Beşiktaş 1-0 Bursaspor

Haftanın maçını Beşiktaş kazandı. İlk yarının son dakikalarında gelen kırmızı kartın seyrini değiştirdiği oyunun keyifli ilk yarısında çok iyi bir taktik savaş, ikinci yarıda ise hücum - savunma mücadelesi vardı. Mağlup olan Bursaspor kredisini kullandı, Trabzonspor artık zirvede yalnız.

Sakatlar ordusundan ayrı bir futbol takımı kurulabilen Beşiktaş'ta son iki maçta oynayan oyuncular sahadaydı. Bobo ve Nobre'nin yokluğu, Fatih Tekke'nin de dışlanmasıyla elde sene başından beri verim alınamayan Holosko ve geçtiğimiz hafta kısa süre forma şansı bulan Ali Kuçik vardı. Sakatlanan Tabata maçın tümünü oynayabilecek durumda olmayınca Necip orta üçlüye geri döndü ve Guti yeniden, baklava orta sahanın en önünde oynayan özel rolün oyuncusu oldu. Savunma hattında ise hafta içinde cezası nedeniyle forma giyemeyen Toraman takıma dönmüş, Üzülmez de formayı geri almıştı. Bursaspor'da ise iskeletin 8 elemanı aynen sahadaydı. Kalan üç kişiden Ali Tandoğan'ın yokluğunda forma bulan Mustafa Keçeli sağ bekte, Hüseyin'e tercih edilen Svensson orta sahada, Insua'nın yerine konulan Batalla ise forvet arkasında oynadı.

Guti Yeniden Totti

Schuster'in ilk kez içerideki Porto maçında, ardından da deplasmandaki Porto maçında radikal biçimde sahaya koyduğu santraforsuz takım yeniden sahadaydı. Aykırı futbol oynayan bir rakibe karşı oynanan ve Guti'nin rolünü Nihat'ın üstlendiği Kasımpaşa maçında taktik yıkıma uğrayan bu düzen, zaman içinde (öne geçilen Galatasaray ve CSKA maçlarının son bölümlerinde) defansif açıdan iyi sonuç vermişti. Sözkonusu iki maçtaki durum ve Porto deplasmanındaki oyun planı düşünüldüğünde, ileri üçlüyü bu şekilde kurgulamak takım savunmasını nispeten daha güçlü kılıyordu. Zira rakibe bırakılan doğal boş alan, bu planda atıl kalıyor.

Bu boş alan, Bursaspor stoperlerinin önü. Holosko ve Ali Kuçik maç başından itibaren rakip beklerle eşleştiler. Guti ise üçlü orta sahanın önünde, rakip stoperlere hiç bulaşmadan (belki bir başka sahte 9 numara yorumu) oynadı. Böyle olunca Bursaspor stoperleri presle karşılaşmadılar, her ikisinin de sağı-solu sürekli boş kaldı ve Ivankov'dan sürekli kısa pas aldılar. Top oyuna sokulurken stoperler haricindeki oyuncuların sürekli bir markajı oluyordu, hatta uzun toplar için gerideki stoperlerden biri süpürücü rolünü dahi üstlenebilirdi. Beşiktaş'ın orta sahadaki dörtlüsü koheziv göründü, Ergic ve Batalla istedikleri topları alamadılar. Geriden uzun top harici top çıkarmanın çözümü Ozan İpek'in geri gelerek İbrahim'den aldığı dikine toplar oldu.
Baklava'ya Karşı Kanatlar

Bursaspor stoperleri atıl alanda durdukça Beşiktaş orta sahada sayıca üstün durumdaydı. Necip'le dinamizmi artan (ilk devre rakip sahada üç, toplam beş adet tackle yaparak top kazandı) Beşiktaş orta sahası, rakibini merkezde sınırladı. Batalla hareketliliğiyle kenarlara açılarak ara ara top alsa da takımın esas oyun kurucusu Ergic kalabalıkta kayboldu. Top Beşiktaş'tayken ise Bursaspor'un güçlü takım savunması devreye giriyor, beklerin çıkışları Ozan ve Volkan'ın daimi yardımıyla engelleniyordu. Gol pozisyonlarını getiren fark, sıklıkla ön alanda kazanılan toplarda elde edilen boşluklar, hızlı kullanılanlar da dahil olmak üzere duran toplar ve Guti'nin sınırsız yaratıcılığıydı.

Guti'nin tavşan deliğinde topla buluştuğu anlarda iki kenarda çapraz koşular yapan Ali ve Holosko rakip savunmayı sürekli zorda bıraktı, çünkü her ikisi de demarke durumda uzak forveti oynuyorlardı. Fakat bu durum aynı zamanda Beşiktaş'ın hücum gücünü yalnızca Guti'nin dikine paslarına bırakıyor ve kenarların kullanımını sıfıra indirerek Beşiktaş'ın topa sahip olma yüzdesini düşürüyordu. Beşiktaş'ın kenar forvetlerinin merkeze doğru çapraz koşular yaptığı anlarda kazanılan toplar, Bursaspor savunmacılarınca hızlıca kenarlara aktarılıyor ve oluşan 2'ye karşı 1'ler değerlendiriliyordu. Klasik ileri üçlü düzeninde bu tip durumlarda ters kenarın oyuncusu simetriyi sağlıyor iken, Beşiktaş'ın bu maçtaki yapısında böyle bir durum yoktu. Kenar oyuncularının defansif görevde geç kalmaları, rakibe büyük boşluk kazandırıyor ve etkili kenar adamlarının gol yolunu açıyordu. İlk yarı her iki kanattan uzak direğe ortalar geldi, Volkan ve Ozan (geçen sezon çok kez olduğu gibi) olmaları gereken yerlere koştular ama iyi gol vuruşları gelmedi.

Bir Kırmızı'yla Değişir Her Şey

Farklı yollardan (Beşiktaş'ta Guti'nin ara pasları, kenarlardan çapraz koşular; Bursaspor'da ise 2'ye 1 kanat atakları ve her iki takım için duran toplar) gelen karşılıklı pozisyonlar, kalecilerin top uzaklaştırırken (ya da takım arkadaşlarınca ekmeğiyle oynanırken) yaptıkları hatalar sonu oluşan karamboller maçı devre sonuna kadar 0-0 getirdi. Tempo düşük değildi, mücadeleler sert ve ateşliydi; fakat sahada kullanılabilir boş alan çok azdı, olanlar da ağırlıkla atıl haldeydi. Kıran kırana geçen orta saha mücadeleleri, taç kazanmak için dahi verilen üstün mücadele maça müthiş bir seyir keyfi katıyordu, eminim oyuncular da çok keyif alıyorlardı. İşleri Volkan Şen değiştirdi. İlk kez İbrahim Üzülmez'in arkasında kaldığı anda faul yaptı, akabinde de yapmaması gerekeni yapınca ortada yenilgiye dair kaydadeğer bir emare yokken oyundan atıldı.

Necip - Tabata: Artık Santrafor Var ve Daha Ofansif

İlk yarım saatin sonunda Bursaspor'da İbrahim Öztürk sakatlanmış, yerine Serdar Aziz dahil olmuştu. Volkan'ın oyundan atılması sonrası ise değişiklik yapılmadı, Batalla sağ kenarda oynamaya, zaman zaman bu görevi Turgay'la değişmeye başladı. Beşiktaş'ta ise eldeki malzemenin kazanma yolu olabileceği düşünülen defansif ağırlıklı plan değişmişti. Ali Kuçik sol kenar adamı rolüne geçti, Holosko ise artık en uçta tek santrafor olarak oynuyordu. Artık dikine koşular yapacaktı. Oyundan alınan Necip aslında ilk yarının iyilerindendi, çok sayıda top kazanmış ve pas trafiğine katkı yapmıştı. Sakatlanmış da olabilir; ama değişiklik sonrası bir sonuç görüldü. Nicel artı sayesinde ekstra dinamizm zaten sağlanıyordu ve ayrıca Tabata'nın oyuna girişi Beşiktaş hücumlarına yalnızca bireysel yaratıcılık katmadı, taktiksel çeşitlilik getirdi. Daha önce defalarca işlendiği üzere zorunluluktan ortaya çıkan sağ kenar adamı Tabata, sağ bek Hilbert ile özel bir kombinasyon oluşturuyordu.

İlk yarı devre sonundaki Üzülmez - Volkan mücadelesi hariç hücumda işe yaramayan bekler, artık hücumlarda sık görülüyordu. Bunun sebepler silsilesinin bir ayağı elbette rakibin sayıca eksik olması, fakat halen kenarları iki kişiyle koruyabiliyorlardı. Tabata'nın daimi merkeze yakın oyunu, Ali'nin uzak forvet işini (yalnızca on beş dakika da olsa) çok iyi becermesi (içe kaçışları, sırtı dönük oyunu) baskıyı getirdi. Hilbert bu sayede maçın adamlarından biri oldu.

Yine de tüm bu değişimin skor eşiğine ulaştığını söylemek zor. Esas farkı yaratan üst üste gelen, birbirinden güç alan ekstra çabalar oldu. Yerleşik halde arıza yapmayan Bursaspor savunması Ersan ve Aurelio'nun art arda gelen şok pres hamleleriyle gafil yakalandı. Hilbert iyi gördü, Holosko harika bitirdi.
Sol Kanat Arızası

Golden sonra Ali Kuçik'in dayanıklılık sorunu Beşiktaş'ın başına büyük iş açtı. Hem ilk yarıdaki, hem de ikinci yarıdaki görevini 60. dakikaya kadar layıkıyla yerine getiren Ali, saat bittiğinde kontağı kapattı. Geri dönmedikçe, Mustafa'nın önüne çıkmadıkça Bursaspor kendi sağını etkin kullanır oldu. İlk yarıda Beşiktaş atak halindeyken kenarlarda 2'ye 1'ler kovalayan Bursaspor, sayıca eksik olmasına rağmen artık set hücumunda boşluk bulur olmuştu. Bu avantajı kullanarak Beşiktaş yarı sahası ortalarında bolca duran top kazandılar. Hatta biri Cenk'in hatasıyla gol oluyordu, direk izin vermedi.

Schuster bu soruna biraz geç de olsa müdahale etti. İsmail sol öne konuldu ve (kendi kale çizgisindeki İsmail hatası hariç) sorun savuşturuldu. Hücuma katılan ekstra dinamizm sonucunu verdi, oluşan kontra tehditi skoru artırma imkanları getirdi; ama gol çıkmadı. Son bölümde Ertuğrul Sağlam da riskler aldı, geçen sezon İnönü'de yaptığı gibi Ömer'i son anlarda ileri gönderdi. Schuster'in buna Zapo'yla cevap vermesini beklerken Guti'nin yerine Fink oyuna girdi. Nunez ve Ömer'le kale önündeki hava hakimiyeti artan rakibe karşı üçüncü stoper çözümü yerine, Guti'nin pozisyonuna konulan Fink, topu uzunlara ulaştıracak yüksek topları presle engellemeye çalıştı. Başarılı oldu ya da olmadı; ama maç bitti. Beşiktaş kazandı. Diğer yandan bakarsak kötü giden maçtan puan çıkarmak için olabilecek en iyi fırsatlardan biri Bursaspor'a geldi. Rakibin tek zaafı, sayıca eksik olunmasına rağmen kullanılmış ve kısıtlı imkanlardan üretim gerçekleşti. Ertuğrul Sağlam bu maçta bırakılan puanları olağan sayabilir.

Sonuç: Yaşasın Gündüz Maçları!

Maçın ilk 40 dakikası sahada üst düzey bir mücadele vardı. Sahaya her şeyini koymayan bir oyuncunun var olması imkansızdı. Son paslar, son vuruşlar beceriksizce yapılmış olsa da iki tarafın da ortaya koyduğu efor bunları önemsiz kıldı. İlk yarı çok iyi bir futbol maçı izlediğimi düşünüyorum. Bu maça puslu bir gündüz vaktinde pazar kahvaltısı sonrası Boğaz'a karşı şahit olmak paha biçilir bir şey değil, bundan eminim. Çok keyif aldım.

Yine ilk devre taktik savaş ilgi çekiciydi. Beşiktaş'ın defansif ağırlıklı şablonu, ilk planda rakibi sınırlamayı düşünerek reaktif oyuna ortam hazırladı. Şimşek gibi rakip kaleye inebilen son şampiyon Bursaspor ise sınırlandırılmaya tepki verdi ve başka planları da olduğunu gösterdi. Oyun 11'e 11 devam etse maç ortadaydı, hatta kredisi kalmayan Beşiktaş ikinci yarı daha da saldırgan olacağından Bursaspor en iyi yaptığı işi yapıp zayıf proaktiviteyi tarumar edebilirdi. Volkan'ın bir anlık dalgınlığı ya da sorumsuzluğu maçı Beşiktaş'a getirdi.

Porto deplasmanı, Galatasaray maçının son bölümü, CSKA maçının son bölümü ve kısmen Gençlerbirliği maçı. Oyun şablonu bu maça başlayana benzeyen bu dört örneğin ortak özelliği, elde kısıtlı imkanların bulunması ve kendi oyununu oynamanın yolunun öncelikle rakibe önlem almak olması. Bir diğer deyişle eldekinden maksimumu çıkarmak, varolanı kazanma yoluna uydurmak. Kaybederek hiçbir şey kazanmayan takım art arda üç maç kazandı. Ersan gole hocanın omzuna sıçrayarak seviniyor, futbolcular tribünlerin tezahüratına eşlik ediyor. Bunları ''felsefe, anlayış, fikir, modernite, 60'lar'' sağlamadı. Fark her zamanki gibi ayrıntıda. Biraz da maç dinamikleri Beşiktaş'ın yanında. Hala kredi yok, ama artık herkes için daha uygun bir ortam var; en azından cuma gününe kadar. Bitirirken geçen haftaki kapanışı tekrar edeyim:

- Şimdiki hedefiniz nedir?
- Önümüzdeki maçı kazanmak.
- Peki ya uzun vadede?
- Bir sonraki maçı kazanmak.

Werder Bremen'in yıllardır antrenörlüğünü yapan Thomas Schaaf'ın sakatlıklar kaynaklı büyük bir skor krizine giren takımının durumuna yönelik sorulan sorulara verdiği cevaplar yukarıda. Aslında gayet basit...

Noat Samisa

06.12.2010

3 yorum:

TA dedi ki...

kırmızı kart biraz değil çok ağır bir karardı.işte yorumlama kapasitesi zayıf bir hakem örneği.
volkan şen orada hakemi tebrik ediyor.yaptığı hareketin sarı kart olduğunu biliyor.o pozisyonda protesto edecek kadar aptal bir oyuncu değil herhalde volkan şen.bazı pozisyonlarda protesto için alkış yapar topçular.ama burada tebrik için alkış vardı hakeme.real madridli ramosun ajax maçında bilerek kırmızı kart aldıktan sonra hakemin elini sıkması gibi bir durumdur bu.

hakemlik kuralları bilip uygulamak değildir.kuralları yorumlayabilmektir.psikoloji bilmektir.

TA dedi ki...

türkiyede enteresan hakem kararları oluyor.topçular itiraz ederek hakemi şamaroğlanına çevirir birçok maçta kırmızı kart çıkmaz ama basit ve protesto olmadığı çok belli olan bir alkış ile kırmızı kart verilir.kırmızı kart bu kadar basit çıkmamalı.uyarırsın vs . oyundan atıyorsun yau bir oyuncuyu.çok basit çook. hani ortada fol yok yumurta yok derler ya aynen öyle bir kırmızı kart çıktı.volkan da şaşırdı tabi.
emre belezoğlu her maç hakemin otoritesini yerin dibine sokar ne sarı ne kırmızı çıkar ama ne hikmetse protesto olmayan ufak alkışta kırmızı çıkar.

Övünç dedi ki...

Noat

Geç kalınmış Ali Kuçik-İsmail değişikliği,Guti'nin kenar yönetimi uyarması ile gerçekleşti.Yoksa böyle devam edecek gibiydiler.

Tabata mevzusu ise artık baygınlık verdi ama elde başka opsiyon yok.Adam gerçekten çok istekli bir şeyler yapmaya çalışıyor ama yapmak için daha çok zorladıkça daha fazla hasar veriyor hücuma.Bence bu noktada Necip yerine Aurelio çıkartılıp,Ernst ön liberoya çekilebilirdi zira top kullanabiliyor en azından.Aurelio takım için büyük ihtiyaç olsa da 10 kişi kalmış bir rakibe karşı ekstra lüks emniyet oluyor.Dediğin gibi Necip'te oldukça formda ve istekliydi.

Aslında senin açıkladığın sahte 9 oyununda Guti'nin yine harika benzetme "Totti" gibi oynaması ve ceza sahasına çok daha fazla girmesi gerekiyor ama ona geride ihtiyacımız olduğu için o göreve gidemiyor gibi geldi bana.Bu bağlamda zaten hedef ortadan delmekti ama beklerin çıktığı 4-5 pozisyonda ceza sahasında kimse olmaması manidar.

İlk 5 dakikada tamamiyle bu sezon başında sürekli yaptığımız önde baskı top kullandırmama olayını başarıyla gerçekleştirdik. Sonunda rahat bir nefes aldım demek oluyormuş diye düşündüm ama çok kısa sürdü maalesef.Daha sonra kendi yarı sahamızda baskı yaptık sadece.Takımın ciddi bir kondüsyon problemi var zira hem bu baskıyı devamlı kılamayıp sadece dönem dönem yapabilmemiz,hemde 2. yarıda pek çok kontratak fırsatında oyuncularımızın hareket edecek mecalinin olmaması pek makul değil gibi.