GoodBye Manchester

Carlos Tevez'in futbol öyküsü Buenos Aires günlerinden ve boynundaki yanık izlerinden başlar. Zor geçen çocukluk, bir kaza ve başarı öyküsü. Ailesince korunan, yeteneğinden en başından beri sual olunmayan ve en sonunda zirveye ulaşan bir Arjantinli. İlk durak Brezilya, Kia Joorabchian'ın boyunduruğuyla ilk tanışma. Corinthians'ın dibe vuruşu ve patronun nüfuz çalışmalarının en önemli adımı olarak West Ham'a transfer. Sezonun son haftasında Man Utd'a attığı golle takımı kümede tuttuktan sonrası Manchester. Kritik gollerin adamı olarak çok sevildi, Alex Ferguson'un has adamı oldu. Ama hala patronun ipine bağlıydı. Ferguson ''çok para'' dedi, Tevez şehrin karşı yakasına geçti. Şehre ilk geldiğinde billboard'lar kırmızı ''Welcome to Manchester'' afişleriyle donatılmıştı, yeni sahipler bunun altında kalmadı. Tekrar ''Hoşgeldin'' dediler Tevez'e; ama o artık tüm şehre ''Good Bye'' diyor. Carlos Tevez, Mancester City yönetimine resmen ''gitmek istiyorum'' dedi.

Olayların gelişimine bakarsak gelinen nokta sürpriz değil. İki yıl evvel, ''Dört ya da beş yıl içerisinde idolüm Riquelme'yle birlikte oynayabilmek için Boca'ya döneceğim.'' demişti. Ardından ''Arjantin'le Dünya Kupası'nı kazanırsak, tamamen bırakabilirim. Futboldan bıktım.'' sözleri gündem olmuştu. Kısa zaman sonra City'nin yeni menajeri Roberto Mancini'yi ilk kez eleştirdi. Sebep, Mancini'nin yoğun idman programıydı. Ağır maç temposu, ağır idmanlarla birleşince City'nin bolca sakatı olmuştu; Mancini EPL'yi çözene kadar bu durum böyle sürdü. Sezonun bitimine yakın Tevez yeniden konuştu, memnuniyetsizliğini dillendirdi. Şampiyon olmak istiyordu. DK 2010 sonrası Mancini'yle görüştüler. Tevez ikna oldu, ama fazla sabredemedi.

Sezonun başlamasıyla birlikte sürekli sürtüşmeye başladı. Ekim ayı başında en büyük kavga patlak verdi. Newcastle maçının devre arasında Tevez, Mancini'nin defansif ağırlıklı oyun planını küfürler savurarak eleştirdi. Olay kısa sürede dışarı sızdı. Ardından ikili arasında yeni bir ateşkes imzalandı. Ama Tevez, oyundan alındığı her maçta Mancini'ye gider yaptı. Elini sıkmadı, yüzüne bakmadı, boyun bandını fırlattı. Tüm bunlara rağmen hala takımın en önemli oyuncusuydu. Her maç adeta topu yemeye devam etti, takımın zayıf hücum gücüne rağmen şimdiden 10 lig golüne ulaştı.

Tevez'in durumunu en iyi şekilde özetleyen kişi, Güney Amerika'lı takımdaşı Roque Santa Cruz, ''Tevez kendisi gibi insanların arasında yaşamak istiyor. Kardeşleri ve kızları da Arjantin'de, onları çok özlüyor. Eğer memleketinizin sizi geri çağırdığını hissediyorsanız, buna engel olan her şeyi bir kenara bırakıp dönersiniz.'' demişti. Homesick hastalığına yakalanan ilk Güney Amerika'lı değil Tevez. Hepsinin futbol tanrısı olan Maradona ne zaman başı sıkışsa doğduğu topraklara dönerdi. Geç dönerdi, her şey düzelince geçmişi çokça unutur; ama başı çıkışınca çıkışı yine aynı yerde bulurdu. Onun da karanlık insanlarla ilişkisi pek iyiydi. Kendisi kaptırır, farkından olmadan onlara hizmet ederdi; ama tıpkı Tevez gibi çok kereler her şeyden bıkmıştı.

Futbolcular ne kadar büyük paralar kazanıyorsa kazansın, sahadaki oyun serbest piyasa kurallarıyla yürümüyor. Oyunun kendi kuralları, kazananı belirleyen özdinamikleri ve gerçekleri var. Hepsinden de önemlisi, sahada olmaktan nefret edecek duruma gelen bir adam ve onun -galiba- sahte gol sevinçleri var. Kaptan Carlos Tevez, City yönetimine ''Kızlarımı çok özlüyorum. Eğer buradan gitmezsem, futbolu tamamen bırakacağım.'' dedi. (Yeni istikamet muhtemelen İspanya) Yine bir bunalım anı mıdır, dönüşü mümkün mü? Bilinmez. Tek bildiğim City formasıyla çıktığı 50 Premier League maçında 33 gol atan Tevez'in çok ama çok iyi, izlemesi çok büyük keyif veren bir oyuncu, zamanın en iyi santraforlarından biri olduğudur.

Noat Samisa

12.12.2010

9 yorum:

Sıradan Biri dedi ki...

Umarım onu zevkle izleyebiliceğimiz bir takıma gider. Real giderse de ucu Mesut'a dokunabilir. Bekleyip görücez.

sozcelykk dedi ki...

çok sevdik biz bu adamı,city'yi sahiplenişiyle manchester maçlarındaki isyanıyla kaptanlığıyla united'ın devrilmesinin başmimarı olabilecek hatta filmlere konu olabilecek bi adamdı tevez.

manchester şehrinin renk değiştirmesi tevez'in sorumluluğuyla hızlanmıştı kaptanlığı verdiler mancini'den önce sensin dediler istediğin neyse yapalım dediler ama işte city'nin en büyük şanssızlığı tevez'in futbola odaklanamaması oldu.

city nerde yanlış yaptım diye düşünmemeli çünkü yapabileceği herşeyi yaptı iki kere futbola döndürdüler ama artık tevez olayı patlama noktasına geldi.

bundan sonraki süreçte city'nin bu değişimi devam ettirebilmesi için karakteri herkese galebe çalan yeni bir lidere ihtiyacı var.

toure ve mancini bir değişim için asla yeterli olabilecek iki isim değil.

yazık oldu çok.

Anil Guzelankara dedi ki...

Manchester City'nin hucum zayifligindan bahsetmissiniz de bu takimin hucumunda gayet etkili adamlar var. Mario Balotelli, Carlos Tevez, Emmanuel Adebayor, Roque Santa Cruz, James Milner, David Silva, Gareth Barry yani bunlar bos adamlar degil. Ha derseniz ki Mancini'nin oyun sisteminden dolayi hucumda etkisizler o zaman anlarim da "Her maç adeta topu yemeye devam etti, takımın zayıf hücum gücüne rağmen şimdiden 10 lig golüne ulaştı." sanki bu cumle biraz yanlis olmus.

Bu arada oyunlarda bile Guney Amerikali oyuncularin "Homesick" hastaligi var. Neymar surekli ulkesine gitmek istiyor 1 ayligina tatile. Her actigim oyunda basima gelen bir hadise.

Gurbet Kartalı dedi ki...

En iyisi Besiktasa gelsin... 5 mac oynar cani istediginde memlekete gider takilr biraz, kimse fazla baski yapmaz burada ona... Hatta gelip sirf derbilerde ve uefa maclarinda oynasa yeter, bakarsin hosuna gider bu sicakkanli ulke. Kimbilir?

ederlezi12 dedi ki...

Benim de en çok beğendiğim , sevdiğim , hayran olduğum iki santraforlardan biri , diğeri Eto'o .

Kendisini izlemeye doyum olmuyor .

Oğuz Öztürk dedi ki...

Çok yanar döner açıklamaları vardı ancak mutlu olacağı kararı vermesi en doğru olanı tabii.

Noat Samisa dedi ki...

Anıl Güzelankara,

Elbette Mancini'nin savunmadan güç alan oyun fikri için yazdım onu. Topu yemesi meselesi ise, savunma hattı her seferinde Tevez'den 60 metre uzakta olmasına karşı pres yapmaya, bulduğu pozisyonları affetmemeye devam etti. Yanlış olduğunu sanmıyorum.

aydın dedi ki...

Güney Amerikalı futbolcu, Avrupa'dan alınır.
Kendi kıtasında parlamış adamdan fayda gelmez, fayda gelse de sonu ya Adriano olur ya da Tevez.

şambalici dedi ki...

Alex Ferguson'a gider yaptığından beri sevmiyorum, City macerasının öyle veya böyle mutsuz biteceğini de tahmin etmiştim en başından, belliydi. Gerçi hala Manchester United'da oynasa da bir şey değişmeyecekti, gene bu vakitler gitmek isteyecekti muhtemelen, adamın yapısı bu. Olan City'ye olacak ama onlarda forvet bol nasılsa.