Manisaspor 2-3 Beşiktaş

Beşiktaş'ın görkemli kadrosu, oynadığı ilk resmi maçta galibiyetle tanıştı. Savunma tandemi üçüncü ve dördüncü tercihlerden oluşan ve en önemli oyuncusunu uzun süreliğine kaybeden Manisaspor rakibini zorladı, maç içinde artan sıkıntılara rağmen son dakikalara kadar puan umudunu korudu.

Hikmet Karaman formundan memnun olmadığı oyuncuları yanına almış, Murat Erdoğan'ın tek eksik olduğu ortamda sürpriz şekilde Bekir, Yiğit Gökoğlan, Hüseyin ve Kahe'yi tercih etti. Göreve geldiğinden bu yana olduğu gibi yine orta saha ikilisinin önündeki oyuncuyu merkeze yakın görevlendirmiş, 4-2-3-1 dizilişi üzerinden takımını kurdu. Bernd Schuster ise yeni transferlerden lisans sahibi olanları sahaya sürdü. Simao ve Almeida ilk kez bir resmi maçta Beşiktaş forması giydiler, Tomas Sivok da aylar sonra takıma geri döndü. Formasyon ise uzun zaman sonra -Nobre'nin özel rölüyle esneyen- bir 4-4-2 idi.
Radikal High-Line

Tıpkı sezon başındaki gibi Beşiktaş orta sahasının merkezinde iki oyuncu ve bu ikilinin önünde hücumcularla bağlantı kuran özel rol sahibi bir oyuncu vardı. Aurelio daha önce yıldızlaştığı santra-haf (önstoper) görevinde değil, hücuma çıkış sıklığı Guti'den az olan oyuncu rolündeydi. Geçmişte olduğu gibi, yine aynı problem baş gösterdi. Oyunu ön alanda oynamaya çalışan Beşiktaş'ta merkez oyuncularından herhangi biri öne ya da kenarlara yanaştığında merkezde büyük boşluklar oluştu. Bu duruma etkiyen bir diğer faktör orta saha ikilisinin yeterince atletik olmaması olabilir, fakat maç başı için birincil sebep değildi. Yandaki görselde Manisaspor'un ilk golünün gelişimi görülüyor. Beşiktaş orta sahasını aşan top, savunma-orta saha arası bir yerde yüzü dönük santraforun ayağında. Beşiktaş savunması kalabalık gelen rakibe karşı geri kaçmak yerine olduğu yerde durmayı seçiyor ve tek bir pasla üç oyuncu oyundan düşüyor.

Bu ve buna benzer pozisyonlar mutlaka ön taraftaki oyuncuların dinamizmi ve savunma reaksiyonuyla da ilgili, fakat burada üç radikal bileşeni bir arada görüyoruz: Takım oyunu önde oynuyor. Orta saha ikilisinden Guti sürekli ön tarafa dahil oluyor, böylelikle merkezde çok büyük boşluklar oluşuyor ve savunma, top merkezdeyse asla geri kaçmıyor. Bunun anlamı, Beşiktaş arka alanda kırılgan, zayıf ve pasif. Rakiplerin bunu hedef alarak oynaması çok doğal. Golde Guti hatalı bir pas verdi, Yiğit İncedemir çabuk davranıp araya girdi ve kötü yerleşim halindeki Beşiktaş savunmasını ara pasıyla bitirdi. Simpson attı.

Sağ Kanat Adamı Quaresma

Bu maç, Ricardo Quaresma'nın Beşiktaş kariyerinde en uzun süre sağ kenarda oynadığı maç olabilir. İlk devrenin büyük bölümünde sağda pozisyon aldı, özellikle goller öncesindeki bölümde efektif olmasa da etkili bir oyun ortaya koydu. Bir ara maç tamamen sağ kanat üzerine yıkılmıştı, fakat Quaresma'nın sağ kenarda bekiyle kurduğu etkileşim çok sınırlı olduğundan ataklar genelde ham haldeyken orta, pas ya da şut'la sonlandı. Bu bölgede kazanılan duran topların birinden de gol geldi. Maçın geri kalan bölümünde Simao'yla sık sık yer değiştirdi, maçı solda tamamladı.

Uzak Oyuncu Nobre

Nobre topsuz oyunda Almeida'nın zaman zaman stoperlere yaptığı prese katılmadı. Onun hemen arkasında, rakibin top almak üzere geri gelen orta saha adamını kovaladı. Hücumda ise özellikle ilk yarı sağ kenara yıkılan oyunda sık sık bu bölge yakınlarında sırtı dönük top alarak (sahte dokuz numara) geriden çıkan topları rakip yarı alana taşıdı. Ataklar olgunlaştığında ise takımın tavşan deliğindeki oyuncusu olarak atakları yönlendirmeye çalıştı, bir kez de Almeida'ya asist yaptı. Fakat oyundaki asıl etkinliği, kenarlardan gelişen ve Guti'nin katıldığı ataklarda demarke oyuncu olarak ceza sahasına yaptığı koşulardı. Golü de böyle attı. Maç boyunca başında iki stoper bekleyen santrafor Almeida'dan çok daha fazla gol şansı yakaladı ve takımın bugün için en etkin oyuncusu oldu.
Yiğit'in Sakatlığı ve Ömer Aysan'ın Golü

Maça esas adamlarıyla çıkmayan Manisaspor, bir de maç içerisinde günün adamını kaybetti. Yiğit İncedemir'in sakatlanarak oyunu terketmesi sonrası merkeze aslında oranın adamı olmayan Ferhat geçti ve Beşiktaş orta sahada daha rahat top yapmaya başladı. Günün etkisiz adamı Bekir'in çıkıp, Isaac'in oyuna girmesiyle işler değişti. Güçten düşen Beşiktaş orta sahası top kayıpları sonrasındaki preste aksamaya başladı. Peşinden gelen Makukula hamlesiyle birlikte Manisaspor kazandığı topları ön alanda tutmaya başladı. Bu bölümde art arda İsmail ve Toraman taktik faullerle sarı kart gördüler.

Yukarıda Ömer Aysan'ın attığı beraberlik golünden bir kare görülüyor. Bu anda Kahe'nin partneri, çift santrafordan biri olan Makukula, al-ver'i yapıyor ve sola doğru bir boş koşu yapıyor. Beşiktaş'ın sol stoperi Toraman'ı peşinden sürükleyerek onu da yanında ıssıza götürüyor. Boşalttığı alana Isaac giriyor, Toraman'dan boşalan alana da savunma önünü kapatmakta olan Aurelio. Bir verkaç, iki boş koşu ve sıradan iki çalım ve bir şutla gol geliyor. Ömer Aysan'ın İsmail'e ve Aurelio'ya attığı iki çalım da boş koşular destekli ve bu ligdeki her sağ bek bu işi yapabilir. Bu golü mümkün ve özel kılan, tüm bu yer değişimleri; yani mekanik yaratıcılıktır.

Simao & Hilbert

Maçın ilk devresi Beşiktaş'ın sağ kenarında olanlar, ikinci yarı yine sağda ama misliyle daha efektif şekilde oldu. Quaresma solda bolca top ezdi, Simao ise sezonun ilk yarısında bir ara takımın en etkili hücum silahı olan Tabata - Hilbert ikilisinin yaptığı işleri anımsatırcasına Hilbert'i oyuna soktu. Üstelik çok daha etkili biçimde oldu bu ve takım bu sayede penaltı kazandı. Simao sağ ayaklı bir oyuncu olsa da her çeşit kenar oyuncusunun yaptığı işleri yapabiliyor. Penaltı pozisyonunda da kendisini içeri çekti ve rakip stoper - sol bek arası boşluğu kullanabileceği pozisyonu yarattı.

Sonuç: Simao = 5 X Quaresma

Bu maçta Quaresma'nın oynadığı oyun ne kadar eğreti, şımarık, gerçekdışı görünüyorsa, Bernd Schuster'in bu denli radikal ögeleri bir arada kullanması da aynı hükmü gerektirir. Biz bu filmi daha önce gördük. Keza bugün öndeki üçlü topu kaptırdığında öncelikli pres yapması gereken ekibin yaşları toplamı 100'dü. Bu durum başlı başına üzerine kafa yorulması ve iyileştirilmesi gereken bir durumdur.

Sivok'un dönüşü savunma tandemine güven katarken, Toraman'ın yıllardan bu yana sürdürdüğü hatalarda gözle görülür değişmeler olmaması beni şaşırtmamakla birlikte, üzüyor. Nobre takımın sezon başından beri arayıp da bulamadığı ''uzak forvet'' işini yaptı. Bu demarke forveti sezon başından beri bulamamıştı takım, hala daha arıyor. Üçlü orta saha olduğunda gol yükü -ilk yarıda olduğu gibi- sadece santraforun üzerine yıkılıyor, fakat bugünkü yapı da orta sahada ve doğal olarak tüm takıma oyununa zaaflar getiriyor. Yabancı sınırlamasıyla harmanlanan bu muamma, yeni deneme-yanılma, yani ''yeniden kaybederek öğrenme'' sürecinde beraberinde getirebilir. 17'de 15 hayaliyle umut satmak kolay, ama ben bu maçtan sonra bir hafta kadar önce beklediklerimi bulamadım.

Hilbert'in önündeki oyuncuyla kurduğu yeni birliktelik dahil, bu maçtan lige ve Europa League'e dair umut verici yeni bir şeyler çıkmadı. İlk devreden bugüne kalan sorunlardan hocanın seçimi olan ''yetenek zaafı'' hariç hepsi aynen varlıklarını sürdürecek gibi görünüyor. Hocanın oyuna geç müdahalesi bu akşamdan kalan bir başka sorun, oyun gitgide elden kaçıyorken bitime üç dakika kalana kadar dinamizm tazeleyecek hamle gelmedi. Takım coşkulu, izlediği her maçtan keyif almasını bilmeyenlere ya da futbol ile pek alakası olmayanlara da kendini izlettirecek kadar eğlencelik işler yapıyor ve yine aksiyon filmi tadında maçlar bizi bekliyor. Önce Buca, ama Trabzonspor maçı hem maç olarak, hem de psikolojik eşik olması yönüyle şimdiden heyecan verici.

Bitirirken ilk yarı değerlendirmesindeki Simao alıntısını tekrar edeyim:

''Ülkeme döndükten sonraki (Benfica) ilk altı ay, Portekiz futboluna yeniden adapte olmak açısından zor geçti. Çünkü Barcelona'daki ilk yılımda hocam olan Louis Van Gaal, oyunu oynama biçimimi değiştirmemi istemişti. Genç bir oyuncu olarak topu ayağımda istiyor ve sürekli birebirleri zorlamayı, çalım atmayı arzuluyordum. Fakat Van Gaal başka şeyler yapmamı istiyordu. Onun sayesinde top kontrolü (first touch), pas, şut ve takımla birlikte hareket etme hususlarında kendimi kısa zamanda çok geliştirdim. Ertesi sene Serra Ferrer geldi, daha serbest oynamaya başladım. Portekiz'e geri döndüğümde de serbestliğim arttı, fakat Van Gaal'den öğrendiklerim bana Atletico'da da çok yardımcı oldu.''

(Temmuz 2009) Simao Sabrosa'nın ABola.pt'ye verdiği tarihli röportajdan alıntı

Peki ya Quaresma? Geçen sezon Inter'de Jose Mourinho tarafından idmanlardaki çift kale maçlarda bile oynatılmadı.

Noat Samisa

13.01.2011

11 yorum:

cesc dedi ki...

Almeida'ya da değinsek ya..=) Bugün iyiydi, etkiliydi. Peki Almeida'nın bugünkü rolü Bobo'ya, Nobre'nin bugünkü rolü Almeida'ya verilse nasıl olur? Çok iyi olur sanki.. ? (yabancı kontenjanını hesaba katmadan, merak ettiğimden soruyorum; ki Avrupa'da denenebilir, ligde de sağ bek yerli ile doldurularak oynatılabilir)

abbondanzieri dedi ki...

Yemin ederim bazen kendime sormadan edemiyorum acaba biz bu arkadaşla aynı maça mi bakıyoruz diye...seni okumak büyük zevk emeğin için çok teşekkürler takipteyiz başkan :-)

shelbyl dedi ki...

Mac yorumlarimizda farklar olur genelde seninle, ama bugun -abartmiyorum- kelimesine kelimesine mutabakat icindeyiz, ve ikimiz de olumsuzuz.

Bu Besiktas icin kotu haber olsa gerek :)

enorton dedi ki...

Noat harika bir yazı olmuş ellerine sağlık. Oyun planı senin de söylediğin gibi 2 orta sahalı bir düzendi ve maç içersinde 4-2-4 olarak gözüktü. Bu göbekteki iki oyuncunun yaşlarının 33+ olması en büyük sorun diye düşünüyorum. Bunların dışında ise DK sandki Arjantin dışında 4-2-4 oynayan bir takım da hatırlamıyorum, dünyanın en forvetlerine + Messiye sahip Arjantinin ne hale geldiğini de hepimiz gördük.

Q7 ise hani halı sahaların yıldız futbolcusu vardır ya, topu gelir kaleciden ister alır, sonra herkesi çalımlayıp gol atmaya çalışır. Aynen öyle oynadı :) Bu futboluyla neden Avrupa kuluplerinde barınamadığı da apaçık ortada. Ekşi Beşiktaş'a yazdım, biraz tepki de çektim ama düşündüğüm bu; bu futboluyla Q7 yedek kalmalı bence.

Takım tekrar 3 lü ortasahaya dönmeli. Yabancı sıkıntısı ve Rıdvanın silinmiş olmasından dolayı Necip- Guti - Mehmet A. 3 lüsü önlerinde Simao- Almeida -Fernandes olmalı. Fernandesi pek tanımıyorum ancak anlatılanlardan gördüğüm kadarıyla sağ ilerde, ilk devre Tabata'nın yaptıklarını yapabilecek bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Bu şablonla, daha genç, daha çok koşan ve takım savunmasını daha iyi yapan bir takım olmak daha kolay olur diyorum.

Q7 de sonradan oyuna girsin, UEFA maçlarında ise ilk 11 çıksın. Zaten hem ligi hem UEFA'yı adeleleri kaldırmıyor...

Övünç dedi ki...

İlk kez Schuster'den bu kadar şüphe duyuyorum.İşin kötüsü 2 defa deneyip başarısız olduğu 4-4-2 ile şans eseri eksik Manisa'ya karşı aldığı galibiyetin etkisi ile seninde denediğin gibi bu taktiği 1-2 kez daha deneyecek kredi sağlaması ve bizim o maçlar da %90 ihtimalle puan kaybedecek olmamız.Yabancı sınırlamasının boğazına basacağını bile bile yerli bir sağ bek istememesine anlam veremiyorum.

3'lü orta saha ileride işleri zorlaştırıyor o konuda haklısın ama 4 tane standartların üzerinde kreatif adam ile fark yaratamıyorsan zaten maç kazanamazsın.3'lü orta saha bizim için bir "Must".

High defensive line ile Barca gibi oynamaya kalkınca beceremediğimiz ortada keza yarım sezonda olacak iş değil ama, kadro yaş ortalaması itibariyle geleceğe yatırımda değil.Yapılacak iş belli.Mourinho stlye 4-6 beklerden birinin katılımıyla 5-5 bölünen sistem bizim için çok daha uygun.Yukarıda anlattığın rollerde Nobre yerine Guti,Guti'nin yerine Fernandes olsaydı nasıl olurduya bakmak gerek .

Quaresma bu zaafları bilinerek alındı.Mental olarak iyi durumda olsa Simao gibi 31 yaşındayken bile bize gelmezdi.Quaresma'nın yetenek olarak Ronaldo'dan,Messi'den eksiği yok ama mental olarak onların 5'te 1'i seviyede bile değil maalesef.Yani Mourinho'nun bile mental anlamda toparlayamadığı bir adam Quaresma.Bizim seviyemizde bir takım için üstü çizilebilecek bir adam değil ve bu yaştan sonra karakter değişimine uğramasını beklemekte hayalcilik olur.Onu böyle seveceğiz seveceksek.

alper dedi ki...

Yeni ve 2011 model beşiktaşımızı tribünde izleme şansına sahip olduğumuz bu maçtan sonra blog yazarının fikirlerine sonuna dek katıldığımı belirteyim.toraman için bu ve benzeri bloglarda daha önce yapılan 'iyi stoper değil' eleştirilerini hep hafif bir istihza ile karşılardım ancak dün çıplak gözle izlediğim toraman gerçekten felaket bir stoper.golle sonuçlanabilecek net 3 hata yaptı ömer aysan golünde ise makululanın gölgesini takip etti.30 ve 40. dakikalar aarsı izlediğimiz takım iyi bir takımdı ancak 90 dakikalık maçın 10 dakikasında oynamak yeterli olmuyor olmazda sanırım.Q7 nin ilk yarı nispeten etkili fitboluna karşılık ikinci yarı tam önümüzde sayısız top ezmesi ve buna kenardan hiç bir şekild emüdahele edilmemesi ve uyarıda bulunulmaması can sıkıcı.almeida ise tam bir insan azmanı.sanırım hakan arıkan ile birlikte takımın en boylu poslu topçusudur.geçen yıl madrid maçlarında tv de izlediğimiz guti yi canlı gözlerle izlemek yaptığı müthiş asiste tanıklık etmek ve fotoğraf çektirmek ise paha biçilemez.tek kelimeyle radar gibiydi.ben o kadar kafamı sağa sola öne arkaya çevirsem sanırım boyun fıtığı olurum bir maçtan sonra.75.dakikaya dek oyuna müdahele edilmemesi ve orta sahaya taze kan sokulmaması sarı meleğin eksi hanesine bir çizik daha atmamıza vesile oldu.yaşlanan orelyo'nun yerine memleketimizin 4 numarası yiğit incedemir alınabilir mi acaba diye düşünüyorum.tabata takası na manisa sıcak bakar sanırım.ve son olarak ömer aysan için bjk li yöneticiler nabız yoklamış diye bir şeyler duyduk statta siz ne dersiniz.

JimmyLue dedi ki...

Kesinlikle Aksiyon , kesinlikle eğlence !

Herşey kazanmak mı? Almeida'nın yerden Quaresma'yı,Simao'nun Hilbert'i,Guti'nin Nobre'yi,Nobre'nin Almeida'yı kaçırdığı pozisyonlar..
Sivok'un son anda uzayan ayağı,sonrasında kafası.Nobre'nin direkten dönen Striker Strike'ı...
Dopdolu bir ilk yarı.
17 de 15 tabii ki hayal fakat bu takım zevk verecek ve biraz daha dengelendiğinde (En azından EuroCup'ta) bir yerlere gelecektir.
Ligde umutlarımız iyi futbol ve CL vizesi üzerinedir.
Başarı seneye düşünülür ve böyle giderse gelir - Kaliteli yerli sayısının arttırılması şartıyla.

barispace dedi ki...

yazi biraz analiz eksenli kalmis gibi. takımın sahada nasıl dizildigi tabiki bir cok seyi anlamak yonunde onemlidir. yeterli midir dersen, hayır derim. orta ikilinin daha aktif olması gerektigi disinda ne gibi onerilerin olacak? henuz goz gezdiremedim ama yorumcuların muhtemel dizilis onerisi guti nin arkasının ersnt necip veya fernandes ile ikilenmesi almeida nın ilerde tek bırakılıp 4-3-3 e donulerek, basarili buldugun nobre nin kenarda beklemesi yonunde olacaktır. bu hucum etkinligini nasıl etkiler? schuster buna yanasir mi? kaybederek ogrenme surecinin surecek olması ihtimaline karsi seyircinin sabri ne olur? quaresma ve simao etkinlik farki daha ilk mactan ortaya cıktı gibi gorunuyor. ancak bu sımarık, kollektif oyun yoksunu cocuk bana biraz konsantrasyonunu da kaybetmis gibi geldi. zoru basarip cigiye indikten sonra , ya da 2 ye 2lerde hep yanlis tercih yapmasını biraz buna bagliyorum. baska turlu bir aciklama ancak quaresma nın zor olandan haz aldigi ve de basit ama etkili olandan nefret ettigi seklinde olacaktir ki bu da garip bir tespit olur. ne dersin?

Noat Samisa dedi ki...

Cesc,

Almeida'nın yüksek toplar haricinde çok etkin bir görüntü verdiğini düşünmüyorum, ilk maçında beni cezbeden bir durumu olmadı. Simao ise henüz ilk maçtan bir fark yarattı, Almeida'yı Beşiktaş forması altında biraz daha gözlemlemeyi tercih ediyorum.

Nobre-Bobo değişimi ve Almeida'nın geri çekilmesi denenebilir tabii, ama sonucu hakkında pek iyimser değilim.


Abbondanzieri,

Teşekkürler.


Shelbyl,

İkimizinki de kendinden menkul bir tahmin ya da kehanet değil sonuçta, aynı filmi tekrar izliyor oluşumuza hayıflanıyoruz.


Enorton,

Quaresma'yı şu durumda kesmem, ama bu gidişle -olası Sezer Öztürk transferi sonrası- sürpriz olmaz. Mustafa Denizli'nin mirası olan sert takım, Quaresma'nın her türlü fantezisini kaldırıyordu. Ama şimdi bağımlılık azaldı.

Noat Samisa dedi ki...

Övünç,

Üçlü orta saha aslında gol bölgesindeki sorunun ana kaynağı değil. İkinci skorerimiz yok. Kenar adamları çizgilere yakın, kaleden uzaklar. Gol bölgesinde santrafor iki stoperin kucağında kalıyor. Dün Nobre'nin bile uzak pozisyondaki oyunu önemli veri. Holosko ya da Nihat bu yüzden çok önemliydi, ama şimdi Simao yine kaleden uzak adam, ama ters kenarda da Quaresma var. Yine efektivite sınırlanıyor.

Quaresma'yı böyle seviyoruz zaten, ama dünkü de fazlaydı.


Alper,

Toraman konusunda mutabık olduklarımın sayısının artması güzel. :)

Ömer Aysan epeydir konuşuluyor aslında, ama gereksiz bir transfer olur diye düşünüyorum. Kaleden uzak bir Toraman, sağ bekte zararlı değil, faydalı olacaktır. Ama nasıl, sorun bu. Hoca hala düşünmüyor.


JimmyLue,

İnsani hasletler korunduğu sürece bu oyunun en özel yanı, kazanma hissiyatıdır. Kaybedeceğini bildiğin maçı oynamanın ne anlamı var ki? En azından kazanabileceğini düşünmek ve buna kafa yormak önemli.

''Haydi, çıkın oynayın'' ancak filmlerde ya da kırk yılda bir denk gelen epik hikayelerde olur. Bununla şampiyon olunmaz. Ben Denizli'nin takımından da keyif alıyordum, Mancini'den de. Zevkler değişir tabii, ama Schuster'in bugüne kadar gösterdiklerinin futbol açısından ulviyeti yok.


Barispace,

Bu site böyle bir yer. Diziliş sadece bir veridir, ben bunun yorumunu da yaptığımı düşünüyorum. Taktik ise bambaşka, çok daha karmaşık bir şeydir. High-line mesela, iyi örnek.

Bir de geçmişte yazdıklarımı her maç yazısında tekrar etmek vakit kaybı. Eğer gerçekten bahsettiğiniz konulardaki düşüncelerimi merak ediyorsanız, blog arşivinden yararlanabilirsiniz.

Teşekkürler.

Basar dedi ki...

Takımın maç kazanması için skor 1-0ise mutlaka 2-0'ı, 2-1 ise mutlaka 3-1'i bulması gerekiyor. Bu; ligin ilk yarısında da böyleydi, şu anda da malesef böyle.

Kısaca, artık maç kazanmak için karşı tarafın gardını düşürmüşken, mutlaka gebertmek de gerekiyor.

Quaresma'nın dünkü hali ile takımın bunu yapması çok zor! Dün Hilbert'e acıdım, adam 10 kere boşa kaçtı. Birinde de pas atsana kardeşim! Sanki maç 5-0... Sırf Hilbert değil, uygun durumda bir Allah'ın kuluna pas vermedi.

İkinci husus; dünkü maçtan sonra, bu sezon ilk defa Schuster'den şüphe ettim. Birincisi takımda kalite eksiği kalmamasına rağmen ilk yarıdaki maçların kopyası bir maç oynandı. İkinci olarak, Hikmet Hoca oyuna müdahale etmiş. Seni İnönü'de bitiren Isaac'ı oyuna almış, orta sahan oyundan düşmüş, dakika 78 olmuş hala maçı benim gibi seyrediyorsun.

Bu takım böyle giderse 17'de 17 değil (zaten mümkün değil beklemiyorum) 17'de 10 yapar.