Semboller

Kaddafi'nin öldüğü haberi dün geldi, meşhur heykelinin parçalandığı zamansa henüz Ağustos ortasıydı. Yahut Irak işgalinin ve Saddam rejiminin bitişinin en vurucu fotografı, boğazına halatlar geçirilen heykelin alaşağı edilmesi değil miydi? Şu vardır, bu heykeller gücün, güç sahibinin sembolleridir. İktidardan önce bunlar yıkılır, çünkü soyut bir şeyi kesin olarak yıkmış olmak için karşı eylem gerekir. Beşiktaş ve Portekizli'ler ilişkisi de budur. Onların varlığı gelinen noktada bir sembol.

Şu inanışa hep karşı durdum, durduk: "Demirören iyi niyetli, ama beceriksiz." Hayır, kesinlikle bu doğru değildi, hala da değil. Kar elde etmenin piyasa normlarına dayandığı yerde Demirören ve ailesi gayet işbilir, pekala 'oyunu kuralına göre' oynayan bir ailedir. 2003'ten önce bu ailenin elinde Azerbaycan petrolleri ile ortaklık ve M-Oil firması yoktu. Sonra Beyoğlu'nun orta yerinde bir AVM ve gazeteler, bir de Cristiano Ronaldo'yla ortak otel. İDO'yu da alıyorlardı da, nefesleri yetmedi. Üç yıl önce 83'üncü, önceki sene 77'nci, bu yıl da ülkenin 62'nci en zengin ailesi oldular. Holdinglerinin servet artışı da -Forbes'e göre- şöyle oldu: 2009/350 milyon dolar, 2010/400 milyon dolar ve 2011/650 milyon dolar.

Aynı dönem Beşiktaş'ın gelirleri de %80 büyüdü. Ama giderleri de %130 arttı. Dört yıl öncesinde seneyi 1 milyon TL zarar ile kapatan kulübün geçen yılki bilançosunda yazan zarar 120 milyon TL. Tartarsak, bir yanda iki yılda servetini ikiyle çarpan bir holding, diğer yandaysa aynı holdingin güdümündeki kulübün zararını 120 ile çarpması, ki yüzde hesabı falan değil bu. Eh, Beşiktaş kar açıklasın, diyecek kadar insafsız değilim ama biliniz ki Real Madrid her sene kar açıklıyor. Gerçekten, oraya buraya para saçıyor, alın size onlar da Jorge Mendes'le çalışıyor, denilen kulübün kasasında her sene fazla çıkıyor.

Beşiktaş, Real Madrid mi? Değil ya zaten, mesele de bu. Beşiktaş'ta önce sembollerin yıkılması gerek. Ne menem bir ilişki olduğu tam anlamıyla çözülemeyen Jorge Mendes - Demirören ilişkisi, tümüyle bu kulübün zararınadır. Tüm bu transferler birinin işine yarıyorsa da o kişi Demirören. Siz, onun elinden parasını alabilir misiniz?

Hayır.

Öyleyse gelin, sembolleri yıkalım. Beşiktaş'ta yıllardır pek çok şey çirkindi, ama insan bugün bir buçuk yıl öncesini bile özlüyor. Çünkü halen iyi şeyler vardı, en azından saha içine bakınca iyi niyetinden sual olunmayan bir topluluk görünüyordu. Kimisi çok çabalıyordu, kimisi azdı ama şu durum dingonun ahırıdır. Bahsi geçen şey tümüyle bir politika ve Demirören'in kötü niyetinin dışavurumu. Geçmişi 1.5 yıl öncesinden bir politika, Beşiktaş'ın neo-liberalizm dönemi ve bunun da sembolleri belli: Portekizli'ler.

Kim geldiyse oradan, gitmeli. Buna Guti de eklenmeli. Bunlar başkanın adamları, şu rezil vaziyetin ve kafa yapısının sembolleri onlar. Özel zamanlarda heykel yıkmak, nasıl sanat düşmanlığı anlamına gelmiyorsa, bugün kulüpteki Portekiz çetesine cephe almak da ne futbolla, ne de Portekiz'in güzide bir memleket olup-olmayışıyla ilgilidir. Buna Fernandes'i de, Carvalhal'i de dahil.

İkinci adımsa, şurada. Yapacağınız şey, Beşiktaş hissesine sahip olmak. Sembolik de olsa...

Noat Samisa

21.10.2011

9 yorum:

M.Cagdas dedi ki...

Galatasarayliyim ama uzuluyorum Besiktas'in su durumuna. Bir para babasinin elinde oyuncak oldu, kulubun ici bosaltiliyor, ne idugu belirsiz bir transfer politikasi, sacilan paralar, abuk menajer iliskileri. Gerci GS de cok farkli degil de, bu yonetim biraz daha akli bosunda gozukuyor su ana kadar.

Basindan beri inanmamistim Besiktasin bu takimi yildiz oyuncu doldurma politikasiyla basari olacagina, once oynama azmi, hirsi olan oyuncularin olacak, takim olacaksin ki belki bir iki yildiz seni bir ust seviyeye tasir. Emeklilik kafasiyla gelmis adamlari doldurdunmu boyle oluyor, ve bu ilk degil Turkiye'de, GS ve FB de tecrube etti bunu. Adam mac kaybedilmis hala twitterda real madrid twitleri atiyor, kiz arkadasiyla resmini koyuyor falan, pek bi tarafinda oldugunu sanmiyorum. Kafa baska yerde.

Yakup Sabri İNANKUR dedi ki...

"Demirören iyi niyetli, ama beceriksiz." lafının ilk kısmı 2003 şampiyonluğunda gözünden düşen damlalar, son kısmı da (ilk kısmına atfen) 8 senelik icraatları.

O gözyaşları mihenk taşıdır. Beşiktaşlı'nın saf kalbine öyle derin bir çizik attı ki, beceriksizliğin önüne "iyi niyet"i ekliyor, "ama" ile 2'sini birbirine bağlıyor. Böylece beceriksizliği şirin bir paye battaniyesiyle sarıyor, eh biraz da affedilebilir hale getiriyor.

Ancak ben Demirören'e kızamıyorum. Tepetaklak giden bir ülkenin hükümetine kızmadığım gibi. Biliyoruz ki sorunun kaynağı yönetim. Kendi gidecek mi? Hayır. Kim gönderebilir? Kongre/senato? Derebeyleri için, yüz ya da bin kişilik, manipüle edilmesi kolay bir gruptur onlar. Peki asıl kim gönderebilir? Halk.

"Her halk hakettiği şekilde yönetilir"e gelir dayarım konuyu. Beşiktaş halkı tarihin en büyük, en güçlü başkanını dahi çekilmek zorunda bırakmış büyük bir güçtür. Bugün o gücün tüm öfkesini, aklını ve enerjisini saha dışı yerine, saha içine yöneltmesi bilinçlidir. Başkanın sadece kongrede etkin olmadığının göstergesidir.

Dolayısıyla sevgili Noat Samisa, (Forbes'in yazmadığı) zenginleşen başkaları da vardır ve artık halkın menfaatlerinden kopmuşlardır. Ancak benim saf Beşiktaşlım ardından gidecek peş aramaktadır illa ki ve (özellikle yeni nesil) düşünme işini bırakıp hocaya-oyuncuya küfretmeyi tribüncülük saymaktadır.

Uzun cümlelerim için kusura bakmayın, içi dolu eski bir Beşiktaşlı'yım ben.

Yazı harika ellerine sağlık.

CANOKE dedi ki...

Noat, sana yemin ediyorum içim acıyor! Ama sakın yanlış anlaşılmasın, ben yenilgilere üzülmüyorum! Üzüldüğüm tek nokta ki eminim benim gibi milyonlarca taraftar vardır, Beşiktaş artık sadece Beşiktaş değildir! Tamamen 'Real Madrid' gibi şirket olan bir takımdır! Zamanında '...artık zaman doldu...' nidalarıyla Seba'yı gönderen Çarşı da bu durumdan ve Demirören'den sorumludur! Kesinlikle yazına kalıbımı basarım! Eski Ali Erenli, Çağdaşlı ve hatta Bakili günler bile bu ruhsuz, Sevr sonrası Osmanlı kılıklı takımdan kat kat iyidir ve yeğdir! Umarım Demirören ve ailesinden bir an önce kurtuluruz! Saygılar.

Pamukk dedi ki...

sebayı gönderten tribün artık yok
umudum da yok

Asphalt Monkey dedi ki...

Olaya su acidan da bakabiliriz: Demirören grubunun son yillardaki büyümesi, Yildirim Demirören'in kendi sirketiyle az zaman gecirip Besiktas'a daha cok zaman ayirmasindan kaynaklanabilir mi acaba?

manial dedi ki...

sonuna kadar katılıorum...

tebrikler...

cesc dedi ki...

Pes ettim ben.

Kulüp, takım, renkler umrumda değil. Elimizden çok fazlası gelmedi; gelebildiği kadarını da biz gerçekleştir(e)medik.

Yıllardır yavaş yavaş, damla damla koptum. Maçları izlemiyorum artık. Aklıma dahi gelmiyor. Önceleri bir süre kendimi suçladım; artık suçluluk da hissetmiyorum.


Mücadele edeceklere şans, sabır, azim diliyorum.

Kurtarırsanız dönmeye yüzüm olmayacak; dönmemek üzere gidiyorum..

Osman Turan dedi ki...

Beşiktaş maalesef Demirören'in kuklası oldu :(

Hocam ben de geçenlerde YD ile ilgili naçizane bir yazı kaleme almıştım. Okursanız sevinirim... (Yıldırım Demirören: Beşiktaşlıları Utandıran Adam! http://bahceduvari.blogspot.com/2011/10/yldrm-demiroren-besiktasllar-utandran.html)

evrendeki en mutevazı insan dedi ki...

Tespite katılıyorum ama Portekizlilerin gitmesi gerektiğine katılmıyorum. Eğer Beşiktaş bugün sahada heyecan verici bir oyun oynuyorsa bunun sebebi de en başta fernandes ve carvalhal.
Ha tabiki gelişleri, getirilişleri, demirören'in ilişkileri hepsi insana geçmişi özletiyor ama zaten temiz ne kaldı ki!