Eskişehirspor 2-0 Beşiktaş

Oynadığı son dört maçı kaybetmeyen Eskişehirspor, iç sahadaki yenilmezlik serisini beş maça çıkararak yine gol yemeden kazandı. Geçen hafta kırmızı kartın şekillendirdiği maçta skoru elde eden Beşiktaş, bu kez kırmızı kart ile mağlup oldu.

Eskişehirspor'da geçen hafta Kayseri'de sakatlanan Volkan'ın yerine oynatılan Veysel, kaptan Sezgin'le yer değiştirerek konumlandırılmıştı. Batuhan'ın dönüşü ön tarafı yeniden şekillendirmiş, Sezer'in yakın oyunu şablonu Bülent Uygun'un idealine yaklaştırmıştı.

Beşiktaş'ta ise geçen hafta Bursaspor karşısına çıkan aynı oyuncular sahadaydı. Diziliş ve görevler değişmemişti, yine sahada santrafor yoktu. Uçtaki oyuncular kenarlara yakın oynuyorlar, baklava orta sahanın en ucunda yine Guti pozisyon alıyordu.
Sıkışık Yarım Saat

Maçın başında Eskişehirspor parladı. İlki çabuk kullanılan bir duran topta Beşiktaş savunmasının uyuması sonucu, diğeri ise önündeki doğal alanı kullanarak Beşiktaş savunma arkasına top gönderen stoper Diego'nun pasıyla gerçekleşti. Batuhan ve Burhan son vuruşu kötü yapınca skor değişmedi ve Beşiktaş bu kısa süreli şok dalgasını kayıpsız atlattı. Guti'nin geri gelerek öne aktardığı topların sayısı artınca oyun Beşiktaş'ın kontrolüne geçti. Pas sayısı arttı, pek çoğu geri alanda olsa da ''top bizdeyse, rakip gol atamaz'' prensibinden hareketle takım savunması bu anlarda maç başına göre iyileşmişti. Zaten halihazırda top rakibe geçtiğinde 9+1 kişiyle topun arkasına geçen bir Beşiktaş vardı ve Necip'in iki acemi müdahalesi hariç sorun yaşanmıyor, top ön alanda fazla kalmadıkça ve dikine pasların isabet yüzdesi düşük oldukça oyun git gide sıkışıyordu.

Çift dörtlü hatla derinde alan kapatan rakibine karşı Beşiktaş'ın Guti'nin haricinde bir de taktik silahı vardı. Hilbert, sınırla alanda da olsa üç kez son çizgiye koşu yaptı; ama hiçbirinde iyi pas - yeterli alan bileşimi tutturulamadığında Hilbert üzerinden aksiyon üretilemedi. Guti pasında Ali Kuçik uygun pozisyonu kötü bitirince ve Necip çok müsait pozisyonda topa darbeli bir kafa vuruşu yapayınca tabela yine 0-0'a takıldı.

Bir Kırmızı'yla Değişir Çok Şey

Guti önce Bülent'e bir tekme savurdu, ardından basit bir faule -geride kalan dört ayda iki kez daha yaptığı gibi-yasaklı tepkiyi gösterdi ve oyundan atıldı. Bu dakikadan sonra Beşiktaş'ın sınırlı hücum imkanları iyiden iyiye azaldı, duran toplar da liste dışına çıktı.

Schuster ikinci yarıya Ali - Erhan değişikliğiyle başlayarak Hilbert'i sağ, Necip'i sol öne çekti ve en uçta Holosko'yu tek bıraktı. İleride top tutamama sorunu daha büyümüş, Holosko'nun iki güçlü stoper arasında kaybolmasıyla iyiden iyiye çözümsüz bir hal almıştı. Sayıca eksik olunması da savunmayı zayıflattı ve Beşiktaş kolayca sindi, baskı yedi. Cenk ve Ersan'ın kritik müdahaleleri skor geciktirse de Tello'nun pasıyla ceza sahasına sızan Veysel Sarı, Necip'in adam değişiminde geç kalmasını müthiş bir gol vuruşuyla değerlendirdi. Maç o dakikada bitti, Erskişehirspor rölanti oyunla kolayca 2-0'ı buldu.
Sonuç: Sahte Futbol

Eskişehirspor'un Bülent Uygun'la edindiği yeni oyun karakteri ve bunun yansıması olan sonuçlar maçın başındaki taktik mücadeleye ilişkin fikir veriyordu. İki takım da çok adamla topun arkasındaydılar ve hücumdaki yaratıcılıkları, savunmalara diş geçirmekten uzaktı. Erkan ve Sezer ikilisi ön alandaki aktiviteyi daha geniş alan yayarken, Beşiktaş'ta Guti yoğun şekilde tehdit oluşturuyordu. Bir bakıma güçlü savunmalar, karşılıklı şekilde sınırlı yaratıcılığı nötrlüyordu. İki takım da kilidi çözecek pozisyonları duran top kaynaklı buldular, ama iyi son vuruş gelmeyince oyun sıkışmaya devam etti. Bu gidişi Guti bozdu, sorumsuzca gördüğü iki sarı kart ile maçı Eskişehirspor'a getirdi. Maçın son 50 dakikası yarışmacı değildi, misafir takımın gardı çoktan düşmüştü.

Beşiktaş dün maçın başından itibaren sahte futbol oynadı. Doğru dürüst top çalmadan maçı tamamlayan Ernst'in bütün pasları rakibe gitti. Guti zaten üzerine binen ağır yükün etkisiyle topun ayağında olduğu anlarda yaptıklarıyla yetiniyordu. Sonuçta dün akşam orta sahadaki dörtlü, kuru kalabalıktı. Pres yoksunu bir Beşiktaş vardı sahada. Oyun 11-10'e geldikten sonra ise orta saha hayalete dönüştü. Takımda dinamizmiyle fark yaratan adam yine Hilbert oldu, ikinci yarı ayakta kaldı.

İkinci yarı Toraman'ın stoper olarak, insiyatif alıp sağ bek bölgesine yaptığı pek çok dalış var. Buradan hareketle hocanın Erhan Güven'i hala sağ bek oynatmasına akıl erdiremiyorum. Ayrıca kenarda bir de sola İsmail, sağ kenara Tabata ve merkeze Fink alternatifleri vardı; fakat fiziken zaten bitik durumdaki takıma 10 kişi olunmasına rağmen ikinci bir takviye yapılmadı. Bu teslimiyet üzücü.

Eksiklere eklenen fiziki düşüş ve kırmızı kart sonrası doğal bir mağlubiyet. Bundan sonra devreyi 27 ya da 30 puanla bitirmek çok da farketmez. Takımın CL'e gidebilmesi için ikinci yarı oynayacağı 17 maçtan en az 13'ünü kazanması gerek. Yaz ligi şampiyonu olan takım, şimdi de kış ligi şampiyonu olmayı bekliyor; ama başkaları baharda gülecek.

Noat Samisa

11.12.2010

25 yorum:

borasahin dedi ki...

Noat,

Degerlendirmelerine her zaman ki gibi katiliyorum :) Yalniz bir konuda tam emin degilim.

Takimin kalan 18 macini kazanmasi halinde toplayabilecegi puan 81, teori de bunu yaparsa CL ve sampiyonluk mumkun. Bu sene ise sampiyonluk barajinin 75'in altinda kalacagini sanmiyorum, hatta daha yuksek bile olabilir. Trabzon'un takipcileri Bursa (onlar icin seyircisiz maclara da bagli) ve Fener'in ne olacagi bu iki haftada belli olacak, eger geride kalmalarindan dolayi TS biraz sererse belki birkac puan duser.

13 maci kazanip, 3 beraberlik alinirsa 69 yapar. Bu puanla ve mevcut gidisata bakarsak artik CL sansi bile cok zor, ona gore hesap yapmamak en dogrusu.

Nereye baglamak istiyorsun dersen, kadro muhendisliginin TR ligi, yabanci kisitlamasi, Turk futbolcu karakteristigi, yerli yabanci kalite dengesi vs. gibi sartlar goz onune alindiginda ismi gecenleri baz alirsak dogru yonde gittigini dusunmuyorum hatta her gun daha kotuye gidiyor. Bu oyuncular gelince UEFA'da sampiyon mu olunacak? Bence gelenlerle gidilebilecek yol cok daha uzun degil, belki bir ya da uzak ihtimal iki adim otesi olabilir, o yuzden kuralara da bagli olarak 2 tur atlayip ceyrek final yapmak mevcut kadro icin de mumkun. Hani CL kurasinda torbada seribasi olma sansimiz devam etse tamam, o da yok, yine UEFA'da takilinir. O zaman 8, 9 oyuncu icerdigi gorulen bu kadar kapsamli bir degisime bence gerek yok. Daha ozumseyerek ve adim adim yapmak en dogrusu. En acil olanlardan birincisi Bobo'yla sozlesme yenilenmesi, ikincisi Q7'nin tersinde bir uzak forvet, ucuncusu sakatlik, ceza vs. ihtimaline karsilik Bobo'ya yerli (Turk) bir alternatif ya da genc, gelecegi olan bir yabanci, an itibariyle onunla esdeger bir oyuncu degil.

Mel dedi ki...

Birinin Besiktas yonetimine gercekten dur demesi lazim. Takimda halihazirda bulunan yabancilar Hilbert, Guti, Quaresma, Bobo, Zapotochny, Sivok, Ferrari, Tabata, Ernst, Holosko, Fink. Daha henuz sene basinda aceleyle gonderilen Delgado ve Schildenfeld var. Simdi de uc tane daha yabanci oyuncu gelecek gibi gozukuyor - Fernandes, Almeida, Simao Sabrosa. Bu kadar vurdumduymazlik, bu kadar plansizlik olmaz. Cogu insan oyuncularin kalitesinden bahsediyor, ancak Besiktas altindan kalkamayacagi bir yuke giriyor, ustelik sene sonunda bu harcamalari finanse edebilecek sampiyonlar ligi de cok ama cok zor gozukuyor. Ikinci olunsa bile sampiyonlar ligi'ne girmek Uefa'da ceyrek finale cikmaktan zor hale getirildigi icin ikincilik de pek birsey ifade etmiyor. Gercekten hayretle izliyorum yapilan hamleleri - inanmak zor ama basbayagi batiriliyor kulup.

Madem transferden basladik, ordan devam edelim. Turkiye'de basarili olmak icin birinci kriter yerli oyuncu rotasyonunun kaliteli olmasi. Galatasaray'in an itibariyle yasadigi sorunu Besiktas da yasiyor, ustelik daha siddetli sancilar da kapida. Yabancilara bu kadar para harcandigi takdirde elbette yerli oyuncuar kacirilacak. Bunun musebbibi de muhtemelen yerli oyunculari tanimayan, belki yerli oyuncu fikrine dudak buken Schuster de olabilir. Ancak kadroda ust duzey sayilabilecek tek bir yerli oyuncu goremiyorum - rotasyon icin kabul gorebilecek vasat oyuncu sayisi da 5 veya 6'yi gecmiyor (Toraman, Ersan, Ibrahim U, Ismail, Necip, bitik Aurelio). Bu halde uzun vadede basarili olmak bana kalirsa imkansiz.

Uzun lafin kisasi, Trabzonspor eger yakaladigi cizgiyi (ki lig performansi degil, kulup-taraftar huzuru ve Senol Gunes'ten bahsediyorum) devam ettirebilirse, onumuzdeki seneler Fenerbahce - Trabzon cekismesine dogru evriliyor.

TA dedi ki...

enteresan bir yorum olmuş.katılamıyorum noat kardeş.maç 11-11 ikende eskişehir gol atacağım diye bağırıyordu.organize pozisyonlar buldu.atamadılar sadece yoksa ilk yarı 2-0 eskişehir lehine biterdi.eskişehir beşiktaşa futbol dersi verdi desek abartmamış oluruz.
tabi bunda bülent uygunun geçmişe oranla daha pozitif oyuncularla sahaya çıkması etkili oldu.

bu takım rıza çalımbayla 7 maçta sadece 3 puan aldı! teknik adam farkı çok belirgin şu gelinen noktada.ayrıca bülent uygundan maç içerisinde cesur hamleler gördük.oyunu çok iyi okudu.gol biraz geç geldi tabi.

TA dedi ki...

eskişehir kadro olarakta beşiktaşa ağır geldi bence.çok iyi kadro yapıları var.kaleci biraz sorun yaratıyor.hem takım olmuş eskişehir hemde yetenekli takım olmuş. rıza hocanın bu kadroyla 7 maçta 3 puan almayı becerebilmeside çok ilginç.

borasahin dedi ki...

Mel,

Bence cok dogru bir noktaya, "yerli oyuncu rotasyonunun kaliteli olmasi", temas etmissiniz. Finansal boyutu gectim, TR Ligi'nde sinirsiz yabanci oynatma serbestisi mi var ki bu takim surekli yabanci bakiniyor, anlamis degilim! Dedigini gibi her sene ayni terane...

6+2+2'nin son 2'si bizim gibi izin verilenden fazla sayida yabanci getiren takimlarin maddi zarara ugramasini azaltmak icin cikarildi fakat esas amaclardan biri genc yabanci oyuncu transferine imkan tanimak, o yuzden o ikiyi A2'de oynatabiliyorsun, dolayisiyla Besiktas gibi bir kulup 18'ine alamayacagi bir oyuncuya bu kadar cok para veremez. Akillica hareket edip yabanci sayisini 8'e gore planlayacagina habire transfer haberleri duyuyoruz.

Bir takimin iskelet kadrosu 6-8 kisiden olusur, bu oyuncular tartismasiz forma sahibidir. Kalani taktik oyuncudur, hocanin mac gunu secimine baglidir. (iskelet kadro rotasyona ugramaz demek istemiyorum) 8 yabanci kisitlamasi varsa, 4 (birinci kalite) + 4 (taktik oyuncusu) veya 5 (birinci kalite) + 3 (taktik oyuncusu) idealdir. Dolayisiyla bir takimin 1-4 arasi da birinci kalite yerli oyuncusu olmasi lazim. Su anda 1 tane birinci kalite yerli oyuncu soyle desen, isim vermekte zorlanirsin! Kimi gelecek vaat eden oyuncular var, mesela Cenk, mesela Ersan ama bu oyuncularin futbollarini bir boyut yukari tasimalari lazim, su andaki halleri bile supheli. Daha geride Ismail, Necip, Onur vs.'ler var. Dolayisiyla Schuster oyuncu gelisimine katki koymali, yoksa bu is olmaz. Bobo-Q7-Ernst-Guti ile gayet iyi bir dortluye sahibiz. Ernst'i taktik oyuncu klasmanina dusurulup Uzulmez yerli kontenjanindan iskelet kadronun bir numarali oyuncusu olmaya devam ederse bu isin hicbir mantigi kalmiyor.

O yuzden revizyon yavas yavas olmali ve gerceklestirilirken ayni zamanda oyuncu gelisimi saglanmali. Ne verecegi garanti Bobo'yla sozlesme yenilersin, Q7'nin tersine yerli bir uzak forvet bakarsin, ayrica birkac ismi gozden cikarirsin tamamdir. Orta sahada bir sikinti olsa dahi sagbek, solbek, stoper pozisyonu da dusunulurse Fernandes bile su an icin pozisyon itibariyle cuk bir transfer sayilmaz. Onun yerine Hamit gibi yerli statusunde ve muhtemelen Bayern'in seneye birakacagi bir oyuncuya yonelmak daha akillica olurdu. Yine de Fernandes Almeida ve Sabrosa'ya gore anlasilabilir. Digerleri dogru gorunmuyor. Hele Sabrosa bir skandal olabilir!

Noat Samisa dedi ki...

Bora Şahin,

13 galibiyet en azı zaten, yetmeyecektir. Kısaca takım havlu attı, ama ''these things happen in football'' düsturuna binaen çok da büyük konuşamıyorum.

Takım yine transfer şampiyonu olacak, ama bu sahaya yansıyacak mı? Soru bu. Bunu hafta içinde tartışacağız, beklerim. Pres temalı bir post atacağım, belki bir seri olabilir.


Mel,

Diğer yandan bakarsak, 8 çok iyi yabancısı olan bir takım pekala 3-4 iyi yerli bulabilir. Mesela sağ bek, mesela savunma önü oyuncusu; bu mevkilerde yerli alternatif bol. Bu noktada ben esas sıkıntıyı yabancı transferinde görüyorum; zira yerli portföyünün azlığı yönetimlerin kolayca çözebileceği bir şey değil. Eşgüdüm gerek. Fakat yabancı oyuncu almak nispeten kolay.

Simao çok iyi oyuncu, ama Casillas da çok iyi kaleci ve bizim şu anda kaleciye ihtiyacımız yok. Bu durum ona benziyor. Beşiktaş'ın Simao'ya ihtiyacı yok, başka tarzda bir oyuncu gerek. Bu transfer işi ''başkanımız sürpriz yaparsa'' değil, bunu hepimiz biliyoruz.

borasahin dedi ki...

Noat,

Gelmeye calisirim :)

"yerli portföyünün azlığı yönetimlerin kolayca çözebileceği bir şey değil" -> O yuzden revizyon yavas yavas yapilmali, aceleye gerek yok diye dusunuyorum.

8 tane cok iyi kalite ile tam olarak ne kast ettigini bilemiyorum, ornegin Hilbert benim icin bir taktik oyuncu, ama ayni kalitede demek istiyorsan bence yerli dengesinin ortalama kalitesine bagli. Ernst yedek kalirken Uzulmez'in oynamasini anlamli bulmuyorum. Ersan yerli bir stoper olarak onemli bir sans ama klasik Turk stoperleri gibi pozisyon bilgisinden cok mucadele gucune dayali oynuyor, ayrica kendinden kucuk ve hareketli oyunculara karsi sorunu oldugu seklinde bir gozlemim var, mesela ikinci golde Sezer bir feyk kosusu yapti ve Ersan'a yedirmeyi basardi. Ayrica Falcao ve Pino gibi oyuncularin hareketliligi konusunda sikinti yasadi.

Nitelikli yerli savunma onu bulunabilir, hem fikirim, her ne kadar boyle bir gelisme ortada yoksa da, bu durumda 5 tane on alan oyuncusu olsa, (su an ortaya cikan egilimden dolayi) iki tane iyi yerli stoper bulmak zor oldugundan tek yabanci da oraya gider. Bir sagbek ve bir de solbek bulmak zorundasin, tercihen 3. stoperinde yerli olmali. Bu ulkede iyi yerli sagbek ve solbek olarak gordugun oyuncular kimlerdir? Bunlarin kalite duzeyi on alanin kalite duzeyine ne kadar yaklasiyor?

Benim tercihim yabancilari once savunma icin dusunmek, sonra on alan icin. Genel olarakta ilkin yerli yabanci kalite dengesini kurup onun uzerinden optimizasyona gitmek benim acimdan en mantiklisi.

Noat Samisa dedi ki...

Bora Şahin,

Sağ bek hep kotarılmış bir mevkidir. İyi sağ beklere bakıldığında bunlar hep sağ ön oyuncularından devşirilmişlerdir. Maicon ve Alves zirve örnek olabilirler. Man Utd'ın doğru dürüst bir sağ beki olmamıştır yıllarca, Gary Neville da dahil. Ya da Sergio Ramos, stoperden devşirilmiştir. Dolayısıyla bir şekilde yama yapılabilir, bizim Hilbert'i oraya çekmemiz gibi.

Savunma önü oyuncusu konusunda ise 2 yıl önce bu ligin yıldızı İbrahim Dağaşan idi. Geçen sezon da Hüseyin Çimşir. Ya da Sezer Badur, şimdi Ceyhun Gülselam. Selçuk İnan ise bir tane var bu ülkede.

Her şey iyi transfere bakıyor benim açımdan. Atletik, fit, düzenli oynayan, ederini veren oyuncular. Mesela Quaresma bunlardan biri değil. Ama 7 yabancın fit olur ya da diğer transferlerinin büyük çoğunluğu, 1-2 oyuncuda bu kumarı oynarsın. Ama neyleyim 3 ay kullanacağım Quaresma'yı? Ya da Aurelio. Hatta Beşiktaş'ın son yıllarda yaptığı art arda kariyeri düşüşteki oyuncuları transfer politikası. 1-2 adam böyle olur, eyvallah. Ama hepsi böyle olursa sakat listesi 15 adama çıkıyor. Haydi bir kısmı şanssızlık, ama hepsi değil.

Mel dedi ki...

@noat

Sekiz tane cok iyi yabancisi olan takim 3-4 yerli bulabilir elbette, ancak zaten alti tane sahada yer alabildigi icin 3-4 tane bile yeterli olmuyor. Ustelik bu bir avuc oyuncunun tum sezon ayni istikrari gostermesini beklemek de mumkun degil. Demek istedigim cok basit - yabanci oyuncu sirkulasyonundan Besiktas bir ton para kaybetti ve kaybetmeye devam ediyor. Belirli bir plan, program yok. Gelen oyuncu ikinci haftasinda kontratini dondurulmus bulabiliyor. Oyuncu sakatlandigi zaman keza Quaresma ya da Guti degilse kontrati donduruluyor. Oysa harcanan bu paralarla dogru yerli oyuncular transfer edilebilirdi, ve hala edilebilir. Cunku memlekette sir yerli oyuncu ne yazik ki, sistem ters oldugu icin ona gore hareket etmek gerekiyor. Trabzonspor'un rotasyonuna bakalim - lig kalitesinin uzerinde Selcuk, Serkan, Onur var. Lig kalitesi dolayinda gezinen Egemen, Engin, Ceyhun, Umut, Burak, Giray var. Dokuz tane siritmayacak futbolcu var takimda, ve bunlar oyle ya da boyle surekli forma buluyorlar. Yabancilari Jaja, Colman, ve gitmesi an meselesi olan Cale. Glowacki kac haftadir sakat, ama bu yerli rotasyonu sayesinde takim ciddi inisler yasamadi.

Keza Fenerbahce'de Emre, Volkan, Gokhan, Semih, Mehmet Topuz gibi lig standartlarinin uzerinde seyreden adamlarin arkasinda bir kac standart oyuncu da var: Selcuk, Ugur Boral, Ozer, Caner. Yavas yavas takima kazandirilan Gokay ve Okan da var.

Diyecegim odur ki, zaten yatirimin yapilmasi gereken yer yerli oyuncu. Bu duzen icerisinde varolduktan sonra ya potansiyel gordugun genc oyunculara biraz daha guvenip takima monte edeceksin, ya da parasi neyse kalburustu yerli oyunculari bir sekilde rakiplerinden evvel kapacaksin. Bu sart. Illa altyapidan baslamasi da gerekmiyor, ancak tabii o da mutlaka elzem.

Bana kalsa zaten yabanci sinirlamasi kalkmali, ama henuz ufukta boyle birsey gorunmuyorken yabanci oyunculara bu kadar bel baglamak ne sportif, ne de finansal acidan dogru degil.

emireri dedi ki...

@ta

antibeşiktaş yorumlarına alıştığımız arkadaşım, eskişehirin beşiktaşa futbol dersi verdiğini iddia etmen enteresan olmuş, zira bu kadar eksik bir beşiktaşın, bursayı ve galatasarayı geçmeyi başarmış bir beşiktaşın bu maçtan puan alamaması sürpriz değil ancak oyun 11 kişi devam ederken futbol şansı beşiktaşın yanında olsa skor üstünlüğünün sağlanması mümkündü, senin izlediğin gözlüklerle baktığın yerden farklı görmen pek tabi doğal. sakatlarından bir kadro daha kurulabilen ve kurulan bu kadronun sahaya çıkan mevcut kadrodan özellikle ofansif anlamda çok daha yeterli olduğunu sanırım sende kabul edersin. geçen hafta volkanın atıldığı pozisyona yorumlar yaparken bu hafta guti'nin yediği tekmelere sessiz kalman ne kadar objektif!!! bir izleyici olduğunu ortaya koyuyor... saygılar!

BJK4EVER dedi ki...

Yerli rotasyonu acisindan cok zayif oldugumuzu dusunmuyorum. Ekrem Serkan'dan cok kotu mu? Bence degil. Aurelio normal sartlarda Selcuk kadar iyi, ama Selcuk bu sene buyuk cikis yakaladi. Cenk Onur'dan cok kotu degil. Buyuk cikis yakalayan Ersan var, Toraman duruyor, istikrar abidesi Uzulmez var, pratikte olmasa da kagit uzerinde kaliteli Nihat var, standart oyuncu olarak Nobre, Ismail, Necip var. Cok kotu olduguna katilmiyorum, en azindan 11'i tamamlayabilecegimiz bir yerli kadromuz var. En buyuk sikinti kadro ve 11 istikrarini yakalayamamak oldu, gecen sene de bu sene de. Sakatliklar ve formsuzluklar da cok etkili oldu. Bence Trabzoún hem ilk 11'i hem kadrosu bizim hem yabanci hem yerli kadromuzdan ustun degil hatta net altinda, ama fark orada Turkiyeyi, ligi, camiasini, oyunculari, rakipleri cok iyi taniyan bir hoca var ve kadro istikrarini oturttular. Kalecileri belli, geri dortlusu belli, 2 onliberosu belli, forveti belli, en degisken forvet arkasindaki uclu, orada da istikrari yakaladilar. Rotasyona giren (Giray, Ferhat, Ceyhun, Baris, Yattara, Alanzinho) oyunculari belli. Bizde takimin omurgasini vs gectim, daha kalecimiz bile belli degil....

Övünç dedi ki...

Noat'ın dediğine kesinlikle katılıyorum.Hocam milli takıma alacak adam bulamıyoruz.Hiddink hergün Almanya'da gurbetçi arıyor.Neyin kalitesinden bahsediyoruz.Ersan'ı çıkar İbrahim Öztürk'ü koy,İsmail'i çıkar Gökhan Süzen'i koy,Necip'i çıkar Yiğit İncedemir'i koy (örnekler hep yeni milli takımdan) hatta Ali Kuçik'i çıkar Sercan'ı koy ne değişir birde Holosko'nun yerine Simao koysak,Tabata yerine Fernandes,Nobre yerine Almeida koysak ne değişir buna bir bakalım.

Farkı kesinlikle yabancıyla yaratmak zorundasın zira ilk 11'in bile 6'sı yani fazla olan kısmı yabancı ? Ben fazlasıyla ümitliyim gelecek adamlardan zira hem hepsi aranan kan ve eksik pozisyona ilaç durumundalar hem de elimizdekiler 34 yaşındaki Guti'ye bile ayak uyduramıyor.Kalite farkının ne menem bir şey olduğunu bir Guti'ye bir Tabata'ya bakınca anlıyorsun.

Mali sorun CL'ye kalamamakla tabiki alakalı ama taraftarın hiç mi suçu yok.Lafa gelince en büyük taraftar,desibel rekoru kırar,yönetim yuhalar,futbolcu aldırır.İş desteğe gelince 400 tane Iverson forması,2000 tane Guti forması alıp,sahte formayla stada gider.Evet kaliteli yabancı almak bir risk ve bu risk alınıyor ama sahada karşılığını alsa bile tribünde karşılığı yok hesapta büyük takımsın.Sonuç tabi ki batmak olacak.5 milyon BJK taraftarı olsa bunlardan 100 bin tanesinin forma alacak parası yok mudur yani ? Ha sadece forma parası tabi kurtarmaz takımı ama Cl'den gelecek paranın yarısı çıksa kafi değil mi ?

borasahin dedi ki...

Noat katiliyorum ama bazi konularda tam olarak ayni seylere mi vurgu yapiyoruz emin degilim; cunku genis bir konudan bahsediyoruz...

Sag bek hep kotarilmis bir mevki midir bilemiyorum, o kadar uzun bir yorum yapmayayim ama dediginize de katiliyorum. Bu ornekler sol bek icin de verilebilir, hatta soyle bir genelleme dahi yapilabilir: Hucumsal bir pozisyonda oynayan fakat becerisi ortalamanin altinda gorulen oyuncular daha defansif bir gorevde pozisyonlarinin hakkini verip yildiz olabilirler. Suat Kaya'dan tut, Ayhan Akman'a kadar, oradan gel Aurelio ve Selcuk Inan'a...

Sag beke gelirsek, verdigin orneklerden bir tek Neville ilgili suphelerim var, fakat digerleri on alan oyuncusu veya stoper olarak yildizlasmis olabilirler. Benim demek istedigim o degil. Alves olsun, Maicon olsun, Neville olsun, Ramos olsun iyi olduklarinda direk 11 listesine dahil edebilecegin oyuncular. Iskelet kadronun icindeler. Hilbert konusunda da katiliyorum, ama Hilbert bir yabanci yerli degil.

Bir takimin iki tane iskelet kadroya yazabilecegi beki olsun demiyorum. ManU (Neville captan dustugunden beri) ve Chelsea yillardir bir suru sag bek deniyorlar, fakat bir tane evet iste bu'dur diyebilecekleri bir isim henuz cikmadi, macina gore defansif ve hucumcu bir bek tercih edebilirler, yine de en azindan sol taraflarina yazabilecekleri garanti bir oyunculari var, ilginctir ki Cole da Evra da orjinal olarak cizgi karakterli acik oyunculari. Ozetle hem fikirim ama duzeylerini ve milliyetlerini konusmak gerekiyor.

Kagida Hilbert, Sivok yazarsam on alan icin 4 tane alternatif kalir.

Yabancilar icin en ideal dagilim; 2 (on alan) + 2 (ort saha) + 2 (defans) gorunuyor.

Savunma onu oyuncu bulmak noktasinda problem oldugunu dedigin gibi dusunmuyorum, hatta soyle bir iddiam var: 2 nereden 1 yapilabilir diye sorulursa ilkin orta sahaya isaret ederim. 3 neresi olur dersen ilkin savunmaya donerim.

Noat Samisa dedi ki...

Övünç,

Forma parasının Türkiye'de bir transferi finanse etme şansı yok. Buna dair İbrahim Altınsay yazmıştı, içerisinde veriler de vardı. Hadi bunu geçtim, ben forma almak zorunda değilim. 1 yıl oldu, henüz store'dan kendi namıma alış-veriş yapmadım. Bunun bir sebebi var, o da mevcut YK'dır. Guti ve Quaresma transferleri aşırı maliyetli sayılmaz, bu kulübün hiçbir şey yapmasa 100 milyon geliri var her sene. Pekala Guti ve Quaresma gibi oyuncuları karşılar; ama Tabata'yı ve onun gibileri karşılayamaz.

İsteyen forma alsın. Forma alınca Simao gelecek diye iki tane daha alsın. Bu da bir görüştür, ben artık bu tip şeylere karışmayı bıraktım. Hayatta pasifist olduğum konular var, Beşiktaş da bunlardan biri oldu. Herkes olabildiğince mutlu olsun.

Noat Samisa dedi ki...

Bora Şahin,

Solaklarda şöyle bir fark var. Sayıca azınlıktalar. Dolayısıyla solak oyuncu, öncelikle sol kanat ya da sol bekte deneniyor. Farklı seçenekler olsa da bu mevkilerde 1-0 önde başlıyorlar.

Evet, 2-2-2 en uygunu; Beşiktaş için de bu böyle. İki yabancı stoper, Toraman ve bir hücumcu sol bek; iki merkez oyuncusundan biri yerli; diğeri Ernst ve üçüncüsü özel bir oyuncu, yabancı. Yabancı santrafor, yabancı kanat oyuncusu ve yerli uzak forvet en uygun kombinasyon. Şimdi için savunma tandeminde hoca Toraman'dan vazgeçmediğinden Hilbert değişimi oldu.

borasahin dedi ki...

Simao bence kel alaka bir transferdir. Q7 varken Simao'ya zerre ihtiyac yoktur. Q7 yokken Simao'yu alsan tamam diyecegim. Simao ve Q7 birbirini tamamlayan oyuncular hic degildir, olmayacaktir. Portekiz Euro 2004'de onde Simao, Figo, Postiga ile oynardi, kisir bir takim vardi; cunku ne Figo ne de Simao tersten gelen ataklarda ceza sahasina kosu yapmazlardi, birbirlerini tamamlamazlardi, ne zaman ki Ronaldo oyuna girmeye baslar isler degisirdi, tabii o zamanlar 19 yasinda oldugu icin performansi bu kadar stabil degildi.

Bobo kadroda iken Almeida'yi almak, Drogba santraforun iken gidip Tevez'i almaya benzer ya da Adebayor, Tevez, Jo, Cruz gibi. M. City ornegi ortada. Haa Bobo'yu gonderecegim, onun yerine Almeida'yi alacagim diyorsan ayri, ona birsey diyemem. Ama aksi insan kaynaklari yonetiminden anlamamak demektir. Hicbir takimda iki cambaz bir ipte oynamamistir. Papin bile Van Basten varken Marsilya'dan Milan'a geldiginde 1 sezondan fazla kalmayi becerememistir. Ayni durum icin Shevchenko icin de gecerli. Chelsea'de Drogba varken ne kadar etkili olabildi? Ballack Lampard varken ne yapti?

Yabanci kisitlamasi varken on taraf Mercedes arka taraf Tofas olmaz.

Yerli kalitesi ile ilgili sorun oldugu senin fikrin bence yerli havuzu buyuk olmayabilir ama iyi adamlari secip, potansiyeli olanlari gelistirebilirsin, o da olmadi diyelim Avrupa'dan getirirsin, bugun Fernandes yerine Hamit'i almaya calisman cok daha makul bir tercih olurdu.

borasahin dedi ki...

Noat,

Sol bek konusundaki yorumuna katiliyorum, ekstra bahsetmek istememistim :)

Haklisiniz, sadece soyle bir atraksiyon dusunulebilir: Ersan'a stoperde sans verilmeye devam edilir, kotarirsa, beklerden biri yabanci yapilabilir. Yerli bir stoperin gelistirilmesi isteniyorsa her zaman soyle bir iddiam olmustur: Ona mihenk tasi olabilecek pozisyon almayi cok iyi bilen bir yabanci olmali; cunku Avrupa'dan hem hamleli hem de defansif futbol akli ust duzeyde bir oyuncu getirmek pek mumkun degil, (finansal olarak mumkun olsa da yonetim zihniyetinden dolayi) o yuzden yerli-yabanci combo'su duruma denge getirebilir. Mesela Popescu-Bulent gibi. Emre de tandemde oynamayi Bulent ile birlikteliginden sonra cozmustu. Binaenaleyh, Ersan ve Sivok dogru bir birliktelik olur mu emin degilim...

http://swissramble.blogspot.com/ -> Buraya bakinca commercial aktivitelerin Avrupa'daki cogu takimin butcesinin ana yukunu cekmedigi anlasiliyor. Porto ile ilgili yeni yazi eklemisler, bakmak lazim :)

Noat Samisa dedi ki...

Swiss Ramble'ı geçen gün Barcelona'nın reklam anlaşması üzerine Twitter'da önermiştim. Yazılar ve tablolar bir kenara, şuradaki emeği gören insanın ilk anda dehşete düşümemesi mümkün değil.

Övünç dedi ki...

Noat

Tabi sende haklısın ben parayı veriyorum oda gidip Tabata'yı alıyor diye bir yaklaşımda makul ama girilen yol belli bu kez.O bakımdan şu esnada destek bence daha makul tabi yine eleştiriyi eksik etmeden.

Forma alınca Simao gelecek demiyorum.Q7 geldi Guti geldi forma almadın diyorum.Ama bağırıyorsun gelsinler diye.Kimse forma almak zorunda değil kulübe katkı sağlamak zorunda değil eee tüpçü çıkıp bu takımın sahibi kongre üyeleridir dediği zaman kızıyorsun ama adamı haklı çıkarıyorsun. Sunderland,Stoke City gibi şehir takımlarının bile ülkeye mal olmuş Beşiktaş'tan fazla forma,malzeme sattığı yerde topu tamamiyle yönetime atmak doğru değil ve işin kolayına kaçmak oluyor.

Gelecek yabancılara bakıldığında dağılım şu anki sisteme göre olacaksa yerli bir stoper veya sağ bek şart görünüyor.Yabancı sınırımız yokken bile forma giyemeyen Zapo ve Fink %100 yolcu.Holosko sakat.Bu bağlamda 3. yolcu Tabata olur.Ferrari zaten talibi varken satılır.Elimizde 2'si sakat 3 tane yabancı forvet oyuncusu ve 3 tane birbirinden sakar stoper kalıyor.Ülkede ki en iyi uzak forvet yerli oyuncu Nihat zaten bizde o da yatıyor geldiğinden beri.Bu görünüşte ileri 3lü komple yabancı,Guti'den vazgeçemeyiz etti 4 e birde Fernandes alıyorsun tabi oynatacaksın mecbur etti 5 kaldı 1.Sağbekin zaten yok orası yabancı olacak(Orhan Şam iyi gider alabilirsek).Avrupa liginde 8 yabancıyla maça çıkarız büyük ihtimal.Ernst,Sivok ve Bobo destek kıtaları olacak ...

Noat Samisa dedi ki...

Övünç,

Bu doğru değil. Mesele ''her şeyi devletten beklememek lazım''a doğru gider, sonu yok bunun. Beşiktaş'ın mevcut durumunda benim payım hadi olsun yüzde 5, tüm taraftarın da payı olsun yüzde 10. Bu kulüp ne çekiyorsa, o pis, iğrenç politik ama kapitalizmi bile kıçından anlayan adamlar yüzünden çekiyor. Yüzde 10'un hiçbir anlamı yok, bir kısmı dinazor olan kongre üyelerinin zümre anlayışı ya da daha geniş ifadeyle camia yalanı, Beşiktaş'ın başında halen Demirören'in olmasının sebebidir. Beşiktaş'ın sahibi kongre üyeleriyse Demirören ağlamayacak ''taraftar forma almıyor'' diye. Önce hısımlarının dayı çocuklarına açtığı zarar eden Kartal Yuvası mağazaları kapatacak, adam gibi satış yapacak.

Man Utd'ın dünya üzerinde bir tane store'u vardı. O da stadının oradadır. Operasyonel maliyetler iliğini söker adamın. Adamlar kolay yolu bulmuşlar, her şey internette. Fizan'a bile kragoyla gönderebiliyorlar; o operasyon işini yapan lojistik firmaları var zaten. Ama sen gidip Adana'ya Kartal Yuvası açarsan, Avcılar'da sokak arasına dükkan açarsan zarar edersin. Kartal Yuvaları birbirini finanse ediyor olur.

Adamlar işlerini düzgün yapmak için çaba dahi sarfetmiyorlar. Kusura bakmayınız, ben bu sorumluluğu almıyorum. Sene başında kombine biletimi aldım, bu da yeter.

Ben Guti ve Quaresma gelsinler diye bağırmıyorum. Bağıranlar alsınlar forma. Her ikisinin de transferi sonrası yazdığım yazıları arşivde durur. Bu kulüp önce sahip olduğu 100 milyonu iyi yönetecek. Sonra sıra benim 100 TL'me gelir.

borasahin dedi ki...

Noat,

+1.

Adnan Polat store'lari kapatacagiz diyordu gecen gun, demek ki vaziyetin farkina varmis...

Övünç dedi ki...

Noat

İşin ucu derin tabi,seni suçluyor gibi anlaşıldıysam kusura bakma.Genel Beşiktaş taraftarının ruh halini sorgulama çabasındayım benim peder asker olduğu için bizde önce haklı ol ondan sonra kız mevzusu vardır.Benim derdim senin dediğin gibi Q7 gelsin diye bağıran adamlarla ..

Neyse yeter finans mevzusu.Schuster'in maç sonu açıklamalarında "her zamanki gibi kalite eksikliği vardı" demesine ne diyorsun ? Hocanın ağzından ilk defa duydum ben bunu.Açıkçası sevindim bile.Bazı şeylerin farkında olduğunu gösteriyor.İşin ilgniç yçnü Schuster'e sallayan yönetici hala yok.Onlarda farkında olayın sanırım :)

Noat Samisa dedi ki...

Ben Schuster'in Eskişehirspor maçı sonu söylediklerini sakatlıkların yokluğuna yormuştum. Zira sakatlar olmasa ya da az olsa ve hoca biraz daha özveri gösteriyor olsa bu kadro devreyi max 30 puanda kapatacak kadar zayıf değil.

BJK4EVER dedi ki...

Kalite eksikligi yorumuna kesinlikle katilmiyorum. Sakatliklar can yakti, farkini hissettiriyor, ama kulubede Ismail-Tabata-Fink-Zapo dururken hocanin kalite eksikliginden bahsetmesi dogru degil. Hadi bu macta kalite eksikligi vardi, ya hic eksik yokken 6 onemli oyuncuyu rotasyona sokup kaybettigimiz Belediye maci? Bobo'yu oynatmayip kazanamadigimiz FB ve TS maclari? Kasimpasa, Konya, Manisa maclari? Ustumuzdeki Bursa, Trabzon, Kayseri bizden daha kaliteli kadroya mi sahipler? Sakatliklarin negatif etkisini kesinlikle kabul ediyorum, ama bu kadronun hakki 27 puan degildir, olamaz. Antep macini galibiyetle kapatsak bile (ki kazanacagimizi dusunmuyorum) 30 puan demektir, yani lig sonu 60 puan demektir bu ortalamayi baz alirsak. Gecen seneki cok kotu sezonda bile 64 puan toplamistik.

Övünç dedi ki...

Noat

Bende öyle düşünüyordum ama gerek üstüste yapılan transferler gerekse cümlenin içerisinde yer alan "Herzamanki gibi" ifadesi bence farklı anlamlar içeriyor.Quaresma'nın ileride pres yaparken çıldırdığı maçta ayyuka çıkmıştı bu durum.Hilbert getiriyor bitiremiyor,Tabata stoperlere çarptırmadan arapası atamıyor,Nobre hızlı hücumdaki başlangıç paslarını mutlaka rakibe atıyor.Bunlar ömürleri bu pozisyonlarda geçen adamlardan yapılması beklenen şeyler.Yani bu adamın bu özelliği yoktu onu orda kullanmayaydın gibi bir argümanı kesinlikle kabul etmem.

Elbet hocanında yanlış veya eksik yaptığı şeyler var ama önce temel hareketleri bir doğru yapalım öyle değil mi ? Bu adamlar 1-2 maç doğru yapıp sonra 1-2 maç yapamasalar formsuz dersin ama bu adamlar bunu hiçbir zaman yapamadılar ve senin elinde alternatif yok ...