İBBSpor 1-1 Beşiktaş

Beşiktaş için sezon alışıldık bir senaryo ile başladı. Çok daha güçlü kadrolarla elde edilemeyen Olimpiyat Stadı galibiyeti, orta karar futbolla da alınamadı. Skor olarak ciddi bir anlamı olmayan bu maçı sezon öncesi hazırlık maçlarıyla birlikte değerlendirmek gerek.

Beşiktaş'ın 4-2-3-1 düzeninde Fernandes, en uçtaki Almeida'ya yakın olmaktan ziyade orta ikiliye bitişik oynadı. Bu da kenarların çizgiye değil, daha çok iç bölgelere yakın oynadığı bir yapıyı gerektirdi. Rakip İBBSpor ise aynen geçen yıllardaki 4-3-3'üyle sahada görünüyordu. Anlaşılan Carlos Carvalhal, yaz döneminde devraldığı takımın A planına herhangi bir ciddi müdahele bulunmamıştı.

Maçın ilk 15 dakikası, Beşiktaş'ın açık üstünlüğüyle geçti. Ön alandan başlayarak, orta sahaya dek çıkan savunma hattıyla birlikte ön alanda top odaklı pres yapıldı. Bu sayede bi' ara topla oynama yüzdesi %78'lere dek ulaştı. Buna karşın set oyununda kayda değer bir üretkenlik gözlenemezken, rakibin bunaldığı anlarda yaptığı hatalardan oluşan boşluklar kullanıldı. Zincirleme şekilde iyi uygulanan baskı, kolay kırılır görünmezken maçın seyrinde ani bir değişim oluverdi.

Veli Kavlak'ın yediği tekme sonrası oyundan düşmesi ve çıkışı sonrası İBBSpor'un arka alanda yaptığı pasların sayısı arttı. Birkaç uzun topun arkaya sarkması sayesinde Beşiktaş savunmasını geri itince, oyunu dengelediler. Sonrası, Beşiktaş için hiç iç açıcı geçmedi.

Beşiktaş bu maçta etkin ön alan presi yaptığı kısa zaman haricinde (ilk 15 ve ikinci yarı kopuk kopuk bi' 10 dakika) rakibe zorluk çıkartamadı. Takım kendi yarı sahasında iki blok halinde yerleştiğinde aciz göründü. Savunma önünde oynayan Hasan ve Necip çok az sayıda top kazandı, İBBSpor'un içe kat eden kenar adamları ve orta sahadan atak yapan sürpriz oyuncuları ancak stoperler tarafından durdurulabildi. Devamlı hareket halinde görünen takım, çokça boşa koştu.

Duran Toplar

Bu noktada yenilen gole bir parantez açmak gerekirse, Beşiktaş bu sezon başta kornerler olmak üzere duran toplarda alan savunması uyguluyor. İki hat halinde dizilen takım, İBBSpor'un -panzehir niyetine- paslaştığı kornerde iki tipik kör noktadan (diğeri de ceza yayı civarı) birini boş bıraktı ve adeta bedava bir gol yedi. Ayrıca ilk yarıda Cenk'in kurtardığı Visca pozisyonunun öncesi de bir kornerdi. Aynı şekilde alan savunması uygulayan İBBSpor, bu taktiğin en önemli yansımalarından birini göstererek müthiş bir kontra atak yaptı. Karşı taraftan bakarsak, Beşiktaş açık blöfü yedi ve yine zayıf, bilinçsiz göründü.

Ancak Almeida'nın golü gösteriyor ki, hücumdaki alternatifleri sınırlı Beşiktaş'ın birincil gol yolu, duran toplardan geçiyor. Hal buyken, duran topların hem hücum, hem savunma tarafına azami önem gerekiyor. Zira tümüyle antremana dayalı olması bakımından mazereti yok.

Savunma önü sorunu

Beşiktaş'ın hem Ernst, hem de Aurelio'yu göndermesi sonrası bir 'akıl' eksiği yaşayacağı aşikardı. Bu maçta da görünen temel problem, bana göre orta sahada ve bilhassa savunma önündeki edilgenlikti. Bunun çözümü hazırlık döneminde görülen ve bu maçın ilk 15 dakikasında görülen agresif presin süresinin uzatılması olabilir iken, takımın İBBSpor'a karşı yaklaşık 70 dakika Ernst veya Aurelio'yu gerektiren şekilde futbol oynaması, sorunu oyuncu niteliğine indirgedi.

Topla münasebet becerileri kuvvetli olan Hasan ve Oğuzhan'ın top Beşiktaş'ta iken belli ölçüde etkinlik göstereceklerine şüphe yok, fakat Veli haricinde (top kazanma noktasında) kontrolsüz enerjiden fazlasını sahaya koyacak oyuncu kadroda bulunmuyor. İlginç şekilde Beşiktaş geriden pasla çıkabiliyor, ki Escude ve İsmail ile daha iyi olacaktır, ama topu rakip ceza sahası önünde kazanamadığı takdirde ancak kendi kalesi önünde ele geçirebiliyor.

Sanırım savunma önündeki soyut boşluk ve duran toplar, Samet Aybaba'nın ana çalışma konuları olacak. Arayışları halen devam eden forvet ve sağ kanat transferi yerine Fransa Ligue 1'dan alınacak vasat bir savunma önü oyuncusu, Beşiktaş'a daha büyük fayda getirebilir. Son bölümde Necip'in geri çekilip, Oğuzhan'ın Fernandes'e yanaştığı orta saha yapısı daha diri görünmüşken planlar değişebilir.

Öte yandan, başta Uğur Boral ve Mustafa Pektemek olmak üzere hazır olmayan oyuncular var. Görevlerini net olarak aksattılar ve bu durum, takımın oyununu ciddi şekilde etkiledi. Derbi için bu maça bakarak ümitvar olmak kolay değil.

Noat Samisa

19.08.2012

3 yorum:

Jason Bourne dedi ki...

Defanstan top çıkartabilmek; Toraman ve Sivok'un her topu ileriye şişirmesi demekse yorumunuza katılıyorum. Senelerdir ayı terane, hiçbir hoca da çözüm üretemedi. Topu ileri şişirip kaybedeceğimize, pas yaparken kaybedelim.

Jason Bourne dedi ki...

Topu defanstan çıkartabilmek; Toraman ve Sivok'un topu ileriye doğru şişirmesi(dan dun da denebilir) ise yorumunuza katılıyorum. Senelerdir bu takımın 1 numaralı sorunu budur, hiçbir hoca da çözüm üretememiştir.

Övünç dedi ki...

Çok garip bir takımız biz.

Bakıyorum 1 hafta önce Kayseri karşısında ileride baskı , yaratıcılık üst seviye , yardımlaşma iyi.Uzak forvet koşuları , uzun zamandır görmediğimiz orta sahadan çok adamla hücuma destek.

Sonra geliyoruz İBB'ye.İyi başlıyoruz , rakibi delemesek bile arıyoruz , topa hükmediyoruz.Sonra bir sakatlık hoop bambaşka bir takım.Tek hücum atraksiyonu geri 4 lüden birinin Almeida'ya top şişirmesi oluyor bir anda.Çapa görevindeki ikili doğru düzgün top çalamıyor ileri şişirilen toplarda doğru düzgün çoğalamadığımız için dönen topları da alamıyoruz.Yine hatların arasındaki mesafe gittikçe açılıyor.Takımın en önemli oyuncusu bir playmaker'a oranla çok çok az topla buluşabiliyor ve sonuç orta alan tamamı ile rakibe teslim edilmiş durumda.

Yani oyun içerisinde bu kadar inişler çıkışlar nasıl oluyor ben bunu anlayamıyorum.Her takımın bize kendi oyununu dikte ettirebilmesi çok enteresan gerçekten.Yani kalite ile mi açıklanır , taktik disiplin ile mi açıklanır , uyum ile mi açıklanır bilemiyorum .

Şuan ki taktik dizilim ile bir yere varabileceğimize ben şahsen inanmıyorum.Mustafa Pektemek kanatlarda olmuyor yani 1 sezon denendi ve en çok forvette oynadığı zaman verim verdi.Almeida kanatlara deplase olabilecek bir oyuncu değil.Bildiğin target man. Bu adamları dönüşümlü olarak kanatlara hapsetmek çok büyük zarar veriyor takımın hücumuna.

Her şeye rağmen bir olabilirlik var.Escude'nin büyük ihtimal ile bu sistemde daha verimli olması , Oğuzhan'ın yaratıclık açısından takımın bir üst seviyeye taşıması gibi etmenler daha iyi bir noktaya getirebilir.Yeter ki tek problemimiz saha içi olsun.