Antalyaspor 0-2 Beşiktaş

Şubat ayının başında Gaziantep BBSpor'u mağlup eden Beşiktaş, bu maçtan sonra oynadığı 6 resmi maçta galibiyet yüzü görememişti. Ligde ikinci yarının ikinci galibiyeti gelirken, rakip Antalyaspor'un kazanamama serisi ligde 8, toplamda 11'e çıktı. Şifo'nun takımının tepetaklak gidişi sürüyor.

Ev sahibi Antalyaspor'da Mehmet Özdilek geçen haftanın takımında Ali Turan ve Sedat'ın yerine Necati ve Erkan'ı koymuştu. Yenal sağ beke geçmiş, Necati de her zamanki forvet arkası, hazırlayıcı rolüne geri dönmüştü. Çift merkez orta saha kullanarak 4-2-3-1 şeklinde dizildiler. Bernd Schuster ise hafta içi Dinamo Kiev'de sahaya çıkan takımdan Hilbert, Ferrari ve Ernst'i çıkarmış, yerlerine Ekrem, Toraman ve Simao girmişti. Şablon yeniden 4-3-3'e dönmüştü.
Beşiktaş Topun Arkasında

Bu sezon daha evvel Porto deplasmanı, Galatasaray ve Bursaspor maçlarıyla Gençlerbirliği maçının ikinci yarısı gördüğümüz görüntünün bir benzeri, bu maçın henüz ilk dakikalarından itibaren sahaya konuldu. Beşiktaş savunma hattı kendi ceza sahasının önünde pozisyon aldı, yalnızca Bobo ya da bir fazla oyuncu rakip sahada göründü. Top rakibe teslim edildi ve ilk devre tamamen monoton, yatay seyirde devam etti.

Beşiktaş'ın hücum planlarında Bobo'ya gidece uzun toplar ve Quaresma vardı. Quaresma maça sağda başladı, kısa süre sonra sola geçti ve takımın rakip kale önüne taşınmasını sağladı. Guti ise epey geride pozisyon aldığı bu maçta ilk dakikalardan itibaren bolca pas hatası yaptı, temposuzluğuyla takımın ileride çoğalamama sebeplerinden biriydi. Rakip kaleden uzakta yerleşen orta sahadan yardım alamayan ileri üçlü, kendi başına yaratmaya çalışıyordu ama oyuncu tipleri pozisyon üretmeye imkan tanımadı. Kaleden uzak iki kanat adamı ve başında iki kişi olan santraforla boş koşu ya da bir demarke oyuncu katkısı olmadan ancak bireysel hata üzerine gol atılabilirdi, nitekim Beşiktaş devre boyunca korner bile kazanamadı.

Hücumdaki etkisizliğe rağmen savunmada bir şeyler değişmişti ki son maçlarda artık bir klasik haline gelen maç başı yenen basit gol, bu kez gelmedi. Yine de bir kez Sivok'u dışarıda olması nedeniyle, bir kez markaj hatasıyla, bir kez de orta sahanın ceza sahasına fazla gömülmesi nedeniyle rakibe üç net gollük pozisyon imkanı verildi. Rüştü başarılıydı.
İkinci Yarı

Ekrem'in ekstra koşusu, rakibin ayağına çarpıp yön değiştiren Quaresma pasıyla ödüllendirildi ve Beşiktaş bu golle öne geçti. Bu dakikalarda yine Antalyaspor etkindi, Beşiktaş ise bireysel olarak yaratıcı olan, ama birliktelikleri aşırı uyumsuz ön üçlüsünün etkisizliğinde arayışlarına devam ediyordu. Korner bile kazanılamıyorken durum epey umutsuzdu, ama Ekrem geçen hafta olduğu gibi yapması gerekenden fazlasını yaparak skor değiştirdi.

Son bölümde Antalyaspor skoru aradı, hamleler yapıldı ama yeterli etkinlik sağlanamadı. Guti'nin Ömer'i avlamasıyla maç bitti.

Sonuç: Yakın Maç, Süper Sonuç

Maç iki tarafa da çok yakındı. Oyun merkezini geriye çeken Beşiktaş'ta uyumsuz hücumcuları, bu yeni planın ikinci adıma geçmesini sağlayamadılar. Antalyaspor'un sınırlı yaratıcılığı ise ilk yarı pozisyonları buldu, golü elde etseler çok büyük ihtimalle maçı kazanacaklardı. Ama olmadı, düşüşü durduramadılar. Beşiktaş'ın ilk golü ofsayt, Antalyaspor'un verilmeyen net bir penaltısı da var. Özellikle skor dengedeyken verilen bu yanlış kararlar, çok yakın giden, golü atanın kazanacağı bu aşırı temposuz maçın sonucuna direkt etki etti. Geçen haftalarda olur olmaz durumda yaygara koparanlar, umarım bu kez hakem hatalarının sezon sonunda terazinin kefelerine aşağı-yukarı eşit bastığını görürler.

Bernd Schuster maç sonunda ''Güzel futbol oynamaktan çok, kazanarak moral motivasyonu tekrar kazanmak istiyorduk, bunu başardık.'' dedi. Ben bu açıklamanın trajikomik olduğunu düşünüyorum. Beşiktaş'ın kaybettiği birçok maçtaki oyunu güzel değil, rezildi. Beşiktaş takımı topla oynamaya çalışınca kaybettiği topu geri kazanamıyorsa, elindeki oyuncuları hem mental, hem de fiziksel olarak bu yönde zayıfsa, rakibin topu kaybetmesini bekleyebilir. Öbür türlü sahaya çıkmaya gerek yok, zihnen çökmüş şu hal ile kazanabilmek mucize olurdu. Beşiktaş bugün başka bir şey yaptı, çok zor durumda olunmasına, yetersizliğe, kalitesiz oyuna rağmen işler iyi gitti, her şeyden önce gol yemedi ve kazandı.

Sadece iki çeşit (güzel-çirkin, iyi-kötü, önde-arkada, proaktif-reaktif vs.) futbol yok, çok çeşit futbol var. Schuster'den beklentim, en başından beri bir bugün örneğini gösterdiği hamlelerdi. Maç-maç farklılıklar, rötuşlar, günlük durum farklarında optimum verim almak için yapılacak çalışmalar, hamleler, uyarılar... Porto deplasmanı takımın en iyi maçıdır, Bursaspor ve Galatasaray maçları onca sakata rağmen kazanılmıştır. Bunların ortak özelliği fikri ve kurgusal farklılıklardı. Ama takım ve hoca epeydir asgari düzeyden uzak performans sergiliyorlar. Takım kadrolar açıklandığında, olmadı ilk dakikalarda ya da yediği ilk gol ile maçı kaybediyor. Bu akşam farklı bir şey oldu. Bu sonuç farklılığı umarım bireysel performansları yukarı taşır ve zamanla uyum artarak futbol seviyesi yükselir. Kazandıkça değişmek, gelişmek mümkün. Ama kaybetmekte ısrar ettikçe, hiç ama hiçbir şey olmaz.

Noat Samisa

28.02.2011

17 yorum:

hmm dedi ki...

ozellikle mac ozeline yapilacak rotuslar konusunda katiliyorum. su surecte anlayamadigim hala cozum bulamadigimiz kanat akinlarinda cezasahasi icinde cogalamama sorunsali. q7 ilk yarida benim hatirladigim 2 tane net top getirdi iceri ancak cezasahasinda 2 stoper arasindaki bobo haricinde kimse yoktu.
bu konuda ekstra olarak necip i 2 defa o bolgelerde gordum ki bu sistemde orta 3lu den hizli hucumlarda ceza sahasina kosu yapabilecek dinamizme sahip tek oyuncu necip. ancak bu konuda eksikligi oldugu da gercek. umarim penalti noktasina dogru kosularini calisir.

SirEvo dedi ki...

Sezon başından beri böyle oynansa bambaşka bir durumda olurduk bence. Yazık oldu takıma.

Ekrem M.Sc dedi ki...

Bu sekilde oynayacaksak Schuster'e gerek yok zaten, zira Ziya Dogan, Riza Calimbay, Samet Aybaba vs. turevleri de rahatlikla oynatir bunu.


Neyse ki bu, Schuster'in de dedigi gibi kazanma amacina yonelik gecici bir oyun sekliydi bu. Gs-Porto-Bursa maclarinda sakatlarin da fazlaligi nedeniyle bu oyun seklini gormustuk. Bugunku rakip daha zayif olmasina ragmen icinde bulundugumuz kriz nedeniyle bir sekilde galip gelmemiz gerekiyordu, o acidan bugun icin kabul edebiliriz bu oyunu. Lakin ileriki haftalara dair hicbir sey ifade etmiyor bu mac.

Noat Samisa dedi ki...

Hmm,

Simao ve Quaresma ceza sahasına koşu yapan tarzda oyuncular değiller. Hilber kısa süre oyunda kalmasına rağmen pozisyona girdi mesela, bunu Simao ve Quaresma'dan görmek neredeyse imkansız. Bize devre arası kanat adamı değil, uzak forvet lazımdı.


Ekrem M.Sc

''Neyse ki bu, Schuster'in de dedigi gibi kazanma amacina yonelik gecici bir oyun sekliydi bu.''

Bu oyun ne için oynanıyor? Şükür ki taraftar için, insanlar eğlensin için değil; o kadar ''endüstriyel futbol'' deniliyor ama şükür ki hala sirke dönüşmedi futbol. Hala insanlar kazanma duygusunun peşinden gidiyorlar ve maç kazandıklarında, kupa kaldırdıklarında seviniyorlar.

Beşiktaş sahaya kazanmak için çıkmayacaksa, canı cehenneme öyle takımın. Deney mi yapıyoruz yahu, kim deney yapıyor da biz yapıyoruz?

Artık şu ''güzel oyun'' muhabbeti bana komik gelmeye başladı. Kuru kuruya lakırdıdan başka hiçbir şey değil. Xavi bile ''kazanmazsak, her şey değişir'' demişken, Beşiktaş kepaze futbol oynayıp üç maçta 12 gol yemişken hala anlamsız takıntılar konuşuluyor.

Fulham, geçen sezon uzun top oynayarak Europa League'de final oynadı. Biz ise son 32'de yüce felsefemizle 8 yedik. Ama sorun hiçbir zaman felsefe olmadı, olmayacak.

ali eroglu dedi ki...

Son dakikalarda Necip'in gördugu kirmizi kart hem trabzon macinda oynamasinin teknik kadro tarafindan istendigini, kendisine önem verildigini göstermesi acisindan hem de hep bahsettiginiz detaylari calismak / özveri göstermek konularinda pozitif bir isaret verdigi icin sevindiriciydi.

SirEvo dedi ki...

Eğer Schuster maçtan sonra çıkıp da ciddi ciddi "bu kazanmaya yönelik bir oyundu, geçiciydi" gibilerinden bir şey söylediyse, tez zamanda takımdan gitsin. Tez zamanda.

Ben 1 haftada 12 gol yiyen bir takım, defansında rezalet ötesi hatalar yapan bir takım, adını sanını duymadığım takımlara ciddi pozisyonlar veren bir takım izlemek istemiyorum ya. Lanet olsun. Adam gibi defans yapmayı bilelim, atağı da yaparız işte. Ekrem çıkar, birileri çıkar atar. Defans ön planda olmayınca vallaha olmuyor billaha olmuyor.

Denizli'ye şu takımı versek 35 puan farkla şampiyon yapar.

hmm dedi ki...

@noat

katiliyorum ben de simao geldiginde senin gibi dusunuyordum. hatta simao geldikten sonra almeida yerine keske sene basinda schusterin istedigi hareketli bir forvet transferi yapilsaydi gerektiginde bobonun yaninda uzak forvet olarak kullanabilirdik diye dusunuyorum. ancak var olan sartlarda hilbert in hatta onde oynasa ekremin yapabildigi kosulari simaonun yapamamasini anlayamiyorum. o tip bir oyun oynamamis olabilir bugune kadar anliyorum ancak bu tip bir rol verilse oynayacak ozellikleri ve oyun zekasi fazlasiyla mevcut. yani schuster veya herhangi bir teknik direktor sadece tahtaya kadroyu yazip cikin oynayin demiyor, oyunculara ozel roller de belirliyor. pekala simao da bu tip bir rolu kotarabilir diye dusunuyorum. umarim kendimi anlatabiliyorumdur.

Ekrem M.Sc dedi ki...

Ben de diyorum ki, bu oyun sekliyle sadece gunu kurtarirsin. Elbette herkes kazanmak ister, bizim gormek istedigimiz Besiktas da kazanan bir Besiktas. Ama bu sekilde uzun vadede kazanamazsin, kaybetmeye mahkum olursun.

Mustafa Denizli ilk sezon geldiginde camianin siddetle basariya ihtiyaci vardi. Denizli de kendisinden isteneni yapti, elindeki kadroyla en kisa yoldan kazanmanin yolunu secti. Belli bir sistem veya kadro oturtma telasi yoktu. O sene isler yolunda gitti, kupalar geldi. Sonra ne oldu?

Cekirge bir sicrar iki sicrar, uzun vadede cakilir kalir. 1 sene isler hasbelkader yolunda gider, ertesi sene 5. olursun, yamulur kalirsin. Gs nasil 4 sene ust uste sampiyon oldu? Sistemini kurdu, kadrosunu ayikladi, catir catir futbol oynayarak, rakiplerini ezerek kupalari kaldirdi.

Biz de kadromuzu ayiklama surecindeyiz. Bu surec beklenenden daha sikintili geciyor kabul, emekleyerek degil surunerek ilerliyoruz, yildiz denen oyuncularda mental problemler var vs., lakin su anda en buyuk dusmanimiz sabirsizliktir. Bu hastaliga yakalanan camialarin iflah oldugu gorulmemistir. Korkarim ki en sonunda sabredemeyecekler, Schuster'in de basini yiyecekler. Fakat problemin temeline inmedikce hicbir sey duzelmeyecek.

Kov Rijkaard'i, kov Hagi'yi, onu kov bunu kov. Bu islerin boyle duzelmedigi ortada... Bu adamlar bilmiyor biz biliyoruz, oyle mi?

Ekrem M.Sc dedi ki...

"Fulham, geçen sezon uzun top oynayarak Europa League'de final oynadı. Biz ise son 32'de yüce felsefemizle 8 yedik. Ama sorun hiçbir zaman felsefe olmadı, olmayacak"

Fulham final oynadi da ne oldu? Nerede simdi? Yunanistan da Euro 2004'u kazandi, millet nefret etti Yunanistan'dan. Simdi Yunan Milli Takimi nerede, goren, duyan, bilen var mi? Olmaz efendim olmaz, cunku bu anlayisla silinmeye mahkumsun, bu kadar basit. Tesadufi basarilarla avunursun ancak. Buyuk takimlar buyuk top oynar, iste o yuzdendir ki Ziya Doganlar, Samet Aybabalar hicbir zaman buyuk takim calistiramazlar bu topraklarda.

Futbol sadece "sonuc" degildir. Oyle olsa, at yarisi gibi radyodan dinlersin, iddaa kuponu oynar, takimin kazaninca havalara ucarsin. Ama haftasonu aileni maca degil sinemaya goturursun. Taraftar olmadan endustri falan olmaz, hepsi hikaye. Taraftar tribunu terkederse cokersin.

Övünç dedi ki...

Guti'nin hem temposuzluğu hem mevkisizliği takımı çok etkiliyor.Ondan beklenen Alex gibi delici koşular yapması aslında.Bu özelliği olduğunu Real Madrid'de sadece 1 sezon denenip forvet arkasında çoştuğu sezondan biliyoruz ama kendisinin takdiri mi yoksa Schuster mi öyle istiyor bilemiyorum sürekli geri gelip dikine pasla oyuna müdahale etmek istiyor.Dün Antalya hücumunda Deniz Barış'tan bile 2-3 defa çalım yedi mesela.Ayaklarının yorgunluğu hissediliyor.

Ceza sahasında çoğalamıyoruz eywallahta bunca maçtır bir tane ön direk koşusu yapıp gol attığımız tek pozisyon Almeida'nın BJK'da attığı tek gol.Ondan beri bir kere bile ön direk koşusu yapılmadı.Dün akşam 3 defa Quaresma,3 defa Simao,2 defa Hilbert sıfıra indiler ve sonuç alamadık.Hadi 5 tanesi çoğalamadığımız için olsun ama bütün pozisyonlarda forvetimizin 2 stoper arkasında kalması nasıl mümkün olabilir.Nasıl pozisyon alıyor bu adamlar ? Hiç mi çalışmıyorlar ön direğe koşu olayını ?

Fernandes'i hiç kullanamamamız büyük rezilliktir.Tıpkı Ernst gibi adamı küstürmek için herşeyi yaptık.Adam çıkıyor 5 dakika şov yapıyor resmen.Top saklıyor,çok iyi pozisyon alıyor , uzun top potansiyeli var,uzaktan şut tehdidi var.Kısaca elimizdeki en iyi orta saha oyuncusu ama tercihlerde son sırada.Tebrik ediyorum bu kararı verenleri ...

Schuster'in kazanmayı bildiği yol bu hocam.Bugün dikkatli oynadık ne oldu maç Antalya'ya gitti geldi gene pozisyon yedik.İBB maçında o kornerden yediğimiz gole kadar baskıda kurmuşken ve bugün verdiğimizin üçte biri kadar pozisyon vermemişken bir gol atmış olsak şimdi bambaşka şeyler konuşuyor olurduk.Bu takım 1 gol yedikten sonra dağlıyor.Zaten pamuk ipliğine bağlı taktik disiplin uçup gidiyor.Baskı kuruyorsan golü atacaksın.Sonrası zaten dediğin gibi rezillik ...

BJK4EVER dedi ki...

Noat,

O guzel oyun muhabbeti zaten tamamen manevi babalari Schuster'i korumak amacli birsey zaten.

Onlarin yucelttigi felsefeyle 3 macta 12 gol yiyince ve bizlerin gormek istedigi futbolla gayet basit gol yemeden kazaninca bunlari yediremiyorlar ve sacma sapan argumanlar uretiyorlar iste.

Tamamen sana katiliyorum bende. Futbolda amac kazanmak. Su ana kadar takim iyi oynamaya calisti, sonuc? Cogu macta rezil oynadi, sacma sapan goller yedi, arada her takimda oldugu kadar guzel ve baskili birkac mac var, sonuc? Liderin 16 puan gerisinde 6. siradaki bir takim. Biz bu durumdan memnun muyuz? Belki Ekrem kardes ligde 6. oldugumuz icin gobek atiyordur bilemem, ama ben 6.liktan ve bu durumdan hic memnun degilim. Besiktas'in futbolundan zevk falan almiyorum zaten, zevk almak istesem gider Blackpool maci seyrederim.

Ama Porto, GS, Bursa, Genclerbirligi, Antalya, R.Wien maclarinda gorduk ki kontrollu oyunla bu takim herkesi yenebilecek gucte.

Hala insanlar stoperlere laf atsin. Bu takimin sorununun stoperleri olmadigi o kadar asikar ki. Baskili ve zevkli futbolu bize uygun kilmayan faktoru sadece stoperlere indirgemek cok basit ve sacma bir dusunce.

Noat Samisa dedi ki...

Ekrem M.Sc,

Galatasaray ilk sezonunda şampiyon oldu, liderin 15-20 puan gerisinde kalmadı. Arsene Wenger Arsenal'deki ilk sezonunda şampiyon oldu.

Mustafa Denizli Beşiktaş'la şampiyon oldu. Ne olacak yani, daha ötesi mi var? Avrupa ölçeğinde çeyrek finalden ötesini geçememiş, vasat takımlardan biri olan Beşiktaş CL'de final mi oynayacak?

Bugün yemek yemez de uzun vadede işadamı olacağım diye para biriktirirsen, orta vadede ölürsün. Beşiktaş'ın bugün yaşadığı budur.

Fulham ise hoca değiştirdi. Final oynamadan bir önceki sezon küme düşüyorlardı, bu sezon onun üzerindeler.

Beşiktaş'ta gram gelişme yok iken nasıl yarınlar kurtulacaksa artık, dün takımın yaş ortalaması 29.4 idi.

Futbol bir oyundur. Kazanmak istemiyorsanız, sahaya çıkmazsınız. Taraftar da futbolun asli unsuru değildir.

Ben amatör küme maçları izliyorum, onlardan da zevk, keyif alıyorum. Almasını bilirseniz, alırsınız.

Noat Samisa dedi ki...

Övünç,

Hoca iyi-kötü dün bir şeyleri değiştirmişti. Ben bunu önemli görüyorum. Geçmiş maçlardaki saldım çayıra futbolunu oynatsa muhtemelen maçın başında golü yemiş olurduk. Takım zihince bitikti, o verilen pozisyonlar da normal.


BJK4EVER,

Bu oyun olmak zorunda değil. İnsanlar yanılgı ve bilgisizlik içerisinde. Dünyada ne takımlar var. Napoli dün üç yemiş olsa da müthiş bir sezon geçiriyor, ama bizde olsa ''üçlü savunma oynatma'' tezahüratı yapılır, hani defansif ya. Nasıl bir anlayış, kim koydu insanların zihnine bu fikirleri, vallahi anlamıyorum.

Ben esneklik istiyorum. Her maç aynı rezil golleri yiyen, her maçı başlangıcında kaybeden bir takım görmek istemiyorum. Savunmayı çok önde kurup, pas yapmayı beceremeyip, topu geri kazanamayan bir takımın bu oyunu iyi oynamayanlara küfrettirmekten fazlası olamaz.

helldoradotcom dedi ki...

@Noat
o zaman abi sen defansta toramani forvette bobo'yu, beklerde de Ekrem'i gormek istemiyorsun demektir. Zira toraman kalibresinde bir adamin her mac farkli kurguyla oynayabilecegine ihtimal vermiyorum. Bizim taraftarin (buna ben de dahilim) gormekten imtina ettigi sey bu ortasaha yapisiyla akiskan futbol oynama ihtimalimiz cok dusuk. Top rakibe gectiginde takimin gucu 4/11 dusuyor. Bu 4'u Simao, Guti, Bobo, Q7 olusturuyor. Bu adamlardan maksimum faydayi almak istiyorsak topa da maksimumda sahip olmamiz gerekiyor. Bunun icin de Hilbert, Necip, Toraman, Ekrem, Bobo gibi cok fazla top ezen adamlarin olmamasi veya top kaybetmemesi gerekiyor. Yani sonuc olarak bu yapiyla isimiz zor. Ne zaman ki top surekli bizde olur super futbol izleriz. Ne zaman ki top kayiplari baslar o zaman kontra da yeriz gol de!

SirEvo dedi ki...

Hala kısa vade-uzun vade başarısı diye saçma sapan bir argüman söyleniyor. Hala Yunan milli takımı örnek veriliyor. Sanki biz takım çıksın UEFA'yı alsın istiyoruz şu an. Alamadı diye de sinirliyiz sanki.

Onu geçtim, Guti'nin Alex gibi oynaması için, arkasında en azından 1 Emre tipi oyuncu olmalı. Defansı yaparken atağa da biraz katkısı olan, "iki yönü" de olması gerektiği gibi oynayan adam lazım. Necip, tamam, canımız ciğerimiz. Ama şu an yeterli değil bu açıdan. Aurelio desen sadece top kesmeyi biliyor. Guti de geriden geliyor top almaya hala. Dikine 2-3 tane pas atarsa ortasahanın gerisinden, seviniyoruz. Onun oynayacağı yerler oralar olursa, Alex'in oynadığı topu, yaptığı katkıyı hiçbir zaman yapamaz.

lakerda dedi ki...

Özellikle yorumları okuduktan sonra antalya maçındaki "kontrollü oyun" sayesinde kazandığımız fakat bunun daha önce neden yapılmadığı veyahut az yapıldığı üzerinden Schuster'e vurulduğunu düşünüyorum. Güzel futbol, sonuç alan futbol geyiğine de girilmiş.

Benim itirazım kontrollü oyun sayesinde filan değil şansımız sayesinde kazandığımızdır. İroniktir ki bu seneki en kötü oyunlarımızdan biriydi ve aynı gençlerbirliği maçındaki gibi 2-0'lık kağıt üstü net skor ile kazandık.

İbb deplasmanında maçın hakimi olup 2-3 pozisyon kaçırıp ilk yarı 10 korner atan, pozisyon vermeyip duran toptan kaleci hatasıyla gol yiyen bir takım ve dünkü maçtaki net 2 pozisyon verip korner atamayan, maç sonu kaleyi bulan 3 şutun 2'si ile kazanan bir takım..

Şuster'in maç içindeki hamle gecikmeleri yanlışlarını bir kenara alırsak açıkçası ben ilk şıkkı tercih ederim.

joeyknish dedi ki...

Biraz geç olacak ama; Antalya'da Yenal solda, Erkan sağda değil miydi?
Sağdan Kenan gidemeyince Erkan da fazla çıkamadıydı; ama Tita'ya özellikle ilk yarı Yenal destek verdiydi...

Oradan aklımda kalmış..