Sözlük

Trend Futbol: Yaşadığımız günlerin geçerli kazanma yolu ve bu yolun kullanımında yardım alınan ögeler toplamı.

Santrafor Oyunu: Trend futbolun tek santraforu, 9 numara. Hem hedef adam, hem ikinci santrafor; hem yaratıcı, hem golcü. Hepsinden biraz, toplamı özel bir adam. Milan Baros, Makukula, Bobo ve Umut Bulut, yakın zamanda ligimizden iyi örnekler.

Hedef Adam: Uzun top ya da pas trafiğinde topu mutlaka alması istenerek bu şekilde görevlendirilen santrafor. Güçlü fizik, uzun boy ve kalçasını iyi kullanabilme tercih edilen özellikleridir. Mehmet Yıldız, son yıllardan çok iyi örnek.

Klasik Golcü (Poacher): Yasak bölge avcısı, ceza sahası golcüsü. Sezgi ve topsuz oyun yetenekleriyle doğru zamanda doğru yerde olan, topu bir şekilde (sıklıkla ayakla) kaleye gönderebilen forvet. Bu oyuncular eskiden sadece gol atardı, bugün fazlasını yapmaları da isteniyor. En iyi örneklerinden biri kariyerinde ceza sahası dışından golü olmayan Ruud Van Nistelrooy'dur. Gabriel Batistuta, Michael Owen, Gerd Müller, Flippo Inzaghi diğer büyük golcüler olarak sayılabilir.

İkinci Forvet: Hedef adamın partneri. Hızlı, çabuk, sezgileri yüksek ve iyi son vuruşçu oyuncular bu rolde parlar. Micheal Owen, mesela.

Uzak Forvet: Demarke vaziyette oynatılan forvet oyuncuları için kullanılan tabir. Kenarda oynayan santraforlar (en iyi örnek Podolski), ikinci forvetler ve aşağıda bahsedilen ''sahte'' sıfatına sahip rollerin oyuncuları birer uzak forvettir. Bugünün trend futbolunda kaleye uzak oyuncu, görüntüde yakın olandan daha tehlikeli olabilir.

Sahte 9 Numara: Geri gelerek top alan, sırtı dönük oynayabilen ikinci santrafor ya da en uca konulan serbest oyuncu. Aslen kanat oyuncusu olan Messi ve aslen forvet arkası, trequartista olan Totti bu rolün en radikal örnekleri iken bir tek santraforun da (en iyi örnek Eto'o) bu rolde oynaması mümkündür.

9.5 Numara: Yaratıcı ikinci forvet oyuncuları için Fransız'lar ''neuf et demi'' tabirini kullanırlar. 9 numaralar gibi golcü, 10 numaralar gibi yaratıcı; ama ikisi de değil.

Sahte 10 Numara: İkinci forvet olarak da kullanılabilen skorer forvet arkası oyuncuları için kullanılan terim ya da tek santraforun arkasındaki trequartista. Del Piero, Sneijder ve Alex de Souza, iyi örnekleri.

10.5 Numara: Yetenekleri 10 numara için yetersiz(!) forvet arkası oyuncusu. Mustafa Denizli'nin kazandırdığı bu terime göre en iyi örnek Rodrigo Tabata.  

Kanat Beki: Üçlü (ya da beşli) savunma oynayan takımlarda tüm kanadı boylu boyunca kullanan ve kontrol eden kanat oyuncusu.

Stoper Bek: Kenarda oynatılan stoper. Hücumlara pek katılmaz, top kendi takımındayken savunmayı üçler. Barcelona'nın sol bekte Abidal ve Puyol kullanımı, zirve örneklerden.

Dış Bek: Ya da hücumcu bek. Sıklıkla dar alanda çok etkin olamayan yetenekli kanat oyuncularından devşirilirler. Açık alanda tempolarıyla yarattığı fark, bugünün futbolunun X-faktör'ü olmuştur. Maicon, Alves, Gökhan Gönül, Coentrao, Evra... en iyi örnekleri.

Santra-haf: Futbolun ilk dönemlerinde bu yana dönem dönem görülen bir rol. Sık sık stoperlerin arasına giren savunma önü oyuncusu. Ön stoper.

Libero: Süpürücü. Adam markajıyla oynayan takımlarda, ki bunlar genelde üçlü savunma hattı oluştururlar, özellikle iki santraforla oynayan takımlara karşı iki stoper markaj yaparken, onların boşalttığı bölgeye girecek topları ve adamları savunmak, bu serbest oyuncunun görevidir. Ağırlıkla defansif karakterli takımlarda görülse de Franz Beckenbauer, Ruud Krol, Miodrag Belodedici gibi top tekniği yüksek oyuncuların da pasa dayalı futbol oynayan takımlarda libero oynatıldığı görülmüştür.

Çapa ya da Dalgakıran: Savunma önündeki, ana görevi top çalmak olan oyuncu.

Ön Libero: (TR) Ön süpürücü. Fakat bu terim oluşturulurken libero'nun catenaccio'daki örneğinin mi, yoksa Beckenbauer'in mi referans alındığı bilinmemektedir. Yalnızca Türkiye'deki futbol terminolojisinde yer alan bu tabir, Maslov'un ''dalgakıran'' olarak nitelendirdiği savunma önü oyuncusu, İngiliz'lerin ''anchor man'' deyişi ya da ''Makalele rolü''nü anlatmak için kullanılır.

Çift Önlibero: (TR) Tamamen saçmalık.

Box-to-Box: Diğer deyişle ''British model'' orta saha oyuncusu. Yalnızca klasik (flat, yani düz) orta saha kullanılan şablonların (klasik 4-4-2 ya da varyantları) sahip olduğu orta saha oyuncusu tipidir. İki ceza sahası arasını komple kullanır, adı buradan gelmektedir. Çünkü hatlar arasında (savunma - orta saha ve orta saha - forvet) herhangi bir ara bölge oyuncusu yoktur. Scholes, mesela.

İç Oyuncusu: Üçlü orta sahayla oynayan takımlarda bulunan, sahip oldukları görevler savunma önü oyuncusuna ya da merkez oyuncusuyla (box-to-box da dahil) birebir örtüşmeyen, İtalyan'ların ''Carillero'' dedikleri oyuncu. Çalışkan ve iyi pasördürler. Okan ve Emre, mesela.

Çift Yönlü Orta Saha: (TR) Topla münasebet becerileri kuvvetli orta saha oyuncusu.

Tavşan Deliği: Rakip savunma hattı ile rakip orta saha hattı arasında, stoperlerin önündeki alan. Sahadaki en önemli, gole en yakın alandır. ''The Hole'' denilen bu bölge ya da orada oynayan özel rol sahibi oyuncu, sıklıkla bir santra-haf ya da Makalele rolü sahibi bir oyuncu tarafından ekstra korumaya veya savunmaya alınır.

(Klasik) 10 Numara: Çift santraforun arkasında, Tavşan Deliği'nde pozisyon bulmaya çalışan serbest yaratıcı oyuncu. Trequartista. Topu gereken yerde aldığında bir pas ya da bir şutla takımını kolayca gole götürebilir: Georghe Hagi gibi.

Çift Dörtlü Hat: Nam-ı diğer ''two banks of four''. Bazı takımların top rakibe geçtiğinde oluşturdukları görüntü. Bu takımlarda savunma dörtlüsünün önünde yerleşik orta saha dörtlüsü bulunur. (4-4-2 ve varyantları, ayrıca 4-1-4-1) Bazı takımlarda bu iki hat arasında, bazılarında ise bu iki hattın önünde bulunan ekstra oyuncu ve - veya bir adet santrafor ya da iki adet santrafordan oluşur. Sözkonusu takımın en az -duruma ve şablona göre- 8, 9 ya da 10 kişiyle (kaleci hariç) topun arkasına geçtiğini işaret etmek için kullanılır. Top rakipte iken bu yapıyı oluşturan takımlar, rakip stoperlere baskı yapmaya pek hevesli değildirler, topu pas kanallarını kapatarak orta saha civarında ele geçirmeye çalışırlar.

Çizgi Savunma: Dörtlü savunma hattı ile oynayan takımların savunma yerleşimi. Dört savunma oyuncusu, top rakipteyken -oyunun akışı içerisinde- sürekli birbirlerinin konumunu kontrol ederek oynarlar ve daima bir hat oluşturmaya ya da oluşturabilecek durumda olmaya özen gösterirler. Topa sahip olunduğunda ise bekler ileri ve yana doğru açılır, bir yay oluşturulur.

High-line: Ön alanda yüksek pres gücüyle oynamak isteyen, topu henüz rakip stoperlerin ayağında iken ele geçirmeye çalışan takımların kullanıdığı radikal çizgi savunma uygulaması. Topu presle kazanıp, savunma ağırlığını ön alana veren takımların tercihidir. Bir savunma yöntemi değil, hücum planının destekleyicisidir. High-line oynayan bir takımın savunmacıları, rakip takım ön alan presini aştığında geri kaçmaz, topa baskı yapmaya ve aynı hat üzerinde kalarak rakip forvetleri ofsayta düşürmeye çalışırlar. Kullanımı, pasif savunma uygulamasıdır. Vaktiyle 70'ler Hollanda'sı, Valeri Lobanovski ve Arrigo Sacchi'nin Milan'ı bu taktiği mükemmel uygulayarak büyük başarılar kazanmışlardır. Ama artık ofsayt kuralı değişti ve takım yerleşimini önde kurmak, eskisinden çok daha zor. Bugünün Barcelona'sının dahi bu konuda tarihteki muadilleri kadar radikal değil. Zdenek Zeman ve Yılmaz Vural takımları (uygulamada iyi olamasalar da) radikallik konusunda en iyi örneklerden sayılırlar.

Ofsayt Kuralı'nın Liberalizasyonu: Başlarda -rugby kaynaklı- gerideki oyuncuya pas verme zorunluluğu olan ofsayt, sonradan pas verildiğinde ''üç rakip oyuncunun gerisinde olmak'' ile değiştirildi. Yıl 1925 olduğunda ise bu sayı ikiye düşürüldü ve 2-3-5 şablonunda bir oyuncunun tüm kuralların dışında süpürücü olarak arkada kalabilme durumu devre dışı bırakıldı. Bu karar, gol sayısını artırmasının yanı sıra futbolun muhteşem icatlar çağını tetiklemiştir. 90'ların sonunda ise adım adım ofsayt kuralı yenilendi. Önce aktif alan, sonra pasif ofsayt ve son olarak yalnızca topa ve rakipe müdahale eden ya da topu ve rakibi doğrudan etkileyen oyuncuların ofsayt sayılacağına hükmedildi. Bu durum, savunma oyuncularının çevre kontrolünü zorlaştırdı, ayrıca kaleye uzak oyuncuları, nispeten yakın olanlardan daha kıymetli hale getirerek bir yeni çığır açtı. Sayesinde aktif savunma prensipleri gitgide önem kazandı, kazanıyor. Bunun futbolun başına gelen iyi bir şey mi, yoksa kötü bir şey mi olduğu epey tartışmalı.

Modern Futbol: Tıpkı insalığın çevresinde olan-biten her şeyi akılla kavramaya başlamasının milat sayılması gibi, futbolda aklın tam olarak en öne konulmasıyla ''modern futbol'' dönemi başlar. Yaygın olarak atasının Viktor Maslov olduğu kabul edilir.

Tuna Ekolü: 1920'li yıllarda İngiliz antrenörlerle tanışan Orta Avrupa'lı hocaların etkisiyle Avusturya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan ağırlıklı olarak Tuna Nehri boyunca görülen kısa paslı dinamik oyun tarzı. Oyunun gelişiminde bir ilktir ve devamındaki dönemi etkilemiştir.

Total Futbol: İçerisinde pek çok radikal öge barındıran bir futbol dönemi. Temel olarak sahadaki her oyuncunun eş rollere sahip olmasıyla maç içinde daimi mevki değişimleri yapılmasına ve topu kaptırınca topyekun alanı daraltma, topa sahipken sürekli alanı genişletme idealine dayanır. İçerisinde Johan Cruyff hariç spesifik rol sahibi hiçbir oyuncu yer almaz. Kısa bir süre başarılı olmuş, herkesi ve futbolu derinden etkilemiş, mirası bugüne kadar taşınmış; fakat kolay uygulanabilir olmayışı nedeniyle varlığını devam ettirememiştir.

Oyun Kurucu: Sıklıkla sahadaki lider oyuncudur, muhtemelen kaptandır. Bugünün futbolunda bir stoper, bir bek, orta saha oyuncusu da takımın oyun kurucusu olabilir. Geleneksel olarak ise 10 numara ya da trequartista'lar bu misyonu üstlenir.

Trend 4-3-3: 50'lerin sonunda ortaya çıkan ve 70'lerde değişik bir formda görülen 4-3-3'ten farklı olarak içerisinde bir gerçek santrafor, bir kanat adamı ve bir de uzak forvet barındıran; en iyi örneklerinin Mourinho'nun Chelsea'si ve Rijkaard'ın Barcelona'sı ve Andre Villas-Boas'ın Porto'su olduğu düzen.

Duran Top Alan Savunması: Özellikle kornerlerde takımın 11 oyuncuyla kendi kalesi önünde bulunduğu, fakat herhangi bir rakipten değil, maç öncesinde kendisine işaret edilen alana düşen toptan sorumlu olduğu savunma ve kontra atak taktiği.

Tiki - Taka: Bugünün Barcelona'sı ve İspanya ulusal takımın futbol tarzı için kullanılan İspanyolca tabir. Esas amaç sürekli topa sahip olmaktır, alanı sürekli genişleterek atak halinde olmak değil.

(TR): Türkiye'de icat edilmiş terim.

Not: Zamanla yeni terimler eklenecektir.

Noat Samisa

Son Güncelleme: 19.05.2010

7 yorum:

Flying Dutchman dedi ki...

bi de sahte On Libero var: Mustafa Sarp

Minero dedi ki...

En çok "Çift Ön Libero: Tamamen saçmalık" tanımını beğendim...

Andrea Pirlo dedi ki...

Çok kasmışın usta :) Önlibero'ya tanım yapılmış. Çift önlibero'ya saçmalık denmiş. Anlamadım olayı. çift önlibero da tanımı yapılan şeyin çift olanıdır. değil midir?

nephessus dedi ki...

bir zamanlar da sweeper vardı ama ofsayt kuralını pek sallamayan bir taktik olduğundan, evrime yenik düştü galiba.

Noat Samisa dedi ki...

Andrea Pirlo,

Çift kaleci ya da çift 10 numara nasıl mümkün değilse, çift önlibero da tarihsel olarak açıklanabilir bir şey değil. Doğru bir tabir değil.

Nephessus,

Sweeper = Süpürücü olarak yazıda yer alıyor. Değişimde bir süredir ortadan kayboldu, ama yakında yeniden ortaya çıkacak, hem de daha güçlü şekilde.

Andrea Pirlo dedi ki...

işin teknik kısmını benden daha iyi bilirsin sözüm yok ama, ön liberonun tanımı;

"Ön süpürücü. Fakat bu terim oluşturulurken libero'nun catenaccio'daki örneğinin mi, yoksa Beckenbauer'in mi referans alındığı bilinmemektedir. Yalnızca Türkiye'deki futbol terminolojisinde yer alan bu tabir, Maslov'un ''dalgakıran'' olarak nitelendirdiği savunma önü oyuncusu, İngiliz'lerin ''anchor man'' deyişi ya da ''Makalele rolü''nü anlatmak için kullanılır."

şeklinde yapılıyorsa. bunun çift'i saçma ve ya imkansız değildir. iki tane olanıdır. düz mantık :))

Gökhan AKSOY dedi ki...

Uzak forvet tanımının en iyi örneği Rogerio Ceni'dir. Ondan daha iyisi mi var? :)