Geri Dönemeyen Takım

Son Bucaspor maçı ilk 20 dakikada 5 gollük pozisyonla birlikte 2-0 önde geçilinde devre arası tribünde kısa bir tartışma yaptık. Takımın bundan sonra maçı vermeyeceğinden, oynanan futboldan ve rahatlıktan dem vurarak sezonun ilk yarısındaki kötü anıları da kısaca anımsadık. Birbirimize sorduğumuz en ilginç soru şuydu: Şu kadroyla ilk golü atarsak gerisi gelir zaten de, peki ya ilk golü yiyen taraf Beşiktaş olursa?

Beşiktaş bu sezon, bugüne kadar 18'i ligde, 12'si Europa League'de ve 4'ü Türkiye Kupası'nda olmak üzere 34 resmi maç oynadı. Bu maçlarda;

21 galibiyet
6 beraberlik
7 mağlubiyet

aldı ve Beşiktaş'ın hiçbir maçı 0-0 bitmedi.

Her birinde en az bir gol olan bu 34 maçın 18'inde ilk golü atan tarafn Beşiktaş oldu, 16'sında ise ilk golü rakip takım attı. Bu verilere ilişkin grafik aşağıda:


Sözkonusu 16 maçın 10'u Süper Lig, 4'ü Europa League, son 2'si ise Türkiye Kupası fikstüründe gerçekleşti.

İlk golü Beşiktaş'ın yediği maçlarda alınan galibiyetler,

Süper Ligde: Karabükspor (1-4)
Europa League'de: Rapid Wien (1-2)
Türkiye Kupası'nda: Manisaspor (2-3)

şeklinde -tamamı deplasmanda olmak üzere- gerçekleşti.

Geri kalan 18 maçta, yani ilk golü atanın Beşiktaş olduğu tüm maçlarda ise Beşiktaş, yarıştığı tüm şampiyonalar dahil olmak üzere, puan dahi kaybetmedi.

Özetle: Beşiktaş bu sezon ilk golü atan taraf olduğu tüm maçları kazandı.

Sonuç olarak Beşiktaş takımı tıpkı Rapid Wien deplasmanında olduğu gibi maç içerisinde kenardan gelecek yardıma ihtiyaç duyuyor. Bu yardım oyuncu katkısından ziyade amaca yönelik ve şartları dikkate alarak yapılacak doğru müdahaledir. Sezonun ilk yarından birkaç maç hariç bu yardım alınamadı. Takımın ilk golü yediğinde galibiyet ihtimali çabucak %20'nin altına iniyor ki bu kabul edilebilir bir durum değil.

Her maçın apayrı hikayesi olsa da istatistikler az-çok bir şeyler anlatıyor. Beşiktaş tam anlamıyla proaktif bir takım. Hem oyun biçimi, hem de maç planı yönüyle reaksiyon nedir, pek bilmiyor. Bu bir yandan çok iyi bir şey, ama her zaman olduğu gibi bir avantaj, peşinden dezavantaj getirir. Bunun çözümü de üçüncü bir dengeleyici unsurdur. Bu da Bernd Schuster'in futbol aklıdır.

Takımın belki de bu sezonki en büyük sınavı olan Trabzonspor maçını heyecanla bekliyorum.

Noat Samisa

24.01.2011

10 yorum:

manial dedi ki...

18de 18 yüzdesi inanılmaz walla, 3/16 da cok kötü tabii ama 18de 18 maaşallah diorum sadece ;)

ercan dedi ki...

İlk golü atıp değilde, öne geçip puan kaybettiğimiz tek maç ise Konyaspor maçı.

Diğer bütün maçlarda öne geçtiysek muhakkak kazandık.

Batistuta35 dedi ki...

Bu fotoyu ne zaman görsem senin twitterdaki karadenizli balıkçı benzetmen aklıma geliyor ve gülüyorum:D

Konuyla gene alakasız ama bu sene fotohikaye postları düşünmüyor musun?Baya eğlenceli oluyordu okuması

JimmyLue dedi ki...

İlk yarıda oynanan maçlar itibariyle yapılmış olan bu araştırma-istatistik ilk yarı kadrosu baz alınarak değerlendirilmeli kanısındayım.

İlk yarıda ilk golü yediğimiz maçların genelini kazanamamızın nedeni takımın yaratıcı oyuncu eksikliği,golü yedikten sonra kapanan,alan daraltan rakibin kilidini açacak yeterli sayıda oyuncunun bulunamaması gibi sebeplerle açıklanabilir.


Zaten kısıtlı olan yaratıcılığa bir de Quaresma,Bobo ve hatta Guti'nin sakatlıkları eklendiğinde -diğerlerini hiç dile getirmiyorum bile- Schuster'in dediği gibi 'sıradan' bir takıma dönüşüyordu Beşiktaş.

Fakat şu an durumlar çok farklı.
Sadece gelenlerin kalitesine,skora direkt etki edebilme kapasitelerine,yedek kulübesinin zenginliğine ve takımdaki pozitif havaya bakarak ben bundan sonra geriye düşülen maçlarda geri dönüşün çok daha kolay olacağını düşünüyorum.

Yeni transferlerle eldeki hücumsal opsiyon sayısı arttı.
Rakibi kanatlardan açmak için Quaresma - Simao ve bekler,yüksek toplarda Almeida ve 'civardaki' Nobre, merkez oyunu oynamak istendiğinde Bobo ve her ne kadar güvenmesem de sağlam bir Nihat.

Kısaca bu 'kadro' yediğinden fazlasını her daim atabilecek kapasitede artık ve kadroyu takımlaştırmak adına kafa yormak gerekmekte.

Ts maçındaki kadro bizi Schuster'in hedef maçlardaki planları hakkında fikir sahibi edecek.

Galip gelerek gruptan çıkmak takımın arkasındaki halihazırda var olan rüzgarı arttırır.

Övünç dedi ki...

Tespit mükemmel ama bence o durumun özgüven ile de alakası var.Lucescu döneminde mesela öylesine büyük bir özgüven vardı ki takım geri düşse de kendinden oldukça emindi ve bir şekilde çevirirdi maçı.İlk yarıda öyle bir durum oluşmadı özellikle sakatların ardından zaten sende sıkça vurguladın özgüven eksikliği sorunlarını ve üstüste kayıplar geldi.Kadroda bu kadar sorumluluk verecek adam varken bunu aşmamız olası gibi değil mi ?

ozkankaya35 dedi ki...

JimmyLue dedi ki...
İlk yarıda oynanan maçlar itibariyle yapılmış olan bu araştırma-istatistik ilk yarı kadrosu baz alınarak değerlendirilmeli kanısındayım.

Bu da Bernd Schuster'in futbol aklıdır.(noat samisa)

yeni kadro ile 1 kez mağlup duruma düştük onuda kazandık...tribündeydik we rahattık...%20 ne kadar endişe verici ise %100 o kadar büyüleyici...ama ikiside gerçekçi değil...bol şans

Noat Samisa dedi ki...

Tüm takımlar kadro kalitesiyle değerlendiriliyor olsaydı, hoca etkisini azaltmamız gerekmez miydi?

Ben açıkça bir sorun olduğunu düşünüyorum. Bernd Schuster bir-iki maç hariç ortaya ekstra bir şey koyamadı; zira takımın İnönü'de puan kaybettiği takımlar Konya, Manisa, Kasımpaşa ne olursa olsun, Beşiktaş'ın 10 sakatı da olsa kadrosu Beşiktaş'tan iyi takımlar değildi.

Mesele bu noktada devreye girip, ayrıntılar üzerinde çalışarak zor günleri geçiştirebilmektir. Buna dair sayısız örnek verebilirim. Puan kaybı olmayacak mı, olacak elbette. Ama şu tablo, yani takımın ilk golü attığı 18 maçı kazanıp, ilk golü yediği 16 maçın sadece 3'ünü kazanması büyük fark ve garip. Schuster'den ikinci devre bu yönde özveri bekliyorum.

Ben hoca faktörünü öne çıkarıyorum. Tabii geçmiş istatistikler gelecekte de böyle olacak demek değil, bu fikir istatistik bilimine hakarettir zaten.

sedatabinintavsiyeleri.blogspot.com dedi ki...

O maçı heyecanla beklemeyen varmıki? :)
Belki Beşiktaş'ın %100'lük oranını Trabzon bitirir, belli mi olur.

Levent Özer dedi ki...

İlk golu yedigi 16 macin 9'unu kaybetmemis bir takim icin biraz agir bir baslik olmus bence :)

enorton dedi ki...

Yazı hala güncelleğini koruyor hocamız sayesinde. Bu probleme bir çözüm üretmekten uzak malesef kendisi. Yazıyı blogda yayınlandıktan sonra oynadığımız 2 lig maçında da ilk golü biz yedik ve bir mağlubiyet bir beraberlik aldık :(