Kimlik Oluşumunda Manisa Dersi

"Bir oyuncunun dinlenmesi için, yüzde yüz değil, olabildiğince kendine gelmesi için, dört güne ihtiyaç var. Bu ara asla iki gün olamaz." diyor Carvalhal, ortaçağdan kalma 'vücut 48 saatte eski haline döner' ezberine karşı çıkarak. Bu tespiti yaparken puan kayıplarına mazeret üretiyor değil, aksine Portekiz Futbol Federasyonu'nun antrenörlük kursundaki bitirme tezini rejenerasyon üzerine yapmış biri olarak konuya ilişkin söyledikleri önemli ve dikkate değer.

Kayda değer kaynaklardan Science and Football IV kitabında da benzer bir saptama yer almakta:

"...Kas sakatlıkları riskinin artmaması için iki üst düzey futbol maçının arasında 72 saatten fazla dinleme/toparlanma zamanın gerektiği sonucuna varılmıştır."

Beşiktaş bu hafta içinde 11 günde 4 maçlık bir yeni periyoda girecek, tıpkı diğer takımlar gibi. Dördüncü kez gerçekleşecek bu seri, -ne yazık ki- en zoru değil. Beşiktaş bir kez 10 günde 4 maçlık bir seri yaşadı ki, 17 günde 6 maçlık serinin devamında gelmişti. Sonucu 0-2'den 4-2 kaybedilen Gençlerbirliği maçı oldu. Fiziki tükenmişlik, bu maçta takımın her bir aksiyonunda kendini belli ediyordu.

Bu noktadan hareketle, bugün Beşiktaş'ın takımından umutlu olmasının sebebleri var. Artık aralarında görünmez bağlar oluşturmuş bir oyuncu grubu var ve artık onlara 'takım' denebiliyor. Gece gezmelerini abartanların icabında evine yollandığı da görülünce, öte yandan aklını yeniden futbola kanalize edenlerin de damgalanmadan affedildiği anlaşılınca kimseden formayı çıkarıp çıplak oynaması istenmiyor. Sezon başına göre (milat Trabzonspor maçının öncesi) bir dizi gelişme var ve bunlar hem tabelaya, hem de beklentilere yansımış durumda. Takım, fizik olarak sağlam ise sahaya muhakkak disiplinli bir mücadele koyuyor. Sonrası, kazanma yolunu bulmakta...

Manisa Dersi

Fenerbahçe maçı, öze ilişkin sorunlarını belli ölçüde aşmış haldeki Beşiktaş'ın ciddi şekilde yapısal bir problem ile muhatap olduğu karşılaşma olması hasebiyle önemli. Dönemin lig lideri Fenerbahçe, Dolmabahçe'deki tüm stratejisini Quaresma üzerine kurmuştu ve böylece bölüm bölüm çok etkili futbol oynadılar. Sağ kenarındaki sorun nedeniyle kompakt bir takım olamayan Beşiktaş, rakip kale önündeki düşük başarı yüzdesini artıramayınca 2-2'ye razı olmuştu. Galatasaray maçı da benzer bir senaryoya sahipti.

Fakat Aralık ayı başında 1-4 kazanılan Manisaspor maçı, Beşiktaş'ın mutabık kazanma yoluna dair en güçlü ışığın yayıldığı maç oldu. Zira hem Egemen, İsmail, Sivok, Ernst ve Hilbert'ten oluşan (bu beşli, aynı zamanda takımın en çok süre alan oyuncuları) savaşçı, atlet ve dinamik grup kazanan takımın içerisinde, hem de başına buyruk Portekiz çetesi, elebaşıyla birlikte 'takıma' dahil, özel rolüyle birlikteydi:
O - İçi boş yuvarlaklar, rakip sahada topa sahipken alınan ortalama pozisyonları gösteriyor.

Sorun, başından beri çift taraflıydı. Quaresma ve Simao'nun savunmaya yardımlarının tartışılması ile eşdeğerde, hatta ondan daha önemli olmak üzere 'topsuz oyun' eksikliği, Beşiktaş'ın muamması. Top Beşiktaş'tayken fazla statik kalan bu oyuncular, takımın rakip kale önünde çoğalamamasının, set hücumları yapamayıp reaksiyona bağımlı kalmasının temel nedenidir.

Fakat Beşiktaş bu sezon ligde:

Quaresma - Simao birlikteyken: 8 maçta 12 gol,
Quaresma - Simao ayrıyken: 4 maçta 4 gol,
Her ikisi de sahada yokken: 6 maçta 9 gol

attı. Bu tablo, bana göre kör kavgaya yer bırakmıyor.

Beşiktaş, katiyen Quaresma ve Simao'ya bağımlı değil. Ama aynı şekilde ve kesinlikle, her ikisi de çok değerli oyuncular. Problemi yaratan, onların takıma katkı vermediklerinde zarar getirmelerinin görmezden gelinmesiydi. Gerçeği sakatlıklar açığa çıkardı, bu süreçte Beşiktaş takımı kendini keşfetme imkanı buldu.

Simao son olarak Galatasaray'a karşı oynadı, Quaresma ise söz konusu Manisaspor maçının ilk yarısının sonunda sakatlanarak devreyi kapatmıştı. Sahneyi Fernandes devraldı ki, Ferman lakaplı Portekizli, bir süredir Almanya-Brezilya gen seçkisini barındıran bir Afrikalı gibi oynuyor. Bu sebepten onun cevval atletler grubuna mı, yoksa çeteye mi dahil olduğu belirsiz...

Manisaspor galibiyeti, Beşiktaş'ın bu sezon elde ettiği en 'temiz' galibiyetti. Sahada dört orta saha oyuncusu sıfatlı adam yer alıyordu: Ernst, Necip, Veli ve Fernandes. Şaşırtıcı şekilde Necip sağ öne konulmuştu, Veli ise sağ iç görünüyordu. Fakat kısa zaman sonra Necip kendini Ernst ile hizalamaya, Fernandes ise sola kaymaya başladı ve 4-4-2'vari bir yapı kuruldu; özellikle de rakibi karşılama yerleşiminde.

Oluşan çift dörtlü hattın önünde görünen Quaresma ise rakip sol beki sürekli gezdirdi, topla çok etkili olmasa bile Ferhat'ın berbat bir maç oynamasını sağladı. Geri dönmesi gerekmiyordu ve onun ürettiği tehdit, Manisa'yı soldan oynamaya zorluyordu. Ama Beşiktaş sağında Necip, Veli ve Hilbert bir aradaydı, yani kapı duvardı. Bu plan çok iyi işledi, Mustafa'nın da desteğiyle o günlerin flaş takımı Manisaspor, farklı mağlup edildi. Devre biterken 0-2 olan maçın kalan bölümüne Quaresma ya da Simao değil, Holosko lazımdı.

Fabian Ernst, çan eğrisi uzmanı. Veli Kavlak, artık takımın as eleman, Fernandes ise üst düzey oyunuyla takımın oyun merkezi. Necip de bir süredir yeni yeni görev tanımlarıyla sahaya çıkıyor. Onlar, takımı taşıyor; enerjileriyle arızaları tolere ediyorlar. Onlar sayesinde Beşiktaş yoğun trafikten az hırpanalarak ve gelişerek çıktı. Quaresma ise hala sakat. Önümüzdeki günlerde takıma girdiğinde, sanıyorum ki Manisa'da bıraktığı yerden devam edeceğiz.

Hayatım Futbol Dergisi: Trabzonspor - Beşiktaş ön bakış (22.11.2011)

Noat Samisa

02.01.2012

5 yorum:

matiasemilio dedi ki...

okuma-yorum bırakma grafiğimin zıt doğrularla gösterileceği iki blogdan biri malesef :/ (diğeri de cartalete) abi bence yorumu kapat,alta bi 'beğen' butonu koy oraya tıklasın millet okuduktan sonra,zaten diyecek bişey kalmıyo yani :)
o değil de o nasıl bi fernandes tanımıdır öyle abi ya :) 'Almanya-Brezilya gen seçkisini barındıran bir Afrikalı'

CANOKE dedi ki...

Çok doğru tespitler! Beşiktaş ve Carvalhal böyle irdelenmeli! Telegol ya da Rıdvan tarzı değil!!!

sukullaci dedi ki...

tayfur maketi :D

Kalten dedi ki...

Tayfur maketi demişken, Telegol/Maraton'a da Beşiktaş maçları yorumlanırken bir Noat Samisa maketi koysak.

Dursun öyle, açıklamasın da kimse. Hah.

la mano de dios dedi ki...

yazılanlara katılmamak elde değil.ancak bir noktada carvalhal'e katılmıyorum.evet gençlerbirliği maçında 2.yarıda bjk'de fizik baya düşmüştü ancak sezon başında takımlar oluşturulurken derin bir kadro oluşturulması bu gibi yoğun periyotlar için gerektiğini hepimiz biliyorduk ancak neden carvalhal her maça aynı 11ile çıkmayı yeğliyor? evet takımın oturması gerekiyor bu da doğru ancak en azından 1 2 en fazla 3 oyuncu değiştirebilirdi önceki maçların 11'inden