Benjamin Corgnet'nin Çok Tuhaf Hikayesi
Ligue 1'ın yeni takımı Dijon'un pek sesi çıkmıyor olabilir. Zaten bu sezon bu lige bir haller oldu, büyükler zirveyi çabucak ele geçiriverdi! İstisnası Montpellier ve Marseille, tabii bir de Bordeaux var ama artık onların durumunu yabancılayan yok. Yeni yükselen Ajaccio en dipte, Evian da kendini düşme hattından uzak tutmanın derdinde. Bir adam var ama, hem hikayesi, hem de sahada yaptığı işler çok acayip.Benjamin Corgnet, Dijon'un orta saha oyuncusu. Bu sezon şu ana dek 11 lig maçında oynadı, 5 gol attı. Bir de asisti var. Takımının toplam 13 gol attığı düşünülürse, Fransız orta saha oyuncusunun takıma yaptığı etki daha net anlaşılabilir. Sezonun geri kalan bölümünün en değerli oyuncularından, hatta Fransız basını şu sıralar onun adını ulusal takıma yazıyor. Ama...
Bahsettiğimiz oyuncu, yani Corgnet bugün 24 yaşında. Profesyonel futbol oynamaya başladığı yaş ise 23, yazıyla yirmi üç. Diğer bir deyişle geçen sene.
Şöyle ki, Corgnet 2009'un Aralık ayında bir amatör takımın seçmelerine girer. Tesadüfen onu izleyen Ghislain Anselmini, o sıralar Ligue 2'de mücadele eden Dijon'un hocası Patrice Carteron'un yakın arkadaşıdır. Bu ikili birlikte Lyon'da futbol oynamışlardır, dostlukları o günlere dayanır. Gün gelir, tavsiye edilen çocuk Dijon'un idmanlarına çıkar. Üç günün sonunda hemen önüne kontrat konulur ama oyuncunun bir şartı vardır:
"Şimdi olmaz, izin verin okulumu bitireyin. Haziran'da yeniden görüşelim."
Doktor olmak için girdiği okuldan BTS ile mezun olan Corgnet, artık üniversite mezunudur; ama işini yapmayacaktır. Çünkü futbolcu olmuştur. Amatör takımlarda keyif için, spor amaçlı oynadığı oyun, artık mesleğe dönüşür. Olaylar çok hızlı gelişmiştir, fakat arka planı boş değildir. Corgnet 10 yaşındayken Lyon'un seçmelerine girmiş, fakat yeterli görülmemiştir. Ailesi onu eğitimi için yönlendirir, futbol artık epey arka plandadır. Ta ki 2010 yazına kadar...
Hocası onun için, "Elinde çantayla idman sahasına geldiğinde futbolcudan başka her şeye benziyordu, ama sahada bambaşka." diyor. Aslında sahada da pek ideal görünmüyor. Topu ayağına aldığında hiç çalım atabilecek gibi durmuyor, şut stili biraz garip ama birlikte Ligue 1'a çıktığı Dijon'un ona biçtiği fiyat 6 milyon avro.
Kaynakça: Sofoot, football.fr
Noat Samisa
05.11.2011
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Arşiv
-
▼
2011
(77)
-
►
Mayıs
(8)
- CL Finali'nden Geriye Kalan 5 Şey
- Fernandes Transferi Hakkında
- #1 - Skandalın Gölgesi Üzerinde
- Andre Villas ''Şüphesiz Special'' Boas ve Gölgenin...
- Belediye'nin Geçmişteki Büyük Rantı - Türkiye Kup...
- Premier League'de Sezon Finali: Manchester United ...
- El Clasico 4'lüsünden Öğrendiğim 4 Şey
- Büyük Dinozorlar Çağı: IFABaurus!
-
►
Mayıs
(8)
Blog
- Aceto Balsamico
- Ali Sami Yen
- Amerika Deplasmanı
- Anadolu'dan Futbol
- Artemio Franchi
- Banlieue
- Bizim Taraf
- Borges
- Cartalete
- Ceza Sahası
- Di Massimo Talento
- Ekşi Beşiktaş
- Flying Dutchman
- Gol Atan Kaleye
- Hakiki Tosun Blog
- Hayat Sensin
- Hayat Yuvarlaktır
- Klasik Futbol
- Lambuja
- No Pain No Gain
- Papa Bouba Diop
- Papazın Çayırı
- PCLion FC
- Pennearabiata
- Rakamla 10
- Salsa Basket
- Scugnizzi
- Stalker
- Tardini Büfe
- Total Futbol
- Ultras Movement
- Uludağ Beşiktaş
- Uzun Paslar
- Şairler Parkı
Yazarlar
Columnists
Columnists
- Alan Smith
- Andy Hunter
- Barry Glendenning
- Ben Lyttleton
- Daniel Taylor
- David Hills
- David Hytner
- David James
- David Pleat
- Dominic Fifield
- Fernando Duarte
- Henry Winter
- John Ashdown
- Leander Schaerlaeckens
- Marcela Mora y Araujo
- Matt Scott
- Paul Doyle
- Paul Fletcher
- Phil McNulty
- Robbo Robson
- Sean Ingle
- Shaka Hislop
- Steve Claridge
- Tim Vickery - BBC
- Tim Vickery - SI
Dizin
- Ada Futbolu (1047)
- Beşiktaş (340)
- Dünya'nın Futbolu (263)
- Türkiye'nin Futbolu (214)
- Ulusal Futbol (180)
- Asya Sineması (16)
- Futbolun Kutsalı (13)
- Anime (6)
- Ligue 1 (4)
- Teknik Futbol (4)
- Basketbol (2)
- Formula 1 (2)
- Harry Potter (2)
- Sinema (2)
- BİY United (1)
- FD (1)
2 Fikir, Tenkit, Yorum:
seviyorum bu tip hikayeleri.. tesekkurler..
ben de 1991-93 arasi Altay B ve A Genc takimlariyla 2 yil antrenman yapmistim. Yatili okudugum icin haftasonlari ailemin yanina gitmek zorundaydim. A Genc takimin hocasi birgun yanima gelip, belki de hakli olarak, 'artik maclara da gelmen lazim' dedi. Maclar haftasonu oynandigindan sadece antrenmanlara gidiyordum. Tabi o donem lise 2'ye denk geldiginden ailevi yonlendirmeyle okulu secmek durumunda kaldim (bana kalsa secimim %200 futbol olurdu ama neyse).. 3 yil sonra universite baslayinca bu sefer peder beyin on ayak olmasiyla izmirspor secmelerine katildim fakat secmelerde 24 kisiden sadece 2 kisi secildi ve fizik ve kondosyonlari bana 5 basacak 2 genc cocuk secilmisti. Oysaki gol bile atmistim o gun :)). Amacim yine en kotusu sadece antrenmanlara cikmak icin bile olsa secilmekti. Hem bu sefer maclara da kalabilecektim ama olmadi iste.. Daha sonralari madem topcu olamadim bari hakem olayim deyip izmir'de acilan hakemlik kursuna katildim. Gelen tiplere bakilirsa oldukca kalifiye sayilirdim aslinda ama is amatorde mac yonetme kismina gelince futbol yine onem sirasinda gerilere dusuverdi.. elimde hakemlik brovemle kalakaldim :))
Sonra ozel sektor memuru oldum ciktim.. Halen bazen kendimi futbolcu olarak hayal eder buluyorum ofiste.. Gecen 12 yil bana bel ve boyun fitigi olarak donus yapti ama hayat iste.. En azindan denedim ama olmadi diyebiliyorum..
hep kafamda dönen kurgulardan biridir bu..yazıdaki belki de en iyi örneklerinden biriymiş..
Yorum Gönder