Beşiktaş 1-4 Dinamo Kiev

Bugüne dek ligdeki berbat performansını Europa League'deki başarıyla nötrlemeye çalışan ve arada geçen zamanda hemen hemen her konuda EL'deki konumunu referans alan Beşiktaş, Doğu Avrupa'nın mevcut kadrosu sıradan sayılabilecek, ama her şeyden önce disiplinli, organize ve futbolunda en geçer akçenin birliktelik üretimi bir mamül olduğuna inanan takımı Dinamo Kiev'e ağır bir skorla mağlup oldu ve Avrupa macerasına havlu attı.

Bernd Schuster uzun zaman sonra (Gaziantep Bld. kupa maçı) orta sahada üçgeni oluşturmuş, Ernst'i sahaya sürmüştü. Hafta içi takımla ilişiği kesilen Üzülmez'in yerine İsmail geçmiş, Toraman da kulübeye çekilmişti. Hilbert ve Ferrari'yle birlikte son maçta savunma dörtlüsünde yer alan dört isimden üçü yeniydi. Hücumda ise 4-3-3 şablonunu esneten, sürekli görev yeri ve rol değiştiren üçlü vardı. (İçerideki Porto maçına benzer)

Dinamo Kiev'de ise takımın yeni hocası Yuri Semin, Marbella kampında oynadıkları dört hazırlık maçının üçünde aynen bu akşamki ilk 11'le oynamıştı, sürpriz yapmadı. Shevchenko'nun Milevsky'nin arkasında olduğu, top rakipteyken çift dörtlü hat oluşturan 4-4-1-1 ile sahaya yerleştiler.
Dinamo Kiev Presi

Dinamo Kiev maça savunma hattını yarı saha ortalarında kurup, onun önündeki dörtlü orta saha hattını da yarı saha çizgisi civarına yerleştirerek başladı. Öndeki ikili ise Beşiktaş stoperlerine baskı yaparak Hakan'ın oyunu pasla başlatmasını engellediler. Uzun topa zorlayarak Beşiktaş'ın setlerini kolayca bozdular. Orta sahada ise sıkı presle Guti'ye alan vermediler ve oyunu kenarlara sıkıştırmayı başardılar. Quaresma birkaç kez savunmanın arkasındaki atıl alanı dribling ile kullandı ve buradan etkili ortalar yaptı, ama içeride çoğalmak mümkün olmayınca yeterince etkinlik sağlanamadı. Merkezi çok iyi kapatan Dinamo Kiev, oyunu Quaresma üzerine yıkılmaya zorladı.

Beşiktaş'ın Solu

Bunda Beşiktaş'ın asimetrik formasyonu da etkiliydi. Nobre'nin sürekli içe kaçarak oynamasıyla İsmail adeta kanat beki gibi oynadı, tüm koridoru tek başına kullandı. Böyle olunca da alan bulamadı, takım o taraftan hızlanamadı. Guti'nin merkezde alan bulamamasıyla tek hücum opsiyonu olarak kalan Quaresma'ya da sürekli üçlü - dörtlü koordine pres gelince, Beşiktaş'ın temposu ağır kaldı. Topu Beşiktaş'a verip rakibin takım savunmasındaki arızayı kullanmak isteyen Dinamo, güçlü pres ve iyi savunma yaptı ve sabırla şans bekledi.
Orta Gol Oyunu ya da Sefil Duran Top Savunması

Dinamo Kiev ilk kez çabuk bir kontra şansı yakaladı ve sonucunda korner kazandı. Bu kornerde altıpas'a inen topta paralize olan Beşiktaş savunması, ikinci yarıda dünya futbol tarihinin parmakla gösterilen golcülerinden Shevchenko'yu devşirme sağ bek Hilbert'le tutmaya çalışıp, İsmail'in boş bıraktığı direk dibinden golü yedi. İsmail'in yaptığı temel bir hata, ama Sheva ön direğe koşuyor ve markajı arkasında kalıyorsa, darbeli kafa vurabiliyorsa, burada öncelik markaj hatasıdır. Üçüncü golde ise uzaydan gelen topta yine markajlar şaştı, amatör takımların yemeyeceği golle maç 1-3'e geldi.

İkinci Yarı

Beşiktaş çok güzel, çok efektif bir Bobo - Nobre - Quaresma kombinasyonuyla beraberlik golünü buldu. Oyun ilk yarı boyunca dengede gitmiş, Beşiktaş rakip kale önünde çok etkili olamamasına rağmen arkada da sağlam durmuştu. Devre bitmeden gelen beraberlik golüyle birlikte oyun yeniden dengelenmiş, iki takımın da sabırla hata kollamaya devam edeceği bir durum oluşmuştu. Sıkışık maçta dengeyi yine bir duran top bozdu. Sonra Schuster prensi Erhan Güven'i sağ beke koyup, Hilbert'i öne attı ve Ernst'i kenara alarak Nobre'ye son üç maçta takıma toplam 1 puan getiren rolünü geri verdi. Bu değişim olduktan saniyeler sonra yine bir duran topta maçı 1-3'e getiren gol geldi ve dağılan Beşiktaş, artık koşmamaya, pres yapmamaya başladı. Can havliyle, bireysel beceriyle yakalanan birkaç pozisyon sonucunda gecenin finali bir penaltıyla yapıldı ve Beşiktaş fena oynamadığı maçta duran topları hiç ama hiç savunmayarak oyunun ederinden çok ağır bir mağlubiyet aldı ve havlu attı.

Sonuç

Avrupa'da böyle maçlar oynayabilirsiniz. Hele ki yılların geleneğinin sahibi, disiplinli bir Dinamo Kiev karşısında. Bu maçtan galibiyet çıkmayabilirdi, ne olursa olsun elden gelen yetmeyebilirdi. Fakat daha asgari şartlar sağlanamıyor ve takım geçmişteki kadar kötü savunma yapıp, üzerine geçmişten daha kötü duran top savunması yapıyor olunca, tabela hezimeti yazdı. Schuster de mağlubiyet üzerine yaptığı hamleler ve açıklamalarla tüy dikti. Maçta işler yolunda gitmiyorsa, takım kati suretle kenardan yardım alamıyor. Sezon başından beri bu durum değişmedi. Hatta kenardan gelen hamleler çokça işleri daha da kötü, çözümsüz hale getiriyor. Bu akşam da öyle oldu.

Beşiktaş böyle goller yiyemez. Bir kez olur, ama böyle üç gol yiyemez. Böyle bir hakkı yok. Artık bu noktada hocanın Beşiktaş'a verebileceği bir şeyi olduğunu sanmıyorum. Takım teoride yapmayı planladıklarını, birçok sebepten ötürü pratikte uygulayamıyor. Uygulayabilecek yeterlilikte değil zira ve şu an takımda bir kaos var ve her şey birbirine girmiş durumda. Quaresma'nın maç sonunda yaptığı normalde ağır bir cezayı hakediyor, ama kaptanların birbirini dövdüğü bir takımda çıkacak sonuca şaşmamak gerek. Tribünler zaten ayrı bir alem olmuş durumda, takım arkadaşlarını satıp oyundan alınan futbolcu alkışlanıyor, bugün suçsuz olan Hakan sabıkası hatrına yuhalanıyor; anlamak imkansız.

Üç aydır resmi maç yapmayan rakip, Türkiye Ligi'ndeki sertlik, hakemler, olumsuzculuk üzerine kurulu Anadolu futbolu... bugüne kadar mazeret olanların hiçbiri, bu akşam yok. Beşiktaş YK'sının ve Schuster'in elinde artık skorlardan başka hiç ama hiçbir şey yok. Üç gün sonra yeni bir skor maçı var ve eğer hoca kendine hareket alanı yaratmak, bu sayede de değişmek istiyorsa, yine ve mutlaka kazanmak zorunda.

Notlar:

Soru: ''Bobo ve Nobre bugün neden pozisyona giremediler?''
Schuster: ''Bunu onlara sorun.''


Beşiktaş tarihinde İnönü'de oynanan Avrupa Kupası maçlarında sadece Ajax, 93/94 sezonu Kupa Galipleri Kupası'nda Beşiktaş'a 3'ten fazla gol atabilmişti. Dinamo Kiev, daha önce İzmir'de 5 atan takım olarak bu kez de İnönü'de bir ilki gerçekleştirdi, 4 gol attı. (UEFA Kupası ve CL'de ilk)

Beşiktaş son 15 lig maçında sadece 5 kez kazandı.

Beşiktaş bu sezon ilk golü atan taraf olduğu 20 maçta 20 galibiyet aldı. İlk golü yediği 20 maçta ise sadece 3 kez kazandı.

Noat Samisa

18.02.2011

9 yorum:

Crow dedi ki...

tuncay gittikten sonra yanlış hatırlamıyorsam mehmet demirkol, takımın isyan edecek adamını yitirdiğini yazmıştı. bugün quaresma tam bir isyankardı. tam taraftarın "koyiim ya" dediği saniyede "noluyo lan" dedi. o dakikadan sonra maçı çevirmeye elinden gelen her şeyle uğraştı ama kiev defansını tek başına delemedi. son dakikada da bu olanların bir uzantısı olarak hırsının kurbanı oldu. bu yüzden ben o hareketi takımı satmak olarak değerlendirmiyorum. quaresmanın gözünde de büyük ihtimalle 35 dakika boyunca bütün takım arkadaşları onu satmıştır. kırmızı kartı denklemden çıkartırsak da alkışlar isyankara dışında bir şey diyemiyorum ben.

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Güzel bir analiz olmuş, yorumlarına katılıyorum. Türk takımları duran top savunması yapamıyor deriz hep ama 9 yabancı sahadayken de yapamamasını artık başka şeylerle açıkklama gerek sanıyorum. BJK bence de dün çok çok kötü oynamadı, rakip zaten kontraya yatkın geride iyi pres yapan, hata kovalayan bir rakip. Abuk sabuk duran top golleri yiyince tam da Kiev'in istediği bir ortam oluştu, o noktadan sonra da maçı çevirmek kolay değildi hele BJK'nin bu sene ilk golü yediği hiçbir maçı çevirememe gibi bir istatistiği varken bir nevi mucize lazımdı.

Bence bu maç ve GS'in geçen sene oynadığı maçlar, artık yıldız oyuncular ve kötü oyunculardan ziyade ortalaması yüksek bir takım kurma gerekliliğini gösterdi. Simao ve Quaresma elinizde olsa bile sağ bek Hilbert sol bek İsmail'se hiçbir şey yapamıyorsunuz, bunun yerine daha dengeli 11 oyuncunun da belki Simao değil ama bir Ernst kalitesinde olduğu bir takım kurmak gerekli..

varol döken dedi ki...

sırf şu son dipnotunu okumak için sonuna kadar sabrediyorum:) dipnot demişken bize dipnot atmayın, ilk golü atmayın başka ihsan istemez:)

BGC dedi ki...

Görünen o ki sezon başından beri bir arpa boyu yol katedememişiz.Dün takım ne amaçla sahadaydı anlayamadık.Çok üzükdük çok !!

Övünç dedi ki...

İsmail'in taç çizgisinin orada 3 adam tarafından presi yiyip topu ayağına dolaştırdığı pozisyon herşeyi anlatıyor.3 orta saha oyuncusundan 1 tanesi bile yardıma gitmedi o pozisyonda.Herkes biryerlerde saklanmakla meşguldü.Maç boyu yaptıkları gibi.Akışkan hem yatay hem dikey hareketli oynamak kolay birşey değildir üzerinde çok çalışmak gerekir ama bu takım bir ara yapabiliyordu bunu.Birden ne değişti anlamıyorum ? Rakiplerin kalitesi desen açamadığın takımlar Ankaragücü,İbb,Karabük vs vs ...

Kabak İsmail ve Hakan'a patlıyor ya ona üzülüyorum.

Metehan dedi ki...

tek kanatla işin olmayacağı belliydi..almeida'yı oynatmamasına da anlam veremedim.beşiktaş gerçekten şanssızdı. duran toptan 3 gol yemek çok kötü oldu.

DEMİR dedi ki...

sen ne düşünüyorsun bilmiyorum ama beşitaşın bu maçtaki en önemli sorunu nobre idi. birincisi pas vermediği, top süremediği, adam geçemediği için sol kanat tamamen işlevsiz kaldı; ikincisi işe yarar olmak adına göbeğe doğru kaydıkça kanadı boş kaldı ve zaten savunması çok zayıf olan ismail o kanatta tek başına hücüm etmek zorunda kaldı ve savunma yapamadı.

nobre yerine bobo solda oynasa ve almeida içeride kalsa beşiktaş daha efektif atak yapabilir ve savunmada daha az zorlanırdı. en azından ismail arkada bu kadar geniş alan bırakarak çıkmak zorunda kalmazdı.

SirEvo dedi ki...

Ernst-Bobo-Necip üçlüsünü öldür, Nobre diye bir adamı monte etmeye çalış, Erhan Güvenlerle devam et, Ferrari'nin ölüsünü sahaya sür.
Şuster denen adamın hala teknik direktörlükten anladığını sanan varsa vay onun haline. yazık.

Minero dedi ki...

Beşiktaş'ın kötü olmasına rağmen Avrupa'da daha farklı olabilir diyerek maçı izlemeye başladım ama kadroyu görünce çok da beklenti içinde değildim çünkü Dinamo Kiev'in çok disiplinli ve ne yaptığını bilen hali ortada idi. Bir puanı alıp zor şartlarda olacak iç saha maçına razı gibi bir görüntüleri vardı. Eminim ki Dinamolular da böyle rahat bir galibiyet beklemiyordu.

Beşiktaş oyun kurmakta zorlandı ve çok basit duran top golleri ile hezimete uğradı. En büyük üzüntüm Beşiktaş'ın elenmesi değli Türk futbolunun geldiği konum oldu. Beş büyük ligden sonra gelen ilk olduğunu düşündüğümüz ligimizin kalan tek Avrupa temsilcisi ikincil kupada Mart ayını göremedi.

Schuster'i geldiği ilk günden beri sevmiyorum çünkü kendisinin ligimizi ve ülkemizi küçümser tavrı çok rahatsız edici. Zaten çok karmaşık olan Türk futbolunda yabancı birinin başarılı olması gittikçe zorlaşırken onun bu umursamaz tavrının Beşiktaş'ı bu hale getirdiğini düşünmekteyim. Türkiye'de başarılı eski futbolculardan olan hocalardansa, Noat Samisa'nın hep öne çıkardığı hocalığın düşünsel kısmında daha ağır basan Sacchi, Benitez tarzı hocaların daha başarılı olacağını düşnüyorum.

Beşiktaş içinse tek diyeceğim karanlık günlerin yakın olduğudur. Özellikle iki sene içerisinde sportif başarı gelmezse takım maddi olarak çok büyük sorunlar yaşayacak ve UEFA zoru ile alt lige düşürülmek zorunda bile kalınabilir. Beşiktaş'ın başarılı olması için milyon dolarlar alan yaşlı yıldızlar yerine istekli, takım oyunu oynayan gençlere ihtiyacı var görüşündeyim...