Le Classique: OM - PSG

Fransa futbolunun en güçlü rekabeti, Kuzey ile Güney'in kapışması Marseille - PSG, bugün sahne alıyor. Ligue 1 maçlarının yeniden ülkemiz televizyonlarında yayınlanıyor olmasıyla bu maç, yani Le Classique daha bi' dikkate değer.

Takımları içerisinde bulundukları ruh hali ile tasnif edersek biri cinnetten bir adım geride, diğeri ise evham ile kendini eyler vaziyette. Daha kötü durumda olandan başlayalım. Marseille'de durum öyle kötü ki, kulüp bünyesinde bulunan hiç kimse kılını kıpırdatmasa dahi yeni bir kriz çıkabilir. Güney'in Foçalıları'nda bu haftanın sorun üreteci de bir türlü durulmayan Andre-Pierre Gignac oldu.

Hikaye der ki: Geçtiğimiz çarşamba günü, Marseille - Olympiakos maçından birkaç saat önce açıklanan kadroda adını ilk 11'de göremeyen Gignac, bu konuyu konuşmak üzere Deschamps'ın karşısına dikilir. Konuşma kısa zamanda tartışmaya dönüşür, sonra da seslerin tonu yükselir. Gignac'ın su şişesini duvara fırlatmasıyla içerisine seyreltik şiddet de eklenen bu olay, ertesi gün Gignac'ın özür dilemeyi reddetmesiyle basına yansır. Sonuçta Deschamps, Gignac'ı kadro dışı bıraktı ve hakkında konuşmayı reddederek, onu kendi cehenneminin dibine yolladı!
"Büyük Baskı Altında"
"Paris lider olarak geldi, ama..."

Geçen sezon Gignac için Toulouse'a 16 milyon avro ödemişlerdi, ama sezon boyunca oynadığı otuz maçta yalnızca sekiz gol attı. Sezon sonuna doğru kasığından sakatlandı, ameliyat oldu. Antreman yapamadığı günlerde programa uymadı, abur cubur yiyip beş kilo aldı. İdmanlar başlayınca mutlaka zayıflayacaktı ama ameliyat sonrası hasarlı adeleleri yormak risk olacağından, heyet kararıyla İtalya'daki zayıflama kampına gönderildi. Aradan geçti beş ay, bekleniyor ki hala Gignac form tutacak. Eh, ancak su şişesini tutmak da yetmiyor elbette...

Deschamps'ın sık sık sportif direktör Jose Anigo'yla tartışması, hatta bunun basın aracılığıyla gerçekleşmesi, Veledrome'un maraton tribününün tadilatta olması ve hafta aşırı gerçekleşen taraftar protestoları, kadro içi hiyerarşi problemi... derken Marseille'de işler fazlasıyla karışık. Bir ara lig sonuncusuydular, şimdilerde sıra 10'unculuğu buldu! Nispeten daha az baskın karaktere sahip olan oyuncular forma bulur oldu. Gignac, Valbuena, Lucho gibi oyuncular birer üstün yetenek olmalarına karşın takıma yeterince katkıda bulunamıyorlar. Bu yüzden Amalfitano, Cheyrou gibi oyunları içerisinde emek oranı yüksek olanlar tercih ediliyor ve tabii ki Ayew kardeşler.

Geçen haftalarda Veledrome'da açılan pankartlardan biri:
“Forma için oynamıyorsanız, en azından para için oynayın.”

Deplasmancı PSG ise kendi kendine evham yapıp gereksiz yere kendini kötü hissediyor. Son olarak Bordeaux deplasmanından 1 puan almışlardı, milli maç arası dönüşü de evlerinde Nancy'e yenilince tartışmalar yeniden başladı. Sezon başı "Bu sezonki hedefimiz CL bileti..." diyen Katarlı patronlar, Leonardo'nun akıl hocalığında fikir değiştirmiş görünüyorlar. Ligin üçte biri aşılmışken lider olduklarını görünce şu 'uyum-muyum' meselelerinin abartıldığı kanaatine varmış olacaklar ki, şu sıralar sanki "Bu takım her türlü şampiyon olur." düşüncesindeler.

Leonardo'nun ay başında Paris'te Carlo Ancelotti'yle buluşmasını önümüzdeki sezona hazırlık olarak yorumlayanların sayısı az değildi. Kombouare'yi asla ve asla hedefleri için yeterli görmedikleri kesin, ama aynı zamanda henüz 'bu iş' için yeterince cesur olmadıkları da kesin. Şu halde akıtılan paranın sonucu eğer menfi olursa, ya da kısa sürede sonuç veremezse, suçu atıp kendilerini kurtarabilecekleri biri var. O da 'kavruk' hoca Antoine Kombouare.
Bu kirli kumpanya pek tabii ilk değil. Yakın zamanda Ranieri ve Hughes gibi benzer yoldan geçen, haksızlığa uğrayan hocalar oldu. Burada korunması, kollanması gereken taraf bellidir. Ligue 1'ın için fazla bir takım olabilir PSG, ama bunu yalnızca hücum hattına bakarak söylemek mümkün. Orta sahada alternatifler fazla olsa da Gameiro'nun arkasındaki üçlüyle ne kadar uyumlu oldukları tartışılır. Keza bekler, bu kadro için epey hafif kalıyorlar. Hal böyleyken takımın maç kazanması da ilerideki dörtlünün formuna bakıyor. Menez oynamadı, Pastore ve Gameiro biraz sallandılar... sonucu puan kaybı oldu.

Yakın plan bakılabilecek bir diğer konu ise Diego Lugano. İlk oynadığı maçtan itibaren üst üste dört sarı kart gördü ve bu kartların bazıları benzer sebeplerdendi. Şöyle ki, bir ara pası ya da uzun top atılıyor, Lugano rakibin hızlı forvetinin arkasından koşarken görülüyor ve onu indiriyor. Bu sahnelerin sıklaşması can sıkınca, kaptan Sakho'nun da iyileşmesiyle Lugano kulübenin daimi müdavimi oldu. Sorunu hız ve çabukluk, ihtiyacı ise zaman. Leonardo da böyle düşündüğünden Uruguaylı stopere sahip çıktı. Bu hafta da oynaması beklenmiyor, ama farklı bir maç planında tecrübesi sebebiyle oynatılması da olası.

Toparlarsak, iki hoca da epey zorda. Marseille büyük krizde, onlar her geçen hafta CL yarışından dahi uzaklaşıyorlar. PSG ise bugün şampiyonluğun en büyük adayı olmasına karşın kendi ürettiği sorunlara takılıyor, ancak zamanın geliştirebileceği şeylere para yoluyla hükmedilebilineceği sanrısıyla boşuna yoldan sapıyor.

Her iki takımın geleceği için çok önemli karşılaşma, atmosferi itibariyle de vaatkar bir seyirlik. Ayrıca dün kazanan Montpellier puanını 33 yaptı ve PSG ile arasına 3 puan fark koydu. Bu maç, aynı zamanda lig liderini de tayin edecek.

Derbiye deplasman taraftarı alınmayacağını ekleyelim. Pazar akşamı, 22'de.

Marseille (4-4-2): Mandanda(c); Azpiculeta, Nkoulou, Diawara, Morel; Amalfitano, Diarra, Cheyrou, JAyew; AAyew, Remy.

PSG (4-2-3-1): Sirigu; Ceara, Bisevac, Sakho(c), Armand; Bodmer, Matuidi; Menez, Pastore, Nene; Gameiro.

Marsilya'daki taraftar protestoları ve daha fazlası için: Hayatım Futbol Sayı 6

Noat Samisa

27.11.2011

3 yorum:

Celal Abbas dedi ki...

Biraz iddaa yani bahise yönelik benim isteğim olacak. Fransa ligine bahis yapmak istiyorum ama takımlar hakkında hiçfikir sahibi olamadım lille takımı hariç.

Misli.comdan takip etsemde sizi siiznde takımlar hakkında kabaca görüşlerinizi ,takımalrın karakterleri ,kritik oyuncuları ,oyun yapıları hedef maçları gibi bir yazı yazmanızı isterdim. eğer varsa bu konuda bilgi alabileceğim siteler varsa paylaşırsanız sevinirim. türkçe olması tercihim ama olmasada olur.

Noat Samisa dedi ki...

Celal Abbas,

Benim için bahis ayrı, blog ve dergi apayrı. Burada bahise yönelik herhangi bir yazı asla yazmak istemedim, istemem.

Peyderpey ben blogda Ligue 1'a değineceğim. Eğer birinci elden ve detaylı okumak istiyorsanız size benim düzenli takipçisi olduğum Fransız haber sitelerinni adreslerini vereyim. Google Translate ile İngilizcesi mümkün olabilir:

http://www.rmcsport.fr/football/

http://www.ouest-france.fr/sport/une_foot.php

http://www.madeinfoot.com/

http://www.foot01.com/

Celal Abbas dedi ki...

Teşekkür ederim. Bahis işin içine girince gerçekten işin büyüsünü bozuyor. silah icat oldu mertlik bozuldu gibi birşey aslında bahis. kesinlikle birbirinden ayırma konusunda haklısınız.