CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey

Barcelona üstün, çok üstün, en üstün

Muhakkak, yeni öğrenmedik bunu. Otuz yıllık geçmişi olan icraatlerin sonucu, yıllar boyu kovalanan bir idealin gerçek meyvesi. Cruyff'un Rüya Takımı'ndan fazlası, Guardiola'nın takıma eklediği bitmek tükenmek bilmez topu geri kazanma iştahı ve buna yardımcı olan saha içi konumlandırmalar, tiki-taka futbol, onları zamanın en iyi takımı haline getirdi. Belki de birkaç yıl sonra arkaya bakıldığında tüm zamanların en büyük, en güçlü dominasyonunu yaratmış olacaklar. Tüm zamanların şüphesiz en iyilerinden olan Alex Ferguson da maçta sonra onların hakkını teslim etti: ''Menajerlik kariyerimde karşılaştığımız en iyi takım. Kimse bizi böylesine tokatlamamıştı.''

United'ın maç planı Barça'ya yaradı

Barcelona'nın gücü bu denli fazlayken, karşısındaki takımların karşılık şansı sınırlı. Özellikle ikinci yarıda sahaya koydukları karşı konulamaz oyun çok etkileyiciydi. Onları böylesi bir maçta bu denli yüksek oyun seviyesine çıkardıktan sonra coşkularını dizginlemek imkansız. La Liga'daki Hercules ve benzeri maçlarla böylesi büyük maçların motivasyonu bir değil, sözkonusu kazanmak ise; hedef maçlar haricinde Barcelona'nın ligde yaşadığı puan kayıpları herhangi bir maçın başında yaşadığı kısa süreli sorun ya da sinek ısırığı hükmünde. Dün de Man United, maçın ilk 10 dakikasında Barcelona'yı ısırdı, fakat kanatamadı bile. Oyunun aynı seyirde, Barcelona yarı sahasında oynanmaya devam etmesi mümkün değildi, nitekim Barça pas ritmini bulduğunda United ikinci plana geçerek derinde kaldı, yerleşim korumaya çalıştı; ama dakikalar ilerledikçe işler kötüye gitti. Zira temel bir taktik problem nedeniyle aşırı yorgunluk ortaya çıktı.

Yandaki grafik, Xavi'nin topla buluştuğu noktaları gösteriyor. Arka alanda kaydadeğer bir ağırlık var, zira açık bir sebep - sonuç ilişkisi üzerine gelişen bir grafikle karşı karşıyayız. Maç başındaki ön alanda pres kırılsa da, Hernandez stoperlere pres yapmaya devam etti ve forvet arkası oyuncusu Rooney, Busquets'e top aldırmamaya, kullandırtmamaya çalıştı. Henüz maçın başında ortaya çıkan görüntü, Giggs de Xavi'yi sürekli takip etti. Stoperler rahatsız olup, Busquets de rahat konumda olmayınca, Xavi normalde olduğundan daha sık geri gelerek top aldı ve kullandı. Bu durum istatistiklere de yansımış durumda. Bu sezon CL'deki isabetli pas ortalaması 100.73 olan Busquets, final maçında ancak 83 kez topla buluşup, 76 olumlu pas yaptı. Bu sezonki maç başı pas ortalaması 106.25 olan Xavi ise dün, 136 kez topla buluşup (163 kez topa dokunmuş), 124 isabetli top kullandı.

Bu durumun sonucu olarak Giggs'in öne çıkarak Xavi'yi takip ettiği anlarda Iniesta ve geri gelen Messi'nin yakınında yalnızca Carrick kaldı. Sahanın en kritik bölgesi olan orta saha hattı - savunma hattı arası bölgede Messi defalarca topla buluşup, defalarca top taşıdı ve iki hat arasında tek pasla takım arkadaşlarını pozisyona soktu. Sözkonusu bölgede United'ın sayıca azınlıkta kalmasının sonucu olarak Barcelona oyunu hızlandırma imkanına çok kez sahip oldu ve rebound patlaması yaşadı. Sürekli atak tazelediler, Vidic ve Ferdinand dirense de Barça zorladıkça rakip daha çok yoruldu ve ikinci yarının başlamasından kısa süre sonra United artık yerleşimi oturtamamaya başladı. Barcelona ceza sahası dışından çok sayıda şut imkanı buldu, hatta Messi'nin golü öncesinde Giggs'in önde kalması durumu ve Park'ın can havliyle orta sahayı kapatma çabası iyi bir örnek. 37 yaşındaki Giggs'in temposu yaştaşlarının çok üzerinde olsa da orta sahada Xavi'yi kovalamaya yetmedi.

Barcelona'nın ikinci golünde United atağa çıkarken top kaptırıyor ve Giggs'in önde kalması, Messi'ye daha geniş alan veriyor. Üçüncü golde ise yine bir rebound, ceza sahası içerisinde kazandığı topu rakibe teslim eden Nani, David Villa'nın muhteşem golünde yardımcı oyunculuğu üstleniyor. Şüphesiz, Barcelona dominasyonu ipleri yalnızca Alex Ferguson'un seçimleri eline bırakmıyordu. Fakat sınırlı da olsa bir şans varsa eğer, Man Utd'ın kadro ve şablon seçimi bunu taca çıkardı. İşler bir kez kötü gitmeye başlayıp, aşırı yorgunluk baş gösterdikten ve Barcelona oyuncuları oynadıkları oyundan tarifsiz bir zevk almaya başlamışken, gidişatı değiştirmek neredeyse imkansız. Guardiola da maç sonu ''CL Finali'nde elbet bazı sorunlar yaşarsınız, ama Roma'daki finalden daha az problem yaşadık. Daha çok pozisyon ürettik, daha fazlasını yaptık.'' diyerek durumu özetledi.
Büyüleyici Messi

Pep Guardiola maçtan sonra onun için ''Lionel Messi izlediğim ve muhtemelen, izleyeceğim en iyi oyuncu.'' dedi. Onun bu mertebeye ulaşmasında pek çok kişinin payı var, ama bugün ilahlaşmasından en büyük pay sahibi, onun en etkin olacağı rolü bulan Guardiola. Rakip savunma ile orta saha arası bölgede topla buluştuğunda ve boş alan bulduğunda, onu durdurmak imkansız. Dün de United'ın oyun planı, Messi'ye istediği boş alan imkanlarını tanıdı. Yavaşlatamadılar, o da tüm yeteneklerini sergiledi. Geriye gelerek top aldıkça Man United'ı çaresiz bıraktı. Arkasında yer alan bu sezonun diğer iki yılın futbolcusu adayı Iniesta ve Xavi'nin desteğiyle muhteşem oynadı.

Bu noktada yakın zamanda Real Madrid'e attığı slalom golü hatırlamak anlamlı olabilir. Messi tüm yakın zamandaki Real Madrid maçlarında savunma önündeki ekstra oyuncu nedeniyle United karşısında olduğu kadar oyunu domine edemedi, fakat Real Madrid 10 kişi kalıp, savunma - orta saha arasındaki ekstra oyuncu iptal olunca, boş alanı kullanıp çabucak cezayı kesti. Alex Ferguson'un sözleriyle, ''Messi'yi maç boyu kontrol edemedik, diğer takımların da edemediği gibi.''

Güle Güle Van der Sar ve Scholes

Kariyerinde 13 kez CL yarı finali oynayan bir kaleci, üçüncü CL Kupası için dün sahadaydı. Zirve futbol sahnesinde 1311 dakika ile en uzun süre kalesini gole kapatan kaleci, CL Finali'ne çıkan en yaşlı oyuncu, buz tavşanı Edwin Van der Sar. Muhteşem kariyer geride kaldı. Kendi sözleriyle, ''Bir cumartesi öğleden sonrasu eşimle sahilde yürümek ve sonra ceket satın almak için mağazaya gitmek, kalecilikte yaptıklarımdan daha eğlenceli olabilir.'' Sezon içerisinde taraftar ve Ferguson yalvarsa da, sezon sonu bırakacağını ısrarla tekrarlamıştı. Hala üst düzey bir kaleci, ama reflekslerinin ağırlaşmaya başladığının farkında. İnsanların düşüşünü görmelerini istemiyor ve sezon içerisinde rahatsızlanan eşi ve ailesiyle daha fazla vakit geçirmek adına ısrarlı tekliflere rağmen artık futbol sahnesinden çekildi.

Bir başkası, Zidane'ın ve Xavi'nin ''jenerasyonunun en iyisi'' övgülerine mazhar olmuş olan Paul Scholes. Açık bir kapı bıraksa da artık onun da kariyer defteri kapandı. Muhteşem orta mesafe pasları, şutları, İngiliz'in Oyunu'na uygun şekilde sahay koyduğu sertlik ve liderlik, onu zirveye taşıdı. ''Seneye maçların son 15-20 dakikasında oyuna giren bir oyuncu olmak istemiyorum.'' diyor ve bir tercih yapıyor. Man Utd'a adanmış bir hayat, ama onun için de yol bitti.

Futbol Yabana Doğru Gidiyor

Sezon ortasında Messi'nin sahte dokuz numara rolü üzerinden Barcelona'yı yazarken, çözüm önerisi olarak ''Barcelona'yla oynamayın!'' sunulmuştu. Durum bugün de ilk öneriyle birlikte değişmedi. Barcelona, takıntısız Guardiola'nın futbol fikrini sürekli yenilemesi neticesinde karşı konulamaz, mağlup edilemez bir takıma dönüştü. Sergio Busquets'in bu takım içerisinde ışıldaması, Messi'nin yeni pozisyonu, oyunu merkeze sıkıştırıp bu sayede daha nitelikli pres yapma ve daha çok topa sahip olma fikri, Guardiola'nın imzasını taşıyor. Onlar mükemmelliğin sınırlarını zorluyorlar, bu doğrultuda gerçekçi olarak devamlı rakiplerinden öğreniyorlar. Rakipleri de onların karşısına çıktığında mağlup olsa, bu seviyeye geldiği için kendini başarılı kabul ediyor, tıpkı United gibi. Bu gelişim beraberinde açgözlülüğü de getiriyor ve kendime soruyorum: Barcelona'nın bir sonraki numarası ne olacak?

Barcelona 3-1 Manchester United

Fotograflar: Guardian

Görsel: Daily Mail
Stats: Uefa.com

Noat Samisa

29.05.2011

12 yorum:

nadas dedi ki...

maç sırasında ortaya çıkan bir takım izlenimler...
-mascherano'nun stoperliğinin bu seviyedeki bir maçta sırıtmayacağı tek takım sanırım barcelona.
-barcelona'nın yaptıklarına artık maç demek mümkün değil. çünkü maç iki takım arasında oynanan bir durumu temsil eden bir kelime. barcelona'nın maçları barcelona ve barcelona arasında gibi. kendi oyunlarının ötesinde karşı takımın oynmasına izin vermeyen pres ve alan kurgusu çaresizleştirici...
- bir futbol deneyi mümkün olsaydı keşke. seedorf, davids ve kluviertlı ajax ve şimdiki barcelona arasındaki bir maçı, orta saha mücadelesini izlemek isterdim.
-barcelona'yı oyun olarak değilse bile, sonuç olarak yenebilecek takımlar gene de italyadan çıkacak gibi. topun rakipte olduğu, yoğun kademeli bir oyunu yüksek konsantrasyonla, psikolojik olarak bozulmadan oynamak, dahası bu oyundan zevk almak sadece onların kültüründe mümkün. manchesterlı oyuncuların topa ve oyuna hakimiyetleri düştükçe yüzlerinin aldığı hal bütün manzarayı anlatıyordu.
- maç öncesi bütün taktiklerin,dizilişlerin ötesinde ve yanında futbol bire birde bireysel olarak yenilmemeyi gerektiren bir oyun. bir kişi bile yenildiğinde, kusursuz bir akılla ördüğünüz duvarda bir gedik açılmış oluyor ve gerisi geliyor. messi ve iniesta gedik açanlar olarak kusursuzlar. onlar var olduğu sürece bu dominasyonun bitmesi imkansız gibi...

hebenneka dedi ki...

Bunlar her şeyi yapabiliyolar ama gözlerinden ateş çıkartamıyorlar :) Herhalde bir sonraki o.

Maslow dedi ki...

bu kadar teknik bilgiyi, hevesini ve öğrenmme azmini sadece blog yazarak değil ucundan kıyısından antrenörlük yapmaya başlayarak da değerlendirebilirsin. eminim çoğu lisanslı antrenörden söyleyecek daha çok şeyin vardır.

cesc dedi ki...

'' Büyüleyici Messi

...Onun bu mertebeye ulaşmasında pek çok kişinin payı var, ama bugün ilahlaşmasından en büyük pay sahibi, onun en etkin olacağı rolü bulan Guardiola... ''


Bir gün Arjantin Milli Takımı başındakilerden biri de ona en uygun postmodern Maradona rolünü bulacak ve işte o gün Messi bir Dünya Kupasına ağırlığını koyarak önderlik edip, kupayı sonsuza dek orada kalması için Arjantin'e getirecek.


Not: Messi'ye hayranım ama 'fan'ı değilim. C.Ronaldo'cuyuk, Madrid'liyik.=)

Biraz ekşisözlük entrysi gibi oldu ama benim yorrmlamam bu kadar.

a dedi ki...

@nadas
aslında aynı futbol deneyini ben de uefayı alan 4 3 2 1 okan-emre-suat lı ortasahasıyla galatasaray için denemek isterdim:) çünkü o dönemki gs de oyunu merkeze yıgarak ama barça gibi pas yapmaktan ziyade 5. viteste muazzam pres gücüyle oyunu domine ederdi. daha önce bu blogta barçanın yendiği takımlardan bahsederken sözü edilen zaafların hiç birisini de barındırmazdı GS. o tarz 3 ortasaha oyuncusu bulunduğunda barçaya karşı denenebilcek çözüm önerilenden birisi aslında fatih terimin o dönemde yaptıkları.

shelbyl dedi ki...

Van der Sar benim en cok saygi duydugum kalecidir, cok net. Sen hem 40 yasinda hala daha boyle bir performans sergile, hem de kariyerin boyunca mutevazi bir imaj birak.

Adamin futbolu birakmasina uzuldum ben de, ki ManU takipcisi falan da degilimdir.

del Piero ve Giggs kaldi eskilerden, onlar da birakinca dogumgunu kutlamayi birakacagim :)

Övünç dedi ki...

Daha öncede yazmıştın , Ferguson'un 2 sene önceki finalde gerçekleşen acziyetini.Hiddink gibi Mourinho gibi alternatifler üretmeliydi ama o kendisine bir kez daha güvenip hep oynadığı topu oynamaya kalktı.Barcelona'ya son 5 senedir kendi oyununu dikte ettirebilen olmadığı gibi bu maçta da olmadı doğal olarak.Ferguson dersini hiç çalışmamış bence.

İkinci mevzu seninde bahsettiğin mevzu : Xavi Hernandez.Gerçekten inanılmaz bir tempo ile oynuyor.Fabregas'ın onun yerini doldurabileceğine inanmıyorum zira Xavi'yi diğerlerinden ayıran şey topla ilişkisi ve pas alışı değil onu bu kadar öne çıkaran mevzu alan ile ilişkisi ve pas alma kabiliyeti.Saha içerisinde yer alan Valdes dışındaki 9 Barcalı hemen her pozisyonda Xavi'yi bir pas opsiyonu olarak çevresinde görüyor.İnanılmaz derecede hareketli ve tempoyu dikte ederek oynuyor.Messi'nin bu kadar sivrilmesinde aslan payı hiç kuşkusuz Xavi'nin.Gerçekten çok büyük futbolcu.Sistem Xavi'ye hizmet ediyor ama Xavi'de o sistemi sırtında taşıyarak karşılığını veriyor.

AFO dedi ki...

Yine çok doyurucu bir yazı olmuş, teşekkürler. Xavi ile alakalı datayı kullanabileceğim bir ortam olması için sabırsızlanıyorum. :)

@Shelbyl,

Son cümlene bayıldım. Ben de sanırım, Shevchenko bırakınca futbola farklı bir gözle bakmaya başlayacağım...

borasahin dedi ki...

@Ovunc

Xavi konusunda benzer dusunuyorum. Muthis bir temposu var.

Selcuk Inan'da da boyle bir tempo var. Genc Milli takimda final oynarken de bunu gorebiliyordunuz fakat baklavanin ucunda bu kadar etkili degildi. Gunes doneminde kendini yeniden tanimladi.

cesc dedi ki...

http://www.youtube.com/watch?v=NDsGMt0M4vc

''Kontrol.. Pas.. Boş alana koşu.. Kontrol.. Pas.. Boş alana koşu..'' diye tanımlamıştın ya Barça'yı Noat, 0:10 ile 0:22 arasında Xavi-Iniesta-Messi'nin Manchester orta sahasını oyundan düşürürken yaptıkları tam olarak bu.

Mükemmeller.

A. Eren Logoglu dedi ki...

Olası Cesc transferiyle merkezde Xavi & Iniesta'yı da barındıran bir yapı hakkında ne düşünüyorsun, öngörülerini merak ediyorum, 3 - 4 -3 özelinde biraz da;

http://erenlogoglu.blogspot.com/2011/06/sl-finali-video-analiz-yaz-program-cesc.html

Cesc, Xavi görselleri izleyerek o ritmi zaman içersinde yakalayacaktır, sisteme / modele yabancı değil ve Xavi de yanında olacak eğer gecikmeden transfer olursa.

Noat Samisa dedi ki...

A. Eren Logoglu,

Fabregas'ın da Barcelona'ya gelmesi halinde Plan A muhakkak daha da gelişecek. Belki üçlü savunma, belki şimdiki asimetrik 4-3-3 (Abidal stoper bek, ''Alves koşusu'' takımın Xa faktörü), çok farkı olacağını sanmıyorum. Hatta Iniesta'nın sol öne itilmesi de mümkün olabilir.

Ama şahsen ben bunu çekici bulmuyorum. Altyapıda bir başka Fabregas varsa çıksın ve oynasın, ama Arsenal'in semirttiği bir oyuncunun en az 50 milyon avro bonservisle geri döndürülerek alınması pek sempatik bir iş değil. Fabregas zaten önü kapalı olduğu için Barcelona'dan ayrılmıştı, Arsenal de bugün Barcelona'ya ciddiyete kafa tutma ihtimali olan yegane takım. Her şey kabul olunur, ama bir maç, bir şampiyona yarışmacı değilse onun ruhu yoktur.

Bana göre Barcelona'nın Pedro ve Villa'vari uzak forvet koşularıyla birlikte son çizgiyi de kullanabilen, çalım ve hızla adam geçebilen bir kanat oyuncusuna ihtiyacı var. Böylece hücum planları merkezin ve Alves koşularının sınırlı opsiyonunu (sayıca sınırlı olsa da nitelikçe inanılmaz) aşar. Daha çeşitli ve daha etkin bir takım olunur, bu oyuncu da Gareth Bale olabilir.