Aybaba Seçimi Üzerine

Uzun süredir Beşiktaş'ı oyalayan hoca seçimi meselesi, nihayet gündemden çıkıyor. Fakat görünen o ki tartışmalar ve ilgi odağı, kulübün önceliklerinden ziyade seçilmiş hoca üzerinden yürümeye devam edecek. Çünkü Samet Aybaba pek çok yönden tartışmalı bir isim ve ihtiyaç duyduğunda arkasında kitlesel bir destek bulma şansı neredeyse sıfır.

Samet Aybaba'nın Beşiktaş'ta sevilmeme sebeplerinin sayısı epey fazla. Bir maç günü ola ki Beşiktaş'ta anket yaparsanız, Kazan'ın yanındaki kitleden 5'ten fazla farklı neden duyabilirsiniz. Hatta Aybaba'yı neden sevmediğini bilmeyen insanlara da rastlayabilirsiniz. Bu durumu çoğunluk medyanın yerli hocalara (Denizli ve Terim değilse eğer) yönelik kıyıcı tutumlarıyla birleştirince, kendisinin Beşiktaş hocalığındaki yaşam alanının sınırlı olacağını öngörmek zor değil.

Sanıyorum ki başından beri yabancı isimlere öncelik verilmesinin sebeplerinden biri buydu. Beşiktaş olağanüstü bir dönem yaşıyor ve bu dönemde yan unsurların, ana projeyi sakatlamasını istenmiyor(du). Bir yabancının basın ile ilişkileri sınırılı olacağından pekala doğru bir akıl yürütme ile böyle bir eğilim oluşmuş olabilir. Ancak gelinen noktada son iki aday, 'bizden biri' kontenjanıyla cepte tutulan Mustafa Denizli ve Samet Aybaba oldu. Haftalardır süren arayışların bu şekilde neticelenmesinin iki türlü okuması yapılabilir.

Birincisi, Beşiktaş yönetimi bir dizi yabancı hoca ile görüştü. Yapılan görüşmelerin tıkanmasının her biri için farklı gerekçeleri olmakla birlikte, hiçbiri Beşiktaş'ın fazlasıyla kısıtlanacak imkanlarının altında çalışmak istemedi. Kendilerini yükseltecek bir çalışma ortamı görmediler ya da buna benzer kaygılarını öne koydular. Astronomik maaş önerisi de olmayınca Beşiktaş'ın bir cazibesi yoktu. Bundan ötürü yerli hocalar değerlendirilmeye başlandı ve sonuçta, muhtemelen listenin en altında bulunan ve koşulsuz imzası garanti görünen bir isim olarak Aybaba göreve atandı.

İkincisi ise Fikret Orman yönetiminin bir süredir umut azaltan açıklamalarının bir devamı, vizyonsuzluk tezahürü olarak Samet Aybaba tercihi. Beşiktaş yönetimi tam olarak nasıl bir yol haritası eşliğinde hareket edeceğini belirlemiş değil. Her geçen gün Beşiktaş'ın aleyhine işlerken, sanki kulübü bataktan çıkarmaya çalışacak olan politika, gelecek hoca ile müzakere edilerek belirlenecekmiş gibi bir hava oluştu.

Bu iki zıt fikri de çeşitli şekilde desteklemek mümkün. Başkan Fikret Orman'ın dün yaptığı, "Bütçem dahilinde olan oyuncularda devam edeceğim. Takım, önümüzdeki yıl 20 ile 25 milyon arasında olacak." açıklaması ilk düşünceye delil iken, Samet Aybaba'nın imza sonrasında sarf ettiği "Zirveye oynayan bir takım yaratacağım."sözü, ikincisini destekliyor. Keza bazı yöneticilerin önümüzdeki sezon için 'şampiyonluk' kelimesini zikretmeleri ve Altınsay'ın veda açıklamasında "Projeyi uygulamaya başlayınca Başkanımızdan ve Futbol Komitesi Başkanımızdan yeterli desteği göremedim." demesi, Beşiktaş Projesi'ne dair karamsarlık sebepleri olarak öne çıkıyor.

Beşiktaş'ın izlemesi gereken yolun ana hatları belli. Bunun çerçevesini mali tabloyu önüne döken, futbol ekonomisine kıyısından da olsa ilgili biri dahi çizebilir. Detayı da halihazırdaki yönetimin elinin altında. Ayrıca camia içinden yardım alıyorlar, bunu kulübe yapılan ziyaretlerin resmi sitede yayınlanmasından görebiliyoruz. Dolayısıyla Fikret Orman yönetiminin tereddüde düşeceği bir durum yok. Mesele, bunu uygulayacak irade ve cesarete sahip olmakta. Aksi halde büyük iflası ertelemekten başka bir sonuca ulaşılması mümkün görünmüyor.

Eğer ki mevcut YK, halen net bir doğrultu çizememişse kendine; haftalardır olduğu gibi hoca seçimini tartışabiliriz. Fakat bu tartışmanın ölü evinde kanser tedavisini tartışmaktan pek farkı yoktur.

Esasa gelirsek Beşiktaş yönetimi, ciddi ve radikal tedbirleri bugün için sembolik, kısa vadede ise pratik şekilde uygulamaya koyacaksa, hocanın kim olduğu pek önemli değil. Üstelik, Samet Aybaba da üret/al - parlat - sat politikayı yüklenebilecek bir geçmişe sahip. Ama İbrahim Altınsay'ın sonradan dahil olduğu yönetimden ayrılışı, Fikret Orman yönetiminin popülizm ile gerçekler arasına sıkıştığına dair kuşkuları artırıyor. İcraatlerde hangi tarafın ağır basacağını ise kestirmek zor, anca ümit edebiliyoruz...

Beşiktaş'ın Dikenli Yolu

Noat Samisa

16.06.2012

11 yorum:

ozan l dedi ki...

Denizli'ye gore cok daha iyi bir secim oldugu su goturmez, fakat Fuat Capa gercegini gormek cok mu zor???
Burnumuzun dibindeydi tam ihtiyacimiz olan adam...

Övünç dedi ki...

Bu seçim tamami ile anlattığın 1. yolun sonucu bence.

Yabancı hocaların hem düşük bütçe , hem düşük maaş hem de ödeme garantisi olmayan bir ortamda çalışmaları çok zor netekim görüştükleri 10 üzeri teknik adam bu durumu kabul etmedi büyük ihtimal.

Samet Aybaba'da yıllardır bu pozisyonu bekleyip , doğrucu Mahmut misali ilk geldiği gün " hedefimiz ilk 10" diyemeyeceğine göre elbette "hedefimiz zirve" diyecek.

Şuanki koşullar itibari ile Roland Koch td olsa veya İbrahim Üzülmez takımın başına geçse vs tarzı abuk işler olsa bile bu vizyonsuzluk değil bence.Zira yapacak birşey yok.Eli kolu tamamiyle bağlı bir yönetim var.

Noat Samisa dedi ki...

Övünç,

Aybaba'nın herhangi bir hedef zikretmesine gerek yok, eğer Beşiktaş'ın amacı içinde bulunduğu mali krizi aşmaksa.

Bunun da çerçevesi belli. Şu ana kadar tişört satıldı, bir bu kadar daha satılırsa ancak Egemen'in maaşının yarısı ödenir. Elde de başka bir veri yok, bu yönetimin kemer sıktığına dair.

Övünç dedi ki...

Noat ,

Aslına bakarsan kemer sıkmak yönetimin elinde olan bir mevzu değil zaten.

Bu adamlar kapı gibi sözleşmelere imza atmış.Adamların maaşlarını düşürmek için ne gibi bir gerekçeleri var ki ?

Anca Ersan gibi vicdan sahibi olan bir adam olması lazım , "ben bu kulübe ne verdim " diye o muhasebeyi yapacak adamlar olması lazım.Öyle bir durum yok ortada.Quaresma "ben gitmiyorum , maaşı da düşürmüyorum" dedikten sonra ne yapabilirsin ki ? Maaş yükün 50 milyon ama ödeyebileceğin para 25 milyon nasıl olacak bu iş ?Ancak personelden kesebilir.Masörü , stad müdürü vs gibi adamlardan ki son dönemde 50 personeli işten çıkardılar.

Bu bağlamda yönetime " kemer sıkma politikası olarak ortaya bir şey koymuyor" dememiz bence haksızlık olur.

Noat Samisa dedi ki...

Övünç,

Bu iş futbolcuların vicdanına bırakılamaz. Daha doğrusu, hiçbir iş kimsenin vicdanına bırakılamaz.

Egemen maaşını düşürmüyor mu, pekiyi. Kapıyı gösterirsin. Gitmiyorsa, sözleşmesine çok sadıksa ve futbol oynamayı önemsemiyorsa Fulya'da bol bol düz koşu yapabilir.

Egemen şu an gündemde olduğu için örnek, bu durum tüm oyuncular için geçerli. Şimdiki durumda Ersan kahraman, Egemen ise hain oldu; ama aslında tüm sorumluluk yönetimde. Böyle ikilikler yaratılırsa, yarın bir gün taraftarın önüne Egemen'in atılacağı kesindir.

Beşiktaş'ın acilen giderleri aşağı çekmeye ihtiyacı var. Bu da ancak eldeki yüksek maaşları oyunculara önce nezaketen şartlar sunmakla, sonra da bunları elden çıkarmakla olur. Altınsay'ın projesi tam da bunu içeriyordu, ama yönetim çok radikal bulmuş. 400 bin kazanan Oğuzhan'ı bu takımda nasıl oynatacaklarını da düşünmüşlerdir herhalde, Quaresma 3.750 alırken.

Deniz dedi ki...

Peki, Egemen'in garantisi 1 milyon euro, maç başısı 30bin euro. Bu adama bir sezon boyunca düz koşu yapması için 1 milyon euro ödemek mi daha kazançlı, yoksa 20-30 maça çıkarıp 2 milyon euro ödemek mi? Bu bağlamda Egemen en fedakarlık istenip vermiyorsa da pragmatist şekilde yararlanılacak futbolcu bence. Sonuçta geçen sene maaşını hakeden bir kaç oyuncu varsa, biri Egemen, çıktığı maç sayısı ve ortaya koyduğu mücadele itibarıyle.

Fikret Orman yönetiminin ben iyi niyetli olduğuna inanıyorum, ancak Türkiye'de bir yandan mali durumu düzeltelim diyip aynı anda başarı beklemeyin demek mantıklı değil. Başarı peşindeyiz diyip "imkanlarla olmadı, kısmet değilmiş" demek daha mantıklı. Bu esnada da neyi düzeltebiliyorlarsa kardır. Benim hoşuma gitmiyor ama en mantıklı yol bu. Karıncayı sevip belini incitmemeye çalışmamız lazım bu iki sezon.

Samet'in aldığı maaş ise ne zaman konu edilmeli derseniz, muhtemelen ödemelerinde öncelik verilmediğinde kulübe icra getirecek mi getirmeyecek mi onu görelim, sonra konuşuruz. Yapar ya da yapmaz demiyorum.

Noat Samisa dedi ki...

Deniz,

Fulya'da düz koşu yapması son seçenek. Eğer futbola ve Beşiktaş'a bu denli para odaklı bakıyorsa, bence kulüpteki varlığından da pek hayır gelmez. Fakat Egemen'den fayda sağlandığı doğrudur, buradan da hareketle kendisine kapı gösterildiğinde gidip başka bir kulüpte oynamayı seçer ki, öyle bir şey olsa en az 5 kulüp kapısında sıraya girer.

Sorun şu. Berat'ın 200 bin lira aldığı ortamda yıllık 2.5 milyon avroya partnerini oynatmak büyük tezat. Bir kulüpte böyle bir maaş skalası olamaz. Yukarıda Oğuzhan örneğini de verdim. Eğer bu oyuncuları oynatmayacaksanız, neden alıyorsunuz? Kadroda temizlik yapılacaksa bu transferlerin anlamı var, aksi halde ödenen paralar israftır.

Deniz dedi ki...

Bence kadroya katılan/kadroda kalanların eleştirilmesini kadroda yapılacak temizlik sonrasına bırakmak gerekir, onu söylemeye çalışıyorum. Eğer kadroda bir temizlik yapılır ve Egemen bu kadronun yüksek kazanan oyuncusu olarak kalırsa bir nebze mazur görülebilir bence.

Ha, futbolcu satışlarının da Avrupa Kupası sonrası transfer pazarının hareketlenmesi zamanında yapılacağını düşünüyorum. Hala Quaresma'nın bu takımın oyuncusu olacağını düşünen var mı seneye? O yüzden Oğuzhan'ın 400bin aldığı yerde Quaresma'nın 3.750 alacağından bahsetmek için şu an erken.

Dediğim gibi, şu an yönetimin elini kolunu bağlayan çok fazla etmen var, bunlardan en önemlileri de futbolcuların ellerindeki sözleşmeler. Egemen'in önünde sıra olurdu, biz kendisine 2buçuk ödememek için satış listesine koyardık. Buradan yola çıkarak iyi senaryoda mesela Fenerbahçe'nin Egemen'e 2 milyon avro garanti para vereceğini ve bize de 3-4 milyon avro bonservis ödeyeceğini umabiliriz, Egemen'e 2 verirler Bekir'e 1buçuk verirken tabi ama bize bonservis ödemeleri konusunda iyimser değilim. En son ne zaman bir İstanbul kulübü diğerinden bonservisle oyuncu almış?

İkinci ve kötümser senaryo da bunun tutmaması tabi, Egemen'e gelen teklifler düşük olur Egemen ayrılmak istemez, ya da bize gelen teklifi biz düşük buluruz. Her türlü Egemen esasında piyasası olan bir oyuncu gibi durmakla beraber reelde bence değil.

Bu anlamda Fabian Ernst, Holosko gibi adamlar da Egemen'e yakınsıyor, bok attığımız Quaresma, Almeida ve Fernandes ise reel olarak piyasası olan oyuncular. Oyuncular istedikten sonra satabileceğimiz oyuncular. ORada da engelimiz sözleşmeler, bizden 3750 alan Quaresma'ya kim aynı parayı verir? Zaten futbol oynama gibi bir derdi olmayan Quaresma neden oynayabilmek uğruna parasından vazgeçer?

Yani burada 400bin Oğuzhan'a verilip Quaresma'ya 3750bin verilmesi saçma olsa da, oyuncuların kişilikleri, sözleşme şartları gibi sebepler yüzünden, İbrahim Altınsay'ın radikal eylem planı bence uyulması gerçekten de zor olan bir plan olacaktı. Olsaydı güzel olmaz mıydı, gerçekten olurdu.

Yani olan biten Fikret Orman'ın vizyonsuzluğunun değil, Beşiktaş'ın önceki yönetim tarafından bir vizyon sahibi olamayacak kadar zor duruma düşürülmesinin sonucudur diyorum.

Ha ama nedir?

Kongre üyesi olursa 100bin kişi, Levent Erdoğan gibi kongre farelerini yönetime almak zorunda kalmazsınız, dolayısıyla da Levent Erdoğan'ın eline bakmak zorunda kalmazsınız.

Samet'i getirip bir iki sene belinizi doğrultursunuz, gerekirse Altınsay'ın eylem planını temizlenmiş kadro yapısı ve düşük maaş bedelleriyle yine hayata geçirirsiniz.

Bunlar da iyimser senaryolar, olacak diye bişey yok. Ama kötümser olmak için de bir sebep yok. Daha iyisi her zaman olabilir. Belki yönetim gerçekten vizyonsuzdur. Sadece buna karar vermek için elimizde yeterli done yok.

Dağınık oldu kusura bakmayın.

Noat Samisa dedi ki...

Deniz,

Şu şartlarda siz iyimser tarafından bakıyorsunuz, bense yuvarlak vaatleri şu anki icraatlar ile birleştiriyorum. Şeffaflık vaat etmişlerdi, ama 'şampiyonluk' zikreden yöneticiler var. Tavşana kaç, tazıya tut... diyorlar diyebilirsiniz, ama bu yönetimin böyle bir lüksü yok bana göre.

Bu arada benim doğrudan önerdiğim şey Altınsay'ın planı değil. Daha farklı bir yol da kullanılabilirdi, zira Altınsay'ın projesinde katılmadığım noktalar da var. Yönetimin de bu tip görüş farkları olabilir ama Egemen'le mevcut sözleşme şartları ile devam ediyor, Fernandes'i asla satmayız diyorsanız; asla taviz verilmeyecek olan gider düşürme politikasını eğip büküyorsunuz demektir.

Esas mesele ise yönetimin vizyonerliği ya da işbilirliğinden ziyade trenin her geçen gün istasyondan uzaklaşıyor oluşudur. Ola ki bu yönetim de Beşiktaş'taki borç deliğini büyütürse, 100 bin değil 1 milyon üye de Beşiktaş'ı çok uzun sürecek bir iflas sürecinden çıkaramayabilir. Kepenkler inecek değil elbette, ama transfer yasaklarından tutun da puan silmelere kadar bir dizi yaptırım Beşiktaş'ı uzun yıllar yarışmacı olmaktan uzak tutmaya yetecektir.

yilmaz dedi ki...

Fernandes'i asla satmayız lafı, aslında ilk başta fena gelmiyor kulağa. Biz büyük kulübüz, en değerli oyuncumuzu vermeyiz. Ama sebebi açıkladıklarında aynı etkiyi yaratmıyor bende. "Satmayız çünkü o takıma çok şey kattı" Benim bu lafa itirazım var. Evet Q7 çok deli bir para alıyor ama Fernandes de az buz bir para almıyor. Geçen yıl beğensek de beğenmesek de alabildiğimiz 3-5 puanın yarısını - belki de fazlasını - 4 portekizli (hadi simao'yu çıkaralım, 3) sayesinde aldık. Berbat bir oyun planımız vardı, kadro onlara göre şekillenmişti vs. ama gerçek bu. Bu durumda, skor anlamında (gol, asist) fernandes'den hiç de geri kalmayan q7 ve almeidayı tu kaka edip fernandesi yüceltmenin de bir alemi yok. Maaşları düşürmekse niyetimiz pek tabiiki buna Q7'den başlamalı ama fernandes de, egemen de, ernst de indirime karşı çıkarsa aynı muameleyi görmeli.

Övünç dedi ki...

Noat ;

Yazdıklarının üzerine makul bir şekilde düşününce daha iyi anladığımı söyleyebilirim.

Şeffaflık cidden çok önemli dediğin gibi hala şampiyonluk filan konuşan adamlar var ama o Beşiktaş'ın doğası gereği olması gereken bir şey en kötü zamanında "bu sezonu es geçiyoruz" deme lüksü yok(tu) ama bence başkan durumun vahametini cidden ortaya net bir şekilde koyamadığı için halen beklentide olan taraftarlar var.

En son Egemen olayında yine başkan'ı yüz kızartan şekilde suçlayanlar var ama bunun sebebi kendisi.Olcay Şahan transferinde oyuncuya senelik 1 milyon € garanti para ödeneceği söylenince , taraftar bu adama bu para verileceğine Egemen'e verilsin yaklaşımı sergiliyorlar.Mantık düz çünkü Olcay o parayı imza attığı gün aldı diye düşünüyorlar.

Ortada bir paradoks var , eğer Fikret Orman şeffaf olur ve durumun ciddiyetini net bir şekilde ortaya koyarsa Ahmet Nur Çebi'nin http://www.youtube.com/watch?v=xWsmxpkf0hw&feature=player_embedded burada yaptığı gibi , o zaman Beşiktaş elindeki pazarlık gücünü kaybeder ki zaten büyük oranda kaybetmiş durumda.Herkes bir sonraki taksit gününü bekliyor ki ücretler ödenemesin herkes bedavaya kaçsın.

Dediğin gibi bir plan olmalıydı bir mali disiplin yakalanmalıydı ama çabuk dağıldılar çünkü , feda dese de hep destek dese de bu taraftarın beklentileri törpülenemiyor zira Yıldırım Demirören bu porfili çok değiştirdi maalesef.Fikret Orman eminim ki yapmak istediğinin çok uzağında şuanda hiçbir şey istediği gibi gitmiyor diye düşünüyorum.

Basketbol takımının 5m €'luk bir marka değerinin olmaması sponsor bulunamaması bile Fikret Orman'ın suçu oldu ...

Yazacaklarım çok uzun dağılmaya başladım toplayabilirsem yine yazarım.