İyi Arsenal + Mesut ile Walcott

Giroud ve Mesut
Arsenal bu hafta da kazandı, galibiyet serisini 5 maça çıkardı. Geçen sezonla birlikte oynadıkları son 16 resmi maçta yalnızca 1 kez kaybetmiş bir takım olarak kaldıkları yerden devam ediyorlar, fakat genel algı böyle değil. Boş geçen transfer sezonu ve ligin ilk haftası gelen Aston Villa yenilgisinin yarattığı kriz havası onları suni gündemlere itti ve nihayetinde kulüp tarihinin en pahalı transferi Mesut Özil, son gün takıma katıldı.

Havayı değiştiren sıralı galibiyetler değil, son 5 sezonda Avrupa'nın üst düzeyde en çok asist yapan oyuncusunun Arsenal'e transferi oldu. Zira Arsenal'in daimi ilk 4 adaylığı sürüyor ya da tehlikede olduğu iddia ediliyordu; ama yine şampiyonluktan söz edene pek rastlanmıyordu. Şimdi ise dünyanın en özel oyuncularından birine sahipler ve zaten iyiler. Bazı oyuncuların sık sakatlanması, kulübenin zayıflığı gibi artık ligin takipçilerinin iyi bildiği meseleler halen şampiyonluk iddiasının yanına ilişiyor, fakat yeniden çok güçlü oldukları günleri yaşıyor olabilirler.

Nitekim Sunderland deplasmanında ilk yarının tamamı ve maçın son yarım saatinde oynadıkları oyun, fazlasıyla vaatkar. Oyunu kolayca rakip alan yıkan Arsenal, ince bilekli hücumcularıyla parladı. Top tekniği yüksek ve kendini boşa çıkarmayı çok iyi bilen oyuncu grubu, Mesut Özil'in liderliğinde yüksek kalitede futbol oynadı. Ana hücum planı ise topu Mesut'la buluşturmaktan bir adım ötesi, Theo Walcott'ın arka direk koşuları oldu.
Sunderland 1-3 Arsenal - 14.09.2013
Mesut Özil'in forvet arkasındaki varlığı, yalnızca onun takıma katacakları ile sınırlı bırakılmamıştı. Sol kenarda oynayan Aaron Ramsey, sürekli iç bölgeye girerek oynayan bir orta saha oyuncusuydu. Santrfor Giroud sırtı dönük oyunu iyi beceriyordu ve arkadan destek, Flamini'nin takıma kattığı sertlikle belli ölçüde rahatlayan Wilshere'dan geliyordu. Bu dörtlü sürekli birbirlerine yakın oynadılar, sıkıştıklarında ise Ramsey'in boşalttığı alana giren sol bek Gibbs ile oyunu genişlettiler. Atakların anahtarı ise Theo Walcott oldu. İngiliz kenar oyuncusu, söz konusu üçgenlere hiç dahil olmayarak hücumları tamamladı, takımının rakip kaleye en yakın adamı oldu.

Walcott'un aldığı paslar
Verimli olduğunu söylemek ise zor, çünkü ilk yarı çok net iki pozisyonda iyi gol vuruşu yapamayınca ikinci devre bir ara maç zora girdi. Sonuçta esasen bitirici değil, hazırlayıcı bir futbolcu ve bu durum şaşırtıcı değil. Önemli olansa Arsenal'in mevcut kadrosunun artık pek çok maçta Walcott'un hazırlayıcılığına ihtiyaç duymayacak olması.

Belki ters kenarda daha kaliteli bir bitirici olsa, bugünkü maç ilk yarıda 3-0 olabilirdi. Zayıf Sunderland'e karşı Mesut'un da iyi tanıdığı Podolski'nin ters kenardaki varlığı onları çok daha efektif yapabilirdi. İlerleyen maçlarda Arsenal'i benzer hücumlarda gol bulurken ya da Mesut'un varlığıyla artan hücum gücü ve Flamini'yle artan sertlikle birlikte oyununa yeni şeyler eklerken görebiliriz.

Daha da önemlisi, Arsenal bir süredir iyi savunma yapıyor. Takım olarak, 11 kişiyle savunuyorlar, formda bir kalecileri var ve orta sahada yapılan basit top kayıpları ile yedikleri goller Aston Villa maçında kaldı. Topla oynamayı çok sevmelerinin yanı sıra geçtiğimiz ilkbahardan beri eskisinden daha iyi bir kontra atak takımı oldular. Fulham deplasmanında atılan goller ve Sunderland'e karşı Mesut'un yaptığı asist güzel birer örnek. Tabii bir de zeki golcü Giroud'nun derslik ön direk koşuları... ve Arsenal, hala savunma dörtlüsünde kalite yoksunu olsa da bu sezon -epeydir olduğundan daha fazla- seyre değer.

Noat Samisa

14.09.2013

Hiç yorum yok: