Futbolun Yeni İcatlar Alanı

Dün Guardian'da Sid Lowe imzasıyla muhteşem bir Xavi röportajı yayınlandı. Bugünün çok ama çok özel futbolcusunun, geleceğin Barcelona hocasının her röportajı ayrı güzeldir, ama bu sefer soruyu soran da özel biri olunca ortaya bambaşka, doyumsuz bir sonuç çıkmış. İngilizce'si yetmeyenler şuradan güzel bir Türkçe çeviriye de ulaşabilir; bense röportajdan kısa bir bölümünü buraya alacağım:

Sid Lowe: ''Oynama biçiminin başarının üzerinde olduğundan bahsediyorsun ama bunlar sadece birlikte gitmekle kalmamalılar; birlikte gitmek zorundalar, değil mi? Arsenal muazzam futbol oynuyor, Arsene Wenger olağanüstü derecede saygı duyulan bir hoca ama yıllardır hiçbir şey kazanmadılar. Bu durum Barcelona'da da olabilir mi?''

Xavi: ''Neredeyse olanaksız. İki yıl kazanamadan giderseniz, her şey değişmek zorundadır. Ama isimler değişir, kimlik değil. Felsefe kaybedilemez.''

Felsefe, anlayış, oyuna bakış... ya da her neyse. Xavi burada mutlaka çok önemli bir şeyden bahsediyor, ama bahsettiği şey ne? Çokça söylenir, ''Barcelona yıllardır aynı oyunu oynuyor.'' denir ki burada gerçekten felsefeden bahsedilir. Onlar için yıllar önce de en önemli idman 5'e 2 çalışmasıydı, hala öyle. Fakat her dönem, her sene sahip oldukları oyuncuları aynı kalıba sokmaya çalışmadılar. Xavi'nin dediği gibi, her zaman kaybedince bir şeyler değişti. Bazen az, bazen çok şey değişti. Hala da değişiyor. Bugünün Barcelona'sının iki sezon önce CL'yi kazanan takımdan da geçen sezon kendini başarısız addeden takımdan da çok belirgin farkları var.

Bu duruma sezon başında değinmiş, Dünya Şampiyonu İspanya ulusal takımının ve Jose Mourinho'nun Inter'inin Barcelona üzerindeki etkisinden bahsetmiştim. Takımın yeni savunma taktiği ve yeni kazanma yolu odaklı bir yazıydı. Kısa süre sonra da 5-0'lık Real Madrid galibiyeti geldi ve bize yeni hücum güçlerine dair muhteşem bir gösteri sundular. Belki de bugünün Barcelona'sı futbol tarihindeki en güçlü konumda duruyor. Çok ama çok güçlüler, aşırı güçlüler; karşılarında durmak neredeyse imkansız. Lionel Messi her maç ayrı bir sihir yaratıyor, daha doğrusu bir süredir geçmişte olduğundan daha fazlasını yapabiliyor. Nasıl mı? Şöyle:

Sahte 9 Numara Lionel Messi

Tanım: Geri gelerek top alan, sırtı dönük oynayabilen ikinci santrafor ya da en uca konulan serbest oyuncu. Aslen kanat oyuncusu olan Messi ve aslen forvet arkası, trequartista olan Totti bu rolün en radikal örnekleri iken bir tek santraforun da (en iyi örnek Eto'o) bu rolde oynaması mümkündür.

Görsel No.1: Kırmızılar üç savunmacı, sarılar ise aşağıdan yukarıya Alves, Pedro ve Villa. Merkezdeki siyah dörtlü, görüldüğü üzere bir dörtgen, baklava dilimi oluşturmuş durumda. Top şu anda Xavi'de ve takımın en uçtaki oyuncusu, yani santraforu Messi geri gelerek Xabi Alonso'nun önüne geçmiş halde. Di Maria ise Alves'i takip etmiş. Real Madrid savunma hattı, high-line biçiminde beşli bir hat olarak açıkça görülüyor. Her iki takımın dizilişlerine ne desek acaba?

Bu görüntü anlık bir pozisyon değişimi değil, Barcelona'nın en iyi hücum seti. Messi geri geldiği anda sahada klasik bir santrafor olmadığından rakibin iki stoperinin markajında herhangi bir oyuncu kalmıyor ve Messi'nin eşleştiği adam, orta sahadan biri oluveriyor. Bu sayede Barcelona orta sahasından biri boşa çıkıyor ve orta sahada 4'e karşı 3 durumu oluşuyor. Fakat bu pozisyonda Real Madrid santraforu Benzema'nın konumu, Pique'yi boşa çıkarmış. Arka alanda toplamda 4'e karşı 2 durumu var ve bu durum Real Madrid'in ön alanda presle top kazanmasını neredeyse imkansız hala getiriyor. High-line daha burada kırılıyor.

Görsel No.2: Bu görsel geçtiğimiz hafta içi oynanan Arjantin - Portekiz maçından. Lionel Messi bu maça aynen Barcelona'daki rolüyle, takımın en ilerideki oyuncusu olarak başladı. Bunda Tevez'in tekniik ekibin disiplin kararıyla oynatılmamasının da payı var, fakat Messi aynı Messi'ydi ve Arjantin, geçtiğimiz yazdan çok daha farklı, çok daha güçlü göründü.

Bu karede yine aynı şekilde Messi geri gelmiş durumda ve rakibin iki stoperi oldukça geniş bir alanda, etraflarında herhangi bir oyuncu olmadan sadece savunma çizgisini ve yerleşimi korumaya çalışıyorlar. Bütün Portekiz takımı bu anda kendi yarı sahasında, ama Mascherano ve (veya) kadraja giremeyen Zanetti bomboş durumdalar.

Görsel No.3: Burada inanılmaz bir Messi pası var mutlaka, fakat o pasa anlam kazandıran koşular incelemeye değer. Bu gol, tam bir sahte 9 numara golü. İki stoper yine boşta, Messi'yle birlikte yine bir orta saha oyuncusu geliyor. Ama Messi kendisiyle 3'e 1 durumdaki oyunculardan atıl pozisyondaki 2'sini hiç muhatap almadan, içe kat ederek ters kanattan muhteşem bir koşu yapan Di Maria'yı görüyor. Lavezzi'nin çapraz koşusuyla desteklenen atak, Messi sihriyle birlikte ''uzak forvet'' rolünü adeta kutsuyor.

Görsel No.4: Üsttekinin bir benzeri. Bu kez Messi'nin eşelştiği bir orta saha oyuncusu yok ve stoperler atıl durumda değil. Ricardo Carvalho, yüzü dönük şekilde ilerleyen Messi'yi durdurmak için dörtlü savunma yerleşimindeki yerini terk ederek öne çıkıyor. Sol stoperin öne çıktığını gören sağ stoper Pepe ise adım adım Carvalho'nun boşluğunu doldurarak kendine iki bekiyle simetri oluşturacak bir konum belirliyor. Sonuçta Messi çalımı atıyor ve Pepe'nin boşalttığı alanı görüp, topu oraya yolluyor. Uzak forvet David Villa da tıpkı Dünya Kupası'nda olduğu gibi sağ kanattan yaptığı topsuz koşu sonucundan Barcelona'yı 4-0 öne geçiriyor.

Toparlarsak, sahte 9 numara Messi'yi eğer stoperler kovalamaz ve orta saha oyuncularıyla eşleşirse, arka alanda bir fazladan stoper ya da bir orta saha oyuncusu mutlaka boşa çıkıyor. Messi'yi kontrol edeyim derken Xavi boşta, düşünebiliyor musunuz? Düşünülemiyor işte, hemen gol oluveriyor. Ya da Pique. Onun önündeki boş alanı kullanarak topla ileri çıktığını düşünmek yeterince ürkütücü. Bekleri sınırlandırsanız da hareketli uzak forvetler Villa ve Pedro, sırf boş koşularla savunmacıların başını döndürüyor. Yetmezse topla kat eden bir Iniesta...

Diğer seçenek gerçekleşir, yani stoper Messi'yi kovalarsa, bu kez tek şans var. Messi'nin topla birlikte kesinlikle kaleye yüzünü dönmemesi gerekiyor. Ayrıca sırtı dönük halde pas trafiğine katılmaması da gerekiyor, zira duvar olduğu bir pas, Xavi ya da Iniesta'yı boşa çıkarabilir ve kenar forvetlerin çapraz koşuları, geride kalan tek stoperi tamamen çaresiz bırakacağından dinamiti beklerin kucağına koyuverir. Sonuç da genelde gol olur.

Yani her ne olursa olsun, bir şekilde gol oluyor. Günümüzde çok kullanılan diziliş ve şablonlarda sahada gerçek bir santrafor olduğunda stoperlerin 2'ye karşı 1 durumu oluşur. Yani biri santraforu markaja alırken, diğeri onun süpürücülüğünü yapar. Sahanın diğer her alanında doğal boşluk olmaz, yalnızca aynı şekilde rakip stoperlerle santrafor arasında 2'ye 1 durumu oluşur ve o stoper yerini kolay kolay terketmeyeceği için sahanın hiçbir yerinde normal olarak boşta olan bir başka oyuncu olmaz. Ama 4-6-0'da, yani santraforsuz yapıda işler böyle gitmiyor:

Pekiyi, ne olacak?

Çözüm Önerisi No.1: Birincisi, Barcelona'ya karşı asla Real Madrid ve Espanyol gibi radikal high-line oynamayın. Birbirinin benzeri golleri çaresizce yiyip 5'lik oluyorsunuz. Zira yeni ofsayt kuralı, önde kurulu savunmalar için sayısız tuzak içeriyor. Ofsaytta diye sallamadığınız bir oyuncu, ters kanada atılan onsayt bir pasın sonucunda topun gerisinde kalıp boş kaleye gol atabilir. Villa pas, Pedro gol; mesela. Geride dört kişi bekleyip, iki oyuncudan gol yersiniz.

Çözüm Önerisi No.2: Barcelona'yla oynamayın.

Durum şu an için bu denli vahim! Ciddi bir maçta Barcelona'ya yenilmemenin yolu, teoride onlarla oynamamaktan geçiyor. Fakat bu durum böyle sürmeyecektir. Tarihte olduğu gibi değişim sürüyor. Barcelona altyapısından güç aldığı için hükümranlığı tarihteki muadillerinden daha uzun olacaktır, fakat bugün Messi'yi kanatta merkeze alarak oynadıkları yeni oyuna mutlaka bir çözüm önerisi sunulacak. Bu önerinin de ''futbolun yeni icatlar alanı'' olan dörtlü savunma üzerinden gerçekleşmesi pek olası.

Futbolun Yeni İcatlar Alanı

Yakın zamanda zirve futbolda en çok orta sahayla uğraşıldı. Merkezdeki oyuncu tipleri yenilendi, dönüştü. Sayısı azaldı, arttı; eşitlendi. Tekrar değişti ve tekrar dönüştü. Fakat artık Barcelona'nın yeni kazanma yolu durdurulamadan ilerliyor ve mevcut reçeteler işe yaramıyor. Buna geçtiğimiz sezonun kahramanı Jose Mourinho'nunkiler de dahil! Mutlaka bir şeyler değişecektir. Ben bu değişimin şu anda arıza çıkarıyo görünen stoper mevkisindeki oyuncularda, savunma dörtlüsünde olacağını düşünüyorum.

Başta Jonathan Wilson olmak üzere pek çok kişi, uzun zamandır libero'nun geri döneceği iddiasında. Yakın zamana kadar ben bu fikre sıcak bakmıyordum, fakat son olarak Arjantin milli takımının da sahte 9 numarayla oynaması, bu düzenin uluslararası platformda da görülmesi fikrimi değiştirmeme sebep oldu. 50'lerden bu yana futbol sahnesindeki varlığını güçlü biçimde sürdüren dörtlü savunma ve onun ortasındaki, futbol oyununun en eski mevkisi olan stoperler şu durumda (yeni ofsayt kuralının da etkisiyle) atıl, çaresiz kalıyor.

Modern santra-haf, yani bugün orta sahadan savunma içine giren oyuncu (Busquets, Lucas, Marco Aurelio) yakında pek çok takımda savunma hattı içerisinden hücumlara katılabilir. 2000 yılında CL'yi kazanan Real Madrid'de Ivan Helguera, aynen bu rolü oynuyordu. Üçlü ya beşli savunma, önümüzdeki yıllarda görülme sıklığı artacak olan 4-6-0 ve türevlerinin, sahte 9 numara'nın antitezi olabilir. Çözüm konusunda yalnızca bir ihtimalden bahsediyoruz, zira bu yapı uzun süre geçerli olmaya devam edebilir. Yavaş yavaş her ülkede, her ligde görülüyor. Mesela Luciano Spalletti vaktiyle Roma'da oynattığı bu şablonu Zenit'te farklı şekilde uyguluyor. Bu sezonun Beşiktaş'ı da bir dönem aynen bu şekilde, fakat bu yapıyı defansif ağırlıklı olarak, topsuz oyunda oynamıştı. Görülüyor ki illa Messi'niz olması gerekmiyor, nitekim Barcelona yalnızca Villa - Ibrahimovic değişimiyle bu denli güçlü olmadı. Esas büyük farkı yaratan saha içi yerleşimdeki değişimle birlikte boş ya da atıl oyuncular ve ekstra boş alanlardır. Böylece topa daha çok sahip oluyor ve top kullanacak daha fazla boş alan bulabiliyorsunuz. Zaten Barcelona ve birçok takım için bu kadarı yeterli.

Sonuç: Daha Güçlü ve Kazanan Barcelona

Bir süredir 90 dakika Barcelona maçı seyretmedim. Pek çoğunda ilk çeyrek saatten sonrasını izlemiyorum, zira maç o anda sıklıkla ve kolayca 1-0'a gelmiş oluyor. Bundan sonrası, ortada yarışmacı vaziyet olmadığından benim için seyre değer değil. Sonradan özetler ve goller yoluyla olan-bitenin geri kalanında gerçekten sıradışı olan bir şeyler var mı diye kovalamayı tercih ediyorum. Geçen senelerde ise durum böyle değildi. Az da olsa her maç bir cevap ihtimali vardı, ama yeni Barcelona bu ihtimali de yıkıp geçti. Sezon başındaki kısa geçiş süreci sürprizlerine tanık olduk, fakat uzun sürmedi. Çünkü bizler için değil, kendileri için oynuyorlar ve bu oyundaki en güçlü duygu kazanmak. Geçen sene kaybeden ya da yeterince kazanamayan Barcelona, bu doğrultuda sahip olduğu futbol değerlerini yeniden gözden geçirdi ve Pep Guardiola'nın yol göstericiliğinde oyunun savunma tarafında çok daha sağlam duran, hücumda ise artık daha durdurulamaz olan bir Barcelona ortaya çıktı.

Bir bakıma geçtiğimiz Kasım'da Jose Mourinho'ya 5 atan Barcelona canavarını, geçen sezon Barcelona'yı CL'den eleyen Jose Mourinho yarattı. Futbol tarihi böyle hikayelerle doludur. Dominant takıma çelme takan, her ne şekilde olursa olsun kazanan bir takım tarihi değiştirme gücüne sahiptir. Xavi'nin dediği gibi, kazanamazsanız değişirsiniz ve Barcelona değişti. Artık merkezden oynuyorlar, alanı daha az genişletiyor; ama bu sayede top rakibe geçtiğinde alanı daha kolay daraltabiliyorlar. Artık topa daha fazla, daha çok sahipler. Geçen sezondan kendine dersler çıkararak daha güçlü, daha fazla kazanan olmak için değiştiler. Onlar kazandıkça diğer kaybedenler değişecek ve böylece futbolun daha da yeni icat alanları oluşacak. Çünkü hep böyle olmuştur.

**********

Not 1: Uzak Forvet nedir, kimdir?

Not 2: Eto'o da sahte 9 numara oynardı: Video

Not 3: Messi geçmişte sağ kanatta oynardı, kanat oyuncusuydu. Ama artık Ronaldo'dan farklı bir rolün adamı. Futbolu da istatistikleri de yeni rolüyle çıldırdı.

Not 4: İlk kez 4-6-0 adında yeni bir şablonun geleceği şekillendireceğini iddia eden kişi, (Fenerbahçe'yle de şampiyonluk kazanan) Brezilya'nın efsane hocalarından Carlos Alberto Parreira'dır. Kendisinin profesyonel futbolculuk geçmişi yoktur, aslen beden eğitimi dersi öğretmenidir.

Not 5: Barcelona felsefesi ya da formulası,

...kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu, kontrol, pas, boş alana koşu...

şeklinde özetlenebilir.

Noat Samisa

12.02.2010

20 yorum:

Burak Demirsoy dedi ki...

Hocam, eline sağlık müthiş bir yazı olmuş yine. Belki konumuzla pek alakası yok ama ben de Barcelona'nın oyun felsefesiyle ilgili bir iki kelam etmek istiyorum.

Barcelona'nın takımın başına Guardiola geçtiğinden beri aynı oyunu oynadığını iddia edenler var. Ben katılmıyorum. İki sene önceki Barcelona'a çok farklıydı. Altı kupa aldıkları sezon. Hiç unutmam, bir Dinamo Kiev deplasmanında hiç pozisyonsuz habire paslaşmalarını izlemek gına getirmişti, maç 0-0'dı, son yirmi dakika topu bile vermeden pas yaptılar durdular, artık bunalmış üzereyken, Messi'nin bir frikiği ile maçı kazandılar. Mesela geçtiğimiz sezonda buna benzer paslaşmaları yapıyorlardı fakat oyunlarını daha bir ilerlettikleri için daha keyif verici buluyordu izleyenler. Şampiyonlar Ligi'ni alamamalarına rağmen. Bu sezonki Barcelona aynı paslaşmayı daha hızlı ve daha efektif yapıyor ve direk kaleye gidip işi bir an önce bitirmeye çalışıyor. Bu diğer iki sezonda da vardı ama bu sezon bunu iyice ilerlettiklerini gözlemledim. İstedikleri skoru bulduktan sonra topu gezdirip, aktif dinlenmeye geçiyorlar. Örneğin Real Madrid maçında neredeyse ciddi ciddi kahkahalarla izledim maçı. Barcelona'nın takdir ettiğim yönü, dördü beşi atıp sadece topa basarak maçı bitirerek, rakibe de bir anlamda saygı göstermeleriydi. Real Madrid maçında da bunu yaptılar. Xavi sayamadım kaç pozisyonda o çizgi savunmasıyla afallamış Real Madrid'in arka alana topu indirivereceğine döndü geri pas yaptı. Yani söylediğiniz gibi, Barcelona'ya yenilmemenin yegane yolu, onlarla mümkün olduğunca oynamamaya çalışmak.

Can dedi ki...

Jonathan Wilson'ın söylediklerinden bihaberim ama liberoların evrilerek geri döneceği fikri aşağı yukarı 2 yıldır; yani tiki taka Barcelona'yı ilk izlediğimden bu yana var. Sahte 9 numaraların ön alanda sağladığı avantajları benzer biçimde arkada sağlayacak, takımı mutlak bir dengeye ulaştıracak bir adama evrilecek liberolar; old school takılacaklarını sanmam.

Her durumda Barcelona'nın oluşacak yeni futbol yapısına adaptasyonda sıkıntı yaşayacağını sanmıyorum. Aşağı yukarı 40 senedir oynadıkları bu acayipliğin futbolun dönüştüğü her döneme adapte olup mükemmelleşmesi alışılageldik bir durum halini almaya başladı.

Eline sağlık.

Sinan dedi ki...

cok guzel bir yazi olmus, fakat 5. nota cok katilamayacagim:

Birincisi formulde, Xavi'nin surekli tekrar ettigi sey eksik: Dusun, topu almadan dusun, verdikten sonra dusun, hizli dusun, alani dusun... ozellikle de turkiyedeki oyunculara anlatilmasi gereken birsey bu.

Ikincisi: Kontrol - pas. Roportajin Turkce cevirisinde de gordugum bir yanlis var:
"He controls, looks and passes in one touch" derken kontrol etmek, bakmak ve pas vermek isini tek dokunusta yapmanin onemini soyluyor. ondan dolayi kimi oyuncularin iki - uc dokunusa ihtiyac duymasini oyunu yavaslatan birsey olarak goruyor. Rexach'in altayapida ogrettigi sey: yarim dokunusla oynamak.. O yuzden kontrol - pas tek (hatta yarim) dokunusla yapilmali.

Zaten yazdiklarinizin isleyisini mumkun kilan paslasmalarin oyunun kritik anlarinda basdonurucu bir hiza ulasmasi. (R. Madrid macindaki paslasma mesela)
Sizin cok guzel acikladiginiz alan degistirmelerle yaratilan bosluklar oyle upuzun kalmiyor, bunlari yaratabilmek ve degerlendirebilmek icin en onemli unsur hiz. Rijkaard zamanindan beri Barselona oyununu sendeletebilen butun takimlar paslasma hizini kesebilen takimlar oldu.

Sonucta: Ben (dusun) gor - (dusun) pas - (dusun) gor - (dusun) bos alana kos - (dusun) gor ... diye yazardim formulu

BasitOyna Blog dedi ki...

Xavi'nin röportajı gerçekten muazzam. Güzel yazı, eklemek istediğim birşey var. Messi'nin Fifa.com'a verdiği röportajı çevirmiştim daha önce. Messi Guardiola'nın kendisine en önemli pozisyonu bulmaya çalıştığını söylüyordu ve eklemişti:

"Soru: Guardiola her maç seni farklı pozisyonda oynatmak için eğilimli, hatta "gezici No9" gibisin...

Cevap: Guardiola her maçta benim için en iyi pozisyonu bulmaya çalışır. Bu yüzden bol bol topu görebiliyorum ve sürekli deniyorum. Bu bazen rakibin beni markaja aldığı zamanlarda da onlar için sürpriz oluyor. Bu nedenle her zaman defans çizgisini dışarı çıkarmak için kendi pozisyonumu bırakırım. Sonra defansla yüz yüze gelebilirim ve bire bir durumlarda onları geçebilirim. İkişer ikişer oynarken de Xavi, Iniesta, Villa ya da Pedro gibi takım arkadaşlarımın desteği son derece önemlidir. Kutunun içinde ve öne doğru oynamayı seviyorum."

Tekrar elinize sağlık.

sampi dedi ki...

Barcelona'nin gecirdigi en onemli evrimlerden biri ceza sahasi onunde tek kisi olmayi kaldirabilmek bence. Hucum setlerinde ya tek Puyol kaliyor, ya da Puyol'la Pique bek bolgesine acilip Busquets'i geri kaydiriyorlar.

Antitez olarak rakip takimlarin stoper alaninda tek kisiye donup (libero da diyebiliriz, ama ben ayni hatta kalacaklarini tahmin ediyorum) orta alanda Barca'yi esitlemesini ongoruyorum. Bunun iki yolu var:
1) 3'lu savunma.
2) Baklava seklinde kompakt (tac cizgisinde bek olmayan) 4'lu baklava savunma. On stoper sahte 9'u adam adama takip edebilir boylece.

Barca'yi yenmek icin alkemi gerekiyor (alakasiz bilesenlerden altin olusturma cabasi), belki futbolda bunun karsiligi Capello/Calimbay bilesenleridir opsiyon 2'de oldugu gibi :)

Nisan ayinda Mourinho'nin 2 deneme hakki var. CL'de eslesirlerse 4 bile olabilir, ki futbol adina cok buyuk bir kazanim olur.

Flying Dutchman dedi ki...

Salih ben bu Barcelona modelinin panzehirinin liberolu sistem oldugunu pek dusunmuyorum. Zira 4'lunun arkasinda 5. bir adam dikmek misal real-barca gorsel no: 1 resmindeki Pepe'nin isgal ettigi yeri katmak olur. Peki defansi 5li yaptik. Kalan 5 adami nasil dagitacagiz. 3-2 diye dagitirsek 5-3-2 ile Barca karsisinda basarili olmak bana gore imkansizdir. Zira defansin arkasina ekledigin bir adam hucum hattindan bir adamin eksilmesi demektir ki burada en anlasilabilir dizilis 5-4-1 olur. Ama o zaman da 1 ve arkasindaki orta saha arasinda mukemmele yakin bir uyum olmasi gerekir.

Bana gore Barcayi yikmanin yolu dizilisler oldugu kadar sahadaki kadronun konsantrasyonu ve mukemmele yakin oyun konsantrasyonundadir. Bunu Hiddink'in Chelseasi az daha basariyordu, Mourinho'nun Inter'i basardi. Her ikisinin de hucum hattinda arka tarafiyla uyumlu uc adamlr vardi. Ozellikle Milito-Sneijder'in uyumu onemlidir.

Dolayisiyla bu derece arayan, zorlayan ve alternatifleri dusunen adamlari caresiz birakmanin yolu dizilis kadar oyuncularin efektifligiyle de alakali. Konsantre defans oyunculari, minimum hammaddeden maksimum faydayi cikaran orta saha adamlari ve etkin bir target man. Nitelkim Barca'nin bugunku halinde de dizilis kadar oyuncu karakterlerinin buyuk payi var. Bu dizilis De La Pena-Luis Enrique-Rivaldo'da olmazdi misal...

Ise mutlaka Barcayi yikabilecek mukemmel dizilis olarak bakarsak ve mutlaka bir panzehir oneriyorsan benim icin recete klasik 4-4-2'dir. Ama 2 kanadi da cok iyi olan ve ortasinda Schweinsteiger-Khedira benzeri oyunculari barindiran bir 4-4-2. Almanya'nin Ispanya'ya maglup oldugu yari final macinda dikkat edersen savunma tarafini basarmis ama uc noktada cok etkisiz kalmisti. Bence Barcayi yikmanin yolu oyunu ortada degil kenarda oynamaktan geciyor...Rehhagel'in 2004 Yunanistan'i bu Barca karsisinda ne yapardi merak ediyorum meselea.

Noat Samisa dedi ki...

Can,

Barcelona'nın 40 yılına ki bence o kadar uzun süre değil, bir okul gibi bakabiliriz. Mezunları yüksek mevkilere gelen bir okul. Devlet yönetiminde de bireysel girişimde de başarılı insanlar yetiştiryorlar gibi. Yoksa oyuncuların sahadaki konumları, durum ve kalite hep değişti.

Değişmeyen kısaca 5'e 2 pas idmanları ki bu, mevcut kurallarıyla futbolun idealidir. Barça'nın elinde milliyetçi güç, Real Madrid, sosyo-ekonomik diğer etkenler ve bolca para olduktan sonra bu takımın tükenmesi kesinlikle mümkün görünmüyor.


Sinan,

Mutlaka, ''düşünme'' eylemi de ön planda. Fakat ben bunun çokça otomatikleştirilmeye çalışıldığını düşünüyorum. Yani o koşular, boş alana çıkışlar mükemmel olsa, Xavi'nin düşünmesine gerek yok. Yalnızca iki ya da seçenekten birini seçecektir. Bu da yine futbol ideali, hani eğer top hep bizde kalırsa kalecinin ellerini kullanması gereksiz, gibi. Gerçeklik değil, çünkü bir rakip var sahada.

Pas hızının da bu otomatizmle ilgili olduğunu düşünüyorum. Maç-maç farklarını değerlendirirken mutlaka rakibi de dikkate almak gerekir.

Noat Samisa dedi ki...

Sampi,

Baklavalı savunma ilginç yorum, üzerine düşünmeye fazlasıyla değer. :)

Mourinho'nun elindeki Real Madrid'le fazla bir şey değiştirebileceğine dair inancım yok. Ama eminim ki Nou Camp'taki gibi intihar etmeyecektir.


Flying Dutchman,

Şimdi ben burada taktik konuşuyorsam çok basit bir açılımı vardır bunun: Tek başına konsantrasyon, mükemmel olsa daha kazanmaya yeter mi? Tek başına taktik de yetmiyor elbette, ama motivasyon konusunda üzerine konuşmaya değer ne var ki?

Bir takım iyi motivedir, ya da değildir. Zaten Barcelona karşısına rehavet içinde, akşamdan kalma, uykusuz, sorunlu çıkıyorlarsa ortada tartışmaya değer bir şey olamaz. Barça kazanır.

Üçlü savunmanın şöyle bir anlamı olacak. Üç stoperli yerleşimde üçten ikisi yerini terk edebilecek ki bu, orta sahada sayıca eşitlenme anlamına gelir.

----

Yorum bırakıp katkıda bulunan herkese teşekkürler.

coolasfcuk dedi ki...

klasik 4-4-2 fikrine katılıyorum. tabii bu durumda akla ilk gelen de şeytanlar oluyor. klasik 4-4-2, 2007-08'de bu takımı yenmişti. bunu şu an tekrar, hatta bu sefer daha kolay yapabilecek kapasitedeler. bu iki takımın yarı final eşleşmesi, futbol severler için altın değerinde olur bu açıdan. bekleyip görelim.

Caner dedi ki...

Bu konuyu çözmeye en yakın takım Hercules bence. 29 Ocaktaki maçta skor 3-0 bitsede, oyuncuların pas açılarını kapatarak kurulan pas üçgenlerini kapatarak paslaşmada çoğu zaman çaresiz bıraktılar Barçayı. Herculesin oyun kurgusunu geliştirmek lazım.

mourinho ilk maçta İnter gibi oynamadı, açık oynadığından bu skor farkı oldu. Diğer maçlarda Inter ile oynadığı gibi (pek mümkün olmayacaktır) mi oynayacak yoksa yeni bir oyun planını nasıl kurgulayacak çok merak ediyorum.

nusret dedi ki...

4-6-0,Zagallo'ya ait değil miydi?

TA dedi ki...

bu sezon oynanan barca -villareal maçında barcayı durdurmanın ip uçları verildi.villareal barcaya meydan okudu.ve barca hiç olmadığı kadar bozuldu.villareal makinaya çomak soktu.skor 3-1 olsada oyun ilginçti.orta saha çizgisinin rakip yarı alanına bakan kısmından 10 metre ileriden prese başladılar villareal hücumcuları.hatta abartıp barca kendi alanında tac atarken bile pres yaptılar.barcaya karşı biraz cesur olup ileride pres yapınca defans oyuncuları uzun oynamak zorunda kalıyor.

TA dedi ki...

salih kardeş barcayı ileride basarak durdurabilirsin.özellikle ileri 3 lü iyi pres özelliği oyunculardan olacak.defans oyuncuları ile orta saha oyuncuları arasına gireceksin.o bağlantıyı keseceksin.villarealin yaptığı gibi.mourinho tarzı için iyi defans oyuncuları gerekiyor.çizgi defansı 2. bölgeye yaklaştırmak gerekiyor.kalecide libero pozisyonu alıyor.barcaya meydan okuyan her takımın az çok şansı olabilir.arsenal maçı enteresan olacak.

BJK4EVER dedi ki...

Caner bence Mourinho diger (olasi) maclarda kesinlikle Inter taktigini kullanacaktir, hatta ilk macta bilerek Barcelona'yi rehavete sokup kendi takimi hirslandirmak icin bilerek boyle bir yenilgi aldi dusuncesi bile aklimdan geciyor, Mourinho bu yapar sonucta.:)
Isin taktiksel kismini Noat muhtesem aciklamis zaten, ama bence Barcelona'yi kitlemek icin en kolay yol Pique-Xavi baglantisini kesmek, kim ne derse desin bu takimin kilit oyuncusu Xavi'dir. Messi'yi ve Barca ileri uclusunu tutmayi calismaktansa onlari dogru sekilde top gelmemesini saglamak daha kolay bence. Ki bu da Xavi'ye siki markaj (dolasan oyuncu gerci o ayri) ve Pique'ye hucum pres'ten gecer. Tabii Busquets-Iniesta bu rolu ustlenebilir, Messi kendini geriye atabilir, cozumler Barca adina da mumkun.

Çağrı Siretli dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş. Her noktasına katılıyorum. Barcelonanın güzel futbol oynadığı aşikar. Her ne kadar yenilmesi zor bir takım olsalar da, oynadıkları oyun fazlasıyla kalıplara bağlı. Geçen seneki Real Madrid ile onları karşılaştırdığımda, Realin daha yaratıcı bir oyunla sonuca gittiğini söyleyebilirim. Barcelona kendisini tekrarlıyor. Evet çok başarılılar, bu oyunu onlardan iyi oynayan yok. (Bence Dortmund'un oynadığı futbol da Barcelonanınkine en yakın olanı)Bunlara rağmen,nasıl bir oyun oynayacaklarını, nasıl gollere gidebileceklerini az çok tahmin edebiliyoruz.Geçen seneki İnter maçlarında maçın kilidini açmayı başaramadılar çünkü İnter doğru futbolu oynadı.İlk yarıda Hercules de bunu başardı. Geçen sene Barcelonadaki el clasico da bu maçlara örnekti, her ne kadar Barcelona maçı kazanmış olsa da. Ben Barcelonayı yenmenin yolu olarak öncelikle savunmayı ileride kurmayan, savunma ile savunma yönü olan oyuncuların birbirine yakın oynadığı bir sistemi öneriyorum. Bunun için, 1994 şampiyonlar ligi finaline bakabilirsiniz. Dörtlü Milan savunması Barcelonanın Stoichkov,Romario,Begiristain üçlüsüne yakın oynayarak topa hakim olmalarına engel olmaya çalışırken defansif ortasaha rolündeki Desailly ve Albertini de hücum oyuncularını içinden çıkması çok zor bir alana hapsetmişlerdi.Burada Milanı başarıya götüren topu hücuma başarıyla çıkarmış olmaları, Savicevic, Boban, Massaro ve Donadoni gibi teknik seviyesi yüksek ve yaratıcı oyuncuların verimli oyunları olmuştur.Uzun lafın kısası,Barcelonayı yenmek için savunmaya öncelik vermek, gerekirse savunma sayısını hücumdan fazla tutmak,ama öte yandan az sayıdaki hücumcunun takımı başarıya götürebilecek nitelikte olması gerekir.

Noat Samisa dedi ki...

Nusret,

Zagallo, 4-6-0'ın hayalini kuruyordu. Bunu oynatmanın peşindeydi, fakat bugüne göre çok daha erken zamanlardaydı. Esasen 4-6-0'ın 4-3-3'ün oğlu olduğu söylenir, ama şu zamanda daha çok bence 4-2-3-1'den güç alıyor. Melezleşmiş durumda.

Parreira ise bu şablonun hükümdar olacağını söylemişti, yaratıcısı değil.

TA dedi ki...

bu barcaya geçen sezona oranla kontratak yapmak oldukça zor.pres güçlerini oldukça yükselttiler.misal inter -barca bu sezon eşleşmiş olsaydı daha az kontratak şansı bulurdu inter.hal böyle olunca en mantıklı olanı barcayı çıkışta dengesiz yakalamak.ileride basmak.

zaten 90 dakika boyunca 1-2 kontratak yapabiliyorsun barcaya karşı. bundan birini gole çevirirsen sporting gjon gibi bir beraberlik alabiliyorsun.o da 100 maçta bir olur.yani yüzde 50 gittiğinde pozisyonu gole çevirmen gerekiyor.yüksek bir yüzde.zaten gidemiyorsun bide gittiğinde yüzden yüksek olacak.zorlu bir iş.

barca geçen sezondan daha iyi pres yapıyor.

planck dedi ki...

Direk gidip Gurban Berdiýew'e sormak lazım bu işi :)

TA dedi ki...

atalarımız ne güzel söylemiş.korkunun ecele faydası yok diye.işte barcanın rakiplerinin hali.



aslında geçen sene inter barcayı eleyerek barcanın ekmeğine yağ sürdü bir bakıma.kötü örnek oldular ve bu barcanın işine yaradı bu sezon.

geçen sene inter barcayı eledi ama o taktiğin uygulanabilirliği olsada skor alınabilirliği oldukça düşüktür.biraz da şans gerekiyor.

terimli milli takım 2 ispanya maçında da fena değildi.ispanyayı bozdu milli takım.ileride pres yaparak.villarealde bozdu barcayı.

planck dedi ki...

http://www.turkishairlines.com/tr-TR/corporate/news/press_room/movie_archive/fc_barcelona.aspx