Sivasspor 1-0 Beşiktaş

Beşiktaş bu sezonki 10'uncu yenilgisini Sivasspor deplasmanında aldı. Böylelikle dış sahada oynadığı son 6 maçın 4'ünü kaybetmiş oldu. Bir diğer bakışla oynadığı son 11 deplasman maçındaki galibiyet sayısı 3'te kaldı. Sivasspor ise bu galibiyetle düşme hattıyla olan bağını iyiden iyiye kopardı ve lige tutunmak için çok büyük bir adım attı.

Bugün sahada, bir önceki maç haftasında Bucaspor'u farklı mağlup eden Sivasspor takımından yalnızca bir farklı oyuncu vardı. Mehmet Nas'ın yerine Kadir konulmuş, diğer oyuncuların rolleri aynen muhafaza edilmişti. Erman'ın orta ikilinin biraz önünde, fakat sola yakın oynadığı kurguda Pedriel sağ kanadı kontrol ediyordu. Orta sahayı kalabalık tutan bir 4-3-3 üzerinden futbol oynadılar. Beşiktaş'ta ise ısınırken sakatlanan Ferrari'yi saymazsak, kart cezalılarının yerine Aurelio ve Cenk; Guti'nin yerine ise Fernandes oynadı. Bobo'nun yerine Almeida'nın tercih edildiği yapı, tıpkı geçen haftaki gibi 4-2-3-1 olarak görünüyordu; ama Fernandes, Guti'ye göre orta sahaya daha yakın oynadı.

Quaresma Etkili

Schuster dönemine göre savunma hattını biraz daha geride kuran, böylelikle oyun merkezini geriye çeken Beşiktaş'ta oyun kurarkenki görüntü değişmişti. Takım artık çok adamla rakip yarı sahada değil, başlangıç itibariyle çok adamla kendi sahasında bulunuyordu. Fernandes'in de ikinci topları kullanarak trafiğe katılmasıyla Beşiktaş orta sahada nicel sorun yaşamadı ve alan buldu.
Halihazırda orta sahaya yakın oynayan Fernandes'in Aurelio - Ernst ikilisinin arasına girdiği anlarda Beşiktaş oyunu hızlandırma fırsatı buldu. Bu bazen Aurelio'nun atak katılımıyla, sıklıkla da Quaresma'nın Almeida - Fernandes arasındaki büyük boşluğu topla birlikte kullanmasıyla gerçekleşti. İlk yarım saat Quaresma yarattı, pozisyona girdi ve gollük paslar attı. Asistini Almeida gole çeviremedi. Bir de kornerden gelen pozisyonla devre bitti. Sivasspor ise önde kazandığı topları derin kullanmaya çalışmış, ama Cenk'in başarılı çıkışları sonucu üretken olamamışlardı.

Kırmızı Kart

Fernandes'in aşırı düşük pas yüzdesi, Almeida'nın hem santrafor oyununda başarılı olamaması, hem de ona yükseltilen toplarda etrafında kati suretle hiçbir oyuncunun bulunmaması, Beşiktaş'ın oyununu çıkmaza soktu. Bu çıkmaz hali, rakip yarı sahada az adamla bulunması nedeniyle çekilmez boyutta olsa da geçmişe göre arkada sağlam duran bir takım olması, başa baş giden oyunda 0-0'ı Beşiktaş'ın cebine koyarken, 0-1 kovalamacasının son dakikaya kadar süreceğini gösteriyordu. Fakat planları Sivok bozdu. Kritik yerde topla fazla oyalanınca oyuna yeni dahil olan Cihan'ı indirdi ve geri kalan bölüm (Bobo'nun kendi yarattığı bir akın hariç) tümüyle Sivasspor ataklarıyla geçti.
Sağ Bek Ekrem Dağ

Koskoca, 10 milyona yaklaşan nüfusun barındığı Avusturya diyarından çıkan en nitelikli sağ bek olan Ekrem Dağ, geçtiğimiz hafta içi ulusal takımıza karşı oynadı ve sakatlıktan yeni dönen Arda'ya karşı yine vasat altı bir performans gösterdi. Öncesindeki Belçika maçında da rakibin sağ kanattan yaptığı ortalara arka direkte vurulan kafalar Avusturya'nın mağlubiyetine sebep olmuştu. Geçen sene Gaziantep ve Kasımpaşa deplasmanları dün gibi hatırımda. Pek çok oyuncu vardır böyle, basmakalıp futbol görüşü bu tip adamların (Kuyt, O'shea vs.) neden vazgeçilmez olduklarını anlamlandıramaz. Ekrem'de de böyle bir şey olabilir, diye düşünüyorum; fakat bulamıyorum. Ekrem Dağ değerli bir oyuncu olabilir, ama yeterli bir sağ bek olmadığı kesin. Bugün faul vardı ya da yoktu, bir şekilde içerisinde Ekrem Dağ olan bir gol daha yedi takım. Pek tabii golün sorumluluğu ona bırakılamaz; Fernandes'in maç boyu sürdürdüğü derin uykusundan gol pozisyonunda da uyanmıyor oluşu acı verici. Ama şunu önemsemek lazım: Gelecek sezon planlarından takımın bir sağ beki olmalı. Bu oyuncu Hilbert olabilir, fakat yabancı sınırı sözkonusu olunca üzerini çizeceğiniz ilk adam sağ bek olmayacaksa...

Sonuç: Çarşamba'y(ı)a Az Kaldı ya da Sel Aldı

Sivasspor dirençli orta sahası ve patlayıcı güç sahibi yaratıcı kenar oyuncusu Grosicki'nin etkinliğiyle sezonun ikinci devresinde vites yükselten performansının karşılığını görmeye devam ediyor. Mevcut kadro bulunduğu sıradan daha fazlasına oynayabilecek potansiyele sahipler. Bu noktadan sonra lige veda etmeleri büyük sürpriz olur.

Tekeri patlak Ferrari artık hurdaya çıktı, bundan sonra bir şekilde yollar ayrılmalı. Sivok'un hamle zamanlaması ve ikili mücadele başarısı, sakatlık dönüşü eskisi gibi değil. Versatil bir oyuncu olması nedeniyle kadroda kalabilir, ama asli stoper olup-olamayacağı üzerine düşünülmeli. Sivok konusu gibi pek çok konunun Beşiktaş'ta rasyonel değerlendirmeye ihtiyacı var. Yalanlar içerisinde sahte gerçekler üzerine konuşuluyor ve buradan çıkan sonuç yeni bir uydurma doğru oluyor. Simao ve Quaresma'nın bir arada sahada yer almasının toplamda bir fayda getirmiyor oluşu, bunlara Almeida eklendiğinde durumun çokça daha çözümsüz bir hal alması... Sezonun ikinci yarısının başında peydah olan Nobre'nin rolüne uygun bir oyuncunun bulunamaması ve bu özel oyuncunun şu Simao-Quaresma'dan oluşan iki uzak oyunculu yapıda neden zorunlu oluşu... Guti özelinden başlayarak sezon performansının değeri ve atletizmin önemi... Her biri başlı başına değerli parçalar iken ortaya çıkan uyumsuzluk üzerine düşünülmeli, çünkü hammadde ile hiçbir şey çözülmüyor. Lakin bunları tartışmaya yer bırakmayacak verilerle, güçlü argümanlarla ortaya koyma şansımız yok ve futbol ortamımızdaki genel kabuller, işin mutfağındaki insanların düşünce yapısını da şekillendiriyor.

Beşiktaş'ın mevcut kadrosunun (ağırlıkla yabancıların) sahip oldukları yetenek düzeyi çok yüksek, ama bu yalnızca ham yetenek olarak kalıyor. Savunma hattı biraz geri atıldığında öndeki üçlünün kopukluğu ve etkisizliği daha çok sırıttı. Guti'nin bu trioyu birleştiren çimento olacağını düşünmüyorum, üstelik önümüzdeki yıl 35'inde olacak. Sahada ederinden bu denli düşük bir değer ortaya koyan takımın öncelikle bu sorununun halledilmesi gerek. Çok iyi, lider bir yabancı stoper ile ya da komple özellikleri olan, uzak forvet oyununu bilen özel bir kenar adamı ya da en ideal örneği Rafael Van der Vaart olan bir orta saha önü oyuncusu/ikinci forvet bugünden görünen en kritik iki hamle. Gerisi rotasyon eklemeleri ile çözülebilir. Bu sayede eldeki değerlerden bazılarının performanslarının arttığı gözlenecektir.

Tayfur Hoca'nın göreve devamı, ancak galibiyetlerin izini takip ederek mümkün. Bugün yüksek atmosfer - düşük motivasyon ortamında sıradan sayılabilecek bir mağlubiyet alındı, gelecek sezona ilişkin bir karar verilecekse mutlaka Gaziantep serisinde verilecektir.

Noat Samisa

03.04.2011

14 yorum:

rogerio da silva bobo dedi ki...

Bence bize ön direk koşusu yapabilecek,presçi ve posizyon bilgisi üst düzey bir forvet lazım.Katılırmısınız bilmiyorum ama bu isim sözleşmesi sezon sonunda bitecek olan Guiza olabilir.

Ayrıca Almeida kadar demode bir forvet görmedim şu ligde.Bariz bir şekilde 4-4-2 dışındaki hiçbir sistem de oynayamaz bu adam.Almeida da bir Alex olmadığına göre de tüm sistemi onun üstüne kurmak mantıksız olur.Umarım,hazır piyasası da varken sezon sonunda satılır da o parayla yerli oyuncu bütçesi oluştururuz.

gökhan dedi ki...

yusuf-bobo-holosko > simao-almeida-quaresma. acı ama gerçek...

dediğin gibi ya simao-quaresma ikilisinin birisinden vazgeçeceğiz, yada aralarında deli gibi gol atan birini bulacağız (alex'i mi alsak:p). tabi ikincisi olursa bu sefer de guti'den vazgeçmek lazım. bana ikinci daha mantıklı geliyor.

çok dengesiz kadro kurduk çook.

not: önceki yorum blogger azizliği, benim suçum yok!!! :p

borasahin dedi ki...

Noat Samisa,

Maci seyredemedim o yuzden birsey diyemeyecegim ama anlattiklarindan anladigim kadariyla tahmin ettigim gibi cereyan etmis. Diger, gelecege dair butun yorumlarina katiliyorum.

Cartalete Blog'da soyledigim gibi bu takim "daha topsuz oyun basarisizligina gelmeden toplu oyundaki uyumsuzlugundan" dolayi Schuster doneminde kaybetmistir. Yabanci sinirlamasi goz onune alindiginda isim isim ideal kadro ve alternatifler:

Cenk / Rustu; Ibrahim Toraman (sag bek) - Sivok / Ferrari - Ersan, Ismail; Necip - Ernst, Guti / Fernandes; Simao (sol on) - Almedia - Quresma (sag on)

Ekrem, Aurelio, Nobre, Nihat, Bobo, Hilbert, Erhan Guven

Guti - Fernandes vs. kullanimina bagli olarak orta saha kurgusu biraz degisebilir ama netice itibariyle bu kadrodan uretken bir takim ortaya cikmaz. Seneye olsa yine cikmaz. Sampiyonluk potasinda olamaz demek istemiyorum. Dogru stratejiler ve taktiklerle savunmada saglam durabilir, daha alternatifli olusturulacak bir yedek kadro ile teknik direktor katkisi gelirse, olabilir niye olmasin. Muhammet belki onumuzdeki senenin ikinci yarisi icin Guti'nin pozisyonuna farkli bir acilim getirebilir mesela fakat bir basari garantisi (sampiyonluk potasinda yer alma) vaat etmiyor.

Dedigin gibi savunma oyuncularinin bir gozden gecirilmesi lazim. Ferrari, Nihat, Nobre gibi 2 milyonun uzerinde olupta hic katki vermeyen oyunculardan bir an once kurtulunmali. Sivok da eskiyi aratir konumda. Savunmada 1 yabanci oyuncu kullanilabilecekse o da dedigin gibi lider karakterli bir stoper olur, pozisyon olarak sag taraf. Bu durumda yedek kalan bir Sivok'a ne kadar ihtiyac olur tartismali; yani yuksek ihtimalle 18'e giremeyen bir oyuncudan bahsediyoruz. 3. stoper de yerli olmali ama Toraman olmamali. Sag bek pozisyonu icin birini bulmak zor. Belki Orhan Sam? Cok seyredemedigim icin yorum yapamayacagim.

Ernst ve Necip'i yedekleyecek 3. bir isim gerekli. Furkan olabilirse mesela cok iyi olur. Bir tasla 3 kus hesabi: Stoper, sag bek, orta saha.

Simao ve Q7 kalacaksa Guti ile bu is olmaz. Katiliyorum. Geriden gelen bir Muhammet var ama onumuzdeki senenin ikinci yarisi bile olsa erken olabilir. Dedigin tipte bir oyuncu gerekli. Aslinda Raul de bu role uygun bir oyuncu.

Ya da senin de ifade ettigin gibi uzak forvet rolunu oynayabilen skorer bir oyuncu. Bu durumda ya Q7 ya da Simao'dan biri iskartaya cikabilir. Simao belki Guti'nin pozisyonunda dusunulebilir, eger o da olmazsa birinin kesinlikle yedek kalmasi lazim. Aslinda bir suredir israrci oldugum konulardan biri Simao'nun Guti pozisyonunda dusunulmesi. En azindan bir gormek fena olmazdi. Gerci bu kadro ile dogru bir kimya yakalamak pek mumkun olmadigi icin deneme ne kadar bir olcu olur kestirmek zor.

Enisonu yedek kulubende 2 milyon Euro'nun uzerinde para odedigin 2 yabanci bulacaksin.

Noat Samisa dedi ki...

Bora Şahin,

Katiyetle üzerinde durulması gereken konunun Simao, Quaresma ve Guti'nin tek tek kalitelerini baz alırsak müthiş bir değer oluşturuyor olmaları ama üçü bir arada sahada olduğunda ortaya çıkanın bu değerin 3'te 1'i bile olmadığı olduğunu düşünüyorum. Sen tersten bakarak savunmadan önce hücumu da beceremedi, demişsin; ben de fikre bir tur daha attırıp ''savunmaya köstek olduğu gibi iyi yaptığı sanılan hücumu da iyi olmayan, işe yaramayan ekip'' diyeyim. Aslında bu ara buna çok saplandığımı ve bakış açımı değiştirip farklı bir yerinden bakmam gerektiğini düşünüyorum. Çok nadir denk gelecek bir aşırı uyumsuzluk durumu yaşıyoruz, ben başka türlü açıklayamıyorum. Kolay kolay görülecek, istense yapılacak bir şey değil. Sanırım bu, elimizdeki santraforların da bu üçlüyü tam olarak destekleyebiliyor olmamasından kaynaklanıyor.

Sürekli gezen bir santrafor yerine daha merkezci, golcü bir adam (Miller dahi) çok farklı bir görüntü verebilirdi, fikrini öne almaya başladım. Sonuçta bir şekilde hücum dörtlüsünü değiştirmek zorundayız. Bu ekiple defansif organizasyonu da olabileceğinin en iyisi yapsak, çok iyi savunmacılarla takviye de yapsak beklediğimizi alamayacak gibi görünüyoruz.

Yavuz dedi ki...

Görünen o ki Beşiktaş'ta henüz çözülememiş bir hücum organizasyonu sorunu var. Bu sorun takım golü bulamadığında ayan beyan ortaya çıkıyor. Gol bulunup rakibin direnci çözüldüğünde ise işleyen bir organizasyona zaten büyük ölçüde ihtiyaç olmuyor. Genellikle Guti ve/veya Quaresma takımı sürüklüyor.

Herkesin gidişine göbek attığı Tabata bana göre ardında ciddi bir boşluk bıraktı. Yetenekleri ve oyun görüşü kısıtlı olsa da, Guti'nin işlemesine ve önde baskıya ciddi katkısı olan bir oyuncuydu. Aslında Simao biraz daha içeride ve Guti'ye yakın kullanılsa sanki daha faydalı olabilir gibi düşünüyorum. Bu durumda eldekilerden çok daha nitelikli kanat bek ya da beklerine ihtiyacımız olduğu aşikar. Ekrem'in iyi niyetli ama düşük kalibre futbolculuğu o görevi taşıyamayacak gibi. İsmail'in iyi bir futbolcu olacağı aşikar ama biraz Premier League izlemesinde fayda olduğunu düşünüyorum. Orta yapmak için illa ki topu durdurmak, düzeltmek ve orada gelen yetişen rakip savunma oyuncusuna çalım atmak gerekmiyor. Hilbert ise mevcut şartlar altında yabancı sayısı duvarına çarpacaktır. Ve onun da son tahlilde rotasyon oyuncusundan fazlası olduğunu düşünmüyorum.

borasahin dedi ki...

Noat Samisa,

Yorumlarina katiliyorum.

Son paragraftan baslarsak dedigin gibi fazla dolasmayip merkezde cadir kuracak, golcu, kucukten futbol oynarken Tanju'nun bayrak oyuncusu oldugu ve bizim de belesci diye tabir ettigimiz bir oyuncu daha cok is gorur gibi duruyor. Ayni on alan ile basari cok zor. Dolayisiyla ayni on alan ile potada yer alabilmek icin savunma organizasyonu disinda 2 ekstra sart daha gerekli diye dusunuyorum:
- Alternatifli ve etkili bir yedek kadro. Acilimi; oyuna sonradan girip skor anlaminda katki verebilecek en az bir oyuncu ve takim onde oldugu zaman savunma direncini arttiracak alternatifler. (Cift dortlu hat kurulmasi)
- Ciddi teknik direktor katkisi
Eger bunlar olursa yaris icinde olma sansi var seklinde bir ongorum var.

''Savunmaya köstek olduğu gibi iyi yaptığı sanılan hücumu da iyi olmayan, işe yaramayan ekip'' cok dogru bir yorumlama. Aslinda benim de demek istedigim suydu... Kabaca bu takim oyunu rakip sahada kabul edecek, bunun icin de topu en kolay sekilde kazanmak ve bosluklari minumuma indirmek maksadiyla savunmasini ileri cikaracak dendi; yani risk alinacakti. Her kararin bir getirisi bir de goturusu vardir. Besiktas'in on hatti yeterince uyumlu ve uretken olamadi, dolayisiyla savunma arkasindaki bosluklar daha genel anlamda zayif savunma organizasyonu rakipler tarafindan kullanilmaya baslandi; yani goturusu getirisini gecti, bu da takimin moral motivasyonuna, taktige, teknige, kendisine, hocasina vs. inancini sarsti. Iste tam bu noktada senin soylemin anlam buluyor: Hucum hattina guvenerek yaptigin organizasyon isini yapmadigi gibi bir de ustune savunmaya kostek olmustur. Benim ifademin bir adim ilerisi de su oluyor: Bu oyuncularla uretken bir takim kurulsa dahi topsuz oyundaki eksiklikleri yine oradadir, bir yere gitmiyor, ligin seviyesi bunun icin ne derece turnusol kagidi islevi gorur tartismali. Onumuzde GS ve Rijkaard ornegi var, ben takip edemedim ama edenler, varsa bir benzerlik yakalayabilir.

Noat Samisa dedi ki...

Bora Şahin,

Ben henüz sezonun ilk yarısındaki Manisaspor mağlubiyetini aldığımızda yorum bölümünde bir analoji yapmıştım, aynen kopyalıyorum:

Tesisat inşasına tesisat ustası gelir, kalıp çakmaya kalıpçı. Bunlar ters olursa uyumsuzluk olur. Hem iş kötü olur, hem işveren memnun olmaz hem de işçi bunalıma girer. Sahte bir istikrar diktası var, mesela Schuster geçen sene gelse ve cumartesiye benzer mağlubiyetler alsak ''seneye iyi olacak'' yalanına sarılanlar olacaktı elbette. Bunu görmek, farketmek mümkün. Bu oyun olmuyorsa, Bursa'nın oyununu oynarsın. Şartlar iyileştikçe hareket alanı yaratır, böylece daha iyiye gidişi sağlarsın, kaybetmekte ısrar ederek olmaz bu iş.

Hep böyle olacak da değil tabii, etkiyen onca faktör var. Ama her şeyin sonunda gözüken sonuca da katlanmak ve ders çıkarmak zorunluluğu var. Devinim ve değişim ancak böyle mümkün.''

Bugün Bursaspor'un Fenerbahçe deplasmanındaki oyununa korkak diyenler oluyor. Bu bakış açısıyla futbolu doğru yorumlamak maalesef imkansız. Hani diyoruz ya yöneticiler kötü diye, olsa olsa memlekette futbolla ilgilenen %1'lik bir kesimin futbol zihniyeti yöneticilerden farklı olsun; dolayısıyla bir yetki verme durumu var ve insanların neden sızlandıklarını bazen anlayamıyorum. Iskarta yıldız, başarıyla birleştiği anda bugün dövülenler göğe çıkar, fakat çok şükür ki futbol buna izin vermiyor.

Futbolun bu izin vermemesi durumu ise memleketin akil görünen futbol izleyicisi için çokça anti-futbol, 60'lar futbolundan öteye gidemiyor. Aylar boyu bunu tartıştık, işini berbat yapan Schuster'in sayısız hatalarına her hafta bir mazeret üretildi. Bunun bugünden sonra da değişmesi mümkün değil gibi görünüyor, çünkü Anadolu'da futbol patladı. Artık para çok büyük ve kazanma ruhu daha yüksek. İstanbul'da kazanılan parayla Anadolu'da kazanılan para arası makas azalıyor ve İstanbul'a gelen organize olmayan takımlarda tükenirken, Gaziantepspor'da Olcan Adın örneğind eolduğu gibi, sınırlı da görünse müthiş katkı veriyor.

Korkarım önümüzdeki sezon yine aynı şeyleri yazacağız. Sahada görünenin gerçeği, Simao ve Quaresma'nın sürekli kaleden 30 metre uzak oluşu, takımın yerleşim problemi, kanat savunması vs. tartışılmayacak; sonuçlar ve özet görüntülere yansıyan kritik pozisyonlar üzerine sürekli tartışılacak. Dolayısıyla bu bakış sürdükçe kulübün politikası değişeceğe benzemiyor. Bir umut var ise, bu da iyi bir hocadır. Tayfur Hoca kupayı alırsa devam etsin, diyorum; fakat şu kadro durumuyla yönetimle yüz-göz olmamış birini tercih etmek daha uygun olabilir. Tartışmak lazım.

Quique Sanchez Flores ismi yazılıyor ve ben onca ismin arasından bu isme çok sıcak bakıyorum. Sürekli maç analizi peşinde koşan, futbolcularıyla taktik konuşmayı çok seven, önde pres fikri sabit ama Atletico ve Benfica'da olduğu gibi pragmatizm ışığında fikirlerini revize edebilen biri; ayrıca çok tutkulu bir adam. Silva ve Villa, ayrıca Benfica ve Schuster öncesi Getafe'nin kadrosunu kurmuş çok değerli bir hoca, her ne kadar bizim gibi kadro kuran Atletico'yla ligde pek bir şey beceremese de... ama Europa League'i kazanmayı başardı. Acaba ''İspanya'da 60'lar futbolu var, o yüzden Atletico EL'yi aldı'' demişler midir? :)

borasahin dedi ki...

Noat Samisa,

Cok guzel ifade etmis ve acikcasi bize de pek soyleyecek soz birakmamissin :)

Ozellikle teknik direktorler hakkinda hem genel anlamda futbolu hem de mevzu bahis kisiyi gecmisiyle, bugunuyle siki takip etmeden kesin kararlar vermeyi pek tercih etmiyorum. 6, 7 sene once boyle bir noktaya varmistim. Zaman pek cok seyi degistirdi, ne ben futbolu o kadar takip ediyorum, ne de onlar beni :) Dolayisiyla cok basarisiz olan Schuster hakkinda yaptiklarina dayanarak olumsuz bir kanaate varmakta kimi zaman sikinti yasiyorum. Acaba diger faktorlerin etkisi nedir diye insan dusunmeden edemiyor, sonra tekrar basladigimiz noktaya donuyoruz, hicbir ekstra caba, dusunce kirpintisi vs. goremiyoruz...

Maalesef memleketin futbol ve daha genel goruntusu aynen bu yonde. Bu bana biraz yurt disinda bir kebapcida yasadigim tartismayi animsatti :) AKP ve Erdogan yonetimine yuklenen, onlar olmasa islerin baska sekilde yuruyecegini soyleyen bir abiyle (sahibi) bir sure tartismistik. Ozellikle ihaleyi onlari secenlerin hicbir sorumlulugu yokmus gibi sadece lider tayfaya yukleyen zihniyeti anlamis degilim. Nasil ki Erdogan bu halkin sectigi bir kisiyse Demiroren de Besiktas kongre uyeleri tarafindan secilmistir. Genel anlamda taraftarin, halkin, yorumcularin futbola bakisi da birbirleriyle paralel...

borasahin dedi ki...

Noat Samisa,

Part - 2.

Anadolu futbolu konusunda soylediklerine %100 katiliyorum, bir ara bu konuda uzun bir makale yazayim dedim ama sonra baktim isin boyutu buyudukce buyudu. Hatta bir takim ara basliklar ve temalar uzerinde kara kalem de olsa calisiyordum:

Anadolu Ihtilali, Kadro Muhendisligi ve Ozelinde Besiktas
Yeni Trend: Anadolu Ihtilali mi?
Finansal Analiz

Basa Guresen veya Guresme Olasiligi Olan Anadolu Takimlarinin Profili
Sivas
Bursa, Trabzon
Kayseri, Eskisehir, Antep, Ankaragucu
Antalya, IBB, Kasimpasa
Konya, Sivas, Buca, Karabuk, Gencler, Manisa
Basa Guresen Anadolu Takimlarindaki Yerli Yabanci Dengesi
Yerli Piyasadaki Suni Baski
Yeni Yabanci Kurali: 6+2+2

Mevcudun Yorumu ve Onumuzdeki Surece Dair Spekulasyonlar
Gelir artisi, yerli piyasasinda suni baski, performans/fiyat egrisinin cok altinda kalmasi sonucu kimi transferlerin etkisinin (Topuz, Tabata, Ismail Etkisi) hala hissedilmesinin 6+2+2 ile birlesimi ve 3 Buyuklerin dahi kimi zaman sunamadigi SL firsati Avrupa kupalarinda oynama Anadolu kuluplerinin kadrolarini korumalarina (ozellikle yerli havuzu) neden olmustur.
Vicious Circle / Sonsuz Dongu -> Surekli gunluk basari arama ve lig baslarinda yasanan hezimetler. Yaris kizistikca ayrintilar onem kazaniyor, ligi tanimayanlar ilk yarida ciddi yara aliyorlar, hatta havlu atma noktasina geliyorlar, eger fazlasiyla one cikan bir takim yoksa ve liderin cok gerisinde degilse ikinci yari sansi olabilir
Anadolu kuluplerinin 3, 5 yil ust uste basarili olmasi mumkun mu?
radikal sonuclar dogurabilir

Kadro Muhendisligi
2010/2011 Devre Arasi Transfer Donemi ve Besiktas

Dedigin gibi onumuzde yil hatta belki yillar artik kolay olmayacak. GS ve BJK'nin olmayan altyapisi bu sene ligi kaldiramadi. FB'nin ikinci yari cikisi kendi adima biraz beklenmedik oldu diyebilirim ama son 7, 8 yila goz onune aldigimizda 1 yil haric istikrarli bir sekilde surekli ilk ikide olan bir takimdan bahsediyoruz. Yalniz onlar da bu yili dahil edersek son 3 sezonda inisli cikisli performanslar sergiliyor. Bir altyapi var ama Alex sonrasi doneme dikkat cekmek onemli.

Maalesef ki bu bakis acisi hayatin her alaninda gecerli. Sadece gorunene bakip olaylarin, olgularin nedenlerini anlamaya calismak. Ogrendigim birsey varsa bir sorunun cevabinin her zaman gorunen, bakilan tarafta degil tam tersine gorunmeyen de oldugudur. Mesela Ibrahim Uzulmez bu isi iyi cozen sahsiyetlerden biri. Kadraja girmiyor, sorundan kurtuluyor :)

Tayfur hoca konusunda dediklerine katiliyorum. Yonetimle cok ic ice gecmis durumda. Quique Sanchez Flores'i biryantinli saclariyla taniyorum. Cok detayli bir bilgiye sahip degilim. Atletico Madrid dedigin gibi Ispanya'da dengesiz kadrolar kuran bir takim. Her zaman Valencia'yi ve hatta Villareal'i tercih ederim. Bu takimlarin calistigi hocalar her zaman ligin yukselen degerleri oluyor, Atletico M. gibi surekli baski / basari dengesinde cuvallayan bir kulupten ziyade ligimizde Ersun Yenal'a sans veren Genclerbirligi gibi dusunebiliriz :)

Noat Samisa dedi ki...

Bezgin Zor arkadaşımız yorumunu bloga bir teknik sorundan dolayı gönderemeyince mail yoluyla göndermiş, aynen kopyalıyorum:


---------------------------------

Simao ve Q7'nin neden birlikte oynayamayacağını açıklar mısın?

Ben problemin çok daha basit bir yerde olduğunu düşünüyorum. Bekler diyorum mesela. Eğer bugün Beşiktaş'ın bekleri Ekrem-İsmail (Hilbert-Üzülmez) yerine GökhanGönül-Zhirkov olsaydı bu uzun makaleler yazılmazdı diyorum. Çoktan zafer şarkıları söylerdik, başlarda çoğu kişinin inandığı Schuster de efsane olmaya doğru giderdi.

Problem Schuster'in ısrarla denediği tek ön liberolu düzen değildi. Problem oyuncu kalitesinin yetersizliğiydi. Şunu herkesin anlaması gerekir ki; kim gelirse gelsin Arda Ekrem'i haşat eder, kim gelirse gelsin İsmail ofsaytı bozar, kim gelirse gelsin Toraman topu oyuna sokamaz.

Problem yeni bir ülke, bambaşka dinamikleri olan bir lig ve oyuncu kadrosuna adaptasyon süreci yaşayan hocaya sabretmemektir. Ofansif futbolu, önde basan savunmayı yerleştirmeye çalışan ve kendisini çoktan ispatlamış teknik direktöre sezon ortasında "işini yapmıyor" yaftasını yapıştırmaktır.

Sorunu çok kompleks ve makro düzeyde aramaktansa, TSL'yi yöneten "detaylara" bakmak lazım. Başındaki teknik direktörler, yanındaki oyuncular değişmesine rağmen 8 senedir ligi domine eden Alex gerçeğine bakmalıyız. Eğer bir takım kaybetmek üzere olduğu iki deplasman derbisini tek başına bir oyuncusunun becerisiyle kazanabiliyorsa, burada ne pragmatist düşünce kalır ne de teknik direktör haylazlığı.

Tekrar ediyorum; Alex'i durduramayan da Schuster ya da Hagi değildir. Alex'i durduramayan oyuncu kalitesizliğidir.

Bazen sahada futbolu oynayanların futbolcuların ta kendisi olduğunu unutacak kadar dizilişlere, teknik direktör büyüsüne kapılıyoruz. Çünkü hepimiz kitap okuyup kulüp yönetimi ve antrenörlük üzerine ahkam kesebiliyoruz. Futbolu daha kompleks bir boyutta düşünmek tam da bu yüzden bize güç veriyor, egomuzu okşuyor. Oysa futbol, çoğu zaman Alex'in milimetrik pasları kadar "basit".

Yeni Hiddink meselesine gelince; bu ülkede vizyonsuz, şovenist telegol zihniyeti olduğu sürece daha çok hocanın biletini keseriz. Sezon ortasında sistem oturtmaya çalışan hocalara özensiz etiketi yapıştıran "entel" bloggerlar yazdığı sürece daha çok Löw ve Hiddink harcarız.

Harcarsınız.

Noat Samisa dedi ki...

Bezgin Zor,

Paragraf paragraf cevap vereyim:

Beşiktaş'ın Ekrem, Üzülmez ve Toraman üçlüsünün bir arada yer aldığı maçlar sonucunda yalnızca iki sene önce bu ligde şampiyon olduğunu hatırlatmama izin verin lütfen, unutmuş olabilirsiniz. Amatör ligden yeni çıkmadı bu futbolcular, hep vardı.

Schuster tek önlibero oynatmadı. Her zaman iki ya da üç orta saha oyuncusu vardı; ama oyuncuların atletik nitelikleri onun istediği oyun temposunun altında kaldı.

Sabır sayesinde kazanan bir tek takım yoktur. Alex Ferguson'un Man Utd'ı sabırla değil, dehayla yoğrulmuştur; zira takımın başına geçtiğinde United düşme hattındaydı, şimdiki gibi iki sezonda bir şampiyon olmuyordu. Schuster bildiğiniz gibi ''işimi iyi yapamadım'' diyerek istifa etti, üstelik yönetim kendisiyle devam etmek istediğini açıkça deklare etmişken.

Del Piero da çeyrek asırdır falan Serie A'yı domine ediyor. Milyon tane örnek verilebilir. Alex'le CL'de çeyrek final oynadı Fenerbahçe, CL futbolcuları yetersiz değil mutlaka, Alex müthiş bir oyuncu.

Alex gibi pas veremiyorum, kusura bakmayınız. Sizin de verebildiğinizi sanmıyorum. Dolayısıyla o kadar basit değil. Ben o pası nasıl verdirtmeyeceğim üzerine kafa yoruyorum. Hocalar da bunu yapıyorlar. Herkesin Alex'i yok.

Ben ''entel blogger'' olayım, ama Schuster'in işini berbat yapan ve Mart ayı geldiğinde takımının ''sistem takımı'' olması bir kenara dursun, daha sahada düzgün duran bir topluluk değildi. Saha içine bakmak derken tam da bundan bahsediyorum. ''Schuster geldi, sistem var'' kabulüyle takımın yediği komik golleri görmezden gelecek değiliz.

Simao ve Quaresma konusunu size açıklarsam maalesef entel etiketine devam edeceğim. O yüzden burası uygun değil. Size futbolun teorisi üzerine kafa yoran hocaları araştırmanızı öneririm: Sacchi, Benitez, Rangnick, Mourinho, Guardiola, Rappan, Herrera, Maslov, Lobanovski, Michels, Cruyff, Gutman... bunlar da eğer sizin gibi ''mesele futbolcuların kalitesidir'' deseydi, bugün futbol hala 1920'lerdeydi.

Ben ''ahkam kesmeye'' devam edeceğim, sizi de her daim beklerim.

Yavuz dedi ki...

Tartışmayı keyifle takip ediyorum. Bir noktaya dikkat çekmek isterim. Artık tartışmalarımızda dillere pelesenk olmuş "sabırlı değiliz, sistemimiz yok yorumu" genellikle "bakın gönderdiğimiz hocalar nasıl da başarılı oluyor" savıyla destekleniyor. Kimse Türkiye'den ayrılıp başarısız olan hocaların ismini anmıyor. Skibbe, Tigana, Zico bunlarda sadece birkaçı. Burada kastettiğim bu isimlerin illa ki kötü teknik direktörler olduğu değil, ama aksi yönde bir genelleme, yani hata bizden kaynaklanıyor yargısı da bir o kadar yanlis.

Schuster'in teknik başarızlığı bir yana takım oluşturmanın psikilojik yönünde de başarısız olduğu ortaya çıkmıştır. Kimileri için Ümraniye dedikodusu olmaktan öteye gitmeyen "Schuster futbolculara selam vermiyor" muhabbeti, Mourinho ayrılırken Materazzi'nin gözyaşlarıyla kıyaslayabilir.

ESPN'den Jon Carter'ın 23 Mart tarihli yazısı Schuster ile ilgili çarpıcı noktalara işaret ediyor. Carter'a göre Schuster baskı altında çok çabuk dağılıyor, kontrolü yitirip kabuğuna çekiliyor. Barcelona'nın berbat durumda olduğu sezonda Real Madrid ile rekor puanla şampiyon olduğundan bahsediliyor. Aynı sezon Şampiyonlar liginde ancak gruptan çıkabildiğini de hatırlamak gerekir. İşler iyi giderken gülücükler dağıtır. Medya ile kafa bulması -medya dahil- herkesin hoşuna gider. Durum kötüleşmeye başlayınca itici bir tip olur. Ama aslında Schuster hep Schuster'dir. İçine kapanıktır. Ukalalığı kendini büyük görmesinden değil, kendini izole etme gayretindendir. Kazanırken cooldur, kayberdeken İspanyolca konuşan Alman.

borasahin dedi ki...

Noat Samisa,

K.Pasa mac yazisi yazacak misiniz? Mevcut oyunculardan en cok nasil yararlanabiliriz, bunlar tartisalim biraz? :)

Soyle de bir girizgahim var:

Tartisilmasi gereken bu takimin oyun plani, stratejisi nasil olmali, seneye nasil kazanabilir?

Q7 varsa en buyuk asset'in o'dur, takimi ona gore kurmak zorundasin. Uretken olmayan, olamayan bir Q7; savunmaya rastgele yardim eden dolayisiyla defansif anlamda ihmal edilebilecek bir Q7; top rakipteyken genel olarak ileride konuslanan ve top kendi takimina gectigi anda bunu yeterince avantajina ceviremeyen bir Q7; saha icinde kimi zaman gezdirmen gereken bir Q7; buna mukabil oyun merkezi olabilecek, seni ileriye tasiyabilecek bir Q7; topu tutman gerektiginde ayagina oynayabilecegin bir Q7; en buyuk delicin Q7; takimi atesleyebilecek bir Q7. Gol ortalamasini bilmiyorum ama en iyi sezonunda ligde 7, 8 gol anca yapar gibime geliyor.

Obur tarafta da Simao var. Birbirlerinden cok kopuk oynayan Simao - Almedia - Q7 ve arkalarinda bunlari bir araya getirmesi beklenen gencliginde de fiziken yetersiz ama 35 yasina gelmis olmasi dolayisiyla artik bitmis bir Guti. Pas yapan her takim bizi zorlar aynen Antep gibi, bosluklar bulur. Kupa macinda Olcan bizim sag kanadi bayagi zorladi, ortadan sut atma imkani buldular; bunlarin hepsi 3 tane (Almedia, Guti, Q7) topun gerisinde birakmasi cok kolay oyuncudan kaynaklaniyor. Geriye kaliyor 6 kisi ve bir de alanini kapatan Simao. Bu durumda Simao'nun top kazanmasi gerekiyor fakat boyle bir ozelliginin olmamasi problem yaratiyor. Bir de bunun ustune savunmanin yerlesim hatalari, duran toplar derken sikinti daha da buyuyor.

Q7'nin kaldigini dusunursek nasil bir takim yaratilmali ki mevcut oyunculardan en cok verim alinabilsin ve ayni zamanda takim kazansin? Cozulmesi gereken soru bu? :) Sadece Guti'nin pozisyonuna dogru oyuncuyu almakla is biter mi?

Noat Samisa dedi ki...

Bora Şahin,

Yeni bir şeyler görene dek, muhtemelen kupa finaline kadar maç yazısı yazmayı düşünmüyorum.

Fikirler değerli mutlaka, bol bol tartışırız elbet.