PSG'nin Galaksi Rehberi

Bir futbol nerd'inin hayatında en az bir kez yapması gereken şey, Fransa'da Ligue 1 sezonun açıldığı günün L'Equipe gazetesini edinip, bunu saklamaktır. Dili bilmeseniz de gereklidir, grafikler ve görseller dahi ilginizi çeker ve sahip olmak zor değildir. Benzer kafanın Fransız versiyonları, gazetenin o günkü sayısını pdf olarak muhakkak paylaşırlar. Bu yıl da bu ritüeli devam ettirdim, gazetenin 6 Ağustos sayısını arşive kattım. Son şampiyon Lille'e iki sayfa ayrılmıştı, peşinden ise ''Tüm Dünyanın Gözü Üzerinde'' başlığıyla PSG geliyordu. İleriki sayfalardan birinde ise aşağıdaki reklam vardı:
''Lorient'da yıl boyunca forma giyeriz.''

Son şampiyonluğunun üzerinden 17 yıl geçen PSG, bilindiği üzere bu yaz Qatari Sports Investments'ın tahakkümüne girince müthiş bir transfer atağına girişti. Herkesçe bilinen ve en çok ses getiren eylemleri, Palermo'nun sıska Arjantinli'si Javier Pastore'yi 42 milyon avro karşılında transfer ederek hem Fransa transfer rekorunu kırmaları, hem de bu yaz yapılan en pahalı ikinci transferi gerçekleştirmeleriydi. Geçen sezon 22 gol atarak sezonun adamlarından olan Kevin Gameiro'nun transferi gölgede kaldı, tıpkı St. Etienne'in kalbi Blaise Matuidi'nin futbol tarihine adını yazdıran ve futbolu bırak Claude Makelele'nin yerine takıma gelişi gibi. Roma'dan alınarak ülkesine geri getirilen sağ kenar oyuncusu Jeremy Menez, Valenciennes'den hoca Kombouare'nin eski öğrencisi Sırp stoper Milan Bisevac ve takıma katılan iki kaleci, Rennes'den Douchez ve Palermo'dan Sirigu, onların tek transfer döneminde uğruna 83 milyon avro harcadıkları oyuncular oldular.

Son şampiyon Lille'in toplam bütçesi, sözkonusu altı oyuncuya harcanan para kadar değilken onların şampiyonluk iddialarının hafife alınır yanı yoktur. Parayı yatıranlar ise görünürde temkinli. Bu yıl CL'ye katılmayı hedefliyorlar, şampiyonluk ise bir sonraki sezon. Lakin ondan sonrası biraz garip. Brian Clough'tan etkilenmiş olmalılar ki, 2015'te CL Şampiyonluğu'nu dillendirdiler. Hele bir lig şampiyon olsunlar da, sonra bu yolda Clough değil, Abramovich'vari çalışabilirler! Ama o noktaya gelene kadar da beklentileri ayarlamak, çatlak sesleri örselemek kolay olmayacak. Tepesine Leonardo'nun getirildiği PSG hocası Antoine Kombouare, geçtiğimiz perşembe günü ''Kazanırsam kalırım, kaybedersem ne olacağını biliyorum. Bu iş böyle yürür.'' dedi ve yumuşak koltuklarda verilen vaatlerin, maç heyecanıyla erozyona, hatta heyelana uğrayabileceğini bildiğini gösterdi. Ya da bu hafta sonu gelen Lorient mağlubiyetinin temelini hazırlıyordu!
PSG maça kalede Sirigu, savunma dörtlüsünde sağdan sola Jallet, Bisevac, Sakho, Tiene; orta sahada Menez, Chantome, Matuidi, Nene ve ileride Gameiro - Hoarau ikilisiyle çıktı. Yaratıcı forvet Gameiro, çok yönlü kenar adamları ve iç saha avantajıyla rakibine üstünlük kurmaları beklenirken, ilk on dakika kabus gibi geçti. Direği sıyıran frikik, penaltı şüphesi ve Lorient forveti Monnet-Paquet'nin bomboş kale yerine taca vurduğu top... tüm bu pozisyonlarda baş rolde takımın 21 yaşındaki kaptanı, sol stoper Mamadou Sakho vardı. Gole sebep olması hariç, berbat bir ilk devre oynadı. Hani olur da maçta olan-bitenler bir adli soruşturmada delil sayılırsa, Sakho'nun cumartesi akşamki oyunu en has şike delili sayılabilir! Maç sonunda hocası ''Sakho'yu böyle oynarken hiç görmemiştim.'' dedi, savunmadaki tecrübeli partneri Bisevac ise onu üstü kapalı eleştirdi. Bu eleştiriyi biraz daha genişletirsek, bugünden çok daha evvel aynı sezonda Makelele ve Giuly'nin takımdan ayrılmasının ve böylesi üst düzey oyuncular takıma girerken pazubandın genç Sakho'da olmasının sorun olabileceğini söyleyenler vardı. Maçın devamında ise henüz bu duruma delil sayılamayacak, ama toplama kadro halinin tezahürü olan acayiplikler görüldü.

Topu alan, kaleyi gördüğü yerden şut denedi. Gameiro, Nene, Menez... her birinin en az bir karavanası var. Ama kaleyi buldukları anlar da var, özellikle Nene'nin bitime yakın attığı muhteşem şut, kaleci Audard'ın tokatıyla savuşturuldu. Maç boyu etkisiz olan Hoarau, ki formasını kaybetmesi kesin gibi, herkesin ayrı telden çalması gibi durumlar can sıkıcıydı, fakat ikinci devre takımca harika kanat akınları geliştirdiler. Hücumcular birbiriyle al - ver işini iyi yapamasalar da beklerin her iki kanattan yaptıkları etkili bindirmelere cevaben aldıkları iyi paslar ve iyi ortalar ile Lorient kalesini bunalttıkları anlar oldu. Cazip stoper Ecule Manga'nın çizgiden çıkardığı topta PSG skoru bulabilirdi, ama sonradan Mvuemba'nın PSG kale direğinde topuyla mevcut skora razı olmak zorunda kaldılar. Maçın 28. dakikasında Sakho'nun sağda yaptığı faulde Yann Jouffre ortalamıştı, arka direkte yeni transfer Julien Quercia dokunmuş ve Lorient öne geçmişti. Maç bittiğinde Parc des Princes'de ıslıklar vardı, akıllarda ise maç öncesi stadı selamlayan Pastore'nin yapabilecekleri...
Bugün itibariyle Ligue 1'ın en uzun süre görevde devam eden hocası, Lorient'ın öz çocuğu Christian Gourcuff. Sekiz yıldır bu kulüpte, arada oğlu Yoann'ı da mezun edip ülke futboluna sundu. Bu yaz takımın en iyi üç oyuncusunu; yani forvet Gameiro'yu, orta sahanın lideri Amalfitano'yu ve doğma - büyüme Lorient'lı, takımın bayrak adamı sol bek Morel'i kaybettiler. Ligin açık ara en çok güç kaybeden takımı onlar. Ama PSG'ye ilk tokadı atma fırsatı, yine onlara düştü. İki yıldan uzun süredir aynı kulüpte göreve devam eden hoca sayısının yalnızca üç olduğu Ligue 1'da hem kulüp politikasıyla, hem oyuna bakışıyla, hem de oyun anlayışıyla PSG'nin başındakilerin fikriyle derin kontrast oluşturan bir takım onlar. L'Equipe'teki reklamın gösterdiği üzere, birbirine sarılan Kuzey'li bir çift, saadet onlarda. Auxerre'den gelen Quercia, ilk maçtaki iyi oyunuyla takımın üstün yetenekli diğer kenar adamı Jouffre'yle birlikte stadında her maç gayda sesi duyulan Lorient'ı takip etmek için yeni birer sebep olabilir.

Man City'nin genç Man United'a yenildiği gün gelen PSG mağlubiyeti, belki de peşine böylesi hikayeler konulamayacak kadar sıradan bir yenilgi. Kuşkusuz, yeni kurulmuş bu takımın zamana ihtiyacı var, maç özetini izleyen biri de rahatlıkla bunun farkına varabilir. Fransa'da pek çok basın kuruluşu maç akşamı ağız birliği etmişçesine ''Douche froide pour le PSG - PSG'ye Soğuk Duş'' manşeti attılar, sanırım en iyi tabir de bu. Üstün yetenekli oyuncuları, bugünden Ligue 1'a epey fazla görünüyorlar. Onlar Galactiques'i, geçen sezon Lyon'un ve Marseille'in kurduğundan biraz farklı. Uluslararası, rehber eşliğinde ve biraz daha vaatkar.

Haftadan Geriye Kalanlar:

Son şampiyon Lille, yoğun yağmur altındaki Nancy deplasmanından çıkamadı. Maç boyu akışkan pas yapamadılar, ürettikleri tüm pozisyonlar uzaktan şut ya da duran toptan geldi. Debuchy'nin golüyle bir puanı kurtardılar: 1-1

Bir diğer şampiyonluk adayı Lyon, önemli eksiklerle çıktığı Nice deplasmanında işi zora sokmasına karşın devamını kolay getirdi. Kornerleri bir kabus gibi rakibin üzerine çöken Nice, her maç uyguladığı tarifeyi Lyon'a uygulamamazlık yapmadı ve yıldızı Mounier'yle golü buldu. Fakat sonrası, kaleci hatasıyla gelen Lisandro golüyle birlikte oyunu Lyon'un eline bıraktı. Gomis ve Louvren'le gelen iki karambol golü, skoru belirledi: 1-3

Marseille'de ise Gignac'ın yokluğu, günü adeta Lucho'yla barışma merasimine çevirdi. Tek santrafor oynayan Remy'le maç boyu çok iyi anlaşan Lucho, bir güzel gol attı; birkaç tane de attırmaya çalıştı ama olmadı. İkinci devre başı savsaklayan rakibin arka alandaki hatalarını değerlendiren konuk Sochaux, takımın yıldızı Marvin Martin ve orta saha oyuncusu Nogueira'nın golleriyle 1-2 öne geçmesine karşın, sonradan oyuna giren Valbuena'nın kullandığı kornerde maç boyu bir kamyon gol kaçıran Remy, bu kez affetmedi: 2-2

Umut Bulut'un takımı Toulouse, ligin yeni takımı Ajaccio'yu deplasmanda 0-2 mağlup etti. Umut 85 dakika sahada kaldı, kale ağzında vurduğu bir top savunmadan döndü. Machado'nun attığı gol görülmeli, aynı şekilde geçen sezona Antalyaspor'da başlayan ama ülkeye bir türlü uyum sağlayamayan Caen oyuncusu Gregory Proment'in harika golü de görmeye değer, Pierre-Emerick Aubameyang'ınkiyle birlikte.

Sezonun açılış haftasında takımlar toplam 286 şut attılar. Bu sayı geçen sezonun on ikinci maç haftasıyla denk ve rekorun egale edildiği anlamına geliyor. Ligue 1 standardını aşan sayıda gol olurken, pek çok iyi şut kalecilerin mükemmel kurtarışlarıyla kaleye girmekten mahrum edildi.

Diğer skorlar: Montpellier 3-1 Auxerre, Caen 1-0 Valenciennes, Brest 2-2 Evian, Dijon 1-5 Rennes, Bordeaux 1-2 St. Etienne

L'Equipe gazetesi, 6 Ağustos 2011 sayısı: Link


Noat Samisa

08.08.2011

1 yorum:

omega dedi ki...

Lisandro Lopez'in golü için kaleci hatası yorumu biraz ağır olmuş sanki. Lisandro'nun tek vuruşu da güzel. O düşüncenin güzelliği bence kalecinin hatasını kapatıyor :)

Ayrıca bu hafta özetlerde görebildiğim kadarıyla Ligue 1'de korner işine baya iyi çalışmışlar.