygun 5 oyuncu'' diyordu ki, bu iskelet kadrosu yaşlı olan Inter için lüks sayılmazdı.

Ama her zamanki gibi Moratti istedi, böyle oldu. Rafael Benitez taksiye bindi. Bakalım bu mülayim İspanyol'un bir sonraki meydan okuması nerede olacak?

Noat Samisa

22.12.2010

16 yorum:

Flying Dutchman dedi ki...

bu gidiş Hector Cuper gidişine dönüşme ihtimali olur diyeceğim ama Premier Lig'de hala piyasası var oraya dönebilir, yoksa Malaga, Mallorca ayarında bir takıma giderse nerede biter bilmiyorum.

Noat Samisa dedi ki...

Flying Dutchman,

En kötü bir ulusal takımda iş bulur bence, yeniden İspanya'nın alt seviyesine döneceğini hiç sanmıyorum. Belki daha sonra.

planck dedi ki...

Inter'in bu kadro yapısına ve jose'nin futbol anlayışına en iyi gidecek td luce'dir herhalde. Ona da bir cl kupası iyi gider emekli olmadan önce. Ama getirmezler herhalde.

i feel like nick cave dedi ki...

manchester city!!!

Recoba dedi ki...

Fenerbahçe alsın işte mevcut hocadan daha iyi olduğu kesin.

bi@sus@ya dedi ki...

biraz sıksın dişini babalar seneye kesin bizim lige gelirr :D

aydın dedi ki...

Geçen sezon Mourinho habire gitmek istediğini söylüyordu çünkü Avrupa şampiyonu olacağına ihtimal vermiyordu.Yine de bunun için muazzam çalıştı, Chelsea ve Barcelona eşleşmelerinde kırılma anlarında şans ve hakem yorumları sürekli İnter'den yana gelişti ve Avrupa şampiyonluğu geldi.
Başarının kalıcı olması için Benitez şarttı ama Moratti ne zaman akıllandı ki şimdi öyle davransın.

Övünç dedi ki...

Schuster'de aynı şeyi yapmak istemiyor mu ?

Kalitesizlik problemi olduğundan oyuncuların sistemi anlayamadığından,fiziksel ve atletik yeteneklerinin sorgulanmasından dem vuruyoruz.Peki bu kalitede oyuncular grubunun sisteme umuy sağlayamamış olmaları bu futbol fikrinin zamana ihtiyaç duyduğunu ortaya koymuyor mu ?

Bunun en temel örneği %100 200 model GS'dir.Eğer ki Fatih Terim göreve geldiği ilk sene şampiyon olamasaydı büyük ihtimalle Türk futbolunun en büyük başarısı olmayacaktı.

Bu saatten sonra Benitez'in hiç bir büyük takımda başarılı olacağına inanmıyorum ben zira zamana ihtiyacı var kafasındakini oturtabilmesi için ve işin komiği kalite ne kadar düşerse alışma süresi o kadar kısalıyor ama bu seferde istikrar sorunu baş gösteriyor.Kaliteli bir takıma sistem oturtursan onu 10 sene koruyabilir halbuki.Bu bağlamda istediği zamanıda hiç bir büyük takım ona vermez.Ha dediğin gibi İnter için kaybedilmiş bir şey yok ama sahada ortaya koydukları şeyde Moratti gibi bir adamı tatmin etmeli,etmiyorsada skor olarak tabelaya yansımalı,yansımıyorsa oyuncular sorumluluğu hocaya atmamalı.Hepsi birleşince kovulmak kaçınılmaz.

Bence onun için ideal ortam Villareal,Aston Villa,Fiorentina gibi istikrarlı başaltı takımları.Beklenti var ama az,zaman bol,kalitede belli bir yere kadar sağlanabiliyor.Olayı bu olmalı Rafa'nın ...

Noat Samisa dedi ki...

Övünç,

Benitez'in her zaman kendi transfer poliçesi vardır, Schuster ise ''başkan bir sürpriz yaparsa'' demişti en son. Biri kendi oyununa uygun oyuncuları her daim kendi seçer, diğer ise eldekini oynatabileceğini söylüyor. Mesela bizim takım hala ''hızlı forvet oyuncusu'' alacak, ama köprünün altından çok sular aktı.

İkincisi ise Beşiktaş'ın ön alan presi olmadı, Simao ve Almeida'yla da olması hiç kolay değil. Öte yandan Benitez ilk sezonunda Liverpool'a CL kazandırmıştır, zira çok da ahım şahım bir kadro değildi. Smicer, Kewell, Baros, Hamann, Dudek... hangi biri CL zaferinden sonra üzerine koydu mesela? Kadronun aşırı yetenekli olması gerekmiyor Benitez için, Schuster ise sürekli ''yetenek zaafı vardı'' diyor. Benitez'in sorunu yaşlı ve bu şekildeki oyuna uygun olmayan, Mourinho'ya bağlı bir kadro. Sorun atletizm.

Inter henüz CL şampiyonu olmamış olsa anlayabilirdim, ama bu sezon CL'de zirveye ulaşamamak başarısızlık olacaksa buna cevap verecek bir hoca dünya üzerinde yok. Vardı da, gitti işte.

Ha, belki sakatlıkların artış sebebi benziyor olabilir. Değişen metod, hazır olmayan bünyeler, sonuç: Sakatlık krizi.

Övünç dedi ki...

Noat

O sezonki CL performansı biraz efsaneviydi bence şans pek çok kez yanındaydı.Gerrargd 88'de attığı golle gol farkıyla gruptan çıkmalar ,Grazer'i zar zor elemeler gibi.

Son yenildikleri Lazio maçına bakıyorum kadroda ön 6 lı Pandev,Etoo,Cambiasso,Muntari,Stankovic,Sneijder .Bu adamlarda atletizm eksikliği olduğuna pek inanmıyorum ben.Şöyle bir durum var önde baskıyı iyi yapan Barcelona'da Xavi maç boyu 12 km koşuyorsa bizim Tabata'da 12 km koşuyor ama sonuç bambaşka.Yani hücum preste başarıyı sadece atletizmle açıklayamayız bence ki teknik olarak olmasa da fizik olarak Barca'dan eksikleri yoktur.

Aradaki farkın zaman olmasına yaptığım vurgunun temel sebebide Barca'nın yıllardır aynı sistemle oynayıp hemen hemen altyapıdan bu yana beraber oynamış olmaları,GS'ın 4. senesinde hücum presin zirve yapması.Şu kadro hiç yaşlanamadan 3 sene beraber oynamış olsa Benitez'in sisteminin etkisi farklı olurdu.

Transfer mevzusunda ise bizim hocadan şikayet ettiğimiz mevzuya geliyoruz zaten.Dersini çalışmadan gelmiş.Yada baştan bütçen bu kadar dermanımız yok denmiş Schuster'e.Zira Rafa'ya da aynı şey yapılmış.Devre arasında en az 5 oyuncu alınmayacaksa beni kovun demiş yine Schuster'de benzer bir tavır gösterdi galiba ama Rafa'yı kovdular bizimkiler keseyi açtılar :)

Bu adamlar önde basmayı seviyorlar ama topu ayaklarında tutmayı daha çok seviyorlar.Topu ön alanda tutamayınca daha çok koşuyor daha çok yoruluyor takım sonuç olarak pilleri erken bitiyor yada uygulama hatasından gol yiyip sonra çıkaramıyorlar.Burda efektif koşular devreye giriyor.Birincil önem topun sende kalması 2. kısım eğerki kaptırırısan hemen ön liberolarla şok pres uygulamak üzerine.2 senedir kendi yarı sahasında yatan bir takıma bunu aşılamak kolay değil.

Noat Samisa dedi ki...

Övünç,

2007'de bir kez daha CL finali oynadı. Futbolda her başarıya ''şans yanındaydı'' diyebiliriz. Şansa şampiyonluk, şansa kupa... eee bunun uzun dönemde sürmesi gerekir zırvalıkları vs. 40 maçlık ligde de 15 maçlık CL'de de şans bir yere kadar olur. Hatta çokça hiç olmaz. Olsa bile bu, görünen akli etkenleri dikkate almayı gerektirmiyor olamaz.

Atletizm elbette tek başına yeterli değil. Atletizm uygulama için bir araç. Yoksa klişedir ''takıma 11 tane atlet koyalım'' öyleyse denir.

Bizim hocaya sene başında Quaresma ve Guti alındı. Bu da bir önceki takıma yeterince üst düzey iki eklemedir. Aurelio, Ersan'ı da ekleyebiliriz. ''Alın, ben oynatırım'' dedikten sonra vebali üzerine alır.

Aralarındaki en büyük fark, Benitez'in erken yaşta futbolu bırakmış, profesyonel olamamış biri olması. Yani bu noktaya tamamen zihnindeki soyut fikirler ile geldi. Schuster ise çok büyük futbolcuydu. Futbol fikirleri bambaşka, dolayısıyla durumları da çok ayrı.

Övünç dedi ki...

Bu arada konuyla %100 alakalı olmasa da güzel bir yazı var :

http://its-liverpools-knee.blogspot.com/2010/09/tactics-how-important-is-possession.html


Ben 2 tane yıldız ekledik daha ne olsun fikrine katılmıyorum.Bence BJK Denizli ile şampiyon olduğu dönemde de iyi bir takım değildi.Sıradan bir takım gibiydi ki Güntekin inatla soruyordu bunları Rıdvan'a " hocam bugün formaları değiştirsek hangisi Beşiktaş'tı diye yadırganmaz" demişti abuk bir maçtan sonra o kadar kalite yoksunuydu takım. 1-2 takviye ile üst seviye olması komik olur.Bugün Guti ile Quaresma'yı Gençlerbirliği'ne koymak ile Beşiktaş'ın bu kadrosuna koymak arasında ben hiç fark bir görmüyorum.Bir yere kadar etki edebilir o ikisi zira bir sistem en yavaş parçası kadar hızlıdır ancak.Bu sistem alt parçalardan oluşuyor orta saha,forvet,defans,kale,kenar yönetim.Bu parçalardan biri dandikse geri kalanın çok iyi olması bile bazen birşeyi değiştirmez.

Alın ben oynatırım demesi de yine aynı terane.Dersini çalışmamış olmasının bir yansıması ...

http://noatsamisa.blogspot.com/2010/09/schusterden-4312-plan-olur-mu.html burda belitmişsin hocam Sacchi etkisini.O kadar ayrı değiller bence.

Övünç dedi ki...

Bu arada eleştiriyormuşum gibi düşünme lütfen zaten fikirlerini beğenmesem takip etmem .Maksadım tamamıyla konuşacak insanı bulmuşken futbol konuşmak, fikrim üzerine 1-2 kelam etmek,yoksa futbol bilgini birisi değilim ama futbolu konuşmayı seviyorum.EkşiBjk'daki çapsızlıktan sonra burası iyi geliyor :)

Noat Samisa dedi ki...

Yazdığın son cümleler anlamsız Övünç. Yorum bölümü şekle yönelik eleştiriler hariç, her türlü tartışmaya açık. Her zaman beklerim.

İlk verdiğin link Jonathan Wilson yazısıdır, blog yazarı dayı gördüğüm kadarıyla herhangi bir kaynak belirtmeden aynen kopyalamış.

Schuster'i daha fazla tartışmak istemiyorum açıkçası, bu yüzden son üç maçı bloga yazmadım bile. İki yıldız ekledik, daha ne olsun; değil, Benitez'in durumu ile olan farklarına yönelik konuştuğumuzu sanıyorum. Dolayısıyla ortada bana göre Schuster ve Beşiktaş adına net bir başarısızlık durumu var. İkinci yarı bunun telafisini yeni bir heyecanla bekliyor olacağım.

borasahin dedi ki...

Yazarin tespitlerine dayanarak,

1. Su anda TR'de Benitez'e en uygun takim Trabzonspor gibi geliyor.

2. Bizim takimda Benitez'e en uygun topcu Nobre olabilir :)

3. Benitez TR'ye gelse ve 1, 2 sene zaman verseler kendini yeniden tesis edebilir.


* Karabuk 30 ve 90 dakika G. Belediye kupa macindan sonra Egemen'in sol ayagi Ersan'inkinden daha iyi gibi gorundu bana.

* "Mesela bizim takım hala ''hızlı forvet oyuncusu'' alacak" -> Baskan bulamadiysa, Schuster eldekilerden Quaresma'yi dusunuyor olabilir :)

* Almeida ve Fernandes'i tanimiyorum ama "Q7, Simao, Guti, Bobo, Ernst, Aurelio" ile bu takimin on alanda istikrarli ve belirli bir duzeyde pres yapmasi mumkun degil diye dusunuyorum. En uygunu Aurelio 33, 34 yasina merdiven dayamis. "Hakan Sukur, Arif, Hagi, Suat, Okan ve Emre", hmm, bizimki ile pek uymuyor. Bir de "Umut Bulut, Engin, Jaja, Burak, Colman ve Selcuk", o da pek degil. Belirli bir seviyenin uzerindeki oyunculara hamaliye olarak bakilan pis isleri yaptirmak kolay degil, hele bir de buraya rahat ederiz diye gelmislerse. Barca pis isleri kucuk yaslardan itibaren oyunculara zerk ettirmis durumda. Yetenek ve work-rate'in mukemmel kombinasyonu. Bizdeki sadece yetenek olacak, "on taraf Mercedes, arka taraf Tofas" tadinda, ilginc de olacak :) Ben de merakla bekliyorum.

geloraptor dedi ki...

Bana göre asıl yanlış en baştaydı. Mourinho'nun ardından Benitez'in getirilmesi yanlış bir karardı ve onun bedelini ödemekte biraz da İnter. Benitez hakkında ne Türkiye'de genel kanı gibi vurun abalıya derim ne de senin kadar severim Salih. Daha arada bir yerdeyim. Ama son bir buçuk yıldır çok kötü performans gösterdiğine inanıyorum. bilhassa geçen sene Liverpool'da. 5 transfer restinden sonra da Moratti'nin devam etmeme kararını anlayabiliyorum Benitez'in transfer geçmişine bakınca. Inter sezon başında mourinho gidince onun genel oyun anlayışına zıt değil yakın birini bulmalılardı. Çünkü ellerinde hazır büyük başarılar kazanmış, ne şekilde verim verdiği belli olan bir kadro vardı. Macera aramaya gerek yoktu. Macera aradı, risk aldı ve kaybetti.