Expelliarmus Harry vs. Modric

Luka Modric şu sıralara Premier League'in transfer gündeminin zirvesinde. Menajeri aracılığıyla Chelsea'nin £22 milyonluk teklifinin basında yer almasından sonra, ilk olarak hocası Harry Redknapp konuştu ve ''Modric satılık değil, £22 milyonluk teklif komik. £20 milyona transfer yapıp da Luka'nın ayakkabılarını bağlayamayacak topçular var.'' dedi. Akabinde transfer hikayesinin birinci muhatabı Modric ise ''Chelsea'ye gitmek isterim. Her sene CL'e katılan ve CL dahil, tüm kupaları kazanmak için hevesli olan, dünyanın en büyük kulüplerinden biri onlar. (...) Tottenham'ı seviyorum, onlar da beni seviyorlar ama kariyerim için en iyisini düşünerek dostça ayrılmak istiyorum.'' sözleriyle tavrını net olarak ortaya koydu. Bu demeç sonrası işler karışınca Tottenham başkanı Daniel Levy araya girdi ve takımın kurulu olduğu iskeletten hiçbir oyuncuyu satmayacaklarını söyledi. Chelsea'ye ya da bir başkasına, zira Man Utd ve Man City'nin de Modric ilgisi biliniyor.

Luka Modric'in adı epeydir dünyanın en iyi futbolcuları arasında anılıyor. Bu blogda da onun adı geçeli dört yıl olmuş, o vakitler henüz Dinamo Zagreb'in oyuncusuydu. Bugün en iyi 100 oyuncu gibi listeler yapanların Modric'i atlaması mümkün değil, Orta Avrupa'dan çıkan üstün nitelikli her orta saha oyuncusu gibi, onun lakabı da Küçük Mozart. Sol kenarda, orta sahada, forvet arkasında ve tanımlanan her görevde oynayabiliyor. Top kullanma becerisinin yanı sıra topu taşıma ve yaratıcılık yetileri de olağanüstü. Zayıf görünen fiziğine rağmen kısa sürede Premier League'e adapte oldu ve geçen üç harika yılın sonunda daha yüksek bir klasmanın oyuncusu olmak için terfiye hazırlanıyor. Bu transferi iç piyasa dinamikleriyle değerlendirecek olursak, ki kısa süre önce genç oyuncular Phil Jones ve Jordan Henderson £20 milyona yakın bedellerle transfer yaptılar, Redknapp bir ölçüde haklı olabilir. Spurs'ün Modric'in yerini doldurmalsı imkansıza yakın, bu durum Modric'in bedelini üst limite çıkarıyor; fakat rakam tartışmasından ziyade işin sulh yoluyla hallolması için ilk teklifin muhakkak artması gerektiği kesin.

Tottenham aslında bu yazın hevesli satıcılarından biri olmak niyetindeydi. Mayıs sonunda basına sızan gözden çıkarılanlar listesi, pek çok başaltı ve orta ölçekli kulübün iştahını kabartacak cinsten: Heurelho Gomes, Alan Hutton, Sebastien Bassong,
Wilson Palacios, David Bentley, Jermaine Jenas, Niko Kranjcar, Jamie O'Hara, Robbie Keane ve Roman Pavlyuchenko ya da Jermain Defoe. Bu oyuncuların her birine güzelleme yazılabilir, tamamı zirve performanslarının altında sezon geçirmiş olsalar da ehil ellerde ve uygun ortamlarda uçabilirler. Hatta kimisi Harry Redknapp'in prensiydi, ama işler iyi gitmedi. Takım CL'e katılamayınca bu oyuncuların maaş yükü eksiye geçti ve başkan Levy, bu yaz üç çok iyi oyuncu daha isteyen Redknapp'le yeniden düzenleme için anlaştı. Aslında Harry Redknapp'ten oyuncu almak zordur, nitekim futbol kafası epey farklı çalışır.

Redknapp'in metodlarına ilişkin dışarı yansıyan en ilginç olay, Tottenham'ın başına geçtiği ilk zamanlarda Liverpool'la oynadıkları maçta gerçekleşmişti. Devreye yenik giren Redknapp, ikinci devre orta sahadan bir oyuncuyu çıkarıp Pavlyuchenko'yu oyuna sokarak maçı çevirmiş, uzatmalarda gelen Pavlyuchenko golüyle üç puanı almıştı. O günlerde takımın kovulan menajeri Juande Ramos'un gitmeden evvel, ''Bent ve Pavlyuchenko çift santrafor oynayarak takıma faydalı olamıyorlar.'' sözü akıllardaydı. Bu tespit, Liverpool maçının basın toplantısında Redknapp'e soruldu:

Soru: Ex-manager Ramos'un ... şeklinde bir açıklaması olmuştu, ama siz Roman Pavlyuchenko - Darren Bent ikilisiyle maç çevirdiniz. Devre arası oyuncuya neler söylediniz?

Redknapp: ''Fazla bir şey değil. Zaten İngilizce bilmiyor, tercüman kullanıyor. Tercümana dedim ki, 'Ona söyle, oraları biraz karıştırsın.' Roman da kafasını salladı, ama herhalde içinden ''Ne diyor bu da*ya*ak, demiştir.''

Redknapp aslında tercümanlardan hiç hazzetmiyor. Oyuncuyla samimi ilişki kurmayı engellediğini düşünüyor, şüphesiz haklı. Hatta Portsmouth'tayken takımın büyük çoğunluğunu oluşturan yabancı oyunculardan bazıları, bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen hala tercüman kullanmaya devam edince dellenmiş, on altı oyuncusunu dil kursuna göndermişti. Bu oyuncular aslında İngilizce'yi belli bir seviyeye kadar öğrenmişlerdi, ama halen Redknapp'ın Cockney aksanından bir şey anlamayınca tercüman kullanmaya devam ediyorlardı. Üniversite hocası gözetiminde bu futbolculara ''Cockney aksanını anlama eğitimi'' verildi.

Redknapp'i anlamak konusunda bir başka ipucu da bu sezondan. Bu sezonki Liverpool maçından önce de (onu da aynı şekilde geriden gelip kazanmışlardı) Rafael van der Vaart'ın açıklamaları epey ses getirmişti. Yukarıda linkini verdiğim yazıda geçen demecin uzun halini buraya yazayım:

''Harry çok özel bir adam, Spurs'ü evim gibi hissetmemin de sebebi. Sokaklarda futbol oynamaya geri dönmüşüm gibi hissediyorum.
Burada Real Madrid'de olduğu gibi taktikler hakkında uzun ve sıkıcı konuşmalar yok. Gerçi soyunma odamızda bir taktik tahtası var, ama Harry (Redknapp) herhangi bir şey yazmıyor. Bu beni çok rahatlatıyor. Müdür bize (Redknapp'ten 'gaffer' diye bahsediyor) ısınmaya çıkmadan yirmi dakika önce kadroyu veriyor, sonra benimle birkaç kelime konuşuyor. Sağda oynuyorsun ya da solda oynuyorsun, elinden geleni yap, keyif al, tribünlere en iyi oyununu göster... gibi şeyler. Sonra da savunmacılarımızdan biri geliyor, bana kornerlerde ve serbest vuruşlarda kimi marke etmem gerektiğini söylüyor, hepsi bu kadar.''
Harry Redknapp, üst düzey futbolda kalan son eski kafa hoca olabilir. Avrupa'nın geri kalanına baktığımızda İngiliz'lerin tutucu yanı çok daha baskın, onun halen varlığını devam ettiriyor olması ancak bu şekilde açıklanabilir. Metodları işliyor, çünkü üst düzey oyuncuyla aynı frekansı buluyor ve onun sahada en rahat, en güvenli şekilde oynaması adına çok iyi bir iletişim ortamı kuruyor. Yeter ki elinde üst düzey oyuncu olsun, Redknapp ondan en iyi verimi alabileceğini düşünüyor. Portsmouth'ta olduğu gibi Tottenham'da da şişkin kadro kullanmasının, üstün yetenekli oyuncuların ışıldamasının nedeni bu. Bugün de herhangi bir kriter vermeden önümüzdeki sezon zirveye oynamak için üç üst düzey eleman daha istiyor. Yine de sıklıkla sahadaki oyuncuların yeri ve görevleriyle oynayarak maç çeviriyor, maç kazanıyor; ama onun futbolunun ana hattını iletişim ve rahatlık oluşturuyor.

Yakında final filmi vizyona girecek olan bir neslin birlikte büyüdüğü Harry Potter da böyle yapardı. Kriz anlarında sıradışı işler olurdu, ama genelde asgari yeterliliği sağlardı. İçerisinde şiddet barındırmaması nedeniyle favori büyüsü olan expelliarmus'u (silahsızlandırma) her yerde kullanırdı. Gün geldi öldüren lanete bile expelliarmus'la karşılık verdi. Harry Rednknapp'in yaptıkları da buna benziyor. Bir yanda her maça sayfalarca döküman hazırlayan ve oyunculara hafta içi, maç öncesi sürekli bilgi akışı sağlayan Jose Mourinho'nun uç noktasını oluşturduğu Mourinho-esk hocalar grubu, diğer yanda Harry Potter'vari saf iyi niyet ve dostlukla avada kedavra'ya expelliarmus'la karşılık veren Harry Redknapp. Onun iyi dostları ve mutlu yaşayan futbolcuları var, ama hayat sıklıkla fantastik hikayelerdeki gibi ilerlemiyor; nitekim Real Madrid'le oynadıkları seride işler çok kötü gitti.

Tüm bu demeçler ve fikirler ışığında duruma Modric tarafından bakınca, o da muhakkak Tottenham'daki ortamdan mutlu olmalı. Ama Van der Vaart gibi en büyük baskı ortamını deneyip rahata ermediğinden olsa gerek, daha yukarısı için heyecan duyuyor. Redknapp ise eline gelecek yeni oyuncuları sahada ellerinden gelenin en iyisini yapmaya teşvik etmek için bekliyor. Chelsea ise performans zirvesini gören Essien ve Lampard'ın yerine muhakkak muadilini koymak zorunda. En risksiz seçim de rüştünü ispatlayan Luka Modric. Onun transferi, Scott Parker'a da Tottenham yolunu açabilir. Harry Redknapp ise Portsmouth'taki gibi Tottenham'da da para harcatmaya, daha iyi oyuncu istemeye devam ediyor. Arada da İngiltere ulusal takımı için adı geçiyor, daha doğrusu her milli maç zamanı. İngiliz'lerin tutucu kanadı hortluyor, ''Bizden biri olmalı!'' diyorlar. Zenofobikler tartışmayı radikalleştiriyor. Sular durulunca makul adamlar çıkıyor, verileri ortaya döküyorlar. Takım maç kazanıyor, homurtular kesiliyor. Tabii yalnızca bir süreliğine.
Tottenham'ın yeni transferi: Eşek Anapka
Noat Samisa

18.06.2011

Hiç yorum yok: