Beşiktaş'a Geçen Sezonun Mirası ya da Reddi Miras Hakkı: 10 Madde, 10 Sonuç

1- Yanlış hoca seçimi, az kalsın tüm sezonu çöpe atıyordu.

Açık yüreklilikle itiraf etmeliyim ki, Bernd Schuster konusunda yanılanlardan biri de bendim. Sezon öncesinde kendisinin İspanya günlerine dair okuduğum notlarla, edindiğim izlenimlerle bir noktaya kadar şartların doğru gelişmesi halinde hocanın takımı yükseltebileceği kanaatini taşıyordum. Fakat bu fikir, sezonun ilk İBBSpor maçıyla esnemeye başladı. Üç maçlık yenilgi serisiyle erozyona uğradı, Kasımpaşa ve Konyaspor maçlarında kırıldı, ama Porto deplasmanında yeşeren umutlar, ikinci İBBSpor maçına dek parçaları birlikte tuttu. Olimpiyat Stadı'ndan çıkarken benim Schuster'le olan kalbi ilişkim bitmişti. O gün, aslında kulübün hocayla olan bağı da tümüyle çözülmüştü, ama geçmişte yapılan yanlışlar, bu kez yanlışı doğru gösterir oldu ve fazladan yaşanan bir buçuk ayın sonunda birbirimizi daha fazla üzere, pişmanlık duymadan ayrıldık. Kendisi işine saygı göstermedi, bu haliyle de Beşiktaş tarihinin destek/icraat oranı en yüksek ya da tanımsız hocası oldu.

Hoca'nın ilk sözlerinden biri ''Türkiye’ye kazanmak, başarılı olmak için geldim.'' şeklinde olmuştu. Serdal Adalı ise sonradan ''Schuster ile ilk oturduğumuzda 'parayı sormadan nasıl bir sistem istediğimizi' sordu. Biz de hayalimizde ki futbolu söyledik.'' dedi. Beşiktaş'ın bir daha katiyetle bu tip tezatların içerine düşmemesi gerek. Bu kulübün mevcut organizasyonu ile oynama biçimini önceden seçmesi imkan dahilinde değil. Bunun propagandasını yaparak futbol içi ve meslek etiğine ilişkin hataların örtülmesi de artık kabul görmemeli. Geçtiğimiz sezon sertlik, ülke futbolundaki varoşluk, hakemler, federasyon hakkında dönem dönem söylemler, eleştiriler oldu; zira bir önceki yıl da bir başka kulüp aynı süreci yaşatmıştı. Bugünse geriye dönüp bakıldığında elde saf bir başarısızlık süreci kalmakta. Sorumluluk, açıkça kötü organizasyonda ve kötü organizasyonun üzerine yardımcı aksam olarak eklenen tembel, uyumsuz ve takıntılı hocaların seçiminde. Yeterince iyi değilken iyi olanı değil, yanlışlarınızı örtmesi için doğru olanı seçmek, en doğrusu olmalı. Bu da bilinç ve çalışma ile mümkün olabilir.

Tayfur Havutçu, bu bakış açısıyla Schuster'den daha makul biri. Radikalliğe varan sonuçsuz uygulamaların yerini kısa zamanda oyunculara, ortama ve hedeflere uygun olana yaklaşan bir yapı aldı. En azından asgari yeterlilik sağlandı. Muhakkak, bu yumuşak geçişte Tayfur Hoca'nın Schuster'ce dışlandığı günlerde aklında takıma dair oluşan fikirler ve Ümraniye'de olan-bitenin etkisi vardır. Sonuçta bir haftada on iki gol yiyen Beşiktaş'ın sezonu kupayla kapatması çok düşük ihtimal iken, Kayseri'de gelen kupa, iflasla kapatılacak sezonu bu yaza aktaran dilek taşı oldu.

2- Beşiktaş'ın kalesi değil, üç sıra kale duvarı...

Geçtiğimiz sezon Beşiktaş'ta Cenk 24 maç, Hakan 17 maç, Rüştü ise 16 maç forma giydi. Hakan takımı Viktoria Plzen deplasmanında kurtarırken, Rüştü kupa finalinin kapısını açtı. Cenk ise sezon genelinde en istikrarlı kaleci oldu, fakat böylesi bir rotasyon durumu normal değil. Hakan'ın ayrılmasıyla takımın üçüncü kaleci ihtiyacı var, fakat takımın birinci kalecisinin belli olmaması nedeniyle yapılmak istenen transfer de üçüncü kalecilik müessesine hizmet etmeyecek. Şu durumda Cenk'e sezon boyunca güvenilmiyor, Rüştü ise kolay sakatlanıyor. Hal böyleyken yönetim de yine takıma 1.5'uncu kaleciyi katmanın peşinde. Yeni gelecek olan, eldeki ikisininden iyiyse, ki Sinan Bolat'a dair bu yönde bir izlenim oluşmuş olabilir, artı katar; fakat yine sezon üç kaleci arasında paylaştırılacaksa, bu takımın organizasyonuna negatif etki yapabilir. Ayrıca olası bir yüksek profilli kaleci transferi, Cenk'in ya da yeni gelecek olanın kariyerini aksatabilir.

3- Hz. Guti, halı sahaya son dakikada çağrılan kişi!

Guti, geçen sezon 22 lig maçında forma giydi. Kupa ve EL'i de eklersek bu sayı 40 civarına geliyor, fakat geçen sezon Europa League'de boyunun ölçüsünü alan Beşiktaş'ın bu sezonki ana hedefi şüphesiz lig olacak, olmalı. Yan hedeflere Europa League'de geçen sezonu aşmak eklenebilir, Guti'nin takımdaki rolüne de bu açıdan bakılmalı. İlk sezonunda ligde sayısız öldürücü pasla birlikte 5 asist yaptı ve 7 gol attı, fakat bunların yalnızca 1 tanesi oyunun akışında gerçekleşti. Diğerleri ise penaltı ve duran top. Tayfur Hoca sonrası rakip kaleye daha yakın oynasa da ikinci İBBSpor yenilgisinde yaşadığı sakatlık sonrası kontağı kapattı ve sezonun geri kalanını aşırı düşük tempoda, adeta sahada yürüyerek bitirdi.

Yüce pasör artık 35'ine geldi, maç sayısının geçen sezonun altında kalması kesin gibi görünüyor. Beşiktaş'ın bu sezon mutlak suretle Guti'yi sezon boyunca uygulanacak olan planın dışında tutması gerekli. Onu bir yardımcı oyuncu olarak görüp, tam hazır olmadığında ve takımın kriz anları dışında zorlamamak, sezon genelindeki performansını artırabilir. Satış yapanın yerini doldurmak üzere halı sahaya son anda çağrılan kişinin her daim iyi futbolcu çıkması gibi, Guti de takıma bu şekilde daha fazla katkı verebilir. Skor alındığında sonradan, bazen de skoru almak adına en baştan; takımın, rakibin ve maçın durumuna göre tercih yapılabilir.
4- Bazen tuzak kurmalı ve sık sık tuzağa düşmemeli.

Beşiktaş'ın Schuster'le birlikte peşinde koştuğu radikal proaktif kimlik, zamanla işlevsiz takıntılara dönüştü ve lige mağlup oldu. Sezonun ilk yarısı baz alındığında Quaresma'nın yalnızca 1 golü ve 2 asisti olması, yansıyan diğer verilerin karşıtı olarak apaçık verimsizlik örneklerinden biriydi. Sözkonusu golü de hatırlarsak, rakip yarıda kazandığı topla geniş alanı dikine geçerek topu boş ağlara göndermişti. Bir başkası, hocanın maç sonunda ''İkinci yarıda rakibi oynatıp kontra ataklarla çıkmak istedik, bunu da başardık. Uzaktan atılan 1–2 şut haricinde pozisyon vermedik.'' dediği Gençlerbirliği maçının ikinci golü. Burada yine Quaresma'nın asisti ve geniş alanda Hilbert'in attığı gol var. Quaresma'nın ilk devredeki diğer asisti de zaten Karabük deplasmanında aldığı penaltıydı. Devamında 4-2 kazanılan Kayseri maçındaki dördüncü gol ve kupadaki Gaziantepspor rövanşında yine Almeida'ya attırdığı gol. Tamamı önde kazanılan toplarla, rakibin risk anında arkada bıraktığı büyük boşluk değerlendirilerek atılmış goller. Buna bir de kupa finalindeki Quaresma golünü ekleyebiliriz, zaten Quaresma'nın diğer doğrudan skor katkısı yaptığı anlar ya uzaktan şut ya da penaltı.

Quaresma'yı genel tabloda Simao birlikteliği üzerinden okumak daha doğru, ama takımın reaksiyon gücünü merkezinde yer alan oyuncu olduğundan Beşiktaş'ın kazanma yoluna dair fikirlerin odağına Quaresma'yı koymak gerek. Geçen sezon gözükenlerin ışığında Beşiktaş'ın mevcut haliyle bu tip radikal ve hayalci yöntemleri bir yana bırakıp, sabırlı ve dirençli bir takım olmaya ihtiyacı var. Maç boyu duruma ve skora göre farklı planların takip edilmesi ve fantezilerin değil, muhakkak kazanma yolunun takibi gerekiyor. Takımın etkili kontra atak oyuncularına sahip olduğu gerçeği göz önünde bulundurulmalı.

5- Necip Uysal artık has ve as adam olacak mı?


İleri üçlü bozulmaz, üçlü orta sahaya iki ya da forvet arkasına Guti ve orta ikiliye bir yabancı gelir ise, Necip ve Aurelio sezon boyunca savunma önü oyuncusu rolünü paylaşırlar. Bu sezon 24 lig maçında forma giyen Necip'in bu sayıyı daha da artırması beklenebilir. Fakat kendisine dair beklentilerin doğru ayarlanması gerekiyor. Kupa finalinin ilk bir saati sonunda Necip tam 9 kez top çalmıştı. Bunlardan 7'si tackle (ayağa kayma ya da vücut vücuda mücadele) iken, 2'si pas arası idi. Sonrasında maçın heyecanı ile ben saymayı unuttum. Sonuçta Kayseri'de Necip harika bir maç çıkardı, hatta bu performans Beşiktaş kariyerinin en iyisi olabilir.

Necip'in genel top çalma performansı, %70'e yakın tackle ve %30 civarı pas arasından oluşuyor olmalı. (Elde net sayılar olmadığından ancak gözlem üzerine konuşabiliyoruz.) Diğer yanda ise Aurelio var ve onun top çalma verileri ise Necip'le tamamen zıt. Aurelio daha çok pas arası ile top çalarken, doğru yerde duruyor. Bu yönüyle üçlü orta sahanın savunma önü oyuncusu olmaya Necip'ten kat be kat daha uygun.

Diğer yandan Necip'in ise şu haliyle fark yaratacağı iki rol var. Biri çift merkez orta sahada nispeten yerleşik oynayan oyuncu, diğeri ise üçlü orta sahada iç oyuncusu. Şu anda bunlardan ilkinde takımın as elemanı olabilirken, diğerinde ancak rotasyon oyuncusu sıfatı alabilir. Bir üst seviyeye geçebilmesi için pas isabet yüzdesinden evvel top çalma verilerinin -oranları da birbirine yaklaştırarak- yer değiştirmesi gerek. Şu anda çok iyi bir orta saha oyuncusu, rolünün gereklerini yapması kafi. Bu bile Beşiktaş'a çok büyük katkı sağlar. Gelişim, ilerleme ancak zamanla mümkün.

6- Camdan takım yerine plastik takım...

Beşiktaş bu sezon oynadığı toplam 57 maçın 27'sinde kalesinde ilk golü gören taraf oldu ve bunlardan yalnızca 5'ini kazanbildi. Geri kalan 30 maçta ilk golü atan taraftı ve 27'sini kazandı. Bu şekilde alınan tek mağlubiyet, İnönü'de Trabzonspor'a karşı. Bu veriler, yukarıdaki ''takımın reaksiyon oyunundaki gücü küçümsenmemeli'' vurgusuyla birlikte okunabilir. İlk golü bulan Beşiktaş, kolay kolay yenilmiyor. Boş alanları çok etkin biçimde kullanabilen oyuncularıyla, iyi pasörleriyle skoru kolayca artırabiliyor. Ama zayıf takım savunması, radikal high-line sezon boyunca Beşiktaş'ı zor durumlara düşürdü ve oyunu ele geçirmesine rağmen rakip kale önünde büyük aksiyonlar yaratamayan bir Beşiktaş takımı görüldü ve neticesinde, ilk golü rakiplerin attığı maçlarda elde çok düşük bir galibiyet yüzdesi kaldı.

Yaş ortalamasının yüksekliği ve kadroda vahşi yarışmacı ortamlarda bulunmuş oyuncuların fazlalığı, mental zayıflık fikrini çöpe atıyor. Bu tablonun oluşmasındaki ana etken, takımın sahip olduğu oyuncuların yetileri ve oyun biçimi. Daha sağlam, daha az kırılgan bir Beşiktaş mümkün.

7- Atletlere karşı sokak futbolcuları... eh, arada o kadar da keskin fark olmayabilir.

Beşiktaş'ın en nitelikli oyuncularından üçü (Simao, Ernst ve Guti) bu sezon itibariyle 32 yaş ve üstünde sayılacaklar. Aurelio, Ekrem ve Rüştü gibi çok maç oynayacak oyuncuları da bu üçlüye ekleyebiliriz. Böylesi bir takımın sürekli yüksek tempoda, ön alan presiyle oynamasını beklemek hayalcilik. Bunu yanı sıra bir taraftan da takımdaki ağırlığı oluşturan ''tutunamayanlar kulübü'' var. Geçen yılın sonbaharında takımda sayısız sakatlık yaşandı ki, bunların büyük bölümü adele ve bağ sorunlarından kaynaklanıyordu. Schuster'in oyununu baz alan idman metodları, kariyerlerinde bu denli yoğun maç oynamamış olan oyunculara ağır gelmiş olabilir. Zira düzenli oynayanlardan da sakatlananlar oldu. Sezon istikrarı için eldeki farklı atletik niteliklere sahip oyunculardan maksimum spor performansı verimi gerekiyor. Ronald Koch bu açıdan biri güvence mi, göreceğiz. Ama şu kesin ki, takımdaki kas sorunlarının sıklığı azalmalı. Çünkü futbol nitelikleri nispeten zayıf olan ama atlet vasıflara sahip oyuncular, sezon performanslarına bakıldığında maç içinde yenildikleri oyunculara fark atmış olabiliyorlar.
8- Quaresma - Simao Birlikteliği?

Sezonun ikinci yarısı her iki oyuncu da uzun süreli sakatlık yaşamadı ve hazır oldukça birlikte oynadılar. Lig ve kupada toplam 16 maç Beşiktaş'ın iki kanadı da Portekiz'li oyunculara emanetti. Yalnızca lig baz alındığında sezonun ikinci devresini Quaresma 5 asist, Simao ise 4 asistle tamamladı; fakat sözkonusu asistlerin hiçbirisi birbirlerine değildi. Her ikisi de uzak forvet koşularını sıklıkla yapmayan, top ayaklarında olduğunda güç üreten kenar adamları. Her ikisi de kaleden uzakta oynamayı seviyorlar, korakor oyuna girmiyorlar. Hazırlayıcı işleri kovalıyor ve ağırlıkla duran top ya da uzaktan şutla skor üretiyorlar.

Hal böyleyken orta sahanın hücuma en yakın oyuncusu olan Guti'nin de sezon boyunca oyunun akışında sadece bir gol ürettiği hesaba katılırsa, sezonun ikinci yarısı Nobre'nin takıma girmesi anlaşılabilir. Her iki kenar adamı da kaleden uzakken, başında iki kişinin beklediği santraforun topla buluşması çok güçleşiyor. Bu sebeple merkezden gelecek olan ekstra bir demarke oyuncu gereği peydah oluyor. Fakat bu yeni durum, Beşiktaş'ın takım savunmasında büyük gedik açınca hücum gücü anlamsızlaştı. Takım daha kolay gol yer oldu, geri dönemeyince de mağlubiyetler birbirini izledi ve sonunda işler bir kez kötü gittiğinde takım havlu atar oldu.

Önümüzdeki sezonun en büyük muamması burada. Quaresma'nın kupa finalinde attığı goldeki koşusu, onun Beşiktaş kariyerinde yaptığı nadir ekstra hamlelerden biri olabilir. Eğer bunları sık sık yaparsa, tüm bu muamma kökten çözülür. Fakat o kariyeri boyunca böyle bir oyuncu olmadı. Bu ikili tek başlarına muhteşem olabilirler, ama geçen sezonun ışığında onlarında Beşiktaş'taki durumu 1 + 1 > 2 şeklindeydi.

9- 4-3-3 ya da 4-2-3-1?

Yukarıda Quaresma ve Simao birlikteliği üzerine söylenenlerin devamı, takımın A planı şablon seçimi olacak. Tayfur Hoca üçlü orta saha mı tercih edecek, yoksa takımı 6 + 4 şeklinde, son kupa finalinde olduğu gibi bölerek, daha geniş alanda mı oynatacak? Geçen sezonun ana sorunsalı, bu yıl da aynen karşımızda. Üçlü orta saha tercih edildiğinde eldeki merkez oyuncularının hiçbiri (belki biraz Necip ve Guti) içeriye dalışlar yapan, oyunu hareketlenmeler üzerine oynayan oyuncular değiller. Hal böyleyken takımın hücum gücü yine kenardan içeriye gelecek koşulara sıkışacak ve takımın bu yönde bir eksiği var. Gücü ise kenarlardaki üstün nitelikli hazırlayıcılar; özellikle de sezonun ilk yarısı Quaresma'lı sol kenardı. Dolayısıyla Beşiktaş'ın oyunun kenarlardan hazırlığa ve hızlanmaya, merkezden ise hareketlenmeye ve bitiriciliğe dayalı.

Yüksek kalite ikinci forvet/forvet arkası oyuncusu, Beşiktaş'ın gücünü ikiyle çarpabilir. Halihazırda takımın en güçlü yanı, kuvvetli orta saha merkezi. Takımın istikrar taşıyıcısı olabilecek olan bu güç, ancak diğer parçaların birbirini tamamlar olması halinde anlam kazanabilir.

10- Bobo ve Nobre yok, Pektemek var. Poacher olsa mı?

Hugo Almeida iyi bir modern santrafor, fakat Beşiktaş'ın bir klasik golcüsü olsa çok daha iyi olabilirdi. Kenar adamlarının forvet koşusu eksiği, şu sıralar yeniden çıkış yapan ve tek santrafor üzerinden kendini yenileyen klasik golcülerin (Falcao, Sow, Hernandez gibi) Beşiktaş'ta da ortaya çıkmasına imkan tanıyabilir. Eğer böyle bir poacher kadroda bulunsaydı, belki Forlan bu açıdan doğru isimdi, Simao - Quaresma birlikteliğinin düşük skor verimi ve ikinci forvet oyuncusunun takım savunmasında ve oyun organizasyonunda açtığı gedik, sıfır hatayla kapanabilirdi.

Bu halde Beşiktaş'ın Bebe ve Mustafa gibi yardımcı hücumculardan, Hilbert ya da Holosko'dan ekstra skor katkısı alması gerekecek. Sonuçta geçen sezonun ana problemi olan hücum verimsizliğine ilişkin ciddi bir çözüm geliştirilmiş değil. Elde daha makul bir oyun planı ve daha gerçekçi, emek ürünü hamleler olacak. Kadro derinliğinin artmış olması da bir artı sayılabilir. Sağ bek bölgesindeki belirsizliğin, takımın ilk on probleminden biri olmadığı kanaatindeyim. Bunun yerine daha az hata, kadronun ederinin sahaya yansımasını sağlayabilir. Bu da ne getirir, hep beraber göreceğiz.

Noat Samisa

02.07.2011

11 yorum:

powerslide dedi ki...

güzel bir yazı, teşekkürler. kafamdaki düşüncelerin nerdeyse hepsini yansıtmışsın bu bağlamda tayfur hocanın gutiyi yedek bırakıp klasik forvet ve almeidaya partner olarak bebe'nin üzerinde durmasını bekliyorum. umarım tutar.

matiasemilio dedi ki...

*pektemek bana poacherden ziyade uzak forvet olarak düşününce daha bi heyecan veriyo açıkçası..
*gutinin bu sezon geçen yıldan daha az süre alacağı aşikar görünüyo,gutiden kalan süreler sezon genelinde velinin hanesine işlenecek sanırım..
*sözlük postunun yorum kısmında sweeper mevzusu geçmiş,valla çok keyiflidir oynaması yahu :)

ali nail dedi ki...

Bunu buraya yazmamam gerek biliyorum ama Manu fernandes'in bonservisinin bu kadar ucuz olması hakkında bilgin veya yorumun var mı? Bu adamın değeri bu kadar düşmüş olamaz. Ki bana göre Manu nun son Beşiktaş maçlarındaki oyununu hep oynasın valencia da çok rahat 11'e girer.

fitbol dedi ki...

yuzyillardir soyluyorum arkadaslara poacher poacher poacher dj campbell bile bizi ucurur nitekim kendileri sevdimgimiz tipten cikolata renkli bir arkadasimiz ve de necip aurelio yerine necipin on alan baskisina ayak uydurcak bir orta saha daha sert olmak kaydiyla (furkan gibi) denenmesi besiktasimizin ozellikle simao quaresma ve guti gibi bitirici paslari net atan oyuncularin 20 metre icinde olayi bitirmelerini kolaylastirmazmi sacma konusmus olabilrim ama mami necip furkan orta shasini istiyorum

BJK4EVER dedi ki...

Abi super toparlayici bir yazi olmus. 9. ve 10. maddeye istinaden, bence de bir 2. forvet bu takima lazim, ama Bebe transferinden sonra bu sayfa kapandi. Bu rol icin aklima gelenler:

1 Nihat, ama maalesef onu sag kenarda curutup ihtiyacimiz varken gonderdik.
2 M.Pektemek, teknik yapisi ile 2. forvet rolunu de ustlenebilir, saglam gol vurusu artisi.
3 Kimse bahsetmemis olsa da Filip Holosko. Manisa'da bu rolde oynuyordu ve oldukca basariliydi, tabii kontra atak oynamayan bir takimda kalabalik merkezde basarili olacak teknigi ve oyun zekasi var mi tartisilir.

Guti ve Bebe o pozisyon icin soru isareti bence, M.Akyuz'u de tanimiyorum.

Crow dedi ki...

çok güzel anlatmışsın eline sağlık.

bebe yerine forlan'ı almış olsaydık 4-2-3-1 i ideal oynayabilirdik. şimdi bebe'yi de almışken, forvet arkasına transfer olmaz. (transfer sezonunun yanlış hamlesi)
bu durumda hücum oyununda bulabileceğimiz en iyi çözüm guti'yi forvet/forvet arkası pozisyonunda kullanmak gibi görünüyor bana. 3. maddede dediklerin doğru, ancak transferde hata yaptığımız için kötünün iyisi bu olsa gerek. alternatif olarak o bölgede veli, burak, pektemek ve bebe'den biri de denenebilir ancak ben bu oyunculara 35 yaşındaki guti'den daha az şans veriyorum malesef.

bir ihtimal de 4-4-2'ye dönmek. quaresma ve simao'nun savunma zaafları fazla olacaktır ama yazında bahsettiğin gediklikleri dengeleyebilecekse düşünülebilir.

sağ beke bosingwa (veya herhangi bir üst düzey sağ bek) konusu bence şu anlamda önemli: geçen sene başında trabzonsporun uygulanabilir bir oyun planı ve oturmuş bir kadrosu vardı, fenerbahçedeyse lugano, emre, alex, niang, volkan, gökhan gönül, santos gibi üst düzey oyuncular vardı. yeri geldi fener istediklerini uygulayamadığında bile sırf kadro kalitesiyle kazandı, trabzon bunu yapamadı. sonuçta ikisi de başarılı oldu ancak bizde trabzonunki gibi oturmuş bir oyun yok o yüzden fenerbahçedeki gibi yüksek kaliteli kadroya odaklanmalıyız. şu ana kadar zaten alex seviyesinde forvet arkası almayarak bir hata yaptık, en azından gökhan gönül seviyesinde sağ bek alarak kadro kalitemizi arttırmamız lazım. sağ beke benim şahsen transfer istememin sebebi o bölgenin aksaması falan değil, oraya ligte mevkisinin en iyisi olabilecek bir adam alabilecek durumda olmamız.

Noat Samisa dedi ki...

Ali Nail,

Daha önce Fernandes transferi üzerine yazmıştım, yakın zamanlı geçmiş postlarda bulabilirsin. Benim oradaki iddiam ve sorularım halen geçerli, sahih bilgiye henüz çift taraflı şekilde ulaşılabilmiş değil kimse.

Ama kelepir transfer olduğu kesin.


BJK4EVER,

İkinci forvet oyuncusu, eğer forvet nitelikli olursa kenar oyuncuları nadir geri dönen Beşiktaş'ın takım savunması derin çatlar. Bir şekilde bu durum tolere edilse de takımın boyu çok uzar, iyiden iyiye reaktif bir takıma dönüşme riski var. Bu ikinci forvet oyuncusunun Van der Vaart tarzı ve çok nitelikli biri olması ancak durumu kotarabilir gibi, zaten ben de sezon içerisinden yazın oraya transfer yapılmasını istiyordum. Ama bu yapılmadı, 4.3.3 ana hattı üzerinden devam edilecek gibi görünüyor.

Olur da ikinci forvet kullanılırsa, buna en uygun isim Pektemek gibi görünüyor bence. Çalışkan bir oyuncu, golleriyle birlikte takıma enerji de katabilir, başka bir oyuncuya evrilebilir de.

dehræb dedi ki...

4-4-2'nin pek uygun olduğunu düşünmüyorum. zaten olsa da 4-2-2-2 gibi bir görüntü olacak bu kadroyla... bu sene veli kavlak ve simao'nun ön orta saha mevkiinde, mesut'un almanya'daki rolüne benzer bir rol üstlenmesi alternatif olabilir mi, düşünmek gerek. muhammed demirci'den üstün bir performans beklenmeyebilir. takımın geçen seneki en büyük sorunlarından biri hücümda kaptırılan toplardı. aslında topa hükmedememek, pas akışını iyi yönetememek, kaptırılan toplarda ise panik içinde savrulmuş yapıya bürünmemiz. zira barcelona gibi yardımlaşmayı (ofansta-defansta) üst düzeyde gerçekleştiremeyen her takım için büyük sorun elbette. dolayısıyla bjk için alternatifler mevcut görünüyor.
1. schustervari bir sistemde oynarken az pas hatası yaparak oyuna hükmetmek.
2. daha dengeli bir sistemle blokları daha da yakınlaştırarak oynamak. hatta bazen rakibi karşılamak, beklemek.

ilkinde forvet arkası oyuncusuna zor görev düşüyor. zira daralan herkes onu arayacak. işte guti ve alternatifleri meselesi ortaya çıkıyor. tayfur hocanın üzerinde çokça düşünmesi gereken konulardan biri bu.
ikinci sistemde ise ilk soru şu: bjk böyle oynayabilir mi? kanaatimce, topla oynamayı seven futbolcuların bol olduğu bu takımı, pek memnun etmez.
oyuncuya göre sistem mi, sisteme göre oyuncu mu? mevcut oyuncuları en randımanlı nasıl oynatabilirim? soruları her zaman olduğu gibi yine en büyük mesele.
akıl oyunları filmi hep akılma gelir. "en iyisi için; herkesin kendisi için en iyi olanı yapmasından ziyade ekip için en iyisini yapması"

Strateji dedi ki...

Bence de en büyük sorun Quaresma & Simao birlikteliği. İkisi de uzak forvet oyunu oynayabilecek nitelikte değiller. Aslında takım bu sene lig-uefa-kupa 50 maç oynayacaksa bunun 25'inde simao, 25'inde quaresma'nın oynaması gerekir. Ama biz gittik aynı özellikte 3. bir adam olarak Veli Kavlak'ı aldık. Halbuki en temel problem Podolski tarzı, ya da en güncel ve başarılı örneği ile Burak Yılmaz tarzı uzak forvet oyunuyla skor katkısı yapacak adam eksikliğiydi. Bu eksikliği kapatma şansını kaybettik gözüküyor.

şurada biraz daha ayrıntılı anlattım: http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=23647027

Yazı fevkalade güzel olmuş, eline sağlık.

Minero dedi ki...

Çok güzel olmuş N.S. Ellerine sağlık. Şahsen Tayfur'a karşı önyargılarım var ve çok üstün hocalık (taktik-teori) performansı beklemiyorum. Umarım beklentilerim aşılır...

Övünç dedi ki...

simao'nun uzak forvet özellikleri olmadığına katılmıyorum.kanattan inmek yerine içeriye doğru katetmeyi çok daha fazla tercih eden bir oyuncu simao.sol kanattan ters ayakla attığı epey golü vardır ve bir kanat oyuncusuna göre oldukça iyi bir bitiricidir.

bizim takımda oyunu genişletmek adına daha fazla çizgide kalıyor gibi görünüyor.sol kanattan ters ayakla şut attığını çok az gördüm ..