Alex Song

Galiba yakında büyük hayranı olacak, onu dünyanın en iyileriyle birlikte anacağım.

Alex Song yıllar önce, yani Arsene Wenger'in Arsenal'inde üç Brezilya'lı birlikte oynuyorken stoper oynardı. Daha çok League Cup ve FA Cup maçlarında forma bulur, savunma tandeminde mücadeleciliği ve ayaklarının düzgünlüğüyle farkını belli ederdi. Vaktiyle ''bu çocuk büyük stoper olacak'' dedik, ama tabii o dönem Makelele'lerin ve stoper beklerin büyük prim yaptığı bir ara dönemin sonlarındaydık ve ayağı düzgün stoper, takımına çok katkı sağlıyordu. Refleks olarak bu tip oyunculara hakkından fazla değer yüklemeye başlamıştım ki, Song'un Charlton'da geçirdiği güzel günler sonrası Arsene Wenger konuştu:

''Bir oyuncuyu bir yere (pozisyon) koyduğumda bunu neden yaptığımı bilirim. Eğer Song'u stoper oynatıyorsam, bunun sebebi onun Arsenal için çok iyi bir stoper olacağına inanmamdır. Bana güvensin.''


Alex Song, savunma önündeki orta saha oyuncusu olarak Bastia'da çıkış yapmış ve buradaki oyunuyla fark yaratmış bir genç Kamerunlu'ydu. Charlton'da ve Kamerun ulusal takımının alt yaş kategorilerinde de bu rolde oynuyordu. Fakat Arsenal'in orta sahadaki şişkin rotasyonu ve halen sürmekte olan stoper sorunu, Wenger'i onu daha farklı açıdan gözlemeye, oyununu yeniden şekillendirmeye itti. Fakat geçen sene bir ara Song sakatlıktan dönmüştü ve stoperlerin de sakat olduğu bu günde Wenger bambaşka bir şey söyledi:

''Song'un stoper oynayacak kapasitesi var ama henüz refleksleri istediğim düzeyde değil. Uzun zamandır stoper oynamadığı için en az üç-dört haftalık ön hazırlığa ihtiyacı var.''

Geçen yıla kadar ki Song, dünyadaki en bilinen temsilcisinin Makelele olduğu, ülkemizde ise şu sıralar Aurelio'nun iyi yaptığı işi yapan adamdı. Savunma önünü kapatıyor ve stoper olabiliyordu. Stoper, ön stoper, önlibero, defansif orta saha... ya da benzer bir başka etiket. Şurası kesindi ki, Alex Song top kazanıyordu. En çok bu amaçla sahadaydı ve şimdilerin Barcelona hocası, futbola yeni bir şeyler sunan Josep Guardiola, 2004 yılında Al-Ahly'de oynuyorken bir soru üzerine şunları söylemişti:

''Benim becerilerim çaptan düşmedi. Sadece futbol şimdilerde biraz farklı oynanıyor. Yüksek tempoda ve daha fiziki. Taktikler de farklı. Geri dörtlünün önünde oynuyorsanız, top kazanma beceriniz yüksek olmalı. İyi tackle yapmalısınız, Vieira ve Davids gibi. Eğer pas yapabiliyorsanız, bu bonus olur. Şunu vurgulamalıyım ki, orta saha oyuncuları git gide defansif işçiliğe yönleniyor.''

Guardiola'yı zirve futbolun dışına iten dönemin zirve turnuvası Euro 2000'de yarı finalist dört takımın tamamı, sahada bir adet klasik 10 numara bulunduruyordu. Aynı yıl Galatasaray Hagi'yle UEFA Kupası'nı kazanmıştı. Real Madrid, liberolu takımda Raul'ü rakip savunma hattıyla orta saha arasında konuşlandırarak CL Kupası'nı kaldırmıştı.

Sonrası çok basit bir prensip üzerine devam etmiştir: Etkiye tepki ya da diyalektik. Başarılı olan 10 numaraları marke etmek ya da onların bölgesini doldurarak onlara top aldırmamak, kaleden uzaklaştırmak veya iyi top kullanmalarını engellemek adına savunma önü oyuncuları türedi ve bir dönem bu oyunculara çok yüksek bonservis bedelleri ödendi, zira takımlarını şampiyon yapabilme kudretine sahiptiler. Böylece önce Guardiola gibi oyuncular yerlerini bu akımın destekçilerine bıraktı. Sonra da bu trend başarılı olarak klasik 10 numaraları zirve futbolun dışına itti. Tek santraforun arkasında ikinci forveti oynayan daha dinamik oyuncular ve Jose Mourinho'nun yeniden yükselişinin önünü açtığı 4-3-3 zirve futbola hakim oldu.

Daha da sonrası, futbol tarihinde her zaman olduğu gibi yeniden etkiye tepki süreciyle bir kez daha şekillenmiştir. Klasik 10 numaraların azalmasıyla varoluş sebeplerini kaybeden Makelele'ler, yavaş yavaş zirve futboldan uzaklaştı ya da başka bir forma girerek varolmaya başladı. Artık savunma önü oyuncusu için esas önemli olan Guardiola'nın yıllar önce vurguladığı tackle değil, pas arası (interception) oldu; zira onların doğrudan marke edeceği ya da eşleşeceği bir oyuncu artık sahada yok.

İstisnalar her yerde, her ülkede var elbette. ''Yok'' ya da ''bitti'' iddialı kelimeler olsa da muğlak ifadeler inandırıcılığı baltalasın istemem. Hala klasik 10 numara kullanan ve başarılı olan takımlar var, keza hala Makelele'ler de var. Ama zirve şampiyonalara ve zirve takımlara baktığımızda çok belirgin benzerlikler görürüz. Top yapan, diğer bir deyişle nitelikleri kompleks orta saha oyuncuları bir süredir yeniden yükselişte. Bizim ülkemizde bu tip oyuncuların en genel tabiri ''çift yönlü'' biçiminde, fakat bu oyuncular kendi içlerinde de birtakım gruplara ayrılıyorlar. Ve gariptir, bu sezonki Alex Song sözkonusu grupların hiçbirinde yer almıyor!

Alex Song geçen sezon ihtiyaç olduğunda stoper oynadı, ama orada oynayacak biri bulunduğu zaman hemen orta sahaya geçti. Savunma önündeki rolünü devraldı ve 08/09'daki kadar maç oynamasa da çok daha iyi bir sezon geçirdi. Lakin bu yaz yeni bir şey oldu. Arsene Wenger fikirlerini revize etti ve Arsenal başka şekilde oyun kurmaya, başka şekilde atak yapmaya ve başka şekilde savunmaya başladı. Fransız menajer geçtiğimiz Aralık ayında bu sezonun şampiyonluk yoluna ve geçen yıllarla farkına ilişkin bir soru üzerine:

''Benim futbol felsefemde bir sorun yok, (artık) rakiplerimizi tuzağa düşürerek onlara arıza çıkarıyoruz. Takımlar bize (oyun kurma aşamasında) önde basıyorlar, çünkü merkeze doğru oynayacağımızı biliyorlar ve orayı kapatıyorlar. Ben de (geriden oyun kurarken) orta saha oyuncularımı biraz ileri gönderiyorum ki, oyun kurarken bize daha geniş alan versinler. (...) Song şüphesiz biraz önde oynuyor, çünkü ben öyle olmasını istiyorum.''


dedi. Arsenal geçen yıllarda oyun kurarken iki bekini de ileri gönderir, üçlü orta sahada savunmaya yakın olan oyuncu üzerinden atak başlatırdı. Başlangıçta zaten rakip sahada olan bekler her set hücumuna birlikte katılır, sigorta görevini savunma önündeki oyuncu yapardı. Ama artık bekler atak başlangıcında eskisi kadar önde değiller. Yukarıdaki alıntıda anlatıldığı üzere orta sahalar ileri gönderilince bekler biraz geri çekilerek denge sağlandı ve bu şekilde oyun kurmaya başladılar. Set hücumlarında iki bekin ataklara birlikte katıldığı artık çok nadir görülüyor. Hücum - savunma geçişlerinde ise (tıpkı bu sezonun Barcelona'sı gibi) arka alanda üç kişiyle bekliyor durumda oluyorlar. Savunma tandemi yine sallantıda olsa da bu sezon takım savunması daha güçlü.

Arsene Wenger'in bu sezon ''ileri gönderdiği'' Alex Song, takım için manevi önemi çok büyük olan Chelsea maçında oyunun akışında rakip ceza sahasına dalmış, takımını 1-0 öne geçiren golü atmıştı. Onun bu sezonki oyununa dair en güzel örnek, belki de Arsenal için sezonun en önemli maçında yaptığı bu ekstra katkıydı. Fakat bu bir tesadüf değildi. Song her maç bu şekilde oynuyor. Yüksek pas yüzdesi ve üstün oyun görüşüyle fark yaratıyor.








by Guardian Chalkboards

Dünkü Wigan maçının pas diyagramı.

Defansif orta saha? Diyagramda beyaz okla gösterilen, ilk golde Robin van Persie'ye yaptığı asist. Ceza sahasına attığı paslardan biri de sonucu penaltı olan pas. Gerçi Robin van Persie penaltıyı üstten auta attı, ama maç onun attığı üç golle 3-0 bitti. Arsenal'in baş döndürücü pas trafiğinde bir hedef adama sıklıkla ihtiyaç olmadığında RVP sürekli kenarlara kaçarak oynuyor ve dün, üç golü de sol iç koridorda yaptığı koşular sayesinde attı.

Futbolun değişmez kuralıdır. Taktiksel bir avantaj, peşinden mutlaka bir dezavantaj getirir ve üçüncü bir dengeleyici unsura ihtiyaç duyar. Arsenal ataklarında üç orta saha oyuncusunun da kendi savunma hattından epey uzakta oynaması, bu sezonki Arsenal'i daha güçlü kılan etkenlerden biriyken aynı zamanda Arsenal'in bir dönem ''Disiplin Tablosu'' sonuncusu, şimdilerde ise 18.'si olmasının sebebi. Topu kaptırdıklarında eğer rakip takım boş alan bularak hızlı şekilde atağa çıkıyorsa, savunma - orta saha arasındaki büyük boşluğu kullandırtmamak için taktik faul yapıyorlar. Bunlar da sıkça ''umut vaad eden atağı kesmek'' olarak değerlendiriliyor ve sarı kart alıyorlar.

Arsenal'in şablonu bu sezon -Fabregas'ın hibrit rolüyle- 4-2-3-1 ile 4-3-3 arası bir formda görülüyor ve aynı zamanda içerisinde çok ilgi çekici ve radikal ögeler barındırıyor. Song ileri gidince rakipler de onunla birlikte geri gelmek zorunda kalıyor ve başta bu farklılık olmak üzere yenilenen Arsenal, bu sezon gerçekten şampiyonluk yarışında daha iddialı. Yakında aynı ekolün temsilcisi Barcelona'yla iki maç oynayacaklar, yine heyecan verici maçlar bizi bekliyor ve onlar şunu iyi biliyorlar: Barcelona olmaya çalışıyorlar, ama asla olamayacaklar. Çünkü onların elinde ''Katalunya Kazanacak!'' yok. Endişeliler. Alex Song'un bu yeni oyun tarzı ve yüksek formuyla iki sene daha Arsenal'de kalacağı şüpheli. Belki de Barcelona alır, kim bilir?

Rigobert Song'un kuzeni olan 24 yaşındaki Alex Song, kesinlikle şu zamanın en iyi oyuncularından biri. Yaz aylarında masa başında onu Türkiye'ye getirmeye çalışanların ise yatacak yeri yok.

Noat Samisa

23.01.2011

4 yorum:

borasahin dedi ki...

Iste gercek bir analiz ornegi.

Cok yasa Noat Samisa!

Saygilar...

guner dedi ki...

Ağabey, Song'un bu yeni görevine başka bir açıdan yaklaşmış, oyun kuruluşunda sıkıntılar yarattığından dem vurmuştum.

http://3.bp.blogspot.com/_QlHV7NYJlM0/TPv3U5o6imI/AAAAAAAAAz8/ABZhcLBrBOA/s1600/bscap0107.jpg

http://2.bp.blogspot.com/_QlHV7NYJlM0/TPv4k8Ut-TI/AAAAAAAAA0M/xDpABl044es/s1600/bscap01131.JPG

Aynı maçtan şu iki fotoğrafı kullanmıştım örnek olarak. Song oyun kuruluşuna katılmıyor, çift pivot kullanan takımda genelde hemen ileriye koşu yapan adam oluyordu. Bu, Song'un yanında bir oyuncuyu götürmesinden ziyade oyunun rakip ceza sahası çevresinde -tavşan deliğinde- daha hızlı oynanmasını olanaklı kılıyor bana göre. Arsenal atakları ilk olarak olgunlaştırmakta zorlanıyor, fakat topu bir kere geçirdiğinde çok etkili oluyor. Song Wilshere'le beraber geriden oyun kurulumuna katılsa burada rahatlayacaklar ama ataklar daha verimsiz olabilir bu durumda. Şu yapı bana yazın izlediğimiz Almanya'yı hatırlatıyor. Çift pivot kullanımı; sürekli ileride olan bir oyuncu -Khedira-, topu geçirdiğinde çok hızlanan bir takım. Bununla beraber Arsenal, kadrosu gayet esnek, senin deyiminle prematüre bir takım. Takımın asları yeni yeni belli oluyor diyebiliriz; mesela geçen seneye kadar Alex Song bu takımın bankosu değildi. Aynı şekilde Nasri, beklenen patlamayı bu sene yaptı. Bir başka oyuncunun takıma girişi multi-fonskiyonel Arsenal'de yine ince ayarlar yapılmasına neden olabilir. Şu durumda Walcott'un sağladığı en ve forvetlik önemli. Kanatlardan birinin daha orta saha, birinin daha forvet olması önemli. Carlos Vela da belli ki henüz hazır görülmüyor, zamanı geldiğinde Walcott'tan daha verimli olabilir.

Tez ve antitez tabi. Wenger bu yolu daha uygun gördü, başarılı görünüyor.

Övünç dedi ki...

Fantasy futbolun efsane adamlarından olacak ama Wenger efendi bırakmıyor ki oynasın çocukceğiz ..
Gerçi oynatsa fiyatı bu kadar ucuz olmaz zaten ..

Noat Samisa dedi ki...

Güner,

Çok doğru yaklaşım, çok güzel tespitler kesinlikle. Görseller çok doğru.

Yalnızca şunda ısrarcıyım ki, bunun da sebebi Wenger alıntısıdır. Song'u ileri göndermesinin birincil sebebini oyun kurmadaki farklılık olarak açıklıyor. Sonrası için katılıyorum, ikisi de topla çok iyi olan orta sahalara Fabregas da katılıyor ve hem hücumda, hem savunmada daha etkili bir takım ortaya çıkıyor.