Türkiye - Güney Kore: Kimleri İzleyeceğiz?

Güney Kore takımı, 2011 Asya Kupası'nda oynadığı 6 maçta 13 gol attı. Gol bulmakta pek zorlanmadılar, ama bundan önemlisi bu golleri atanlardı. Yarı finaldeki Japonya maçının uzatmalarında takımın tecrübeli stoper Hwang Jae-won'un attığı golü saymazsak, geri kalan 12 golü atanların en büyüğü 1989 doğumluydu. Son dönemde Avrupa'ya çok sayıda oyuncu ihraç ettiler. Park Ji-sung'un araladığı kapıyı Park Chu-young ardına kadar açtı ve ulusal takım başarılı oldukça ihraç sürüyor. Gidenlerin yerini aşağıdan gelenlerle doldurmaya, draft'ı pas geçip Avrupa'ya gidenleri milli takıma monte etmeye devam ediyorlar. Trabzon'a gelen 22 oyuncudan 10'u ülke dışında top koşturuyor, pekiyi neden?

Guardian'dan Mike Adamson bu durumu, ''Kore'li futbolcuların Avrupa'daki etkisinin ana sebebi, onların taktik açıdan çok parlak oyuncular olmaları. Bir kere çok disiplinliler. Mesela Park Ji-sung ya da Lee Chung-yong. Her iki kanatta da oynayabiliyorlar, her zaman rakip beki kovalayarak geri dönüyorlar ya da çabucak santraforun arkasında pozisyon alıp rakip savunma ile orta saha arasına veya gol bölgelerine girebiliyorlar.'' şeklinde yorumluyor.

Güney Kore'li bir spor yazarı olan Kim Se-hoon ise ülkesinin futbolcularının tasvirini yapıyor:

''Pek çok Kore'li futbolcu, özellikle de genç olanlar, yüksek seviye futbolda yer almak için kendilerini aç hissediyorlar. Hocalarına kayıtsız - şartsız, her zaman itaat ederler. Bizden pek çokları çaba güdüsünü içselleştirmişizdir, bu yüzden gösterileni yapmak için mutlaka ellerinden geleni yaparlar. (...) Kore futbolunun en güçlü yanı ne derseniz, takım oyunudur. Takım oyunu oynamak için her şeyiyle hazır olan futbolcularımızdır.''

Şenol Güneş de Güney Kore günlerine ilişkin röportajlarında idmanlardaki yüksek performanstan ve öğrenmeye açlıktan sürekli bahsetmişti. Yaklaşık 10 yılda bu noktaya geldiler ki, ülkede henüz iki tane profesyonel lig var. Belki bugün korku salacak durumda değiller, ama akşam çok iyi oyunculardan oluşan, disiplinli ve başarıya aç bir takımla oynayacağımızı bilmeliyiz.

Fırsattan istifade bir bilgi verelim. Güney Kore'lerin soyadları başa yazılır ve bu sıklıkla ilgi çeker, zira pek çoğunun soyadı Park, Kim ya da Lee'dir. (Gerçi milli takım sadece Seul odaklı olmadığından kadronun soyadı çeşitliliği epey fazla.) Nüfusun büyük bölümünün aynı soyadını taşımasının sebebi, hepsinin gerçekten birbiriyle akraba olması. Evet, tüm Kim'ler ve Park'lar birbiriyle akrabadır. Şöyle ki, Güney Kore'de ilk soyadı örnekleri milatta öncesine kadar gidiyor. Yani çok uzun zaman önce az sayıdaki nüfusa soyadı verilmesi, Kore'nin izole bir coğrafya olması nedeniyle zamanla garip bir durum ortaya çıkardı. Eski soyadlarının bir kısmı erkek çocuk üzerinden devam anlayışı nedeniyle elenince, kalan büyük aileler savaşlar neticesinde ülke geneline yayılarak bugün 50 milyonu aşan nüfusu Park, Lee ve Kim'lerden oluşur hale getirdiler. Bugün takımda olup da aynı soyadı taşıyanların belki 80. kuşaktan dedeleri ortak, ama mutlaka var bir ortaklık. Neticede eğer ilk insanlar soyadı almış olsaydı, bugün hepimiz aynı soyadını taşıyor olurduk. Kore'deki durum bunun bir örneklemesi.


Özel ilgi gösterilmesini ve takip edilmesini önereceğim oyuncular aşağıda:

Park Chu-young (1985 - Monaco): Santrafor ya da ikinci forvet olarak oynayabiliyor. İki ayağına da hakim, teknik bir oyuncu. Takımın yeni kaptanı. Dünya Kupası'nda tek santrafor olarak çok iyi bir oyun ortaya koymuştu, fakat sakatlıktan yeni çıktı.

Ki Sung-yong (1989 - Celtic): Müthiş bir pasör. İyi fiziğiyle birlikte ideal orta saha oyuncusu. Yanında bir fazladan orta saha oyuncusu olursa takımın oyun kurucusu rolünü de üstlenebiliyor. Ayrıca kullandığı her duran top büyük tehlike.

Lee Chung-yong (1989 - Bolton): Park Ji-sung'un sağ kanatta oynayanı. Yüksek iş disiplini, müthiş oyun bilgisi ve kararınca teknik beceri. Umulmadık anda çok ilginç işler de yapabiliyor.

Koo Ja-cheol (1989 - Wolfsburg): Ki Sung-yong kadar olmasa da çok iyi bir pasör ve aynı zamanda topla kat etme becerisine sahip. Bu yetisi sayesinde orta sahanın her yerinde, kenarlarda da oynayabiliyor. Gol becerisi yüksek.

Yoon Bit-garam (1990 - Gyeongnam): Kenar forvet. Her iki ayağını da kullanıyor, içe - dışa çalım atabiliyor. Uzaktan şutları epey etkili. K-League'in yeni yıldızı.

Yoon Suk-young (1990 - Chunnam): Ulusal takımın yeni sol bek adayı. Bu sene profesyone oldu, ama kısa zamanda çok iyi performansla ulusal takıma yükseldi. Lee Young-pyo'nun veliaht gösterdiği oyuncu.

Son Heung-min (1992 - Hamburg): Beckenbauer'in deyişiyle ''Kore'li Gerd Müller''. Hamburg onu draft'ten kaçırdı, şimdiden ara ara forma veriyor. Müthiş bir fiziği var, hücum hattının her yerinde oynayabiliyor. Zamanla çok iyi bir santrafor olacak, henüz iyi bir golcü.

Ji Dong-won (1991 - Chunnam): Takımın yeni santraforu. 30'una yaklaşmış ya da geçmiş olan eski golcüleri elediler ve bu oyuncu öne çıktı. Tek santrafor işini çok iyi yapıyor. Zamanla fiziken aşama kaydedecek ve kendine Avrupa'da yer bulacaktır.

Kaynakça: Korea Times (Gazete), JoongAng Daily (Gazete), Footkorean.net, Chosun Ilbo (Gazete)

09.02.2011 - Saat 20:00
Türkiye - Güney Kore
Noat Samisa

09.02.2011

1 yorum:

çetinizm! dedi ki...

fifa'da seul ile oynarken park chu-young'la şov yaparken, noatsamisa yönetimindeki liverpool'a sekiz, on atarken bu çocukta gelecek var derdim de kimse sallamazdı peeeeh..