#2 - Futbolu Ligue 1'ın Ötesinde - Şampiyon Katalan-esk Lille!

Ligue 1'da bu sezon şampiyon, güzel takım Lille oldu. Fransa'nın kahramanı ve eski devlet başkanı Charles de Gaulle'un doğduğu şehir olan Lille, 57 sene sonra şampiyonluk kutladı. Onların zaferi, gücünü saha dışındaki başarıdan aldı ve sahaya yansıyan sıradışılıkla ayak seslerini duyurdu.Şu sıralar Türkiye sinemalarında ''İhanet'' adıyla bir Fransız filmi vizyonda. Şahsen oyunculuğunu pek beğendiğim Kristin Scott Thomas referansıyla izledim; olur da denk gelirseniz siz de izleyin. Eh, pek tabii şu zamanda insanlara film tavsiye ederken ihtiyatlı olmanın gereğini biliyorum. Kolay ulaşılabilir binlerce çok kaliteli film varken, bazı filmler zaman kaybı sayılabiliyor. Bu da onlardan biri olabilir; ama olsun, siz bu filmi en azından yapımcısı için izleyin. Yapımcısı için film mi izlenir, demeyin. Ya da diyin ve Spielberg'in yapımcısı olduğu birbirinin kopyası dünya istilası saçmalıklarını takip etmediğiniz buradan anlaşılsın!

Sözkonusu filmin yapımcılarından biri olan Michel Seydoux, 2002 yılında Lille'e başkan olmadan evvel arkasına baktığında adım adım gelen Lyon'u ve yüzyıl başında alt ligden çıkan Lille'i gördü. Tipik Ligue 1 tuhaflığı olarak, Vahid Halilhodzic'in aşağıdan yukarı çıkardığı Lille, zirve ligdeki ilk sezonunu üçüncü sırada bitirmişti. Fakat sonra ilk 10'un altına düşmüş, antrenör istikrarını korumasına karşın kulüp atlaya zıplaya ilerlediğinden, düşüşler engellenemiyordu. Bu şartlarda başa geçen Seydoux, kulübün çoğunluk hisselerine sahip olduğu 2004 yılında bir hedef koydu: ''2012'de Lyon'u geçmek.''

Henüz başkan olduğu ilk aylarda kulübe Belçika sınırında bir arazi kazandırdı. Özkaynaklardan 600 bin avro ödenerek satın alınan arazi, dört yılda adım adım geliştirilerek tamamı kulübe ait olan bir tesis haline getirildi ve kısa zamanda tüm kulüp faaliyetleri buraya taşındı. Tesislerin yapım sürecine parelel olarak ikinci uzun vadeli proje de kovanlamaya başlanmıştı. Sonunda bugünlerin Fransa Sosyalist Partisi Genel Sekreteri ve aynı zamanda yıllardır Lille şehri belediye başkanı olan Martine Aubry'nin de desteğiyle yeni şehir stadyumu için ilk kazma vuruldu. Fransa'nın Euro 2016 evsahipliğini kazanmasının ardından da bu inşaat hızlandı. 50 bin kişi kapasiteli bu stad, önümüzdeki yaz Lille kulübüne teslim edilecek.
Tesisleşmedeki atılımları adım adım artan gelirler izledi. Geliştirilen scouting organizasyonu ile kulübe pek çok nitelikli oyuncu kazandırıldı ve kulüp, hiçbir oyuncusunu (Kader Keita, Michel Bastos, Jean Makoun vs.) satmaktan çekinmedi. Michel Seydoux başkan olduğunda kulübün bütçesi 17 milyon avro iken, bu sezon 55 milyon avroya dayandı ki, bu noktada Fransa kulüplerinin denk bütçeye oynamasını zorlayan Direction Nationale de Controle de Gestion (DNCG) kurumundan bahsetmek gerekir. Fransa'da kulüpler sezon öncesinde tüm gelirlerini ortaya koyarak bir bütçe açıklıyorlar ve sözkonusu kurumun denetimine açık olarak bunu aşamıyorlar. Dolayısıyla tamamı şimdiden UEFA Finansal Fair-Play kurallarına uygun durumda. Bu vaziyet aynı zamanda Ligue 1'ı diğer büyük liglerdeki emülsiyon'vari görünümden uzaklaştırıyor. Her takımın belli bir istikrar sahibi olmak zorunda olduğu lig, yıllardan bu yana zirve lige yeni çıkanın, aynı sezonda başa oynayabileceği bir yapıda. Lille de bütçe ve maaş liginde beşinci olmasına karşın, bugün zirvede.

Bu doğrultuda eldeki en ilgi çekici veri, sezonu 68 gol atarak tamamlayan Lille'in gollerini 47'sini kaydeden üç oyuncunun; Sow, Gervinho ve Hazard'ın kulübe toplam maliyetinin yalnızca 6 milyon avro olması. Bu bedel de yalnızca Gervinho için ödenen bonservis, zira Moussa Sow sezon başında bedelsiz olarak Rennes'den geldi, Hazard ise kulübün altyapısının ürünü. Ayrıca kulüp, son iki yılda futbolcu satışından en çok para kazanan üç Ligue 1 kulübünden biri. Mali tablolarda hal böyleyken Lille'in başa oynayan bir takımdan ziyade orta sıralar için mücadele eden ve kendi yağıyla kavrulan bir kulüp olduğu görüntüsü var. Nitekim esas farkı yaratan, takımın sahaya koyduğu oyun ve bu, mali tabloların açıklayabileceği bir veri değil.
Başrolde Sow, Gervinho ve Hazard var, arkalarında yardımcı oyuncular...

Rudi Garcia önderliğindeki Lille, Avrupa'nın beş büyük ligi dikkate alındığında gol ortalaması en düşük lig olan Ligue 1'da geçtiğimiz sezon 4'üncü olurken attığı 72 golle sezonu bu dalda birinci tamamlamıştı. Bu sezon da benzer görüntü sürdü ve ligin en golcü takımı oldular. Rudi Garcia'nın ''Hep ileri gitmek istiyoruz. Topa sahip olup, kendi oyunumuzu oynamak istiyoruz.'' olarak açıkladığı futbol fikri, atak 4-3-3 şablonu üzerinden sahaya yansıdı. Aykırı takım Lorient'dan sonra ligin en çok pas yapan takımı oldular. Bir diğer aykırı takım Sochaux'dan sonra en çok gol pozisyonuna giren ve rakip kaleye en çok şut atan takım, yine onlardı. Marseille ve Lyon'u puan tablosunda olduğu gibi oyun olarak da epey geride bıraktılar ve en büyük farkı saha içi organizasyon oluşturdu. Lille bu sayede diğer takımlardan çok daha hızlı şekilde atağa çıktı ve çok çabuk aksiyon üretebildi. Set oyununda ise arka alanda bolca pas yapıp, topu Hazard'a ulaştırmaya çalıştılar. Sezon başı Fransa'nın Galacticos'unu kuran her iki takımın (Marseille ve Lyon) saha içi düzeni oturtma çabası yeni yıla kadar sürdü, Lille ise sezon başından bu yana aynı oyuncularla ve aynı oyun fikriyle dengeli çizgisini sürdürdü. Orta sahada çalışkan oyuncular Balmont ve Mavuba'nın oluşturduğu MavuBalmont birlikteliği, kulübün alt yapısından çıkan müthiş pasör Yohan Cabaye ile desteklendi.

On beş oyuncunun ana damarını oluşturduğu Lille'de kadro istikrarı sezon boyunca alınan yüksek verimin en önemli sebebi, ayrıca yardımcı oyuncular da çok önemli katkı yaptılar. Rudi Garcia takımına güveniyordu ve işler iyi gitmediğinde risk almaktan çekinmedi. Sıklıkla orta saha oyuncularından birinin yerine giren Tulio De Melo, Obraniak ve Frau kriz anlarında çok önemli gollerle takıma katkı yaptılar. Hele ki veteran golcü Frau'nun Marseille deplasmanında uzatmalarda attığı gol, sezon seyrinde çok ama çok kritikti.

Lille takımı hücumda ve savunmada sürekli hareket halindeydi ve yüksek pres gücü, nitelikli oyuncularla birlikte zekayla birleşti; nesneler arasında birliktelik kuruldu ve görünmez bağlar, bu başarıyı getirdi. Rudi Garcia, ''Bu başarının ne denli büyük olduğu ancak 10-15 yıl içerisinde ortaya çıkacak. Biz çok güzel bir grubuz, inanıyorum ki bu takımın oyuncuları ömür boyu arkadaş kalacaklar.'' diyor. O'nun 2009 yazında yaşadıklarını hatırlamak da bu noktada ilginç olabilir. Garcia, Lille'deki ilk sezonunun sonunda kulübün o dönemki sportif direktör ile fikir uyuşmazlığı yaşayınca görevi bırakıyor. Fakat başkan Seydoux araya giriyor, sportif direktörün kulüple ilişkisini keserek Rudi Garcia'yı iki hafta sonra yeniden masaya oturtuyor. Şartlar karşılıklı olarak kabul ediliyor ve Lille bu sezon duble ile şampiyon oluyor.
Lille'in idman tesisleri Domaine de Luchin; Kuzey'in La Masia'sı...

Bugün itibariyle kulübün tesisleri Domaine de Luchin'e kulüp kaynaklarından aktarılan toplam para yaklaşık 25 milyon avro. Yapım maliyeti ve diğer harcamalar birleştirildiğinde ortaya böylesi yüksek bir meblağ çıkıyor, fakat Seydoux'nun içi rahat. Çünkü bu tesislerde yatıp kalkan, idman yapan biri var ki, tek kalemde tüm yatırımı geri döndürecek. Bu kişi, Ligue 1'da bu sezonun en değerli oyuncusu olan henüz 20 yaşındaki Eden Hazard. Bir başkası, bu yaz Newcastle'ın yolunu tutacak olan Yohan Cabaye. Üç kuruşa alınan Adil Rami, sezon sonuna kadar Lille'de kalması koşuluyla 10 milyon avro karşılığında devre arası valencia'ya satıldı. Savunmanın sağında oynayan Matthieu Debuchy de bir diğer altyapı mahsulü oyuncu. Takımın as kadrosunu oluşturan oyuncuların neredeyse yarısına bonservis ödenmeden kurulmuş bir takım onlar.

Lille'in başarısının ülke futbolu için anlamı ise, üstyapıdan ziyade altyapıda yaptıkları. Laurent Blanc'ın şikayet ettiği durum aklıselim bir düzleme oturtularak tartışılırsa, Fransa'da nitelikli kanat oyuncusu kıtlığına da dikkat çekilebilir. Bugün Lyon'un kenar oyuncuları Lisandro ve Briand ile Marseille'in kenar adamları Remy ve Ayew, kanat oyuncusu değiller. Kendilerine pozisyon yaratan ve yaratılan aksiyonu değerlendiren oyuncular. Biraz Valbuena bu ekipten ayrılıyor, fakat o da bu sezon sık sık forvet arkası oynatıldı. Eden Hazard'ın varlığı, bu noktada bir fark oluşturuyor. Pasör orta saha Cabaye, Lille'in Barcelona'vari (hem oyun, hem altyapı) yapısının kanıtlarından biri ve Fransa milli takımı, bu tür oyuncuların eksikliğini hissediyor. Ulusal eğitim merkezlerindeki katı müfredat, kulüplerin altyapılarını daha değerli hale getiriyor. Lille'in de hedefi, altyapının oyuncu portföyünü genişleterek tüm kuzeyin en gözde okulu olmak.

2012'de Lyon'u geçmek, hedefine bir yıl önce ulaşan başkan Seydoux biliyor ki, bütçelerini Lyon ve Marseille seviyesine çıkarmadan zirvede kalıcı olmaları mümkün değil. Her iki kulüp de bu sezon ihtiraslarının kurbanı olarak pahada ağır ama dengesiz kadrolar kurdular ve kaybettiler. Bu durum önümüzdeki sezon muhakkak değişecektir. Yeni stadyum ve CL gelirlerine bel bağlıyorlar, şampiyon olamasalar da daimi CL katılımcısı olmaya gayret edecekler. Eden Hazard'ın sözleşme uzatması ve bir, belki de iki yılda daha Lille'de kalması bu hedefin en büyük dayanağı. Önümüzdeki sezon CL gelirleriyle birlikte 70 milyon avroya dayanacak bütçenin stadyumla birlikte 100 milyon avroya ulaşması hedefleniyor ki, bunu yapmaları halinde yarışmacı ortamda söz sahibi olabilirler.

Onların başarısı, şüphesiz birden fazla doğrunun bileşimi. Ne ilk, ne de son; orta sınıf kulüplerin başarı yolu bu. Fransa serisinin üçüncü bölümü, çıkış yapan oyuncular üzerine olacak.

2010/2011 Ligue 1 Şampiyonu
Lille OSC

Kaynakça: L'Equipe, Eurosport, Le Monde, Atlantico, Swiss Ramble ve FIFA.com

#1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde

Noat Samisa

01.06.2011

1 yorum:

saman adam dedi ki...

ellerine sağlık hocam.

kaç vakittir okuyup istifade ediyoruz yazdıklarında da şimdiye kadar bir teşekkür etmedik. bu blog ve yazdığın tüm yazılar için harcağın emeğe müteşekkiriz.

saygılar...