Trabzon'un İlk Ağır Misafiri: Lille

Tarihte ilk kez, bir Şampiyonlar Ligi grup maçı Trabzon'da oynanacak. Her ne kadar misafirler kapıya gelmeden haber vermeseler de, çat kapı bir ziyaret olsa da Trabzonspor elindekileri ikram ederek Inter deplasmanından üç puanla dönmeyi başardı. Hazırlıksız yakalanmış olmak, (mesela Selçuk ve Jaja gitmeyebilirlerdi) hem Trabzonspor'un, hem de bizlerin umduğunu değil, bulduğunu yemesini gerekli kılıyor. Fakat CL'e üç puanla başlanılması, Trabzon'un algısını iyice karıştırdı.

Ligde yaşanan puan kayıpları ve neredeyse yeniden kurulan takımın zamana duyduğu ihtiyaç, sözkonusu galibiyetin geleceğe taşıyacaklarına dair biraz ihtiyatlı davranmayı gerektirebilir. Mesela, Trabzonspor bu grupta kalan beş maçında puan dahi alamayabilir. İhtimal dahilindedir, ya da tıpkı Inter maçında olduğu gibi günün getirdikleri ya da rakibin vaziyeti, onları üç-dört galibiyetle dahi sevindirebilir. Yarınki rakip Lille de sezon başından bu yana istediklerini elde edebilmiş değil ve yaşadıkları sorunlar, Trabzonspor ile benzer.

Fransa'da geçen sezonun şampiyonu Lille, aynı zamanda çok çarpıcı bir araştırma sonucunda görüldüğü üzere Avrupa'nın en istikrarlı yükselen takımı. Onlar kadar iyi yönetilen, onlar kadar akılcı ve verimli büyüyen, güçlenen bir kulüp daha bulmak zor. Üstüne üstlük önümüzdeki yıl yeni stadyumlarına geçecekler ve bu sayede gelirleri daha da artacak, daha da büyüyecekler ve Fransa'nın büyük bütçeli kulüplerinin yanına yerleşecekler. Bir bakıma bunlar iyi zamanlar, halen Lille'in mağlup edilebirliği fazla. Bundan birkaç yıl sonra bu şans azalabilir. Özellikle bugünlerdeyse durum hiç fena değil, tabii Trabzonspor adına.

Ligue 1'da sezonun sekizinci maç haftası tamamlanırken Lille takımı 13 puanla altıncı sırada. Geçen sezon ise aynı maç haftasında üçüncü sıradaydılar. Bu farkı yaratan, geçen sezonun aynı döneminde kalelerinde 5 gol görmüşken, bu sezon bu sayının 10 olması. Bir adet Fransa Super Kupası ve bir adet de CL maçı olmak üzere bu sezon toplam on resmi maç oynadılar ve tamamında gol yediler. Geçtiğimiz hafta sonu da Lorient karşısında maçı 1-0 önde götürüyorken, uzatmanın son anlarında yine gole engel olamadılar ve üst üste ligde üçüncü, toplamda dördüncü beraberliklerini aldılar. Sochaux ve CSKA karşısında da aynısı oldu.

En büyük sorunları, skoru tutamamak.

Bunun öncelikli sebebi, yenilenen savunma hattı ve sakatlılar, cezalar. Sezon sonunda savunmanın has adamı Adil Rami'yi Valencia'ya yollarken, yerini Karadağlı savunmacı Marko Basa ile doldurdular. Kiralık oynayan Rozenhal'in bonservisini alıp alternatifleri çoğalttılar, ama hem Basa, hem de partneri Chedjou ilk maçlarda sakatlıklar yaşadı. Üzerine sol bek Beria'nın da sakatlığı ve sağ bek Debuchy'nin kırmızı kart cezası gelince, ideal savunma hattını bir türlü sahada göremedik. Bu hafta sonu da savunma dörtlüsü Beria - Rozenhal - Basa - Bonnart şeklindeydi, zira Debuchy'nin kart cezası sürerken, Chedjou halen sakat.

Takımın forvet oyuncularından Obraniak'a göre dört maç üst üste berabere kalmaları ve yaptıkları -nispeten- kötü sezon başlangıcı, yalnızca savunma hattındaki problemlerden kaynaklanmıyor. Lille'in bu sezon kolay gol yediği bir gerçek, ama hücum oyuncuları da bu durumdan sorumlu. Polonyalı Obraniak'ın deyimiyle, hücumcular maçı öldüremiyorlar. Öne geçiyorlar, ama maçı kazandıracak skoru elde etmeye imkan veren pozisyonları kolay harcıyorlar. Yeterince dirençli değiller. Zamanla bu durumu düzelteceklerine şüphe yok ve şampiyonlukta çok büyük katkısı olan bazı önemli oyuncuları kaybetmelerine rağmen, geçen sezondan daha güçlü görünen, daha geniş bir kadroları var.
Transferde ne kaybettilerse, yerine muadilini koydular. Newcastle'a giden ve şimdilerde takımı taşıyan Yohan Cabaye'ın yerine ülkenin en iyi orta saha oyuncularından Benoit Pedretti'yi aldılar. Arsenal'e giden, çok iyi bir tamamlayıcı forvet oyuncusu olan Gervinho'nun boşluğunu St. Etienne'in yükselen yıldızı, forvet Dmitri Payet ile doldurdular. Yedek santrafor Frau gitti, Auxerre'de harika işler yapan Ireneusz Jelen, aynı role yerleşti. Bir süredir kendini nadasa bırakan Joe Cole, transferin son gününde takıma katıldı ve şimdiden bir gol (Lorient'a attığı süper gol), iki asist ile formayı kaptı. Ve tabii ki Eden Hazard, kaldığı yerden devam ediyor. Hocası Rudi Garcia'nın ''Eğer Gervinho'dan sonra Hazard da giderse, ben de giderim.'' diye yönetime ultimatom verdiği adam, şimdiden dünyanın en iyi futbolcularından biri.

Lille her zamanki gibi topa sahip olmak, oyuna hükmetmek isteyecektir. Onları bunu yapmaktan alıkoymak kolay değil. İki sezondur Ligue 1'da topa en çok sahip olan ve rakip kaleye en çok isabetli şut atan takım onlar. Çok kolayca pozisyon üretebiliyorlar. Geçen sezonun gol kralı Moussa Sow'un sırrı, Burak Yılmaz gibi sürekli doğru koşu yapması ve devamlı iyi pas almasıdır. Lakin aslında Sow, çok iyi bir bitirici değil. Net pozisyonları dağlara taşlara vurduğu sık görülür, ama savunması geçen sezonki gibi sağlam olan bir Lille takımında onun kaçırdıklarına pek bakılmaz, nitekim birkaç dakika sonra yine benzer bir pozisyon yakalanacaktır.

Normal şartlar altında Lille'in bu maçın favorisi olması gerekiyor, ama değil. Mağlup edilebilirler. Erken bir gol yenilmesi de (tabii bu bir kötü senaryo olsa da) umutları kırmasın. Onlar bu maçtan bir puan alırlarsa çok sevinmeyecekler, hele ki CSKA kazanırsa. Trabzonspor ise bir puana üzülmeyebilir, Inter deplasmanında gelen üç puan bu krediyi veriyor. Vitesi beşe takan Burak'ın yokluğu büyük kayıp olsa da Trabzonspor'un bu maçta bir şekilde gol bulacağını düşünüyorum. Bu da en az puan ve olası galibiyet inancını güçlendiriyor.

Lille de sıkışık bir fikstürden gelmenin etkisiyle hafta sonu bazı önemli oyuncularını dinlendirdi. Kaptan Mavuba ve Pedretti, bunlardan en önemli ikisi. Hafif bir sakatlığı bulunan Sow da yedek başladı, oyuna sonradan dahil oldu. Bu oyuncular yarın Trabzon'da sahada olacaklardır.

Muhtemel, Lille (4-3-3): Landreau; Debuchy, Rozenhal, Basa, Beria; Mavuba, Balmont, Pedretti; Hazard, Joe Cole, Sow.

Futbolu Ligue 1'ın Ötesinde - Şampiyon Katalan-esk Lille!

Noat Samisa

26.09.2011

2 yorum:

Ice-Man dedi ki...

elinize sağlık..umarım, en azından 1 puan aldığımız maç sonrası yazısını da okumak nasip olur..

Osman Turan dedi ki...

elinize sağlık... bu güzel yazıdan yazımda bahsettim...

http://bahceduvari.blogspot.com/2011/09/avrupada-sans-trabzonspordan-yana.html