Beşiktaş 2-4 Fenerbahçe

Tepetaklak giden Beşiktaş, çıkış maçında yerden kalkmaya çalıştı; ama doğrulamadan yeniden kendini yerde buldu. Sezonun ikinci devresinde başkalaşan Fenerbahçe ise kazanarak bu sezon ilk kez, maç fazlasıyla da olsa liderliğe yükseldi.

Bernd Schuster hafta içi Dinamo Kiev'e kaybeden takımdan altı oyuncuyu değiştirmişti. Savunma tandeminde Sivok yerine Ferrari sürprizi vardı ve Toraman takıma döndü. Aurelio'nun yerine Necip, Hilbert'in yerine Ekrem, Nobre'nin yerine Simao ve Bobo'nun yerine Almeida konulmuş, takım ideal şablonuyla sahaya yerleşmişti. Aykut Kocaman ise geçen hafta Kayserispor'u mağlup eden takımdan Özer'i Emre'yle değiştirmiş, Mehmet Topuz'u yeniden sağ kenara çekerek ideal takım tertibine ulaşmıştı.
Fenerbahçe Presi ve Ekrem - Dia Savaşı

Savaş genelde iki taraflı olur ki Fenerbahçe'nin daha ilk dakikadan başlayarak Beşiktaş sağına yaptığı savaştan çok, imha saldırısı gibiydi. Dia henüz maçın ilk dakikalarında geniş alanda karşılaştığı Ekrem'i hızıyla zorladı. Biraz zaman geçtikten sonra maç başındaki yerleşimler doğal olarak bozulup boş alanlar artınca, sözkonusu Ekrem - Dia eşleşmesi, ''Andre Santos, Dia ve Niang'a tek başına direnen Ekrem'' şekline dönüştü ve Ekrem Dağ bu saldırıyı ancak üç adet net sarı kartlık müdahaleyle savuşturabildi. Şanslıydı ki sahada kaldı. Hakemin aynı dakikalarda Selçuk'a göz yumarak durumu eşitlediğini düşündüğü bölümde Ekrem'e kenardan bir müdahale gelebilirdi, hatta gelmeliydi. Çünkü Niang'ın geri gelerek pas trafiğine katılması, sola yaptığı dalışlar ve herhangi bir markaj olmadan ataklara katılan Andre Santos, Necip yardımına rağmen Ekrem'in posasını çıkarmıştı.

Ekrem'in yanlış şekilde sahada olduğu bu bölümde Fenerbahçe Alex ve Niang ikilisiyle Beşiktaş'ın stoperlerine top aldırmıyor, arka alandan topla çıkışı engelliyordu. Bu ön alan presi, ikili mücadelelerde ve boşta kalan toplarda da kendini agresif biçimde göstererek etkili oldu. Fenerbahçe orta sahada çok sayıda top kazandı ve bu topları ağırlıkla sol kenara aktararak etkili oldu. Gol ise oyunun akışında neredeyse hiç kullanılmayan sağdan kullanılan bir duran topta geldi. Alex'in sevdiği yerden kale içine gönderilen top, henüz maçın ilk dakikalarında ağları buldu ve zaten grogi haldeki Beşiktaş, golün moraliyle daha da agresifleşen Fenerbahçe presi karşısında dağıldı. Tribün tepkisi, özgüven eksikliği ve negatif enerjiyle birleşen hava, Beşiktaş'lı futbolcuları garip pas hataları na zorladı.

Ekrem'in Golü

Maçın 25. dakikasında Fenerbahçe yine soldan geldi. Alex'in bıraktığı topta Dia'nın gol vuruşu ve maç direkten döndü. Bu dakikaya kadar tamamen Fenerbahçe dominasyonunda geçen maç, sonra adım adım Beşiktaş'a geldi. Önce Quaresma üzerinden, sonra da cılız şutlarla rakip kale önüne ulaşan Beşiktaş, devrenin son bölümünde sabırla pas yaparak Fenerbahçe savunmasını geri itti. Bu bölümde Beşiktaş'ın topla oynama yüzdesi çok artınca Dia da geri gelip pozisyon almak zorunda kaldı ve maçın başına damga vuran eşleşmede roller değişti, ayrıca kontra tehdidi de azaldı. Ama gariptir, gol bir atak dönüşü, kontrayla geldi. O anda hem oyun kuralları gereği, hem de taktik olarak sahada bulunmaması doğru olan Ekrem Dağ, kaleye bakmadan vurdu ve top tavana gitti. Git gide değişen hava, maçı apaçık şekilde Beşiktaş'ın önüne getirdi.
Roller Değişti, ama Ferrari!?

İkinci devre tıpkı ilk devre gibi başladı, ama bu kez roller değişmişti. Agresif presle ortadaki topları kazanan ve yüksek yüzdeyle pas yapan taraf Beşiktaş'tı. Aynı şekilde daha beş dakika olmadan, kazanılan duran topta galibiyet golü de geldi. Sonrasında paralize olan, çok adamla hücum ediyor görüntüsüne rağmen etkili olmayan bir Fenerbahçe vardı, tıpkı maçın başındaki Beşiktaş gibi. Üst üste pozisyonlar bulan Beşiktaş, skorun avantajıyla çok adamla hücum etmek yerine biraz geride kalıp hata kovalamaya çalıştı. Rakibin merkezde ve geride bıraktığı atıl alanları kullanmak, ayrıca Dia'nın hızını kesmek adına iyi bir planla Ernst biraz sağa kaydı, böylece bir dörtlü hat oluşturup, Quaresma - Almeida ikilisi önde bırakıldı. Her ikisine de şans geldi.

Toraman topu kazandı, yerleşik halde görünen ama derinliği olmayan Fenerbahçe savunması arasına çok iyi bir top attı. Almeida koştu, aldı, ölçtü, biçti, düşündü ve kötü vurdu, Volkan kurtardı. Bu dakikada her şeyiyle maça hakim olan, adeta gümbür gümbür oynayan Beşiktaş için bu golün anlamı, belki de maçın kazanılması demekti. Öncesinde Necip'in de katıldığı ataklar serisi yapan takım, Ferrari'nin ihanetiyle birkaç dakika önce maçı kazanacakken, 63. dakikada maçı kaybetti.

2-2'den Sonra Beşiktaş'ın Sağ Kanadı

Maçın ikinci çeyreği ve ikinci yarı durdurulan Fenerbahçe solu, Necip'in (sonradan Aurelio'nun) savunma tandemine geçişiyle yeniden hareketlendi. Kırmızı kart ile Alex'in hat-trick'e ulaşmasını sağlayan gol arasındaki yaklaşık 10 dakikada tam 5 kez, en az iki Fenerbahçe'li oyuncunun olduğu, ama yalnızca Ekrem'in karşılık verdiği pozisyonlar oldu ve ilkinde kaçıran, mutlaka ikincisi, olmazsa üçüncüsünde atacaktı. Öyle de oldu. Quaresma'nın maç boyu kovalamadığı Andre Santos, Ernst'in artık merkeze yardım etmek zorunda olduğu bu anlarda yaptığı bindirmelerle Beşiktaş'ın fişini çekti. Maç 11-10'a döndükten sonra Beşiktaş'ın rakibine hiç ama hiç direnç gösterememesinin mutlaka, hele ki böylesi sayısız kırılma anıyla dolu maçta mental açıklaması var; ama kısa zamanda sağda oluşan boşluk maçın bu denli kolay kopmasına neden oldu.

Bu anda maçı yine iki oyuncu değişikliğiyle tamamlayan Bernd Schuster'den sağ öne Hilbert hamlesi gelebilirdi, Quaresma ya da Almeida'nın yerine. Fakat Beşiktaş için şu noktada beraberliğin mağlubiyetten pek farkı yok. Dolayısıyla Quaresma'yla devam etme düşüncesini anlayışla karşılıyorum. Bu noktada özveri Quaresma'dan beklenirdi, ama yine gelmedi. Son dakikalarda topla yaptıklarından ziyade gereken zamandaki katkı daha önemliydi.

Sonuç: Bukalemun Maç

Futbol bu kadar ucuz olmamalı. Akıl bu denli yok sayılmamalı. Bu akşam tam Türkiye usulü bir derbi izledik. İyiyle kötü incecik bir pamuk ipliğine bağlı şekilde varoldu ve çok çabuk yer değiştirdi. Sıradışı olaylar, yalnızca sıradışı bir pas, şut maçın hikayesini tekrardan, tekrardan ve sonra bir daha tekrardan yazdı. Aşırı duygusal, gergin, bir hakem kararıyla galibin belirlenebileceği bir maç oldu. Ekrem'i atsa, Selçuk'u atsa, golde faul, duran topta penaltı, orta sahada sarı kart, uygulanmayan sayısız avantaj... ve daha niceleri. Say say bitmiyor ki sırf Ekrem'in yarattığı mucize bile siyahla beyaz kadar fark oluşturuyorken bu maçta sahada olan biten her şey, belli ki sonuca etki etti. Bu noktada söyleyecek çok şey var belki , lakin bir fahiş olay var ki, dominasyonu tersine çevirdi; belki de tarihi değiştirdi.

Matteo Ferrari'nin bugünkü sorumsuzluğu, bana göre ihaneti, yerden kalkmaya çabalayan Beşiktaş'a doğrulamadan vurulmuş yumruktur. Affedilemez, onulamaz. Geçmişte, ki bu geçmişe maçın ilk 25 dakikası da dahildir, çok şey berbattı ama o anda Beşiktaş adına her şey mükemmel gidiyordu. Ferrari rakibine vurdu ve biz 25. dakikaya geri döndük, üstelik daha kötü hissiyat ile birlikte.

Beşiktaş son iki maçta toplam 8 gol yedi. Bunların 4'ü duran top, 2'si penaltı. Duran toplarda alan savunması yapan Fenerbahçe ise yan toplar ve kornerlerde bugün sorun yaşamadı, sene başından beri de pek yaşamıyorlar zaten. Beşiktaş yine geri düştüğü bir maçı kazanamadı, fakat bu maçın kendi içinde inanılmaz bir hikayesi var, değeri ancak istatistik olur. Sorunlar daha da ağır şekilde karşımızda. Bernd Schuster cephesinde ise bu maçta ne azalan var, ne de artan. Bekliyoruz.

Noat Samisa

21.02.2011

11 yorum:

ercan dedi ki...

2-2 ve kırmızıdan sonra Almeida'yı çıkarıp ortaya Fernandes'i ya da stopere Erhan'ı alsa, oyunu biraz tutsa, mecburen üzerimize gelecek fenere karşı Quaresma ve Simao ile kontra arasa, Guti düştükten sonra Hilbert'i alsa sağa koysa, Quaresma'yı önde serbest bıraksa vs...

Ah ulan Ferrari !!! yatacak yerin yok :(

Övünç dedi ki...

Hocam bizim saha yerleşiminde bir sorun olduğu çok açık artık.Parselasyon filan yok , oyun disiplini yok.İleride sırtı dönük top tutamıyoruz.Q7'nin bek kovalamıyor oluşu söylediğin gibi artık çok göze batıyor.Oyuncular arası mesafelerin bir standartı yok.Bazen çok yakınlar bazen çok uzaklar.Aynı kanattaki iki adamın paslaşmak için top şişiriyor olması bile durumun vahametini gösteriyor.Buna sebep olan mevzu özgüven kaybı ve motivasyon problemi.Adamların aklı sahada değil.

Bu arada çok sık iddaa ettiğim gibi Guti'nin forvet arkası oynamasının faydalı olacağı tesbitim bu maçla birlikte çürüdü gibi görünüyor.Alex gibi savunmanın içine sızma durumu yok,golcü kimliği yok,asistçi daha çok.İleride çoğalma durumumuz sekteye uğruyor çünkü ileri giderse top ileri gelmiyor, geri gelirse rakip ceza sahasında çoğalamıyoruz.Bu durumda Fernandes transferi mantık kazanıyor ama oda oynamıyor.

Ferrari için söylenecek birşey yok.Gökhan Zan'dan farkı yok dendiğinde onu savunanlara ihanet etmiştir.Ama bu onun umrunda mıdır ? Hiç sanmıyorum.Alır 3m €'sunu gider İtalya'da göl kıyısında sonsuza kadar yaşar.

Sıradan Biri dedi ki...

çok güzel yazı elinize sağlık. Sadece Beşiktaş'ın ayağa kalkmak üzere olduğu ile ilgili görüşünüze katılamıyorum. Yazdığınız maç için doğru ama sezon ve maçlar için çok kırılgan ve kopuk bir takım Beşiktaş. Ernst, Simao, Guti efektif oyuncular,
kalitelerini takıma aktarabilseler her şey çok iyi olabilir. Ama hücumda kullanılan topların yarısını Quaresma gereksiz zorlamalarla hiç ediyor. Sahada olduğu ve bu kadar sorumsuz davrandığı sürece Beşiktaş maç maç, maç içinde an an, çok iyi ve çok kötü oynayacaktır. Genellikle 3 kez üst üste tura gelmez. Hatta Murpy yasası gereği, 3 kez üst üste yazı gelir.

JimmyLue dedi ki...

Kulübede 2 kanat beki otururken bir adet merkez defans adamının olmayışı nasıl açıklanabilir?

İsim anlamında (Bobo-Aşmeida,Sivok-Ferrari) tercihlere saygılıyız fakat maç içi dinamikler neden hiç düşünülmemiş?

Yenilen 3. golun sebebi orada Aurelio'nun defans orjinli olmaması nedeniyle doğru pozisyon alamayışıdır.

Schuster maç içinde krizi yönetemiyor,maçı sadece izliyor.Duran toplara önlem alınmıyor,Ekrem'in önündeki Quaresma bir defa bile geriye yardıma gitmiyor ve ihale Ekrem'e kalıyor.
Ve ne yazık ki genel resme baktığımızda Quaresma bu takıma zarar veriyor.

Olmsaydı sonumuz böyle..

Pasetto dedi ki...

Eşleştiği bekine kart gösterttikten sonra Quaresmanın ters kanada geçmesinede anlam veremedim. Nasıl ki Dianında aynı şekilde Ekreme kart gösterttikten sonra ortadan kaybolmasını anlayamadığı gibi.Oysa bir kırmızı kartın yani Ferrarinin kartının maçın kaderini nasıl değiştirdiğini hepimiz gördük.Yani bence bu maçlarda gol atmayı düşünmek kadar rakip takımı eksiltebilmekde bir oyun stratejisi olabilmelidir diye düşünüyorum.Seninde düşüncelerini merak ediyorum.

Müfit dedi ki...

Bir ekleme yapmak isterim, ilk yari Dia'nin ve Fener sol kanadinin etkisinin azalmasinin bana gore ana sebebi Simao-Quaresma kanat degisimidir. O andan devre sonuna kadar -Gokhan Gonul'un etkisizligi nedeni ile sag taraflari zaten pek islemiyordu- neredeyse hic kanada inemediler. Necip'in donen tum toplari dogru pozisyon alarak kazanmasi, kazanamadigi durumlarda da rakibin dengesini bozup rahat top kullandirmamasi da buna eklenince kontrolu ele aldik diye dusunuyorum.
Kirmizi kart sonrasi gozumun onune Real Madrid'in bu sezon 3-4 macinda gordugum Mourinho tepkileri geldi. Aninda gerekli degisikligi yaparak oyunu lehlerine cevirmek icin bir plan ortaya koyuyor, plan tutup golu attiklari anda herkes gol sevincini yasarken Mourinho oyunu tutabilecek hamleyi yapmak icin kenarda isinan oyunculardan birini cagiriyor.
EksiBesiktas ve Cartalete'nin mac analiz ve yorumlarinda pek cok kisinin belirttigi gibi hemen Quaresma-Fernandes, Simao/Almeida-Aurelio degisikliklerini yapmis olsa Schuster, orta sahada Necip-Ernst-Fernandes uclu blogunun mucadele gucu ve top saklama becerileri sayesinde oyunu tutabilirdik. Bu planin tutmasi ve son 10 dakikaya skoru tasiyabilmemiz durumunda da son degisikligi Ekrem-Hilbert ile yapar, hem takimin enerjisini artirir hem de gol atmak icin yuklenen Fener'in arkada verebilecegi bosluklara Ismail-Hilbert ile sizmayi deneyebilirdi.

borasahin dedi ki...

Daha genis deginmeye calisacagim ama bu saatten sonra Schuster'in onumuzdeki sene burada olmak icin kalan zamanda birseyler gostermesi gerekir diye dusunuyorum. Su ana kadar ki karnesi hic de ic acici degil. Tabii ki sezon sonuna kadar kalsin ama sonrasi icin iyi dusunmek lazim.

10 kisi sonrasi yine skandal bir yonetim gosterdi. 10 kisi kalan bir takimda ilk cikmasi gereken oyuncu Guti'dir. Yapilacak sey de basit: Cift dortlu hat olusturmak, yaziyla 4.4.1. Merkezdeki iki orta saha cok onemli. Guti burada yapamaz, kanatlarda ve en onde de olmaz, cikar yav. Her zaman diyorum, tamamen Guti'nin uzerine takim kurulmaz -oyun karakterinin gerektirdigi fiziksel yeteneklerin yetersizliginden dolayi, 19 yasinda da Redondo'nun yerine girerken de ayni sorun vardi-. Necip'in sari karti varsa, Aurelio ya da Fernandes'den birini stopere koyarsin. Q7 bekini hic kovalamiyorsa onu en one yerlestirirsin (bir sonuc cikmasi zor ama ya tutarsa!). Almeida Ismail'in onune gecer, Simao da Santos'un. Hatta Ekrem yerine Hilbert'i bile oyuna alma sansin var. Bunu gorebilmek bu kadar zor mu? Almeida'nin oyun olarak cikmasi lazimdi ama duran top savunmasi hayrina kalmasi iyi olurdu. Ha oyunu tutabilir misin veya sonuc degisir mi, belki degismez ama en azindan 10 dakikada kraker gibi dagilmazsin!

Almeida'nin ne oldugunu hala anlamadim. 2 TK, 1 Avrupa Ligi, 5 TR Ligi toplam 8 macta 1 gol, gol pozisyonuna giriyor mu o da pek gorunmuyor? Simao ve Q7 gibi iki tane kanat oyuncun varsa, ortadaki oyuncu gol yapabilmeli, bu isim kesinlikle Almeida degil. Bobo'ya cok yazik ediyorlar ve de ayibin en buyugunu. Almeida'nin Bobo'dan daha faydali olacagini hic zannetmiyorum. Sonra da Bobo Kiev macinda kotuydu, onun icin oynadi, iste cok secenekli kadrolarla ise baslamak bu yuzden iyi degildir. O olmasin, bu olsun, yok su olsun, bununla bir yere gidilmez, herkes bilir ki Bobo zamanla form tutar, bir mac kotu diye oyuncudan vazgecemezsin, bir sure sonunda iyi gitmiyorsa yedege cekmeyi aklina getirirsin.

Bu arada Q7 varken Simao top goremez, cift taraftan akin yapacagiz diyenler maalesef avuclarini yalarlar :) Boylelikle Simao'nun kanatta pozisyon alan rolu ve takima bu noktadan sagladigi fayda tartismaya acilir...

zenn dedi ki...

Beşiktaş'ın futbolunu artık saha içinden çok sahadışı etkenlerinin belirlediğini düşünüyorum..

Sivok-Ferrari tercihinin Sivok'la soyunma odasında yaşanan bir tatsızlıktan olduğu söyleniyor -ki bu da son gelişmelerden sonra mantıksız gelmiyor..

takımın yaşadığı sorunların önemli bir bölümünün soyunma odası kaynaklı (oyuncu-oyuncu, oyuncu-hoca, takım-hoca anlaşmazlıkları) olduğu gittikçe barizleşmeye başladı..

artık taktikten çok idari/teknik yönetim becerisi belirleyecektir Beşiktaş'ın durumunu..

gipsy21 dedi ki...

Zenn,hoca-hoca anlasmazligini unutmussun dostum:)Schuster ne olursa olsun kalmali.Elbet zamanla o da GUTI'nin alan parselizasyonu konusunda takimi sikinitiya ugrattigini,Q7'nin savunmada EKREM'e ihanet ettigini,NECiP'in bu takimin en kilit oyuncusu oldugunu vs.vs... gorecektir ve cozumu uretecek kadar futbol bilgisi oldugundan hic suphem yok.Belki bize biraz pahaliya mal oluyor bunu gormesini beklemek ama besiktasin Schuster'den daha iyi bir teknik direktorle anlasabilecegini sanmiyorum.Sezon bizim icin bitti zaten kendisi de radikal kararlar alacagiz diyor.Biraz daha sabretmek en mantiklisi.RAFA harici orta seviye bir teknik direktor kesinlikle bizi daha geriye goturur.
Bir de Q7yi kanattan alip savunmaya daha az zarar verecegi bir mevkiye adapte etmek denenebilir.Mesela NOAT'in deyisiyle sahte9numara olabilir.Guti'yle Q7 Besiktas'a zorlu maclarda biraz agir geliyor galiba.Ama DAYI her zaman savunmadan feragat ediyor rakip ve skor dinlemiyor.
Bu arada yonetim Schuster'e destek aciklamasi yapmis hadi hayirlisi...

gofis kralı dedi ki...

şu ferrari'nin yaptığına en az beşiktaşlılar kadar üzülmüşüzdür trabzonlular olarak. hatta daha da fazla üzülmüş olabiliriz. fark 5 puana çıkacaktı... o sebepten ferrari'nin attığı dirsek sadece o maç için değil, şampiyonluk mücadelesi için bile bir kırılma noktası olmuş olabilir. artık bu durumda da inönü'den zor da olsa 3 puan almak farz oldu, yoksa yine "seneye..." diyeceğiz.

gnyaksu dedi ki...

Sizce Şuster kalmalı mı?
Kalması yada gitmesi Beşiktaşa ne katar?