Phil Jones: Üzerinde ... Gölgesi Var!

Manchester United'ın sezon başından bu yana devam eden sıfır kayıp serisi, hafta sonu Stoke City deplasmanında sona erdi. (1-1) Bu durum, onların geçen haftalarda oynadığı futboldan daha büyük bir sürpriz olmadı. Zira orası garip bir yer ve sahada oynayanlara hiç tanımadıkları bir şehirde beş parasız halde dolaşma hissi veriyor olmalı. Üstelik şehrin serserilerinden sıklıkla dayak yiyorsunuz. Herkesin gözünde korkutucu bakışlar ve anlam verilemeyen ritüeller...

Neyse ki sezonda iki kez!

Takımın muhteşem sezon başlangıcının kaldıracı olan üçlüden Welbeck, Rooney ve -ilk üç dakikadan sonra- Hernandez sahada olmayınca, sonuç iyiden iyiye 'kazanılan 1 puan' olmaya meyletti. Maçtan bir önceki gün de Jonny Evans sakatlanmıştı ve yılların sağ kanat oyuncusu Antonio Valencia, bazen sonradan yaptığını bu kez ilk dakikadan itibaren yaptı ve maç boyu sağ bek oynadı. Sağ bek oynaması beklenen Phil Jones ise Vidic ve Evans'ın yokluğunda Ferdinand'ın partneri oldu; ama... stopere pek benzemiyordu!

Alex Ferguson anlatır, ancak böylesine özel bir yeteneğin futboluna tanık oluyor olmanın verebileceği, nadir bulunan keyfi yaşamıştır. Ertesi gün yakın arkadaşı Sam Allardyce'ı arar. Blackburn ile Man Utd reserv takımları arasında oynanan maçta izlediği ve büyülendiği bir çocuktan bahseder. Big Sam'in cevabı önce bir kahkaha, sonra da tok tonlu bir ''Evet, bahsettiğin çocuk yarın ilk 11 başlıyor.'' olur. Blackburn, League Cup'ta Nottingham Forest ile oynuyordur ve ancak 17'sinde olan bir çocuk, Rovers'ın savunma tandeminde yer almaktadır. Hemen sağında oynayan Salgado ise o günlerde 34'ünü devirmişti!

Haziran başında Man Utd onu transfer ettiğinde, Blackburn'e ödediği para £16 milyondu ve pazarlık yapılmamıştı. Jones'un bir yıl evvel imzaladığı kontratta yazan ''£16 milyona serbest kalır.'' maddesi, iki taraf için de ticareti hızlandırmıştı. Yakın tarihte Liverpool'un gerçekleştirdiği Henderson transferinin, Jones'a ödenen bedelle birleştirildiğinde şişik pazar algısını körüklemesi normaldi ama Alex Ferguson'un Jones'ta ısrarcı olması, sual olunmayacak kadar bariz sebeplere dayanıyordu. İki yıl kadar önce izlediği çocuk, dünya üzerinde eşine çok az rastlanır bir yetenekti ve aradan geçen zaman, Jones'un omuzlarını ve baldırlarını genişletti, yaştaşlarına zaten fark atıyor olan özgüveninin de maç oynadıkça artmasını sağladı. Bugünlerde bir Man Utd maçını izlediğinizde görünen pek çok şey ilgi çekici olabilir, ama bir de özellikle 4 numaralı Phil Jones'u izleyin.

Tank gibi. Sağ bek, stoper ya da orta saha. Farketmiyor. Bilekleri çok yumuşak, ama bir o kadar da kararlı. Topla birlikte çok kolayca mesafe katebiliyor. Çevik, keskin. Atik. Chelsea maçında rakip ceza sahasına dalıp ortalığı nasıl karıştırdığına bir bakın. Stoper iken de farklı değil, duvar paslarıyla sanki bir bekmişçesine rakip ceza sahasına inebiliyor. Soğukkanlı, arka alanda duvar gibi sağlam. Bugün 19 yaşında, ama sanki 29 yaşında ve asla bunu farkedemezsiniz.

Belki duran top savunmasında eksikleri olabilir, nitekim bu hafta Crouch'u kolay bıraktı. Eh, ama o da Crouch ve zaten duran toplar da bu oyun içerisinde ayrı bir uzmanlık alanı. Phil Jones, kesinlikle önümüzdeki yıllara damga vuracak bir oyuncu. Bunu stoper olarak mı yapacak, yoksa sağ bek ya da orta saha mı; bu henüz belirsiz. Ama yapacak. Hem Man Utd kaptanlığı, hem de İngiltere ulusal takımı kaptanlığı dahi olası. Bu fikri Jones'u birkaç kez izleyerek, röportajlarından fikir alarak da edinebilirsiniz belki, ama daha büyük bir otorite, Bobby Charlton onun için gerçekten özel bir şey söylüyor:

''Phil Jones'a bakınca Duncan Edwards'ı görüyorum.''

Dudley'nin incisi, Manchester United'ın ve İngiltere'nin yıldızı, sol-haf Duncan Edwards, vaktiyle Allardyce-Jones'vari bir kararla sahaya çıkan Bobby Charlton için çok ama çok özel biridir. Küçük Bobby, Man Utd altyapısına girdiğinde Duncan Edwards altyapıdan A takıma çıkmış ve Busby'nin Bebekleri'ne katılmıştı. Geçen üç yıl boyunca Bobby'nin olmak istediği kişi Duncan'dı ve Münih'te olanlar sırasında da -Bobby kazadan sağ kurtulurken de- bu değişmedi. 19 yaşında İngiltere milli takımı forması giymeye başlayan Duncan Edwards, o elim kazadan on beş gün sonra, yani 21 Şubat 1958 günü, kaza sonrası kaldırıldığı hastanede henüz yirmi bir yaşındayken hayatını kaybetti.
Bugünse, Phil Jones da tıpkı Duncan Edwards gibi 19 yaşında ulusal takım için davet aldı. Ama Londra'da yaşananlar sonucu Hollanda maçı iptal edilince formayı giymesi ertelendi. Vuslat uzak değil, yakında o forma Phil Jones'un, 21 Şubat 1992'de, yani Duncan Edwards'ın ölümünün otuz dördüncü yıldönümünde hayata gözlerini açan Phil Jones'un... üzerinde olacak.

Kaynakça: Daniel Taylor


Noat Samisa

26.09.2011

8 yorum:

pclion dedi ki...

Duncan Edwards'ın hikayesini Ali Murat Hamarat'tan dinlemiştim ki döneminin en büyük yıldızı olması beklenen, bugün Best, Pele, Maradona'yla birlikte anılacağı anlatılan bir isimmiş. Onu da anman güzel olmuş. Phil Jones'un yanılmıyorsam bir U19 maçını seyretmiş olmam gerek, ki zaten farklı bir adam olduğunu belli ettiğini söylememe gerek yok. Bobby Charlton da onaylıyorsa doğrudur :)

Mustafa KANTARCI dedi ki...

Eline sağlık, sabahın 5'i için güzel yazı. Bu arada fikrim stoperden yana...

sonvagon.blogspot.com

helldoradotcom dedi ki...

Phil Jones'u henuz dikkatlice izlemedim fakat bu yazidan sonra ekstra dikkat cekecegi kesin!

Bu arada twitter'dan maclarla ilgili spontane yorumlarini takip ediyorum (@muradimu) tamam ama detayli bir Besiktas/Carvalhal yazisi ne zaman gelecek?
Ortaya konan oyun olmasa da en azindan hoca bu yaziyi hakediyor diye dusunuyorum :))

Övünç dedi ki...

aga gene kayıplara karıştın.beşiktaş'ın durumu kötü yazmak istemiyorsun da çok zaman koydun araya :)

phil jones gerçekten çok özel , wayne rooney gibi farkını genç yaşta ortaya koydu.amma ve lakin ingilizlerin stoper sorunu pek olmuyor zaten.terry var , ferdinand var. onlar gidecek benim çok beğendiğim shawcross var yine manu'lu smalling var.dawson,jagielka,gary cahill gerçekten çok yetenekli stoperler var ellerinde . bu bağlamda bu kadar yetenekli bir adamı ön libero da kullanmak daha makul geliyor bana milli takım için özellikle.

Noat Samisa dedi ki...

Beşiktaş bence kötü değil. Hoca ve takım adına epey umutlu olduğumu söyleyebilirim.

Fakat konu tekrara giriyor, bunu istemiyorum. Quaresma - Simao verimsizliğini daha geçen sezon devre arası bu oyunların sahaya çıkmadan yazmıştım. Temmuz ayındaki 10 maddelik yazıda da durum anlatılıyordu. Bir başkası, Holosko gibi oyunculara olan sempatim. Ve can sıkıcı olan diğer her şeyin kaynağı sefil yönetim ve Portekizli çiftliği durumu. Yeni bir şey yalnızca Simao'nun forvet arkası olması, o da daha yeni.

Stoke City üzerinden Beşiktaş yazmayı düşünüyorum, ilgiye teşekkürler.

CaRtMaNtR dedi ki...

zamanında kevin nolan ve gareth barry içinde çok farklı oyuncular olabilecekleri hakkında çok yazılır çizilirdi ama bence phil jones özellikle de stoper (bek yada ortasaha olarakta gayet faydalı olabilir ama hız ve topa hakimiyet konularını iyi bir defans anlayışı ile birleştirip modern bir stoper olması onun çok daha değerli kılabilir) olarak diğer iki isimden çok daha üst düzey bir kariyer yapmaya aday gibi.

el lanzador dedi ki...

Bu atağa katılmalarına daha hazırlıklı olmalı United. Torres'in kaçırdığı pozisyon, onun ilerde kalmasından ortaya çıkmıştı. Fletcher onun yerine geçtiğinde Evans ile anlaşamamışlardı ve Torres'i tutamadılar. Yanındaki stoper Ferdinand olunca sorun olmaz tabii.

Defansta yaptıklarından da bahsetmek gerek. Oyuna tamamen konsantre oluyor. Şut çekildiğinde topun önüne çok çabukça atlıyor. Markajda ustalaşırsa yıllar geçtikçe benzeri görülmemiş bir defans olacak.

delgado dedi ki...

adam her özelliği 99 olan 'edit player' oyuncusu gibi, gerçekten inanılmaz, gençliğinden itibaren izleme şansı bulduğumuz için çok çok şanslıyız gerçekten.. pique'nin ve puyol'un iyi yanları alınarak oluşturulmuş bir oyuncu gibi.. harika.