Yeniden: Gençlerle hiçbir şey ... belli olmaz!

Alan Hansen ve Arsene Wenger bugünden sonra bir akşam yemeğinde bir araya gelip, karşı cephede olan bitenleri masaya yatırabilir. Zira eskiden zıt fikirlerin savuncusu olan bu ikili, bugün için artık koalisyonda. Şık bir restoranda Wenger'in doğduğu yerden gelen şarapla başlayan muhabbet, taze müteşebbis Iniesta'nın hediyesi şarapla koyulaşır. Muhakkak araya Hansen'ın ''Sen £300 milyonu stada gömdün, hakkın var!'' sözü sıkışır, gerçekler inkar edilmez ve esas konuya gelmek için ara sıcak olarak kullanılır. Şef garson da servis sırasında UEFA'nın Arsenal finans yönetimine dair övgüsünü araya sıkıştırırır. Wenger'in hakkı teslim edilir, edilmelidir ve üstelik Hansen'ın meşhur sözünü Man Utd için söylemesinden çok kısa zaman sonra Wenger, Londra'ya gelmiş ve ilk tam sezonunda Arsenal'e şampiyonluk kazandırmıştır. Fakat tabii ki çoluk çocukla değil! Ama çoluk çocukla kazananlar oluyor, mesela Manchester United. Bugün Man City'le oynanan Communtiy Shield maçının ikinci yarısının büyük bölümünde sahada olan ve 0-2'den 3-2'ye geri dönüşü yaratan ekibin yaş ortalaması 22'ydi.

Alan Hansen'ın 95 yılındaki sezonun ilk maçında tepesini attıran Man Utd takımının yaş ortalaması ise ilginçtir 25.7; yani bugün Wembley'de geri dönen Man Utd kadrosundan epey fazla. Cuma günü Scholes'un jübilesinde yeniden Old Trafford'a ayak basan Eric King Cantona'nın damga vurduğu 95/96 sezonunda şampiyon olan United, bugünkü galibiyetle o günlerin anısını bir kez daha tazeledi. Ek olarak Alan Hansen'a bir arkadaş geldi, o da yıllardır genç yaş kaynaklı mental zayıflık dolayısıyla mağlup ya da kötü durumdan geri dönememekten dert yanan Arsene Wenger. Şüphesiz, Man Utd sezon içerisinde sıklıkla bu yaş ortalamasından fazla bir takımla sahada olacaktır, ama yine de belli durumlarda yaş ortalaması itibariyle Arsenal ile kafa kafaya olabilirler. Genç stoperler Jones ve Evans, artık sağ bek rotasyonuna kayan ve çok iyi bir maç çıkaran Smalling ve onun mevkidaşı Rafael. Ashley Young, Nani, Cleverley, Welbeck, Macheda, Obertan ve aslar, Hernandez ve De Gea... tamamı Man Utd'ın değişen politikasının sonucu.

İşlerin terse dönmesi, bir bakıma Love United, Hate Glazer bir milattır. Man Utd, bu kırılma noktasından sonra tekrar satış imkanı olmayan hiçbir oyuncuya yatırım yapmadı. Buna zıt son transfer Dimitar Berbatov'dur, lakin bugün olur da onu PSG'ye satarsalar, çok fazla zarar etmeyecekler. Bu yolda belki bir şeyleri elden kaçırdılar, bu bir fazladan EPL ve CL kupası da olabilir. Fakat önlerindeki yılları kurtardılar; hem mali bir zafer kazanarak, hem de hiçbir kulvarın dışında kalmadan. Ama az kaldı David De Gea, bugün bir kupaya maloluyordu ki, futbolda böyle şeyler olur.

Community Shield maçları, bir finalden çok prestijli bir hazırlık maçı. Bunu sıradışı statüsü ve üçten fazla oyuncu değiştirmeye izin verilmesi ortaya koyuyor. Takımlar, özellikle de Man Utd, sezon idealini bu maçta sahaya koymak yerine farklı şeyler deneyebiliyorlar. Yine de maçın reytingi yüksek ve çıkan sonuç, mutlaka bir şeyler gösteriyor. Bugün maçın ilk yarım saatinde Man City adeta varlık göstermedi. İlk dakikalarda rakip kaleye çöken United, yine hareketli ve aktif oyunuyla maça ağırlığını koydu. Sonra yavaş yavaş bu ağırlık gevşedi ve ilk yarım saatten sonra ansızın gelen City golleri tabelayı değiştirdi. Evra'nın yaptığı faulde Silva harika kesti, yüksek gelen topta anlamsızca yere yatan De Gea, topu ağlardan çıkardı. İkinci golde ise devre biterken Dzeko topu rakip orta saha ile savunma hattı arası boşlukta aldı, çok sert vurdu. De Gea hem ayaklarını hareket ettirmekte, hem de topa yatmakta geç kaldı ve skor birden 0-2'ye geldi.

Geçen sezon ceza sahası dışından 11 gol yiyerek bu dalda La Liga lideri olan David De Gea için kötü bir başlangıçtı, üstelik karşısında bundan birkaç yıl sonra ''Dünyanın en iyisi kim?'' sorusuna cevap için kapışacakları (Neuer bir adım önde olmakla birlikte) Joe Hart varken. Tabii bu ikiliden İngiliz olanı birkaç sıfır öndeydi, bir yıl boyunca aynı savunmacılarla bir arada oynamıştı. De Gea'nın bugün için avantajı ise, takımının rakipten pekala daha üstün oyunuydu. Nitekim ikinci yarı işler değişti, yine sıradışı şekilde. Alex Ferguson savunma tandemini ve onların önünde oynayan Carrick'i dışarı alıp genç üçlü grubu sahaya sürdü. Sahada birbirini tanımayan oyuncuların sayısıyla birlikte dinamizm ve iştah da arttı ve buna eklenen kritik duran top golü, maçı Man United'a getirdi. Özellikle Nani'nin skoru eşitleyen golünde inanılmaz paslaştılar. Kendi ceza sahası önünde sağlam durmayı iyi beceren City'e karşı dört kişi harikalar yarattı ve Nani bitirdi. Kalan bölümdeki City atakları yine sayılı, en önemlisi ise Ashley Young gibi bir diğer ters ayaklı İngiliz kenar adamı, türünün nadide örneği olan Adam Johnson'ın içe kat ederek attığı şuttu. De Gea iyi yer tuttu, süper bir refleksle golü önledi.

Son dakika ise en iyi yaptığı iş savunmak olan City için ve Man City'de oynamalarının en büyük sebepleri bu işteki başarıları iki oyuncu için kabustu. Yeni gelen Clichy yüksek topu sektirdi ve geçen sezon ligde top kapma ve hava topu kazanma yüzdesi en yüksek savunmacı olan Vincent Kompany, konsolide hatayla golü Nani'ye, kupayı Man United'a hediye ettiler. İlk yarı ideale nispeten daha yakın kadroyla geri düşen Man Utd, ikinci yarı çoluk çocukla toparlandı, geri döndü ve dünyanın en güçlü para akışına sahip kulübü Man City'i mağlup etti. Eh, bir futbol maçına dair para anektodu biraz bel altı çalışmak oluyor ama n'aparsınız, beklentiler ile yaptıkları arasından halen fark olan Mancini ve onun takımına dair algı ister istemez bir noktaya saplanıyor. Bunu başaran ekibe gelirsek;

Tom Cleverley: Geçen sezonu Wigan'da, ondan evvelki sezonu da bir alt lig temsilcisi Watford'da düzenli oynayarak geçirdi. Safkan İngiliz orta saha oyuncusu karakterinde, yüksek enerjiyle iki orta saha arasını kullanan bir oyuncu. Onun topla rahatlığı ve pas becerisine eklediği tecrübe, bu yıl Man Utd kadrosunda kalma sebebi.

Danny Welbeck: Geçen sezon başı Mainz'la birlikte Avrupa'nın en iyi ön alanda pres yapan ve futbolunu buna odaklayan takımı olan Sunderland'de bu oyun sisteminin en kilit adamı oldu. Çok enerjik, atlet ve havada iyi. Uzak forvet koşularında başarılı, topsuz oyun becerisi muazzam. Topla pek rahat olamama açığını bunlarla kapatıyor.

Phil Jones: Geçirdiği ağır sakatlığa ve sezonun büyük bölümünde oynayamamasına karşın Man Utd'a transfer yaptı. Sam Allardyce'ın iki yıl önce Blackburn'de tereddütsüz forma verdiği stoper, oyun bilgisi ve topla münasebet becerisinin mevkidaşlarından yüksekliğiyle dikkat çekti. Sahip oldukları özellikler ile orta sahada da kesici olarak oynayabiliyor.
Maçın yıldızı ise Luis Nani. Kazandığı toplar, verdiği paslar ve attığı iki gol ile yıldızlaştı. Geçen sezon ligin asist krallığında zirvede olan Portekiz'li, aynen Cristiano Ronaldo'nun yolunu takip ediyor. Bu sezon da Man Utd'ın en yaratıcı hücum gücü, o olacak ve muhtemelen, bazı hedef maçlarda yine kenarda oturacak. Onun performansı gibi takımının performansı da maç boyu iyi seyretti, fakat iki golü çıkarmak için ikinci devrenin belli bölümlerinde sahaya konulan istek ve enerji ortaya çok daha fazlasını çıkardı. Kuşkusuz, Man Utd ve Alex Ferguson bugün övgüye değer bir oyunla kazandılar.

Diğer yandan Man Utd bugün sadece kazanmadı, aynı zamanda Arsenal'e nanik yaptı. Bu geri dönüş ışığında tekrarlamak gerekirse, Arsenal'in kazanamama sorunu ise çokça gençlik değil, yetersizlik. Teknik, taktik ya da mental; farketmez, yetersizlik sadece yetersizliktir. Geçen sezon Barça serisi ve League Cup Finali öncesine harika gelen Arsenal, bugün olur da Fabregas'ı elden kaçırır ya da huzursuz bir Fabregas'a sahip olursa, işlerin geçen seneden zor olduğu gerçeğiyle birlikte St. Totteringham's Day'i dahi kutlayamayabilirler. Transfer poliçesi sorunu, yahut sahip olunan oyuncuların zihinsel vasıflarının gözardı edilmesi... neye odaklarsak odaklayalım, Arsenal'de bir yerlerde ''gençlik'' olarak açıklanamayacak sorunlar var. Man City ise bugün kenarda oturan Aguero'yla maç boyu etkin olamayan Dzeko ve Balotelli'nin verdiğinden fazlaısnı sahaya koyabilir. Tevez kalırsa çok daha güçlü olurlar, fakat ayrılması ya da sık sık homesick tatiline çıkması halinde Aguero'nun daha direkt golcü nitelikleriyle de hücum gücünü yükselebilirler. Henüz sadece iyi şut atan bir sol bek olan Kolarov, City'nin bir diğer yumuşak karnı. Orada Clichy sıra bekliyor. Diğer yandan ise Mancini'nin her şeye karşın dik duruşu ve City'nin her daim sahip olduğu, olacağı yüksek direnç var. Gerisi hücumcuların form durumuyla fazlasıyla ilintili.

Andre Villas-Boas'ın paylaşımcı Chelsea'si ve yeni sezona 1-8-1 oyun formasyonuyla girecek olan Liverpool'u da yukarıdaki kavgaya dahil edeceğimiz sezon haftaya başlıyor. Belki altı başlı bir yarış göreceğiz, ama Manchester United, bugünden meydan okudu. Şampiyonluğa niyetli olan, önce bu United'ın seviyesine ulaşmalı.

Man United 3-2 Man City
Noat Samisa

07.08.2011

10 yorum:

MentorDCT dedi ki...

1-8-1? :)

Editör dedi ki...

devre arasında ferguson 3 oyuncuyu oyuna alırken "yok artık! tamam yılların tecrübesi de, oyuna aldığı isimler ve mevkileri neyi değiştirecek?" şeklindeki iç konuşmalarım bu yolda daha çok ekmek yemem gerektiğini gösterdi. bence ilk yarı manu'da olmayan dinamizm 2. yarıda sahadaydı. maçın adamı nani görünse de ilk kez izlediğim cleverley'e hayran kaldım. manu'nun yeni scholes'u olabilir diye düşünüyorum. son olarak; de gea, açıkçası o kalede çok kalamaz gibi görünüyor...

Celal Abbas dedi ki...

manu muhteşemdi hele 2.yarı hele o 2.gol. penaltılara kalsaydı bence de gea için sanki kendini affettirme şansı doğacaktı ama olurda penaltılarda kupa citye gitseydi herhalde maçı izleyen herkes hemfikirdir büyük bir haksızlık olacaktı. manu haketti takdiri ilahide sanki haklı olanı emeği ödüllendirdi

Noat Samisa dedi ki...

MentorDCT,

Kadroda çok fazla sayıda orta saha oyuncusu bulunmasına dair bir espri. :)

LaCatolica dedi ki...

NS, Tottenham'da sonda saydığın takımlara rakip olabilecek seviyede...Luka Modric'in takımda kalması çok iyi oldu.Bana göre bu takımlar içerisinde en kompakt orta saha Tottenham'da...Modric,Rafa,Bentley,Kranjcar,Pienaar,Sandro,Palacios,Jenas,Lennon ve Huddlestone...Her teknik direktör ister böyle bir orta saha kadrosuna sahip olmayı .Ayrıca yeni sezon öncesi senin de Tottenham ile ilgili değerlendirmelerini merakla bekliyorum.

Noat Samisa dedi ki...

La Catolica,

Yazıda St. Totteringham's Day göndermesi yaparken ve altı başlı yarış derken Tottenham'ı da yarışa kattığımı vurgulamıştım. Kuşkusuz öyle.

pclion dedi ki...

"Altyapılar yasaklansın!"
Noat Samisa, 2011...

martin mystere dedi ki...

noat samisa;
bu sezon pl için fantazi lig açmayacak
mısın?

LaCatolica dedi ki...

Bence sadece St. Totteringham's Day göndermesi yok bu yazıda Arsenal'e karşı...Yazı tamamıyla Arsenal'e giydirme yazısı olmuş.Yazının her bölümünde amiyane tabirle Arsenal'e ve onun gençleştirme operasyonlarına bir ''giydirme'' söz konunu...Keşke hil Jones, Ashley Young gibi yabancuların kaça alındığını bilip yapsaydın bu yorumları...Birde Denilson, Alex Song ve Bendtner gibi oyuncuların kaça alındığını...Bu zafer en çok senin zaferin olmuş anlaşılan.Arsenal'e nerden vururum diye düşünenlere pratik bilgi rehberi niteliğinde...Ama biraz bel altı olmuş bunda hemfikiriz heralde...

Noat Samisa dedi ki...

Martin Mystere,

Geçen yıllarda açtım ama takibini yapamadım. Açan arkadaşlar olur, buraya yazarız. Ya Twitter'a not düşerim.