Manş'ın Öte Yanında

Son konsantre turnuva Euro 2012'de bol aksiyonlu maçlara sahne olan ilk günün ardından adı ve heyecanı büyük maçlar peşi sıra oynanıyor. Ölüm Grubu'nun düşük tempolu maçlarının akabinde İspanya ile İtalya'nın kapışması akıllarda yer ederken, her dakikası keyif dolu bu maçla birlikte şampiyonanın geri kalanına ilişkin beklentiler de arttı. Vaadi büyük maçlardan biri de bugün Fransa ile İngiltere arasında oynanacak ve hiç kuşku yok ki, öncesinde olduğu gibi sonrasında da ilginç bir hikaye yazılacak.

Manş'ın iki yanındaki tarih savaşlarla, yakın dönemin futbolu ise hayal kırıklıkları ile dolu. Uzun süredir müttefik olan bu iki ülke, konu futbol olduğunda bir diğerine nispet yaparcasına hatıralara saplanmaya meyilli.

Bu kez ve nihayet başarılı olmak istedikleri şampiyona öncesinde uçağa binerken, yaklaşık elli sene öncesinin hayaleti de İngiltere'yle beraber Ukrayna'ya geldi. Gündelik sorunları da bagaja dahil ettiler ve Gary Lineker, şunları yazdı: "İngiltere kadrosu derinlik yoksunu, ama bir o kadar da umutsuz. Kağıt üzerinde ya da sahada, büyük olasılıkla bir büyük turnuvada göreceğimiz en zayıf İngiltere takımıyla karşı karşıyız. Roy Hodgson'ın oyuncuları, berbat bir performans gösterdiğimiz Euro 92'den bu yana en az umut bağlanan takım olarak Polonya & Ukrayna'ya gitti."

2010 Dünya Kupası'ndaki büyük hayal kırıklığı, John Terry'nin vukuatları ve dolaylı olarak sebep olduğı Fabio Capello'nun istifası, elemeler boyunca bir ışık görülmemesi ve nihayetinde 2010'daki çöküşün temel sebeplerinden biri olan yıpranma kaynaklı sakatlıklar... ya da kısaca, İngiltere'nin kabız ve kısır döngüsü, bugünkü ümitsizliğin dayanağı.

Yeniden bir Dünya Kupası düzenleme fırsatını kaçırdıktan sonra onları harekete geçirecek, itici güç oluşturacak bir gelişme de olmadığından bu turnuva öncesinde başarsızlığa hazır ve açık görünüyorlar. İyimserlerin iddiası ise, hiç olmadığı kadar düşük baskı ortamında futbol oynayacak bir İngiltere'nin özünde taşıdığı cevherin ortaya çıkacağı. Sezgilere dayanan bu iddianın elbette ki başka bir argümanı yok, zira Gael Clichy'nin iddiasına göre, "İngiltere, antrenörsüz de oynasa sorun olmaz."
Fransız oyuncu, bu sözleriyle rakiplerinin tecrübeli hocası Roy Hodgson'ı muhatap almıyor. Onun dikkat çektiği nokta, Rooney'siz İngiltere'nin sahip olduğu yegane güç olarak görünen şey; yani Terry ve Gerrard'ın takım içindeki gücü. Toplama takımdan fazlası olmayan oyuncu grubunu takıma dönüştürecek olan kaptanlar...

Senelerdir saha içinde ve soyunma odasında aynı amaç için oynayamayan bir milli takımın oyuncusu olarak Clichy'nin bu sözleri sürpriz sayılmaz, ancak aynı cümleler ile İngiltere'nin acziyetine de atıf yapılabilir. Çünkü İngiltere, yakın zamanda as oyuncuları Barry, Lampard ve Cahill'i sakatlıklar nedeniyle kaybetti. Bunun üzerinde milli takımı reddeden, futboldışı nedenler ile tercih edilmeyenler ve cezalıları da eklediğimizde ortaya çıkan, yarı yarıya gücü azalmış, seçenekleri fazlasıyla kısıtlanmış bir takım olarak görünüyorlar.

Diğer bir deyişle, rakip için şartlar çok uygun. Fransa, D Grubu'nun ilk maçında karşılaşacağı İngiltere önünde favori. Onların gücü, 21 maça ulaşan yenilmezlik serisinin semirttiği özgüvenleri ve takımın büyük bölümünün sahip olduğu yüksek form durumundan ileri geliyor. Hücum oyuncularının hemen hepsi çok iyi sezon geçirdiler. Yıllardır beklenen dörtlünün (Menez, Ben Arfa, Nasri, Benzema) yanı sıra Giroud, Ribery, Cabaye, M'Vila, Debuchy gibi oyuncular, takımlarında gösterdikleri yüksek performans sonrasında bu turnuvaya geldiler. Oyuncuların saygı duyduğu bir idol ve hoca olarak Laurent Blanc, bu sayede kadroyu şekillendirmekte pek zorlanmadı.
Ayrıca bir şeyleri değiştirdi. 2010 Dünya Kupası'nın enkazını kaldırdı ve Fransa 98'den bu yana aşina olduğumuz kontra atak temelli takımın yerine kendi futbol fikrini koydu. "Barcelona oyuncularına sahip olmadan Barcelona gibi oynamak risklidir, ama onların oyununa yaklaşmak istiyorum. Ulusal takımdaki ilk günlerimde oyuncularıma birkaç prensibimden bahsettim: Pas oyununu seviyorum ve topa sahip olmayı önemsiyorum. Geriden oyun kuracağız ve etkili bir takım olacağız."

Fransa elemeler sürecinde önce takım oldu, şimdilerde ise Blanc'ın işaret ettiği yolda yürüdüğünü gösterecek maçlar oynamaya başladı. Yüksek kapasiteli, üst düzey yaratıcı oyunculardan oluşan hücum hattı, zaman zaman bu fikre doğru şekilde eklemlendiğinde korkutucu bir takıma dönüştüler. Lakin aynı fikrin etkisiyle savunma hattı da normalde olduğundan daha kırılgan.

Rami - Mexes ikilisi, savunma tandeminde kısa süredir birlikte oynuyor. Takımın kalite ortalamasının altındaki bu ikili, arka alandaki oyun kurma aşamasında sıkıntı yaşıyorlar. Doğru karar yüzdeleri düşük ve beklerin sıklıkla önde pozisyon aldığı yapıda büyük risk taşıyorlar. Buradan hareketle İngiltere, Welbeck ve Young gibi hızlı oyuncularla rakip savunmanın arkasında kalacak geniş alanları patlatabilir. Nitekim İngiltere'nin bu maçtaki oyun planı, Fransa'nın proaktif oyun tarzını baz alarak şekillenecek. Takımın kanat oyuncularından Stewart Downing, "Hazırlık maçlarında biraz geride yerleşip, rakibi kontralarla alt etmeyi denedik. Hocamızın bizden istediği buydu." dedi ve maçın ipuçlarından birini açık etti.

Anlaşılan, İngiltere'nin silahı saha içerisindeki organizasyon olacak. Savunma hattını Terry, orta sahayı Gerrard kontrol edecek ve orta sahada kazanacakları toplarla rakip yarı sahadaki boş alanları çabucak aşmayı temel plan olarak uygulamayı deneyecekler. M'Vila'nın yokluğu Fransa arka alanının oyun kurmadaki gücünü zayıflatıyor, bu da onlar için bir başka artı.

Fransa ise bu turnuvaya gerçek bir yeniden yapılanmanın sabahında katılıyor. Mevcut oyuncu grubunun yolu uzun, Euro 2016'da evlerinde düzenlenecek şampiyonaya aynı çekirdek ile katılabilecek kadar genç bir ekip var ellerinde. Onların hedefi yarı final, ama öncelikle Manş'ın karşı tarafını aşmaları gerek.

Fransa - İngiltere 

Noat Samisa

10.06.2012

2 yorum:

Celal Abbas dedi ki...

ingiltere tam bir hayal kırıklığı idi. Organizasyon falan hiç göremedim. Koskoca Gerard ceza sahasına hiç girmedi Mehmet topal gibi oynadı nerdeyse.

digital dedi ki...

Blog'unuzu ilk gez ziyaret ettim cok değişik güzel blog ve güzel yazılarınız var Başarılar Dilerim..