Beşiktaş'ın Dikenli Yolu

Bir önceki sezonun devre arasından başlamak gerek. On yedi maçta on yedi galibiyet hedefinin slogana dönüştüğü günler unutulmaz. Soğuk bir İstanbul gününde, garabetin betona dönüştüğü yer olan Olimpiyat Stadı'nda biten umutlar, yerini mazeretlere bırakmıştı. Sözkonusu ve 29 yaş ortalamalı Beşiktaş, gelecek sezonun takımıydı. Yönetimdeki madrabazlar, bir kısım taraftarı da inandırmıştı ve onlar da diğerlerini yalnızca zamanı baz alan istikrarın, armuta ek olarak Beşiktaş'ı da olgunlaştırabileceğine ikna etmeye çalışıyorlardı.

Hepsinden önemlisi, Beşiktaş taraftarı o güne kadar inançlarını argümanlarla destekliyordu. Başlıcasını sıralamak gerekirse, sezonun ilk devresinde bir maç bile çevirememiş olsa da iyi saydıkları bir hocaları vardı; ama artık çok sayıda 'daha iyi' futbolcuları vardı. Guti ve Quaresma'nın yanına Simao, Almeida ve Fernandes eklenmiş, ayrıca başkanın telefon rehberine Ronaldo'nun numarası kaydedilmişti. Günler geçtikçe, algılara tutunacak dal bırakmayan gerçek, hakikate dönüşerek Beşiktaş'ı yeryüzüne indirmişse de olsundu, Başkan bir kez daha çıldırtabilir, baştan çıkartabilirdi.

Fakat deniz kuruyunca Başkan kaçtı ve TFF'deki koltuğa yerleşti. Arta kalan ise Yunanistan'vari bir iktidar değişimi oldu. Merkez partilerin tasfiyesi gibi, Beşiktaş'taki ana akım fikir, ekonomik nedenlerle iktidardan düştü. Tümüyle koşulların gerektirdiği bir yapı hasıl oldu ve yeni yönetim, her kimin idaresinde olursa olsun, tabii eğer Arap ya da Rus sermayesinin futbola bakışını taşımıyorsa, istese de farklı bir yol izleyemeyecekti. Fikret Orman yönetimi ya da başkaları, çok önemli değil; birisi eğer Beşiktaş'ı kurtarmaya çalışacaksa, bunun yolu belli: Minumum gider / maksimum gelir ile borç ödemek. Bu noktaya gelineceğini süreç içinde defalarca hatırlatanlar oldu, fakat fazlasıyla azınlıkta kaldılar. Şimdi ise herkes, zorunluluktan ötürü çaresizliğe rıza göstermek zorunda.

Bu çaresizlikte yarışmacı olamama ihtimalinin yüksekliği var. İşlerin ters gitmesi, iç karışıklık halinde durumun daha da kötüleşmesi olasılığı var. Sayısı çok daha fazla olan menfi ihtimallerin tahmin edilemeyecek yansımaları da olabilir, lakin artık biliyoruz ki eski zihniyet, bir süre iktidarda olamayacak. Fakat 8 senelik hezeyan günlerine geri dönme riski hala yerli yerinde duruyor. Buna engel olmak için de FEDA gibi kampanyalar değerli ve üye yapısının değiştirilmesiyle desteklenmeli. Ayrıca halihazırda harekete geçmiş durumdaki Beşiktaş taraftarının bu durumunu  kulübe ekstra gelir getirecek projelere kanalize etmek de çok önemli.

Öte yandan, gerçekleşmesi gereken dönüşümün asli parçası olan futbol takımın durumunda esas itici güç yeni yönetim iken, biraz da geçmiş tecrübelerin bu konuya yüklediği fazladan ehemmiyet nedeniyle Beşiktaşlılar'ın büyük çoğunluğu hoca seçimine odaklanmış durumda. Halbuki hoca seçimi özelinde yapılan kof istikrar propagandası, mevcut Beşiktaş'a herhangi bir şey kazandırmayacaktır.

Beşiktaş'ı tüneldeki ışığa ulaştırması hedeflenen ve küçük küçük emarelerine şahit olduğumuz yeni proje, içerisinde olduğumu dönemin lokomotifi. Hocaya bağlı olmayan bir yapı kurulmak zorunda, tıpkı geçen yıllarda olduğu gibi; ama bu kez müsbet bir yönde.

Eskiden Beşiktaş'a gelen hocalar, işbilmez zevata yol yordam gösteriyor, zamanla bu durum egosu yüksek plaza efendilerine ağır geliyordu. Şimdi ise yönetimdeki ekip, futbolu gelecek hocalardan iyi biliyor değil; ama ummak zorundayız ki şu anda ne yaptıklarını biliyorlar ve ne yapacaklarını bilecekler. Veyahut, bilmek zorundalar...

Buradan hareketle, popüler soruyu soralım: Rangnick mi, Zico mu?

Ya da bir başkası... Beşiktaş'a gereken, futbolun pedagojisine hakim biri. Olsun da ister tüm maçı futbolcunun kafasına vura vura analiz eden biri olsun ya da futbolcuların derin saygı duyacağı, ne dese yapacağı biri olsun. Aslolan, onun yol göstericiliğinde proje büyüsün, güçlensin ve daha da önemlisi, bir zaman sonra dargın ayrılmayalım. Zira biliyoruz ki, yeni Beşiktaş'ta tüm bunların farkında olan insanlar var.

Öncelik, yeni yönetimin geçmişin yüklerini atmak için yapacağı hamleler ve bu doğrultuda yürütülecek politikalardır. Kulüp biraz belini doğrultursa eğer, yapılacak hoca seçimini hep birlikte ve hararetle tartışabiliriz.

Noat Samisa

23.05.2012