Ankaragücü 1-0 Beşiktaş

Seyircisiz maçta Beşiktaş, daha önce defalarca denediğini yeniden denedi ve yine, her zamanki gibi yine kazanamadı. En son Aralık ayı ortasında Fenerbahçe'yi yenen, sonrasında oynadığı 7 resmi maçı kazanayan Ankaragücü ise uzun süre sonra galip gelerek düşme korkusunu bertaraf etti.

Her iki takım da geçtiğimiz haftaki kadrolarından yalnızca birer oyuncu değiştirmişlerdi. Nobre'nin özel rolüyle esneyen 4-4-2 üzerinden futbol oynayan Beşiktaş'ta orta sahada Ernst'in yerini Aurelio aldı, 4-2-3-1 takımı Ankaragücü'nde ise sağ bekte Uğur Uçar'ın yerine Mehmet Çoğum oynadı.
İlk Yarı

İbrahim Üzülmez'in ayakları ağır kaldı, Gabric'ten kısa mesafede kolayca fark yedi. Toraman, Sestak'ın peşinde pozisyonunu kaybetmişti ve savunma hattı neredeyse topun hizzasındaydı. Ekrem ise Toraman'ın yerine doldurmakla arkayı kollamak arasında kaldı. Gabric'te iyi orta geldi ve Serdar Özkan henüz maçın ilk dakikasında Ankaragücü'nün 1-0 öne geçirdi.

İbrahim Üzülmez'in son üç yılda bu ve benzeri sebepten yedirdiği golün haddi hesabı yok. Aynı şekilde Toraman'ın hatalarının da. Sağ bek Ekrem ise geçen sezon Gaziantep deplasmanındaki ilk golde ve Kasımpaşa deplasmanında yenilen gollerde sağ beki anca idare edebileceğini göstermişti. Böyle bir ortamda elde ''savunma yapabilen'' tek oyuncu Aurelio destekli Sivok ve o da uzun süreli sakatlık sonrası yeni yeni ısınıyor. Üzerine bir de kurgusal yanlışlık eklenince, Ankaragücü'nün Beşiktaş'a göre epey hafif kalan hücum gücü, rakibinin zaafı üzerinden kolayca golü buldu. Daha da fazlasını bulabilirdi, fakat günün etkisiz ismi Sestak, Hakan'a takıldı.

Devrenin geri kalan kısmında iyi alan kapatan Ankaragücü'ne karşı uzun top oynayan, etkisiz, dağınık ve dengesiz bir Beşiktaş izledik. Takım kötü bile oynamadı.
İkinci Yarı

Savunmada çok kötü, hücumda etkisiz Üzülmez'in yerine İsmail'in girmesiyle oyun değişti. Buna karşılık Ümit Özat'ın hamlesi, ilk yarı savunma önünde oynayan Rajnoch'u stopere, Zewlakow'u sağ beke çekip, Mehmet Çoğum'u orta sahaya kaydırmak oldu. Simao ve İsmail'den oluşan sağ Beşiktaş soluna böylece bir üçgen koruma koydular. Bir süre çalışan çizgi, sonra durdu ve İsmail ancak sol iç koridoru kullanabildi. Kısa süreli heyecanla tüm takım kıpırdanınca pas yüzdesi arttı ve Beşiktaş ilk yarıdaki görüntüsünden sıyrılarak uzun top oyununa son verdi. Bundan Almeida'nın pasif oyununun yerini yerden iyi çalışan Bobo'nun almasının de önemli payı vardı. Fakat Nobre'nin yetersizliği, yine orta saha-hücum hattı bağlantısını sağlamaya engel oldu.

Maç boyu farkını ortaya koyan, takımın kopuk hatlarını birbirine bağlayan adam Fernandes oldu. Uzak oynayan kenar adamlarını ve rakip stoperlerle kucak kucağa oynayan Almeida'yı zor da olsa topla buluşturdu. Bobo sonrası etkinliği arttı, Ernst'in girişiyle takımın lider oldu. Son bölümde Schuster Ernst, Aurelio ve Fernandes'le bir üçlü kurup, Ankaragücü'nün önlemi karşısında git gide etkinliği düşen Simao'yu forvet arkasına, Hilbert'i sağ beke attı. Takım en derli toplu ve en bilinçli oyununu bu bölümde oynadı, bu bölümde pozisyonlar üretildi. Ama yetmedi.

Sonuç

Geçtiğimiz yıl Şubat ayında Beşiktaş'ın yönetimsel durumu ve sorunlarından uzak kalmaya, bu konuda pasifist davranmaya karar vermiştim. Bu doğrultuda yalnızca kombine bilete para ödeyip, bir yılı aşkın süredir store'lardan alış-veriş yapmadım. Kulübün iyiliği için bu kötü adamlarından gitmesi haricinde yapılabilecekler olduğuna karar verip, kendime Beşiktaş içerisinde yeni bir konum belirledim. Bu konumun en büyük güvencesi geçen sezon Mustafa Denizli, bu sezon başında ise Bernd Schuster'di. Kendisine yaz aylarında çok güveniyordum, ama sezonun ilk yarısı geride kaldığında kendisinden tek bir şey istemiştim: Özveri

Aynı şeyleri tekrar etmek istemiyorum, fakat şuna inanıyorum ki birazcık özveri, birazcık olan-biten üzerine çalışma, biraz çaba bize şu birbirinin kopyası, daha kadrolar açıklandığında anladığımız puan kayıplarını, mağlubiyetleri izletmemeye yeterdi. Ama Schuster bunu da aştı. Sezonun ilk yarısı en azından kaybettikçe değiştiriyordu, ama artık kaybettikçe ısrar ediyor. Beşiktaş kulübü içerisinde kalan son tutunacak dallardan biri olan Bernd Schuster, epeydir bana, bize ayıp ediyor. Bugünkü mağlubiyetin tek bir mazereti dahi yok. Hele ki ilk yarıdaki rezil futbolun hiçbir açıklaması yok, hele ki hoca da ''Mağlubiyetin Guti ve Quaresma'nın yokluğuyla hiçbir alakası yok.'' demişken. Neyle alakası varmış, gerçi onu da söylemiyor ve bu tavır fena halde sinir bozucu.

Devre arası kaleci antrenörü bile değişti takımda. Yeterince transfer yapıldı, iki transfer dönemi geçti ama ortada ileriye dönük pozitif emare kalmadı. Takım skor alamadığı gibi sahaya her seferinde daha kötü bir oyun koyuyor. Hocanın kadro seçimlerine de rotasyon yöntemine de akıl ermiyor. Bugün sahaya çıkan kadronun yaş ortalaması 30.09 idi, maçı bitiren kadronun ise 28.6 oldu. Geleceğin takımı böyle olamaz. Beşiktaş bu sezon skor almaya çalıştı, ama alamıyor. Ligde oynadığı son 15 maçta sadece 5 kez kazanan bir takım var ortada.

Europa League'deki iyi performans Bernd Schuster'in elinde kalan son koz. Artık sahadaki futbolun umut vericiliği bitti, yalnızca skorların gerçeği var. Dinamo Kiev - Fenerbahçe - Dinamo Kiev formulası sonucunda eğer Manchester City'i Dolmabahçe'de izleyemeyeceksek, Schuster'in kulüpteki geleceğine ilişkin net bir karar verilmeli. Hocadan muhtemelen son kez rica ediyorum: Birazcık özveri, lütfen şu turu geçelim! Sonrasına hep birlikte bir kez daha bakarız.

Son olarak: Beşiktaş bu sezon ilk golü atan taraf olduğu 20 maçta 20 galibiyet aldı. İlk golü yediği 19 maçta ise sadece 3 kez kazandı.

Noat Samisa

12.02.2011

11 yorum:

ramram dedi ki...

İbrahim Üzülmez, Ekrem, Nobre. Bu 3 adamı değiştirince takımın nası değiştiğini, değişeceğini görmememesi Schuster'in bana tek cümle bırakıyor; "Sanırım ben futboldan anlamıyorum"

shelbyl dedi ki...

Kiev'i gecemezsek kazan kaynamaya baslar.

Schuster'den bizim icin ozveri istersek alamayiz, bari kendisi icin isteyelim de bir seyler alalim.

Ilk yari Erhan'i gormekten gina gelmisti, simdi de Uzulmez'i goruyoruz. Yani hani birazcik da mi olsa ders alinmaz yahu?

Daha mac oncesinde kadroyu gorunce zaten saldim kendimi ben. Haftalarin getirdigi tecrube ile sunu yazdim Twitter'da mac baslamadan hemen once: "1. Uzulmez uzer. 2. Nobre sahte dokuzsa, arkada Guti yokken uzer. 3. Ernst gene 85. dakikada girerse uzer."

Bu kadar zor degil bu oyun be, hakikaten.

emireri dedi ki...

sonradan sağ bek oynadığı keşfedilen!!! hilberte bazı maçlarda sağ kulvar tek başına emanet edildi ve sırıtmadı, çünkü her defasında daha geride pozisyon alıyor, önündeki alanı kullanıyordu. al sana bomboş alan, koş hilbert koş deniyordu. o da işini layığıyla yapıyordu. ileride oynadığı maçlara göre, bek oynadığı her maçta hepimiz ağzımız açık hilbertin bindirmelerini izliyorduk, ancak son vuruşunun olmayışı, orta yapma konusunda da sıkıntılı oluşuna verdiği mücadeleden dolayı saygı duyuyorduk. ama karşısında kim olursa olsun ciğeri yokmuşcasına koşması ile rakibin sol kanadının canına okuyordu. bırakın rakip bekleri çoğu maçta kanat oyuncuları bile hilbert nedeniyle yeteri kadar çıkamıyordu. sonra ekrem takıma döndü, hilbert yeniden öne kaydı tüm etkinliği bitti. maç boyunca hilbertin etkili pas, orta ve şut sayısının bir istatiğini tutmak, ve verimliliğini ortaya çıkarmak lazım. ne demeye çalıştığımı anlarsınız. hilbertten uzak forvet koşusu beklemeyelim, yapsa bile topla buluştuğu vakit kaleye gönderdiği top iddiaya girerim ki % 10 isabet oranıyla dahi kaleyi bulmayacaktır.

koskoca 45 dakika boyunca ben çıkıp oynasam sanırım takım adına ibrahim üzülmezden daha faydalı olurdum. yediğimiz gol bariz şekilde iki bekimizin hatasıdır, adımı koyarım ki hilbert bugün sağ bekte oynasa o golü yemezdik.. toraman hata yaptı aldı başını gitti sorumlu olduğu alanı boş bıraktı, peki ekrem?? kafasını kaldırıp baksa arkadan kimsenin gelmediğini görse, ceza sahasında sadece serdar özkanın olduğunu ve ona göre pozisyon alması gerektiğini anlasa, serdara biraz daha yakın dursa o gol olurmuydu?? olmazdı tabi.

hilbert bana göre bu ligin en iyi 2-3 sağ bek oyuncusundan biridir, ancak hilbert asla ve asla bir kanat oyuncusu değildir, hilbertten asla bir winger olmaz. yetenek olarak buna müsait değil, kısaca ben kanatta oynayan hilberte tahammül edemiyorum, tıpkı üzülmezin ve ekremin bek oynamaları gibi, tıpkı toramanın stoperliği ve nihayetinde schusterin bunları görememesi gibi... 10 gün sonra bu takım barındırdığı isimlere rağmen sezonu kapatabilir, üstelik seneye avrupada yer alamayabilir de. gelecek sezona dair tüm bu yapılan harcamaların faturası bana kesilmez heralde. o zaman belki kötü futbolun neyle açıklanabileceğini açıklar schuster.. hala düzlüğe çıkılabilecek yol varken umarım artık hatalarından döner...

Övünç dedi ki...

Söylenecek herşeyi haftalardır sçylüyorsun bu maç özelinde de söylemişsin.Bende uzun süre sorunun kalite eksikliği olduğuna kanaat getirmiştim ama artık görünen köy kılavuz istemez.

Bernd Schuster kazanmak için bildiğini yapıyor ama bildikleri yetmiyor.Zira denediği saçmalıklaırn başka bir anlamı yok.Ligin açık ara en teknik takımının ana hücum silahı 1.90'lık forvete şişirilen top olabilir mi yaw ? Şaka mı bu ?Bunun mantıklı bir izahı olabilir mi ?

Bu şekilde devam ederse çok net söyleyebilirim Schuster BJK'da son haftasını geçiriyor demektir.

ederlezi12 dedi ki...

Ben bu sene bu kadar çok hayal kırıklığı yaşauacağımı tahmin etmiyordum . Schuster'in yaptıklarına anlam veremiyorum. İlk 11 tercihleriyle beni maç başlamadan maçtan soğutuyor.
Rakiple dalga geçen , profesyonel iş ortamını küçümseyen , alınan kötü sonuçları rakiplere ve sistemlerine bağlayan Schuster ne kadar özverili bir iş gerçekleştirebilir şüpheliyim. Çalıştığı lige saygısı olmadığını düşünüyorum.

zenn dedi ki...

Schuster'in ısrarla aynı hataları yapması, bizim de eleştirilerimizi anlamsız kılmaya başladı..

her maç sonrası, belki bu sefer dengeli bir orta saha kurgusu dener, belki genç oyuncuları takıma yerleştirmeye başlar diye bekliyoruz. ve her maç öncesi muhtemel kadroyu öğrendiğimizde, maç başlamadan umutlarımız kırılıyor..

Schuster'in ideal diziliş ve kadrosu çağdaş futbol anlayışından çok, Real Madrid'in oynadığı (yıldız futbolcu merakından oynamak zorunda kaldığı), savunma ve hücüm görevlerinin keskin rollerle belirlendiği sisteme benzemekle beraber Real Madrid'in şu anda kullandığı taktikten çok daha dengesiz. Xabi Alonso/Khedira yerine Aurelio/Guti, Mesut Özil yerine Nobre (futbolcu kaliteleri önemli değil, pozisyon/rol uygunluğu açısından verilmiş örnekler) tercihleri nedeniyle hem defansif hem de ofansif açıdan daha verimsiz..

bu sorunların nedeni de kadro yetersizliği değil, kadroda bu rollere uygun olmasına rağmen Schuster tarafından kullanılmayan oyuncular var.

AFO dedi ki...

"Beşiktaş bu sezon ilk golü atan taraf olduğu 20 maçta 20 galibiyet aldı. İlk golü yediği 19 maçta ise sadece 3 kez kazandı."

Abi Allah aşkına yazıp durma şunu, totem hâline getirdin, yenemiyoruz hiçbir suretle. :)) Şaka bir yana, biz bu anlayışla ilk golü yediğimiz maçlarda daha çok puan kaybederiz de korkum o ki ilk golü bulduğumuz karşılaşmalarda da puan kayıpları yakındır.

Asphalt Monkey dedi ki...

Ersan'in sakatliginin takima etkisinin korktugumuzdan daha fazla oldugunun emarelerini gördük yine bu macta. Ibo'nun kontrat feshiyle beraber artik Kiev ve Fenerbahce maclari sezonun geri kalan maclarinin anlamsizlasmamasi icin cok önemli ve bu baglamda Besiktas'in bu sezondaki en önemli 2 maci. Kazanirsan umudun ve motivasyonun olur, kaybedersen sezon ortasi hedefsiz kalan her büyük takim gibi tepe taklak olur daha da kötüye gidersin.

dogbay dedi ki...

yenilen golde Uzulmezi suclamissiniz.organize ataklarla(bu macta kontra atakti)yenilen tum gollerde tabiki sadece bir futbolcunun hatali oldugu soylenemez.Bu bir zincirlemedir.orta sahadan kaleciye kadar tum savunma modundaki futbolcularin o yada bu hareketleri incelemeye alinabilinir.Serdar Ozkanin golunde ise ben % 80 Ekremi hatali buluyorum.Dikkat edin orta geldigi sirada Toraman(biraz gec kalsada) ve Sivok ceza sahasina yetismislerdi ve on diregi kapatiyorlardi.Arkadan gelen Serdari Ekrem kapatma mecburiyetindeydi.Serdar on direge dogru iki adim atip onundeki arkasi donuk kosu yapan Ekremi kandirdi sonra uc dort adim atarak arka direge kacti.Bu pozisyonda amator genc oyuncularda bilirki en bos alana yani arka direge kacilir.bu bilmek yada bilmemek meselesi bile degil aslinda daha cok ic gudu.Hakan burada cok one cikmisti.Halbuki kaleci bir radar gibi olmali bosa kacan rakip oyuncularini gorerek arkadaslarina uyarida bulunabilir.Ekreme bunu yapmadi.Ekrem ise Serdar Ozkani basi bos birakip on direge kostu orda Sivok olmasina ragmen.Gol esnasinda Serdar ile Ekremin arasinda koca bir kale boyu vardi.Yani kisacasi Ekrem Serdari daha iyi takip etse Serdarin o golu atmasi imkansiz gibi.

dogbay dedi ki...

tekrar gole donecek olursak eminim ki eger Ekremin yerine o pozisyonda sag bekte Hilbert olsaydi o gol yenilmemis olurdu.Ekrem yuzunden yedigimiz ikinci gol bu(bakiniz IBB maci)Hilbert sag acikta yeterli yeteneklere sahip bir fulbolcu degil,creativ ozellikleri zayif,gol atmak ugruna girebildigi pozisyonlara ragmen son vuruslari acemice.Fiziksel olarak saglamligi,gucu ve defansif yetileri rakibe gore pozisyon alisi supriz cikislari Ekremden cok daha ustun.Kesinlikle sag bekin tartisilmaz ismi bugun icin Hilberttir.Yanliz Portekizlileri ve Gutiyi hucum organizasyonlarinda oynatmak adina bazen kontenjana takiliyor.Bence sag beke altarnativ olarak Necip dusunulebilir bu anlamda.Orta sahanin ortasinda Aurelio-Ernst-Fernandes varken Necibin bu uclunun arasindan siyrilip ilk on birde yer bulmasi zor goruluyor.Necip iyi bir motivasyonla bu isi Ekremden daha iyi yerine getirecegini dusunuyorum.Defansif ve ofansif verileri cok duzgun.Uzulmezin gidisiyle sol bekte tek altarnativ kalan defansif ozelliklerini zayif gordugum Ismail bu sayede dengelenebilir.

dogbay dedi ki...

kavga olmus bitmis.Uzulmez artik yok takimda.Simdi onumuzde Kiev ve Fener maclari var.ama takimin kimyasi ne durumda acaba?skandalin icindeki diger adam Toraman.Zaten Shusterin defans kurgusunda guven vermiyordu.Bugun Uzulmez nasil zor durumdaysa Toramanda o durumda.Psklojisi ve kimyasi bozulmus,onumuzdeki maclara hangi konsantrasyonla cikacak?neyseki avrupa maclarinda kontanjan sikintisi yok.Sivokun yaninda mutlaka Ferrari olmali.Su andaki performans durumunu bilmiyoruz tabi ama en azindan Toramanin uzerindeki bir kamyon dolusu vicdan yukunu tasimiyor omuzlarinda.Sag bek kesinlikle Hilbertin.Sol beke defansif katkisna cok guvenmedigim Ismail mecbur.Hilbertin ve Ferrarinin olusu belki bu acigini dengeler takimin.Orta saha Fernandessiz Aurelio-Ernst-Gutinin suphesiz.Asil enterasan olan ileri ucluyu nasil kuracak hoca!Bobo surekli kontenjana takiliyordu.Cok kosan ama iki top yapamayan Nobreye sabrediyorduk bugune kadar.Simaonunda yoklugunda forvet duzeni nasil olacak?Ben solda Quaresma,sagda Bobuyu tercih ediyorum Almediaya yakin oynayan.Merak ettigim konu ise Almedianin ve Bobonun ilk defa beraber oynayacak oluslari.Bu duzen Almedianin performansini nasil etkiliycek.Bobo topla oyunun icine dahil olma konusunda Nobreden cok daha iyi.en azindan sag kanattan orta yapmasini biliyor Nobreye nazaran.organizator Gutinin ve kanatta hizli Quaresmanin varliginda Almediya ve Bobo ikilisini izlemek zevkli olacak.