İBBSpor 1-3 Trabzonspor

Lider Trabzonspor kazanmaya, kazanırken rakiplerine gözdağı vermeye, son üç maçında galibiyet alamayan İBBSpor ise form ve sıra düşmeye devam ediyor.

Görünürde ev sahibi olan İBBSpor'da geçen haftaya göre iki değişiklik vardı. Efe ve İbrahim'in yerine Kus ile Ekrem takıma girmişlerdi. Böylelikle Cihan orta sahaya geçmiş, Kus da sağ beke geri dönmüştü. Yıllardan bu yana oynadıkları 4-5-1 ile sahaya yerleştiler.

Trabzonspor'da ise geçen haftaki cezasını tamamlayan Burak takıma, Alanzinho da kulübeye geri dönmüştü. Geçtiğimi haftalarda Şenol Güneş'le yaşadığı tartışma sonucu ilk 11'deki yerini kaybeden Engin yine yedekti. Yattara maça sağ kenarda başladı. Jaja'yla Umut'u yakın konumlandırarak 4-4-2 dizilişiyle sahaya yayıldılar.
Şok: Ön Alanda Pres

Bundan evvelki dört maçta attığı 7 golün 3 tanesini ilk 15 dakikada bulan Trabzonspor, bu maça da erken gol hedefiyle başladı. Henüz ilk dakikada Giray topu ileri vurdu. İBBSpor savunması indirdi ve topun olduğu yerde saniyeler içinde beş adet Trabzonlu bitiverdi. Şok pres golü getirdi, Burak topu ulaşılamaz noktaya gönderdi.

Bu maçta, daha önce Bursaspor maçında dikkat çektiğim konunun bir sonraki adımını gördük. Trabzonspor savunması yuvarlak yakınlarına yaklaştı, kontrol halinde pozisyon aldılar. Hareket halindeki atlet forvetler Umut ve Jaja'nın pres gücüne kenardaki çizgi oyuncuları da katıldı. Savunma hattıyla aralarında büyük bir boşluk oluşturma riski göze alarak ilk 15 dakikada rakibi adeta sahadan sildiler. İki stoper Mahmut ve Serhat art arda hamle gecikmelerinden kaynaklanan sakatlıklar yaşadı.

Merkeze Yakın Kanatlar

Alttaki görselde ilk gol öncesi görülüyor. Pozisyonun devamında Colman topu kapacak ve Burak golü atacak. Kadrajda altı adet bordo-mavi formalı var, hem de her bölgeden. Trabzonspor'un kenar oyuncularının (uzak forvet Burak ve çizgi oyuncusu Yattara) merkeze yakın oyunları ise esas dikkat çekilmesi gereken nokta. Bu ikili akabinde, devrenin devamında sürekli kenar değiştirdiler; alan açmak için orta saha bölgesine kadar gelerek eşleşme problemleri yaratmaya çalıştılar. Maç başında radikal şekilde görülen bu önemli ayrıntı, oyunun devamında da aynı şekilde sürdü.
Orta sahanın merkezinde görüntüde 3'e karşı 2, ya da sahanın toplamında 4-5-1'e karşı (Jaja'nın sahte 9 rolüyle melezleşen) 4-4-2 savaşı vardı. Zirve futbolun trendi, böylesi maçlarda orta sahayı, dolayısıyla da oyunu merkezde fazla olana kayacağını işaret eder. Fakat nicelik tek başına anlamsızdır. Bu farkın ortaya çıkması için sahadaki oyuncuların nitelikleri yakın olmalı ki, boş alanlar fark yaratsın. Bugün Trabzonspor'un kenar oyuncularının (başta ters ayakla solda oynayan Burak olmak üzere) zaman zaman bu amaçla kenarda pozisyon alan Colman ya da Engin gibi merkeze yakın oyunları, Jaja'nın derine gelerek oynamasının da katkısıyla Trabzonspor'un ilk yarıdaki bariz oyun üstünlüğünün ana etkeniydi. Bu sayede orta sahada eksik kalmadılar.

İkinci Devre: Araf

İlk devre rakibin net ve iştahlı oyunu karşısında varlık gösteremeyen İBBSpor, devre sonunda ilginç bir duran top golüyle beraberliği yakalayınca oyunda yeniden hak iddia etme fırsatı buldu. Trabzonspor skora göre (maçın başlangıcından sonuna doğru azalan şekilde) çok daha coşkulu oynuyordu, tabelanın daha fazlasını yazması gerekirdi; fakat skoru artıramayınca ikinci devre yeni bir başlangıç oldu.

İkinci devreye başlarken toplu oyunda varlık gösteremeyen Yattara, Engin'le değişti. Artık orta sahadaki görünür 2'ye karşı 3 de değişmiş, orta saha oyuncusu karakterli kenar adamı Engin'in oyuna dahil olmasıyla Trabzonspor'un dinamizmi tazelenmeye çalışılmıştı. Yüksek tempoda geçen ilk yarının ardından 60'tan sonra oyun değişti. Orta sahalar düşmeye, savunmalar daha sık geri kaçmaya başladı. İlk hamle yine Şenol Güneş'ten geldi. Sezon başındaki Super Kupa maçında görüldüğü üzere merkezde yeterli boşluk olduğunda hatlar arasındaki bağı çabucak koparabilen, çok hızlı mesafe alan bir Alanzinho vardı. Orta sahayla arasındaki bağlantı zayıflayan Jaja çıktı, merkezdeki boş alanlar için Alanzinho oyuna girdi. Karşılık Abdullah Avcı'dan geldi. Zeki çıktı, Gökhan sol önden merkeze çekilerek yerine İbrahim konuldu.
Can Alıcı Hakem Kararları

İki takım da ilk dakikadan itibaren sert oynadı. Trabzonspor'un agresif başlangıcı, İBBSpor'un aşırı sınırlandırılmaya tepkisi ile birleşince ilk yarı tempo arttı ve maç, hakem için git gide zorlaştı. Hoca standardı maça göre belirledi, pekala sarı kart çıkabilecek pek çok pozisyonu maçın atmosferinde doğal karşıladı. Bu sayede ortaya çıkan maçın toplamına bakılırsa kıran kırana, sahadaki kazanma ruhunu ekran başındaki dahi hissetirmeyi sağlayan çok iyi bir futbol maçı vardı; fakat çok sayıda faul yapan Colman'ın geç kart görmesi, Holmen'in sarı karı aşan müdahalesi oyuncuların futbol konsatrasyonu az da olsa etkiledi.

Tam saat geçildikten sonra iki hoca da hamleleriyle oyunu kazan-kazan'a çevirmişlerdi. Yorulan stoperler ve orta sahalar, ilk devredeki aşırı eforun sonucu olarak hataya meyilli hale geldiler. Belki oyunun devamı çok şeye gebeydi, ama Bülent Yıldırım açık oyunu doğrudan Trabzonspor'a çeviren ucuz penaltıyı çaldı. Burak attı, o dakikalarda çok yakın giden maç bitti. Alanzinho harika işler yaptı, ölçtü, Umut'un kafasını buldu ve Umut Bulut skoru tayin etti. İBBSpor maçı 10 kişi tamamladı, son bölümde havlu attılar, üstelik rakibi baskı altında tuttular.

Sonuç: Sporcu Futbolcular

Orta sahadaki savaş, Trabzonspor'un oyun başlangıcı, ikinci devre başında maçın Araf'a düşmesi, dozajında sertlik, tempo ve atmosfer maçı çok keyifli kıldı. Trabzonspor çok iyi oynadığı ilk yarıyı berabere bitirdi, fakat maç o an bitmiş olsaydı oyunun karşılığını alamadıklarını bilerek önümüzdeki haftalara ilişkin umutlarda ve sahip olunan bilinçte değişme olmazdı, olmamalıydı. İkinci devre maç yeniden bir hikaye yazdı, penaltı maçı yeniden lidere getirdi. Başlangıçtaki 15 dakika muhteşem, orta çeyrekte çok iyi ve devre sonunda iyi oynadılar. İBBSpor ise pek varlık gösteremediği ilk yarıdan sonra skorun motivasyonuyla direnç gösterdi. Bekledikleri gol pozisyonunu da buldular, fakat skoru elde edemeyince ilk yarıdaki Trabzonspor durumuna düşerek maç dinamiklerine yenildiler. Sakatları yine fazla, savunma tandemine 5. ve 6. alternatifleri oynatıyorlar. İkinci devre bu maçta gösterdiklerinden fazlasını sahaya koyacakları kesin.

Trabzonspor'un maç başında yaptığı şok pres ilk değil. Sahip oldukları ön oyuncuları genç ve atletik. Oyunu belli parçalara bölerek oynuyorlar. Agresif ön alan presini maç geneline yaymak en iyi takım için bile bugün imkansız olduğundan oyunun devamı için B ve C planları, bunun yanı sıra duran top silahları var. Gol için ve kalelerini savunmak için günü gününe değişen, yenilenen taktikleri var. Sezon başına göre artık daha cesurlar, savunma hattını daha önde kurabiliyorlar. Fakat hedef maçlar için hazırladıkları (2010'da oynadıkları hedef maçların tamamında yenilmediler) sürprizler halen cepte duruyor. Bu maçlarda başka bir şey oynuyorlar ve skoru genelde başlangıçta değil, son bölümde elde ediyorlar. Sahada ayrıntıları, farkları, gelişen oyuncuları, başkalaşan adamları görmek zor değil.

Trabzonspor'un devre biterken 40 puan barajına yaklaştıktan sonra 30'lu haftalara yarışın dışında girmesi ancak futboldışı sebeplerle mümkün görünüyor.

Noat Samisa

13.12.2010

14 yorum:

Great White dedi ki...

o penaltı pozisyonunu ucuz olarak değerlendiriyorsanız belediye' nin attığı gol öncesinde colman' a çalınan uyduruk faul pozisyonuna kuruş değer biçemezsiniz..

algıda seçici davranmamak gerek. tek tek saymaya kalksam ilk yarıda belediye' nin en az 5 sarı kart görmesi gerekirken çoğunda faul dahi çalınmayarak es geçilen pozisyonlar var..

ayrıca, bize karşı tek bir galibiyeti olmadığı gibi bize hem kupadan elenen hem de kariyerindeki en utanç verici yenilgileri gene bizim elimizden yaşayan abdullah avcı' nın tahrikkar futboluna hakemin ilk devre boyunca göstermiş olduğu inanılmaz toleransa rağmen zıvanadan çıkmayarak soğukkanlılığını korumayı başaran TS li futbolcuları kutlamak gerek..

ki kutluyorum da..

Noat Samisa dedi ki...

Bu refleksten kurtulmanızı tavsiye ederim.

Maç olur, hakem berbat yönetim gösterip skora net etki etmez. Maç olur, dünkü gibi; iki takım da ortaya bir şeyler koyar. Hakem bir yorumu farklı yapar, her şey değişir.

Bugün Trabzonspor'a ucuz bir penaltı çalınmışsa, iki maç sonra aleyhine ucuz bir karar verilir. Bu, hep böyledir; istemdışı şekilde kararlar lig sonunda eğrisi doğrusuna denk gelir şekilde eşitlenir. Umarım o gün geldiğinde aynı refleksi göstermezsiniz.

Ben maçtan kritik bir pozisyonu alıyorum, siz yazıdan bir kısmı alıp, çamura buluyorsunuz.

Biçimi değil, fikri tartışacaksan; buyrun.

gofis kralı dedi ki...

eskişehir maçında gelen beraberlikle birlikte aklım iki sezon öncesine gitmeye başlamıştı ancak ardından gelen bu üç galibiyet avantajımızı korumakla kalmadı, artırdı da..

dün maçı ilk yarıda koparacak pozisyonlara girdik yine sizin deyiminizle ön alanda şok presle ancak bir türlü ikinciye ulaşamadık. beraberlik golünü de görünce kalede, ikinci yarıda kontraatak şansları yakaladı ibb ve bir tanesinde sağda gelen ortaya yapılan vuruşta onur mükemmel refleks göstermese bu maçı kaybedebilirdik de.. penaltı, bence de çok ucuz bi penaltı. keşke olmasaydı. trabzon hakemlerle kazanıyor muhabbeti dönmeye başlıyor yavaş yavaş, ve bu oynanan futbolu gölgeliyor.

yattara bilindik yattaraydı ancak jaja düşük performans gösterdi bu maç. kaptırdığı birkaç topta ibb hızlı çıkma şansını da yakaladı. alanzinho gibi bir alternatifin kenarda oturmasının avantajını gördük hiç süphesiz. 2 sezon önce böyle bir imkanımız yoktu.

taraftar için de bir parantez açmak gerekir bence, ben de onlardan biriydim, o soğukta o stadda 60bine yakın olmak gerçekten de çok büyük bir olay. taraftar trabzondakinden de farklı, maç 90 dakika ayakta izlendi ve takım kayıtsız şartsız desteklendi. takımın gollere verdiği reaksiyon da çok daha coşkuluydu bu sebepten..

ilk yarı neredeyse geride kaldı artık. devre arasında transfer yapar mıyız bilmiyorum ama her türlü olasılığa karşı umuta bir yedek bulmalıyız diye düşünüyorum. diğer mevkilerde alternatif sıkıntımız yok. selçuk inan belki alternatifsiz gibi oynadığı mevki olarak değil de yaptığı iş olarak, herhangi bir olumsuzlukta onun boşluğunu ceyhun veya engin ile doldurabiliriz umarım. ikinci yarı 3 istanbul takımıyla da deplasmanda oynuycaz ama bunun yanında kayseri ve bursayı içerde ağırlıycaz. bu 5inden sadece 1ine puan kaybettiğimizi de göz önüne alırsak diğer takımlarla oynayacağımız maçlar da en az bunlar kadar önemli olacak, her maçın ayrı bir hikayesi olacak. (96'da vanspora kaybetmeseydik, fb maçının hiçbir önemi olmayacaktı mesela) şimdiden birşey söylemek zor ama gerçekten çok büyük bir avantajımız var, inşallah saçmasapan olaylar olmaz da özlenen şampiyonluk 27 yılın ardından yine trabzona gelir.

Great White dedi ki...

ben yazının geneline yönelik bir eleştiride bulunmadım, yazının hakem ile ilgili kısmındaki bazı vurgulara dikkat çektim..

maçın bilhassa ilk yarısını tarafsız bir göz ile izleyen herkesin rahatlıkla kabul edeceği bir gerçek vardı ki, o da Belediye takımının aşırı sert oyununa hakemin inanılmaz biçimde müsaade etmesi ve takdir hakkını da abartılı şekilde ev sahibi takıma yönelik olduğuydu..

ama böylesi bir maçtan sonra yazılmış bir yazının hakem ile ilgili kısmında

"oyunu doğrudan trabzonspor' a çeviren ucuz penaltı"

ve

"çok sayıda faul yapan colman' ın geç sarı kart görmesi"

gibi tespitler baş rolü oynayınca biz de nacizane görüşümüzü bildirdik; hepsi bu. yoksa ne yazacağınıza karar verecek değiliz tabii ki..

selametle..

Noat Samisa dedi ki...

''Tarafsız gözle izleme'' kısmına umarım kendinizi katmıyorsunuzdur.

Burada onlarca maç yazısı yazılır, belki 1 ya da 2'sinde hakeme yönelik ayrı bir paragraf vardır; zira bu maçlara bir şekilde doğrudan dahil olmuştur hakem. Dün de öyleydi.

Herkesin kabul edeceği şeyler beni ilgilendirmiyor.

Algıda seçiçi olan sizsiniz. Dün, maça net şekilde hakem etki etmiştir. Bunda ayıp ya da yanlış yok. Bu tip olaylar gayet doğaldır. Sorun, sizin bu durumun maç yazısı içerisinde bir etken olarak yer almasına tahammülsüzlüğünüz, bu durumu doğrudan tarafgirliğe yormanızdı. Ayrıca ben görüş bildirme değil, İlk yorumunuzdaki ilk cümleden yola çıkarak direk ''biçimlendirme'' havası aldığımı düşünüyorum.

Ben Beşiktaşlı'yım, mesele budur.

Great White dedi ki...

hakkımda görüş bildirmek ya da bir takım karakter analizleri yapmak yerine yazdıklarımı cevaplamayı ya da en azından somut itirazlar getirebilmeyi tercih etseymişsiniz çok daha iyi olacaktı; neyse..

ayrıca sizi çok rahatsız ettiğini fark ettiğim cümle olarak "o penaltı pozisyonunu ucuz olarak değerlendiriyorsanız belediye' nin attığı gol öncesinde colman' a çalınan uyduruk faul pozisyonuna kuruş değer biçemezsiniz" demişim ki bunda bu derece sinire kesecek bir durum yok açıkçası..

son olarak "Ben Beşiktaşlı'yım, mesele budur" demişsiniz. vallahi beşiktaşlı olmak bizim değil sizin meseleniz olsa gerek. allah kolaylıklar versin!

Özge dedi ki...

great white; yapma abi, etme abi. dur bi keyfini çıkar bu harika gidişin; hemen çıkarma tırnaklarını diger takımlara karşı. sakin.

julian-kerem dedi ki...

Yukarda donen hakem muhabbetine hic bulasmadan bir iki yorum yapayim ben de.
Trabzon diger butun takimlardan daha istahli oynuyor. Takim cok kosuyor, yardimlasma guzel, mac icinde direk gole yonelik planlar var, ve bunlar isliyor. Futbol sansi takimin yaninda, ama bunun bir kismi da kurulan baskinin cok olmasinda ileri geliyor.
Yalniz benim Trabzon icin gordugum tehlikeler var. Birincisi santrofor pozisyonundaki alternatifsizlik. Bunu zaten herkes yaziyor. Devre arasinda transfer de mumkun.
Ikincisi Jaja ve Yattara'nin oynadigi tehlikeli futbol. On alanda surekli calima giriyor ikisi de. Nitekim Jaja dun cok teklikeli toplar kaybetti. Trabzon'un oyun istahinin biraz kirildigi dakikalar da bunlardi. Senol Hoca cabuk mudahele etti. Yattara daha onde oynadigi icin daha az tehlikeli.
Ucuncusu de defans. Serkan teketek ve ters kademe konusunda cok cok iyi, ama arkasina adam kacirma konusunda ben risk goruyorum. Cale ise zayif halka. Ve bazen bu tek zayif halka buyuk problem yaratiyor; mesela Fenerbahce macinda Caner'in ters kademeye girmeyi bilmemesi yuzunden Sestak'in arka direkte attigi gol. Defansta Giray'a da cok guvenemiyorum, ama orada Glowacki geliyor, Ceyhun da kullanilabilir, alternatif daha fazla.
Ben ikinci yarida dume korkusuyla beraber lig sertlesip zorlastikca Trabzon'un gol problemi yasayabilecegini dusunuyorum. Direncli takimlara karsi top kaybi problemi de yasanabilir. Ayrica ikinci devre butun takimlarin Trabzon'a daha hazirlikli olmasini da bekliyorum. Fikstur de cok kolay degil.
Fakat tum bunlarin yaninda Besiktas cephesinden bakarsam ati alan Uskudar'i gecti gibime geliyor. Besiktas kalan 18 macin 16'sini kazansa 75 puan ediyor, ki su anda gorunen sampiyon 75 puanin uzerinde toplayacak.
Kolay gelsin Noat.

Övünç dedi ki...

Görselini koyduğun ilk gol öncesi pozisyon Schuster'in arayıpta bulamadığı şey değil mi hocam ? Adam kafasını kulübelere vuruyor takım bunu yapsın geride beklemesin diye ama nafile.Futbolcu refleksi heralde ya kondüsyonlarına güvenmiyorlar yada kendi takım arkadaşlarına inanmıyorlar herkes birşekilde pozisyonunu kaybetmeme peşinde .

Bu maçın sertliğinden bahsedilmiş ama dünkü Man Utd - Arsenal maçında sert futbol nasıl oynanırın tanımı vardı harika bir maçtı gerçekten.Özellikle Ferdinand'ın Sagna'ya attığı uçan tekmeye bile faul verilmeyen bir maçtı.Yine Schuster'in istediği ama yapamadığımız şeylere örnek çoktu bu maçta.Özellikle 3. bölgede 2 takımda birbirine top kullandırmıyor 2 side kaptıkları toplarla hızlı hücuma çıkıyorlar yada sıkışan oyunu kanatlara açıyorlar.Özellikle oyuncuların saha içerisindeki yerleşimleri açısından ibretlik bir maçtı :)

Trabzon ligimizde ender yaşanan kadro bütünlüğü ve saha içerisinde birlikte hareket etme durumunu yakalamış.İstikrarlı oynuyorlar.Bu saatten sonra sakatlık veya Ceyhun&Selçuk ikilisinin sözleşme problemleri dışında durmaları zor görünüyor.Ama futbol bu bakarsınız 5 kırmızı kartı görüverirler bir maçta(ki ben Beşiktaşlı olmama rağmen o maçta ki bütün kırmızı kartların haklı olduğuna inanıyorum) ...

Naim dedi ki...

Yahu GreatWhite şurası ağız tadıyla maç yorumlayan iki-üç tane adam gibi bloglardan bir tanesi şu kadar uzun yazıda takıldığın cümle aldığın tavır ne kadar saçma. Şu tip yazıları görünce sanki çalarken yakalanmışız gibi bir hava estiriliyor. Bu yapı daha çok zarar verir bize.
Bana göre pozisyon penaltıdır.Ucuz diyebilirsiniz ağır karar diyebilirsiniz sizin görüşünüz zira pozisyonu çıplak gözle izledim orta yapıldığı an yanımda ki arkadaş penaltı olacak dedi zira Tv de görünmüyor ama Umut'u çekmeye başlamıştı kurtulduğu anda kurtuluşu itmekte buldu.Ucuz gelebilir belki de ucuzdur. Geçen hafta da bana göre penaltı değil di ama Cüney Çakır bu ülkenin 1 nolu hakemi 1 metre yanında ki olaya yanlış karar verdiyse yapacak bir şey yok eğer yanlışsa .Kaldı ki Bülent Yıldırım'ın Trabzon mazisinin ne kadar kirli olduğu bilinen bir gerçek.Maçın başından penaltıya kadar olan sürede vermediği iki penaltı ve sayısız sarı kart kesilen avantajlar mevcuttu. Benim içim rahat o İbb nin hakkının yenmediği konusunda.
Fakat tüm yazıyı veya toplanan 39 puanı kimse 2 "ucuz" penaltıya bağlayamaz.

Biz gibi eli kalem tutabilenlerin biraz daha sağ duyulu ayakları yere basan şekilde olması gerekirken bu tavır kendimizi sıkmaktan başka bir işe yaramaz. Bu Sene Ali Şen'in Aygün'ü yok kendi kendimize olmayan taşın yaralarını sarmaya müsaade etmeyelim.

Great White dedi ki...

özge;

anlıyorum, eyvallah..

julian - kerem;

tespitler mükemmel. belki de birebir aynı düşündüğüm için bana öyle geldi. tebrikler..

Basar dedi ki...

Great White kusura bakma ve kızma ama o penaltı buz gibi "ucuz penaltıydı" hatta uydurma bir penaltıydı.

Bir futbolsever olarak o penaltıdan sonra televizyonu kapattım. Benim gibi yapan çok insan olmuş.

Hakem Trabzon'a kötülük etti. Bu penaltı uzunca bir süre gündemde kalacak, halbuki bu haftaya kadar Trabzon'un iyi oyunu gündemdeydi.

Ben bu penaltıya kadar Trabzonspor'a inanılmaz sempati duyuyordum ama hakem tüm sempatimi aldı götürdü.

"Senin sempatine ihtiyacımız mı var?" dediğini duyar gibiyim. Evet bu ülke futbolseverinin hem birbirine sempati beslemeye hem de iyi futbol oynayan takımların temiz şampiyonluklarına ihtiyacı var.

Sezonun geri kalanında başarılı ve temiz oyununuzun devam etmesi temennisiyle...

Noat Samisa dedi ki...

Övünç,

Buna uygun takım olması gerekir öncelikle. Yazıda atlet oyuncular vurgusu var, elinde bunlar varsa yaparsın. Ama yoksa başka bir şey oynarsın. Siyahla beyaz kadar ayrım yok, ama bu başka bir şey zaaf değil. Aksine güç de olabilir. Trabzonspor yapmaya çalıştıklarını çok iyi yapıyor.


*****

Hakem konusu çok uzadı, artık bitirsek hiç fena olmaz. Ben daha fazla bu konuyla muhatap olmak istemiyorum.

felix mourinho dedi ki...

trabzonspor orta sahasının, daha doğrusu selçuk-colman 2'lisinin emre-m.topuz ikilisinden bir farkı yok gibi düşünce olarak. trabzon'da ekstra olarak burak ve engin oynadığında zaman zaman kenardan uyarmalar ile zaman zaman bireysel olarak bu adamlar geri döndüğünde fenerbahçe gibi kazanılan maçlarda da basit gol yeme sıkıntısından kurtuluyor trabzonspor. daha rahat kazanıyor. ama ama ama...

"ama"ya gelince, emre-topuz ne kadar hücuma katkılı bir hat olsa da dişli takımlar karşısında takım savunmasında zaafiyete sebep oluyorsa, selçuk - colman 2'lisinin de bu sorunu yaşadığı görüldü bu maçta. jaja-yattara-umut'un yanı sıra burak'ın yarım savunması ve colman'ın gerçek anlamında savunmayı tam yapamaması yüzünden maç o baskıdan ortaya döndü. aslında ortada görünse de bu i.b.b'nin tarzıdır. oyunu kendi sahalarında kabul ederler ve birden kalenizden topu çıkartmanızı izlersiniz. hızlı kontralar ile çıkmaları izleme imkanı görülecek iken penaltı ile bitti maç.

trabzon isteği ile kazandı diyebiliriz ama dirençli ve futbolun içinde biraz da futbolun dışında sertliğe karşı gelemediği orta sahalar karşısında kalacaktır özellikle deplasmanlarda. çünkü selçuk-colman hattının önündeki 4'lü çok yumuşak bir 4'lü oluyor her zaman. bunun için ceyhun'u daha çok göreceğiz, engin-burak 2'lisinin ilk 11 başladığı çok maç izleyeceğiz gibi geliyor bana...